2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
İmparatorlar Kulübü : Bir Film ve Düşündürdükleri
MAKALE #3870 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Kasım 2009 | 20,003 Okuyucu
BİR FİLM VE DÜNDÜRDÜKLERİ

Yabancı film ve dizilere baktığımızda neredeyse tamamının pahalı prodüksiyonlar olduğu, gerek maddi gerekse insan kaynakları ve harcanan emek bakımından önemli yatırımlar sonucu ortaya çıktığı görülür. Çoğunun, ince bir zeka ve mantık silsilesi içinde kurgulandığı özgün senaryoları mevcuttur. Uzay, savaş, komplo, macera, polisiye gibi muhtelif alanlarda ortaya konulan bu yapımların içerik akışı gündelik hayatın olağan akışına son derece uygundur. Örneğin, bir filmde işlenen aşk, ikili ilişkiler, dini ritüeller, görev bilinci, çalışkanlık, para vb. motifler yaşamın içindeki gerçek yerine ve konumuna son derece uygun olarak yer tutar. Sözgelimi, bir aşk ilişkisi koca bir filmin bütününde, tıpkı koca bir günün içindeki kadar yer işgal eder.

Oysa bizim dizi ve filmlerimizin önemli bölümünün ucuz, önemli ve farklı konular / atraksiyonlar içermeyen, salt duygu yörüngesinde dönen basit ve son derece sığ yapımlar olduğu görülür. (Ben bu tür fimler vasıtasıyla zekamızla bir nevi dalga geçildiğini düşünürüm. O yüzden, kendi kişisel tepkimi veriyor, hiç birini izlemiyorum. Hayatım boyunca, Kurtlar Vadisi gibi meşhur filmler de dahil, tek bir dizi dahi izlediğimi hatırlamıyorum). Bu yapımların senaryosu ekseriyetle, baştan sona kadar abartılı bir aşk duygusu etrafında konumlanır. Bu yapımlarda hayat, onca eşsiz ve özel detayıyla temelde bu bir duygunun etrafında pervane olmuş, adeta onun için dönmektedir. Bir nevi, “Sözkonusu aşk ise, gerisi tefarruaattır” denilmekte, sık ve benzer “tekrar” balyozlarıyla adeta bu mesaj zihinlerin en ücra köşelerine kazınmaktadır. Bir bütün olan hayatın genel akış gerçekliğinden uzak, salt aşk ve sevgi odaklı bu yapımlar ister istemez bir yerden sonra sıradanlaşmaya, birbirinin basit birer tekrarı / kopyası olmaya, böylece izleyicilerin zihinlerini de körelterek kısırlaştırmaya mahkumdur. Nitekim öyle de olmaktadır. Filmlerin işledikleri konularla ve içinde sarfedilen ikili konuşmalarla izleyicilerine verdikleri direkt mesajlardan çok daha önemli bir etkidir bu.

Sözünü ettiğim ortalama bir yabancı filme örnek, geçenlerde Tv 8’de izlediğim “İmparatorlar Kulübü” dür. Yukarıda yazdığım tespitleri, rastgele seçtiğim bu filmin şahsında daha özele indirgeyerek, daha somut bir biçimde analiz etmeye çalışacağım. Hem, konusu “bir okuldaki gündelik yaşam” olan bu filmin analiziyle yabancı filmlerin farkı, hem de eğitim işindeki ciddi farklılıklar / detaylar hakkında biraz olsun düşünme fırsatı bulabileceğiz.

Bu filmde, köklü ve meşhur bir Fransız kolejinde yaşananlar işlenilmektedir. Filmin akışı içersinde sıklıkla yer alan ikili konuşmalardaki sözlerin özenle seçildiği, sergilenen cümlelerin büyük çoğunluğunun derin / felsefi bir tema içerdiği açıkça görülür. Örneğin bir yerde, “İnsanın karakteri onun yazgısıdır” denilir. “Karaktere” böylesi çarpıcı bir vurgu yapılarak kişilik gelişimi için ilk adım doğru bir tespitle, köklü bir biçimde atılır. Yine başka bir yerde, “Kasıtlı cehalet asla affedilemez” sözüyle cehaletin de farklı farklı olduğu gerçeğine vurgu yapılır. Bir düşünürün, “Eğitim kovayı doldurmaya değil, ateşi yakmaya benzer” sözüyle kastettiği gibi, karakterin önemi ve eğitimin zıddı olan “cehalet” konularında ruhlarda asla sönmeyecek güçlü bir ateş yakılır.

Sınıfta öğretmen, ortamı bozan, arkadaşlarına kötü örnek olan zengin ve şımarık bir çocuğu yola getirme çabaları çerçevesinde, “Cehalet eğitilebilir, sarhoşluk ayıltılabilir ancak aptallık ömür boyu baki kalır” diyerek ergenlik dönemindeki bir delikanlıyı sınıf ortamında planlı ve kontrollü bir şekilde “mahcup” ederek onu davranışları konusunda uzun ve derin bir sorgulamanın içine iter. Ciddi ve eğitimli bir eğitici olan eğitmen, bu evredeki delikanlıların saygın bir kimlik arayışı içinde olduklarını, bu çerçevede “zeka ve aptallık” gibi olgulara karşı daha hassas durduklarını iyi bilmekte ve bunu istendik yönde davranışlar kazandırabilme, dolayısı ile kötü örnek olarak diğer öğrencileri bozmama işinde etkin bir biçimde devreye sokmaktadır. Bu vb. stratejilerle bir kazanım oluşturmayı amaçlayan eğitimci, sadece yukarıdan testiye bıraktıklarıyla değil, bu testinin altındaki “deliklerle” de tek tek ilgilenmektedir.

Okulda öğretmen - öğrenci ilişkilerindeki hitaplar oldukça dikkat çekicidir. Herkes birbirine karşı konumlarına bakılmaksızın “Bay” sıfatıyla eşit bir statüde, aynı eşik seviyesinde hitap etmektedirler. Bay Edım, Bay Pitır gibi... Psikolojik bir gerçeklik içeren bu pedagojik yaklaşım biçiminin kişilik gelişimi sürecinde kişilerde saygı duygusu, bağımsızlık ve özgüven kazanımları açısından büyük bir önemi olduğu kanaatindeyim. İkili - insani diyaloglarda konumları önemseyen hitapların birilerini yüceltirken birilerini ezikleştirdiği, bu negatif kazanımların ise davranışların altına saklanarak onları oradan adım adım yönlendiren önemli bir güç olmaya başladığı gerçeği çok iyi bilinmektedir.

Okul bahçesinde yürüyüş için ayrılmış ince şeritler dışındaki geniş alanlarda çiçekler ve yeşil çimler hakimdir. Böylece kurallara uyma ve sınırların dışına çıkmama eğitimi teneffüste, bahçede, yani okulun dışında bile devam ettirilmektedir. Eğitim için masa ve sıra, kalem ile kağıt, kitapla defter dışındaki her argüman bir eğitim fırsatına çevrilmekte, böylece sınıfta aşılanan kazanımların hayatın içine taşınması yönünde her gün düzenli egzersizler de yapılmaktadır.

Kolej yatılıdır. İşin en entersan yanı, hangi yanlış davranış sergilenirse sergilensin hocalarda kızma, bağırma gibi kişiliği (özellikle olgunlaşma gibi en hasassas süreçte) zedeleyici, ruhsal dünyada kalıcı - patolojik izler bırakıcı, en önemlisi de olumsuz model olucu fevri tepkilerin hiç olmamasıdır. Her konuşma zekice cümlelerle, aynı duygu ve ses tonunda ifade edilmektedir. “Bay Pitır şunu yapıyorsun..., Bay Edım odama geliyorsun...” gibi sakin bir ses tonuyla net söylemler kullanılmaktadır.. Bu yapılmadığında ise adeta makinanın dişlileri gibi işleyen bir mekanizmanın devreye gireceği, önceden belirlenen bir cezanın taviz tanımaz bir tutum içinde kesinlikle geleceği herkesçe çok iyi bilindiği için hiçbir sorun yaşanmamaktadır. Böylece konuşmalar uzayıp gitmeden, polemikler doğurmadan, disiplin ve otorite etkisi aşındırılmadan arzu edilen amaca her defasında büyük bir isabetle varmaktadır.

Filmde anlatıldığı üzere söz konusu kolejde eğitim, sadece sınıf ortamında değil, günlük yaşamın her bir ayrıntısında kesintisiz bir biçimde sürdürülmektedir. Örneğin, yatma saati geldiğinde çocuklara dakikanın bile ne kadar önemli olduğu hatırlatılıyor, kısa bir cümle ile “Beş dakika sonra ışıklar sönüyor” deniliyor. Verilen süre dolduğunda da bütün ışıklar merkezi bir yerden anında kapatılıyor. Bu şekilde dakiklik, planlılık, zamanın kıymeti ve sözün önemi gibi olgular üzerinde derin bir farkındalık oluşturuluyor, bunlara ait algıların içselleştirilmesi sağlanmaya çalışılıyor.

Bu özel ve tarihi kolejde sadece bunlarla yetinilmiyordu. Öğrencilerin işlenen günlük derslerin yanında belli başlı temel - felsefi eserleri sıra ile okumaları sağlanıyordu. Böylece, bir yandan bireyssel farklılıklara saygı duyularak bu yönler geliştirilmeye çalışılırken, toplumu oluşturacak fertlerin tamamı için gerekli olan ortak bir algısal, düşünsel ve felsefi / ilkesel paydanın oluşturulmasına da özen gösteriliyordu. Öğretmen sınıfta kitaptan bir pasajı anlatırken anında duruyor, sınıftan rastgele birini seçiyor, örneğin; “Bay Edım, burada sözü edilen kişi kimdir?” gibi sorular yönelterek öğrencileri hem yokluyor hem de uyanık ve zinde tutuyordu.

Bir filmde, evet tek bir filmde bile genel konu ve içindeki her bir detayla kucak dolusu faydalı mesaj veriliyor. Bir de bizim yerli dizilerimizi / filmlerimizi ve bu filmde değindiğim hususlar çerçevesinde kendi eğitim uygulamalarımızı düşünelim. Gelişmiş “Batı” boşu boşuna, durup dururken “Çağdaş Batı” olmamış, değil mi!
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İmparatorlar Kulübü : Bir Film ve Düşündürdükleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Depresyon: Kaybedenler Kulübü Psk.Dnş.Yusuf BAYALAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'İmparatorlar Kulübü : Bir Film ve Düşündürdükleri' başlığıyla benzeşen toplam 7 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:04
Top