2007'den Bugüne 87,973 Tavsiye, 27,247 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kelime Köklerinin Olumlu Düşünme Üzerindeki Etkileri
MAKALE #3781 © Yazan Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ | Yayın Ekim 2009 | 9,316 Okuyucu
Olumlu ve Olumsuz Kelime Kökleri

Olumlu kelime kökü ve olumsuz kelime kökü. “Nedir bunlar?” diye düşünebilirsiniz. Dilimizde kullandığımız fiillerden ve bu fiillerin kök kısımlarından bahsediyorum. Yapmak, istemek, terk etmek, bulmak, almak, sevmek, gülmek, yatmak, kalkmak, dikkat etmek… fiileri ve yap, iste, terk et, bul, al, sev, gül, yat, kalk, dikkat et…kök kısımları.

Bildiğiniz gibi, doğduğumuz andan itibaren anadilimizi duymaya, onu anlamaya, büyüdükçe de konuşmaya başlar ve dil becerilerinde ustalaşırız. Rahatlıkla kendimizi ifade eder, sorulara hemen cevap verir, filmleri anlayarak izler ve tüm bunlar için ekstra bir çaba harcamayız. Yabancı bir dil öğrenmeye çalışırken bilinçli bir şekilde cümle kurmaya çabalar, anadilimizi ise, bilinçsiz bir beceriyle konuşabiliriz. Piyano çalmak gibi de diyebiliriz. Eğer piyano çalmayı bilmiyorsak, notaların yerini bulmak kolay olmayacaktır. Biliyorsak, parmaklarımız notalarda kayıp gidecektir. Ya da araba sürmek gibi de denebilir. Acemiysek gaz, debriyaj, fren, ayna, koltuğun konumu; kısacası her şeye özel olarak dikkat etmek gerekir. Ustalaştıkça her şey kolaylaşır. Ekstra dikkat veya çaba gerekmeden otomatik olarak yapar hale geliriz. Nasıl olduğunu anlamadan her şey yoluna girdiğini fark ederiz. Yürümeyi, koşmayı, okumayı, yazmayı, bilgisayar kullanmayı da böyle öğrenmedik mi? Şimdi her birini ustaca yapabiliyoruz, tıpkı konuşmak gibi.

Konuşmak, çevreyle iletişim kurmak için gerekli olan becerilerden biri. Diğer bireylerin ne düşündüğünü; ancak onların konuşmalarını dinleyerek ve bedensel sinyallerini (Ses tonu, sesin tınısı, beden duruşu, yüz rengi, bakışları, göz kontakları…) doğru yorumlayarak anlayabiliriz. Çünkü düşünceler ancak davranışa dönüştüğünde, dile ya da yazıya döküldüğünde anlaşılır hale gelir. Bir arkadaşımızın bize küstüğünü, kızdığını ya da yanımızda rahat hissettiğini onun vücut dilinden okuyabiliriz. En sevdiği öğretmeninin adını ya da izledikten sonra pişman olduğu filmi; ancak onunla konuşarak veya yazışarak öğrenebiliriz.

Düşünceler, inançlar, tutumlar… bizim iletişim içeriklerimizdir ve ancak ifade edildiğinde bir anlam kazanırlar. Bilirsiniz nice düşünceler, nice yaratıcı fikirler vardır akla gelen; paylaşılmayınca, bir yere yazılıp çizilmeyince uçup giden.

Çevremizdeki bireylerin olumlu düşünüp düşünmediğini de; ancak yazılarında veya konuşmalarında kullandıkları ifadelere dikkat ederek anlayabiliriz. Bu kural, kendimiz için de geçerli. Kendi düşüncelerimize daha avantajlı şekilde ulaşabiliriz. Düşüncelerimize inmek, inançlarımızın farkında varmak için ille de konuşmamız ya da yazmamız gerekmez. Televizyonda izlediğimiz bir açık oturumda, kimin fikirlerini desteklediğimize ya da dizideki hangi karakterin söylediklerini onayladığımıza dikkatimizi yöneltmeniz bile yeter; çünkü onayladığımız her şey, aslında kendi düşüncelerimizdir.

Konuşurken, iletmek istediğimiz mesajı, çoğunlukla fiiller yardımıyla veririz. Çocuğu, küçük kardeşleri ya da küçük yaşta bir yakını olanlar, bu durumu daha rahat gözleyebilirler. Bebek önce tek kelimeyle iletişime geçer. Mesela “Anne” der. Öğrendiği bu kelimeyle aslında neler neler anlatır. Anne dediğinde bu “Anne beni kucağına al.”, “Anne camdan dışarı bakmak istiyorum.”,”Anne oyuncağımı ver.”, “Anne kapı çaldı.”, “Anne çekil televizyonun oradan göremiyorum.”… gibi birçok anlama gelebilir. Yaşı büyüdükçe, iki kelimeden oluşan cümleler başlar. “Anne su” gibi. Bu ifadeyle “Anne su istiyorum.”, “Anne banyodan su sesi geliyor.”, “Anne yere su dökülmüş.”… demek istiyor olabilir. O dönem de onların ne istediğini anlamaya çalışmak, hiç kolay olmaz. Tıpkı şu fıkradaki gibi: Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak: “Ne var sizin karnınızda teyze?” diye sormuş. Kadın: “Çocuğum var, evladım.” diye cevap vermiş. “Sizin çocuğunuz mu?” diye şaşırmış çocuk. “Evet” demiş kadın. “Onu seviyor musunuz?” diye sormuş çocuk. “Evet” demiş kadın. “Çok mu seviyorsunuz?” diye sormuş ısrarla ve yine “Evet” demiş kadın. İyice şaşıran çocuk yeni bir soru sormuş: Öyleyse onu neden yediniz?

Daha da büyür bebek ve konuşması gelişmeye başlar. Fiiller girer devreye. Henüz ek almamışta olsa. İlkokul birinci sınıf fişleri gibi konuşma dönemine girmiştir. İletişimi daha kolay kurmaya, kendini daha rahat ifade etmeye başlar. Aslında bu dönem olumlu ve olumsuz kelime köklerinin iletişimde yaptığı etkiyi görmenin en saf, en temiz ve en şahane dönemidir. Bebeğin elinde bir biblo, Allahhhh hem de arkadaşınızın size hediye ettiği biblo. Yere atarsa kırılır, bunu biliyorsunuz. Birden bağırdınız “atmaaaa” ve sonuç attı. Baktınız, elindeki bardakla işi bitmiş. Anladınız, meyve suyunu halıya boca etti edecek. Yetişemeyecek mesafedesiniz. “Sakın dökmeee” diye son bir rica ve döktü değil mi? Bağırmanın verdiği panik duygusunun, dökmesinde muhakkak etkisi vardır; fakat sakince söylenince de aynı tepkinin oluşmasını; sadece bir tesadüf ile açıklamak yersiz olur. Maalesef sadece birer tesadüf değiller. Atma dedik, attı. Dökme dedik, döktü. Saçımı çekme dedikçe, iyice asıldı. Isırma dedikçe, ısırdı. Camdan sarkma dedikçe, sarktı. Vermek istediğimiz mesajın, tam tersini yaptı. Kelime köklerine dikkat ettiğimizde at, dök, çek, ısır, sark dediğimizi fark edebiliriz. Aslında çocuk tam da ondan istediklerimizi yaptı. Beyin, algılarken, kelime eklerine değil, kelime köküne tepki verir.

Kolay gibi görünmesine rağmen ciddi bir emek isteyen “Olumlu ve olumsuz kelime köklerini uygun yerlerde kullanma becerisini nasıl geliştirebilirim” ile ilgili yaptığım çalışmalarda, günlük konuşma içeriklerinin %85-90’ının hatalı kelime köklerine dayandığına şahit oldum. Bu oran çok yüksekti. Bana İnanmıyorsanız, konuşmalarınızı kayda alıp dinleyebilirsiniz. Hatta televizyonda film izlerken, filmdeki kahramanlar arasında geçen diyaloglara dikkatinizi yöneltebilirsiniz.:(

Yazılı materyallerde karşılaşılan, olumlu ve olumsuz kök kullanım sıklığını göstermek için, bazı sitelerden aldığım yazıları beraberce inceledikten sonra, elinize herhangi bir kitap alarak oradaki fiil kullanımlarına dikkat edebilirsiniz. Bu çalışmanın size yeni ufuklar kazandıracağını umuyorum.

“Uykunun Faydası ve Tavsiyeler”başlıklı yazının bir kısmını aynen aktarıyorum. Olumlu ve olumsuz kök kullanımına dikkat edebilirsiniz.

…Bu maddelerin hepsini yerine getirin ve 1 ay boyunca uygularsanız eminim ki bir daha bu tavsiyelerin dışına çıkamayacaksınız.

Tavsiyeler:


* Uyku saatlerimizi değiştirmeden günde 6-7 saatten fazla uyumamalıyız.
* Sabah erken kalkmalı ve öğlen vaktine kadar bir daha uyumamalıyız.
* Öğlen yarım saatlik süreyle uyuyor olmalıyız ve akşama yakın vakitte uyumamalıyız.
* Asla tok uyumamalıyız. Yemeğimizi uykudan en az 2,5-3 saat önce yemeliyiz.
* Uyku öncesinde vücut adalelerimizi gevşetmeliyiz.
* Bizi rahatsız edecek, gürültülü, kötü kokulu, çok yumuşak veya tümsekli zeminde uyumamalıyız.


Bu yazı şöyle de yazılabilirdi: …Bu maddelerin hepsini 1 ay boyunca uyguladığınızda, uykunuzun düzene girdiğini görecekseniz.

Tavsiyeler:


* Her gün aynı saatte yatmaya özen gösteriniz. Günde 6-7 saatlik uyku yetişkin bir birey için yeterlidir.
* Sabah erken kalkabilir ve öğlene kadar uyanık kalabilirsiniz.
* Öğlen uyuduğunuz yarım saatlik bir uyku, sizi gün boyu dinç tutar.
* Yemek ile uyku arası en az 2,5-3 saat olmalıdır.
* Uyku öncesinde vücut adalelerinizi gevşetmeye gayret edebilirsiniz.
* Rahat edebileceğiniz, sessiz, hoş kokulu bir ortamda, vücut formunuza uygun yeterince sert bir yatak, uyku kalitenizi arttıracaktır.


“Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Tavsiyeler” başlıklı yazının bazı kısımları da olumsuz kök kullanma sıklığımız hakkında bilgilendirici olabilir: Kaldıramayacağın yükün altına girme, aşırı borçlanma, işletme sermayesini tüketme, kendini işine ve hayallerine kaptırma, rakiplerin arkasında, ayaklarının altında kalma, çeklerin dönmesin, paran atıl kalmasın, anlamsız faizler ve gecikme cezalarıyla yıpranma, kredili tüketme, mal alamaz hale düşme:)
Aynı yazıyı, şu şekle getirebiliriz: Kaldırabileceğin yükün altına gir, ödeyebileceğin kadar borçlan, işletme sermayeni koru, çalışırken kendini işine ver, işten sonra kendine vakit ayır, rakiplerinle aynı hizada olmaya gayret et, çek kestiğin tarihleri gelir gider dengene göre gerçeğe en yakın haliyle belirlemeye özen göster, paranı işlet, banka ödemelerini vaktinde yapma alışkanlığı kazan, cebinde varsa harca, alım gücünü koru…
Yemek kitaplarında yer alan bazı tavsiyelerde de şu şekilde: Meyva salatasının şekerini koymak için acele etmeyin. Yemekleri pişirirken hemen tuzunu ve şekerini katmayın. Hadi yemeği yaktınız, bir de dibi tutan tencereden olmayın. Balıklı kızartma tavası ve tabaklarınızı sakın kaynar suyla yıkamayın; çünkü kaynar su bütün inatçı kokuların işbirlikçisidir. Soğuk suyla yıkarsanız kokular daha fazla direnemeyeceklerdir. Soğanın ağlatmasına artık izin vermeyin. Meyvesini yediğimiz kirazın saplarını sakın atmayın. Yıkanan sebzeleri çok uzun süre suda bekletmeyin:)
Olumlu düşünme becerisi geliştirmenin en önemli ön koşullarından biri, kullandığımız cümlelerdeki olumlu ve olumsuz kelime köklerini, uygun yerlerde kullanmaya özen göstermekten geçer. Üzerinde yoğun olarak durulması gereken bu konunun, olumlu düşünme kitaplarında sadece değinilerek geçildiği ve kesinlikle, aşırı yetersiz olduğu kanısındayım. Bu kitabın temel amaçlarından biri, olumlu düşünmenin en önemli ayaklarından biri olan, olumlu ve olumsuz kelime köklerini uygun yerlerde kullanma becerisini geliştirerek, hem düşünce yapısını yeniden biçimlendirmek, hem de iletişimde yapılan yanlışlıkları düzeltebilmektir.
Düşüncelerimizin inançlarımızı şekillendirdiğini, inançlarımızın davranışlarımızı etkilediğini, davranışlarımızın da çevremizle ve kendimizle kurduğumuz iletişimin kalitesini belirlediğini tekrar hatırlatarak, olumlu ve olumsuz kelime köklerinin, iletişimde nelere yol açtığını, daha net şekilde gösterebilmeyi hedefliyorum.

UZM.PSİKOLOG TUĞBA DEMİRÖZ
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kelime Köklerinin Olumlu Düşünme Üzerindeki Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tuğba DEMİRÖZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi244 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün Yazıları
► Olumlu Düşünme Teknikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Ceren AKBOYAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında 'Kelime Köklerinin Olumlu Düşünme Üzerindeki Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Manüplasyon Ocak 2017
► Empati Kasım 2016
◊ Kıyamet Senaryoları Temmuz 2013
◊ Ticari Zeka Haziran 2013
◊ Hey Tuğba Naber? Nisan 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:51
Top