2007'den Bugüne 88,406 Tavsiye, 27,369 Uzman ve 19,484 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Sosyal Fobi, Kişilerarası İlişkiler ve Sosyal Fobi’de Bilgi İşleme Yanlılıkları
MAKALE #3600 © Yazan Uzm.Psk.Cemal UZUN | Yayın Eylül 2009 | 8,734 Okuyucu
Sosyal Fobi, Kişilerarası İlişkiler ve Sosyal Fobi’de Bilgi İşleme Yanlılıkları

DSM-4-R (Psikiyatride hastalıkların tanılanması ve sınıflandırılması el kitabı) (APA, 2005)’e göre sosyal anksiyete bozukluğunun temel özellikleri sosyal durum veya olaylardan belirgin ve sürekli bir korku duyma ve bu gibi durumlardan kaçınmadır. Alden ve Taylor (2004)’e göre sosyal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi) sadece anksiyete bozukluğu değildir; aynı zamanda anksiyetenin, bireyin kişilerarası ilişkilerini bozduğu bir kişilerarası bozukluktur. Sosyal fobi bulunan kişiler, belirli durumlarda utanmaktan ya da küçük düşmekten korkmakta ve çarpıntı, kızarma, terleme ve titreme gibi fizyolojik belirtiler yaşamaktadırlar. Korku, topluluk önünde konuşmak gibi bir durumda ortaya çıkabileceği gibi, sosyal ilişkilerin çoğunda veya tamamında da ortaya çıkabilir. Sosyal fobili bireyler çeşitli nedenlerle utanmaktan korkarlar; bunlar arasında beceriksizlik ya da uygunsuz davranış (örneğin yanlış şeyler söylemek, kekelemek) ve kaygının dışa vurulan belirtileri (örneğin kızarma, terleme, titreme) bulunmaktadır ( Noyes ve Hoehn-Saric,1998). Sonuç olarak sosyal fobili bireyler korktukları etkinliklerden kaçınmakta ve yaşamlarını sınırlamaktadırlar.
Bu makalede sosyal fobili bireylerin ne tür kişilerarası tarzlar kullandığı; sosyal anksiyetesi yüksek bireylerin kendi kişilerarası ilişkilerini nasıl değerlendirdikleri, yaşanan kaygının kişilerarası ilişkileri, kişilerarası ilişkilerin de yaşanan kaygıyı nasıl etkilediği, sosyal anksiyete sırasında yaşanan bilgi işleme yanlılıkları ve bilişsel çarpıtmaların neler olduğu üzerinedir
Yapılan araştırmalarda, sosyal fobisi olan ya da sosyal kaygı düzeyi yüksek bireylerin, fazlaca kendini koruyucu davranışlar içeren, çatışma yaşamaktan ve duygu belirtmekten kaçınan, diğerlerinin yönlendirmesini kabul eden, kendilerini kısıtlayan ve atılganlık eksikliği taşıyan sosyal stratejiler kullandıkları belirtilmektedir (Langston ve Cantor, 1989; Meleshko ve Alden,1993; Alden ve Bieling, 1998; Davilla ve Beck, 2002; Oakman ve ark., 2003; Beck ve Davilla, 2003; Alden ve Taylor,2004).

Kişilerarası ilişkilerde her an diğerleri tarafından eleştirilecekmiş, aşağılanacakmış veya küçük düşürülecekmiş gibi korkular duyma ve utanmaktan çekinme sonucu, sosyal fobili bireyler, her an tehlike beklentisi içinde tetikte dururlar ve diğerlerinden kendilerini korumaya çalışırlar. Bu olumsuz düşünce ve beklentilerin sonucunda, sosyal ortamlarda genellikle gergin olurlar ve kendilerini açmakta, sohbete katılmakta, kendileri ile ilgili bilgi vermekte ve duygu paylaşmakta zorlanırlar; çatışmaya girmekten kaçınır ve daha izole dururlar. Dolayısıyla diğerleri tarafından daha uzak, itici ve sosyal becerilerden yoksun, utangaç kişiler olarak algılanırlar. Tüm bu nedenlerden dolayı genellikle yalnızlık hisseder, kendilerini sosyal ortamlardan geri tutar, yeni arkadaş edinmekte zorluk yaşar ve özellikle karşı cinsle ilişki kurmakta daha da fazla zorlanırlar. Bu durum sosyal fobili bireylerin sevme, sevilme, onaylanma, destek görme, arkadaşlık ve yakınlık kurma gibi çok temel kişilerarası ihtiyaçlardan mahrum kalmalarına ve kişilerarası ilişkilerde daha fazla stres yaşamalarına neden olmaktadır. Kişilerarası ilişkilerde, kendini koruyucu davranışların kullanımı, sosyal anksiyete yaşayan bireylerin, diğerlerinden daha olumsuz tepkiler almasına neden olmakta ve kendilerine zarar veren döngülerini devam ettirmelerini sağlamaktadır. Ayrıca, atılganlık eksikliği, kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini dile getirmekte zorluk ve çatışma durumlarında daha pasif davranarak diğer bireylerin yönlendirmesini kabul etme gibi davranışlar yine kişilerarası ilişkilerde yaşadıkları stresin daha da artmasına neden olmaktadır.
Tüm bahsedilen davranışlar ve yaşanılan duyguların kökeninde, sosyal fobili bireylerin kendileri, dünya ve diğerleri ile ilgili bilişleri (düşünce ve yorumlamaları) yer almaktadır. Bilişsel Terapi yaklaşımına göre davranışlarımız ve duygularımız çoğunlukla yaşadığımız olaylardan çok, o olayları nasıl algıladığımız, nasıl yorumladığımız ve açıkladığımız tarafından belirlenir (Beck ve Ark.,1983). Daha başka bir deyişle “duygularımızı ve davranışlarımızı belirleyen şey düşüncelerimiz veya nasıl düşündüğümüzdür”. Bilişsel yaklaşıma göre insan bilgi işleme sürecinde pasif değildir. Herhangi bir girdi veya uyarı zihnimiz tarafından algılandığında hemen bir tepki vermeyiz, tepki oluşmadan önce uyarılar zihnimiz veya beynimiz tarafından işlenir. Başka bir deyişle beynimiz bilgi işleyen bir makine gibi çalışır. Bu süreçte nasıl bir çıktı oluşacağını belirleyen şey tutumlarımıza; kendimiz, dünya ve diğerleri ile ilgili varsayımlarımıza; çocukluk yaşantılarımıza, kişilik örüntümüze göre değişiklik gösterecektir. Örneğin bir birey, bütün yaşantılarını başarı ve başarısızlığa göre açıklama eğilimi içinde olursa, muhtemelen o bireyi yönlendiren tutum veya varsayım “eğer her şeyi mükemmel bir şekilde yapmazsam başarısız sayılırım”’dır. Bu gibi kural ve varsayımlar yaşadığımız olaylarla ilgili düşüncelerimizi, o olaya ilişkin açıklama ve yorumlamalarımızı etkileyerek çeşitli duygu ve davranışlar sergilememize neden olurlar.

Sosyal fobili bireylerin kendileri, dünya ve diğerleri ile ilgili düşünce ve varsayımları (Burns, 1999)’a göre genellikle şöyledir
Sosyal fobili birey:
*Her an başkaları tarafından eleştirilecekmiş gibi düşünür. İnsanların soğuk ve acımasız olduklarını ve onu aşağılamak için hazırda beklediklerine inanır.
*İnsanların onu sevmesi veya kabul görmesi için diğerlerini etkilemek zorunda olduğunu ancak diğerlerini etkileyebilecek hiçbir özelliğe sahip olmadığına inanır.
*Kendisini başkalarıyla karşılaştırdığında diğerlerinden daha kusurlu ve daha aşağı seviyede olduğuna inanır ve insanların onu gerçekten, olduğu gibi tanıdığında sevmeyeceklerini veya saygı göstermeyeceklerini düşünür.
*Sanki diğerlerinin X-ray ışınları varmış gibi genellikle hissettiği duyguların, özellikle utanma ve kaygının, diğerleri tarafından fark edileceğini ve diğerleri tarafından aptalca veya kabul edilemez şeyler olarak değerlendirileceklerini düşünür.
*Diğerlerinin yargılayıcı ve eleştirel olduklarını düşünür ve diğerlerinin ondan mükemmel olması gerektiği beklentisi içinde olduklarına inanır. Nasıl hissetmesi veya nasıl davranması gerektiği konusunda davranışlarıyla ilgili katı kuralları vardır.
*Diğerlerinin karşısında hata yapacağı veya kendini aptal bir konuma sokacağı konusunda korkuları vardır. Böyle bir durum yaşadığında, yani herhangi bir hata yaptığında, diğerlerinin anında onu hor göreceklerini veya aşağılayacaklarını düşünür.
*Öfke gibi olumsuz duyguları ifade etmekten aşırı şekilde çekinir, diğerleriyle çatışma ve tartışma yaşamaktan kaçınarak genellikle diğerlerine boyun eğer.

Sosyal fobi kaygı ile ilgili bir problemdir. Kaygı da dikkatten çok etkilenmektedir. Bilgi işleme sırasında, yani hangi uyarıcı veya uyaranların bilgi işleme sürecine gireceğini belirleyen şey neye dikkat yönelttiğimizdir. Başka bir deyişle dikkat bir filtreleme görevi görerek hangi uyaran veya uyarıcıların bilgi işleme sürecine katılacağını belirler. Yapılan araştırmalar kaygı sırasında dikkatin daha çok tehlike oluşturulabilecek uyaranlar üzerinde yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Örneğin panik atak yaşayan bir bireyin dikkati genellikle fizyolojik semptomları ve özellikle de kalp atışı üzerine odaklıdır. Kalp hızının artmasına çok duyarlı olduğu için en ufak bir kalp çarpıntısını yaşadığı kaygıdan dolayı yanlış yorumlayarak “kalp krizi geçiriyorum, öleceğim” şeklinde yorumlayabilmektedir. Beck ve Clark (1997)’a göre kaygı sırasında yaşanan temel bilgi işleme problemi, zararsız durum veya uyaranlara abartılı ve uygun olmayan bir tehdit anlamının yüklenmesidir.

Sosyal fobili bireyler, tehdit ve tehlike içeren uyaranlara seçici bir dikkat geliştirirler (Amir, Foa ve Coles, 1998; Amir, Beard ve Przevorski 2005; Musa ve ark., 2003; Mogg, Bradley ve Philippot,2004). Böylece çevredeki güven verici ipuçlarını görmezden gelirler ve tehlikeyle baş edemeyeceklerine dair bir algı geliştirerek baş edebilme güçlerini değersizleştirirler.

Ayrıca yapılan çalışmalar, sosyal fobili bireylerin etkileşimler sırasında dışsal uyarıcılardan çok kendileri ile ilgili, özellikle de kaygı belirtilerini içeren duyumlara yönelik dikkat yanlılığı gösterdiklerini ve bu duyumlardan yola çıkarak, kendileri ve sergiledikleri davranışlarla ilgili çeşitli olumsuz çıkarımlar yaptıklarını ortaya koymaktadır (Mellings ve Alden, 2000; Mansell, Clark ve Ehlers, 2003; Pineles ve Mineka, 2005; Wells ve Papageorgiou,2001; Alden ve Mellings, 2004). Kaygı belirtileri; kalp atışında hızlanma veya çarpıntı, terleme, titreme, soluğun kesilmesi ve nefes almakta güçlük, bulantı ve karın ağrısı ya da mide de burkulma, baş dönmesi veya sersemlik hissidir. Sosyal fobili bireyler her an tetikte oldukları, hata yapmaktan ve utanmaktan çekindikleri sürekli bir tedirginlik duyar ve kaygı yaşarlar. Yaşadıkları kaygı sonucunda yukarıda bahsi geçen kaygı belirtileri oluşur. Dikkatleri, kendileri ve yaşadıkları belirtiler üzerine odaklandığı için bu belirtileri hemen fark eder ve bu belirtilerden yola çıkarak kendileri ile ilgili çeşitli olumsuz çıkarımlar yaparlar. Örneğin yaşadıkları kaygıdan dolayı hızlı ve zorlanarak nefes aldıkları için, nefeslerini iyi kullanamayarak kekeler veya takılırlar. Bu durumda kendilerini küçük düşürdüklerini düşünürler. Bu olumsuz düşünce yine kaygı yaşamalarına ve yaşadıkları kaygı da bedensel semptomların artmasına neden olur. Bedensel semptomlarda yaşanan artış deyim yerindeyse ellerinin ayaklarının birbirine dolaşmasına neden olur ve dikkatlerinin büyük bölümünü kendileri ve bedensel belirtilerine yoğunlaştırdıkları için dikkatsiz ve sakar davranabilirler. Böylece akıllarından geçen olumsuz düşünceleri doğrulayarak sakarca davranabilir ve yaşadıkları kaygıyı artırarak kendilerini bir kısır döngü içine sokarlar. Sonuç olarak tekrardan aynı şeyleri yaşamamak için sosyal ortamlardan uzak dururlar ve kaçınma geliştirirler. Ancak kaçınma arttıkça sosyal ortamlardan duyulan korkuda da artış olur ve kişilerarası ilişkilerinde yaşadıkları stres miktarı da böylece artar.

Yine yapılan çalışmalar, sosyal fobili bireylerin belirsiz sosyal durumları ve olası olumlu sonuçların olabileceği sosyal durumları olumsuz olarak değerlendirdiklerini; orta düzeyde olumsuz olabilecek sosyal durumları felaketleştirdiklerini; yaşadıkları bir sosyal olaydan sonra, olayla ilgili olumsuz durumları daha fazla düşündüklerini ve bu tekrarlı düşünceleri engellemekte güçlük yaşadıklarını ortaya koymaktadır (Amir, Foa ve Coles,1998; Clark ve McManus, 2002; Constans ve ark.,1999; Spokas, Rodebaugh ve Heimberg, 2007; Clark ve Stopa, 2000; Alden ve ark.,2007; Rachman ve ark.,2000). Sosyal fobili bireyler yaşadıkları kaygıdan dolayı kişilerarası ilişkilerden kaçınmaya başlarlar. Bu kaçınma aynı zamanda herhangi bir sosyal etkileşimin mutlaka olumsuz sonuçlanacağı, yani kendilerinin ya utanacakları ya da küçük düşecekleri algısını da içerir. Bu olumsuz beklentilerden dolayı olası olumlu sonuçları olabilecek sosyal etkileşimleri bile olumsuz olarak değerlendirirler. Yine belirsiz sosyal etkileşimler için, yani sonucunda ne olacağının tam kestirilemediği durumlar için, olumsuz sonuçlanacak diye değerlendirme eğilimi içindedirler. Sosyal etkileşimler sırasında herhangi bir hata yaptıklarında, bu durumu felaketleştirir ve yaşadıkları olumsuz olayları sürekli kafalarında tekrarlayarak kendi kendilerini sıkıntıya sokarlar. Yine bu durumun olası sonucu, sosyal etkileşimlerden kaçınma ve sosyal ortamlarda yoğun bir korku ve kaygı duymadır.

Tüm söylediklerimizi özetlersek; sosyal fobi yaşayan bireylerin kendileri ve diğer insanlarla ilgili olumsuz beklenti, varsayım ve algıları vardır. Bu varsayım ve algıların merkezinde, diğerlerinin sanki her an onları hor görme, aşağılama veya küçük düşürme eğilimi içinde oldukları, kendilerinin de her an bir hata yaparak veya yanlış bir şey söyleyerek küçük duruma düşecekleri yer almaktadır. Dolaysısıyla dikkatlerini daha çok kendileri üzerine odaklayarak sürekli “ yanlış bir şey söyledim mi”, “ acaba benim hakkımda neler düşündü”, “kendimi aptal bir duruma soktum mu”, “yine kızarmaya, terlemeye başladım, muhtemelen fark edecekler”, “ yine bir sakarlık yapacağım” vs. gibi düşünceler geçirirler akıllarından. Bu durum yaşadıkları kaygının daha da fazlalaşmasına ve yaşadıkları kaygı da bedenlerine yansıyarak terlemelerine, kalp atışlarının hızlanmasına, ellerinin titremesine, midelerinin kasılmasına, kekelemelerine, kızarmalarına vs. neden olmaktadır. Dikkatleri genellikle kendileri üzerine odaklı olduğu için, bu belirtileri hemen fark ederler ve bu belirtilerden yola çıkarak akıllarından daha fazla olumsuz düşünceler geçirmeye başlarlar. Sosyal ortamlarda tüm bu düşünce ve bedensel belirtilerden dolayı kendileri ve yaptıkları davranışları ile ilgili olumsuz sonuçlara varırlar. Yani kendilerini bir kısır döngünün içine sokarlar. Sonuçta utanma, sosyal ortamlardan geri durma ve yalnızlık yaşarlar. Ayrıca sürekli başkalarının kendilerini eleştireceğini, küçük düşüreceğini varsaydıkları için kendilerini korumaya çalışır ve bundan dolayı her an tetikte durur, diğer insanlarla fazla içli dışlı olmak istemeyip daha çok sosyal ortamlardan kaçınmayı seçerler. Bu durum, diğerlerinin onları daha utangaç, soğuk ve itici bulmalarına ve onlarla arkadaşlık yapmak istememelerine neden olur. Sonuçta yukarıda değinildiği gibi sevme, sevilme, onaylanma, yakınlık kurma, destek görme gibi birçok temel kişilerarası ihtiyaçtan mahrum kalırlar. Sosyal fobili bireylerin tedavilerinde genellikle yukarıda bahsi geçen olumsuz düşünceler üzerine odaklanılarak yaşadıkları kısır döngünün bir şekilde kırılması için çeşitli davranışçı ve bilişsel teknikler kullanılır.

KAYNAKLAR
Alden, L.E.; Taylor C.T. (2004). Interpersonal processes in social phobia. Clinical Psychology Review. 24, 857–882.

Alden, L. E., & Bieling, P. J. (1998). The interpersonal consequences of the pursuit of safety. Behaviour Research and Therapy, 36, 1–9.

Alden, L.E.; Taylor, Charles T.; Mellings, Tanna M.J.B.& Laposa, Judith M. (2007). (in press). Social anxiety and the interpretation of positive social events, Journal of Anxiety Disorders. doi:10.1016/j.janxdis.2007.05.007.


Amir, Nader; Foa, Edna B. & Coles, Meredith E. (1998). Automatic Activation and Strategic Avoidance of Threat-Relevant Information in Social Phobia. Journal of Abnormal Psychology. Vol. 107, No. 2, 285-290.

Amir, Nader; Beard, Courtney & Przeworski , Amy (2005). Resolving Ambiguity: The Effect of Experience on Interpretation of Ambiguous Events in Generalized Social Phobia. Journal of Abnormal Psychology, Vol. 114, No. 3, 402–408.

Amir, Nader; Foa, Edna B. & Coles, Meredith E. (1998). Negative interpretation bias in social phobia. Behaviour Research and Therapy 36, 945-957.

Amerikan Psikiyatri Birliği (2000). Psikiyatride Hastalıkların Tanınması ve Sınıflandırılması Elkitabı, Yeniden Gözden Geçirilmiş Dördüncü Baskı (DSM-TR), APA, Washington DC’den çeviren Köroğlu, E. (2001) Hekimler Yayın Birliği, Ankara.

Beck, A. T.; Clark, D. A. (1997) An Informatıon Processıng Model Of Anxıety: Automatıc And Strategıc Processes. Behaviour Research and Theraphy. Vol. 35, No. I, pp. 49-58, 1997.

Beck, A. T; Rush, A. C.; Shaw,B. F.; Emery, G. (1983). Cognitive Therapy of Depression. The Guilford Pres.

Burns, D. (1999). The Feeling Good Handbook. Penguin Boks, London.

Clark, David M.& McManus, Freda (2002). Information Processing in Social Phobia. Biol Psychiatry. 51:92–100.

Clark, David M. & Stopa, Lusia (2000). Social phobia and interpretation of social events. Behaviour Research and Therapy 38, 273-283.

Constans, Joseph I.; Penn, David L. ; Ihen, Gail H.& Hope, Debra A. (1999). Interpretive biases for ambiguous stimuli in social anxiety. Behaviour Research and Therapy 37, 643-651.

Davila, J., & Beck, J. G. (2002). Is social anxiety associated with impairment in close relationships? A preliminary investigation. Behavior Therapy, 33, 447–464.

Davila, J., & Beck, J. G. (2003). Development of an Interview for Anxiety-Relevant Interpersonal Styles: Preliminary Support for Convergent and Discriminant Validity Journal of Psychopathology and Behavioral Assessment, Vol. 25, No. 1.

Langston,C. A.; Cantor, N. (1989) Social Anxiety and Social Constraint: When Making Friends is Hard. Journal of Personality and Social Psychology, Vol: 56, No. 4, 649-661.

Mansell, Warren; Clark, David M. & Ehlers, Anke (2003). Internal versus external attention in social anxiety: an investigation using a novel paradigm. Behaviour Research and Therapy 41, 555–572.

Meleshko, K. A., & Alden, L. E. (1993). Anxiety and self-disclosure: Toward a motivational model. Journal of Personality and Social Psychology, 64, 1000–1009.

Mellings, Tanna M.B.& Alden, Lynn E. (2000) Cognitive processes in social anxiety: the e.ects of self-focus, rumination and anticipatory processing. Behaviour Research and Therapy 38; 243-257.

Mogg, Karin; Philippot, Pierre & Bradley, Brendan P. (2004).Selective Attention to Angry Faces in Clinical Social Phobia. Journal of Abnormal Psychology Vol. 113, No. 1, 160–165.

Musa, C.; Le´pine, J.-P.; Clark, D.M.; Mansell, W. & Ehlers, A. (2003). Selective attention in social phobia and the moderating effect of a concurrent depressive disorder. Behaviour Research and Therapy 41, 1043–1054.

Noyes, R. ve Hoehn-Saric, R. (1998). Anksiyete Bozuklukları. Çeviri: Editör: Prof. Dr. Vedat Şar, Csa Medikal & Paramedik Yayıncılık.



Oakman, Jonathan; Gifford, Shannon & Chlebowsky, Natasha (2003). A Multilevel Analysis of the Interpersonal Behavior of Socially Anxious People. Journal of Personality 71:3, June

Pineles, Suzanne L. & Mineka, Susan (2005). Attentional Biases to Internal and External Sources of Potential Threat in Social Anxiety. Journal of Abnormal Psychology. Vol. 114, No. 2, 314–318.

Rachman, S.; Grüter-Andrew, J. & Shafran, R. (2000). Post-event processing in social anxiety. Behaviour Research and Therapy 38, 611-617.

Spokas, Megan E.; Rodebaugh, Thomas L; Heimberg, Richard G. (2007). Cognitive biases in social phobia. Psychiatry 6:5.

Wells, Adrian & Papageorgiou, Costas (2001). Social phobic interoception: effects of bodily information on anxiety, beliefs and self-processing. Behaviour Research and Therapy 39, 1–11.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Fobi, Kişilerarası İlişkiler ve Sosyal Fobi’de Bilgi İşleme Yanlılıkları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Cemal UZUN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Cemal UZUN'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Cemal UZUN'un Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,484 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobi, Kişilerarası İlişkiler ve Sosyal Fobi’de Bilgi İşleme Yanlılıkları' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:49
Top