2007'den Bugüne 84,905 Tavsiye, 26,559 Uzman ve 18,915 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Evlilik Terapisine Ne Zaman Gidilmeli?
MAKALE #3980 © Yazan Uzm.Psk.Füsun BUDAK | Yayın Aralık 2009 | 11,996 Okuyucu
- Evlilik terapisine ne zaman gidilmeli?
Son yıllarda evlilik sorunları nedeniyle terapistlere başvuranların sayısının arttığını gözlemlemekteyiz. Evlilik bireyselliğin yanında birlikte yaşam demektir. Bu tür bir yaşam biçiminde de çatışmalar, iletişim kazaları yaşanmaması imkansız gibidir. Nasıl ki şirketlerde krizler yaşanırsa, evliliklerde de krizler yaşanabilir. Saygı, sevgi, güven, cinsellik ve paylaşımlarda azalmalar hissedildiğinde yardım sinyalleri çalıyor demektir. Çoğu zaman eşler birçok olayı yaşadıktan ve artık yapılacak herhangi bir şey kalmadığında bir uzmandan yardım almaya çalışıyor. Oysa işin başında kriz fark edildiği anda destek alınsa, çok daha olumlu sonuçlar alınabilir. Genel de en son çare olarak uzmana başvuruluyor ama bir şeylerin ters gittiği hissedildiğinde böyle bir yol izlense, belki de evlilik kurtarılabilir.
Kimi zaman eşlerden birisi boşanmaya karar vermiş olarak terapiye gelmektedir, aslında amaç evliliği kurtarmak değil zaten eşine söylediği boşanma fikrini birde uzman tarafından ona iletebilmek ve onu boşanmaya ikna etmektir. Oysa evlilik terapisti boşanmaya karar veren kişi değildir. Boşanma kararını eşler birlikte vermelidir.
Evlilik terapilerinde eşlerin birbirlerine ve evliliklerine şans vermek isteyip istememesi önemli bir konudur. Evlilik ilişkisinin düzelmesi emek ve sabır ister. Evlilik terapistleri terapiye gelen eşlere evliliği devam ettirme ya da boşanma konusunda herhangi bir telkinde bulunmamalı, kararı kişilere bırakmalıdır. Evliliğin devamı ve boşanmanın olacağı durumlarda yaşanabilecek şeylerle ilgili kişileri bilgilendirmelidir. Eğer evliliği devam ettirme kararı alındı ise, birbirlerini değiştirmekten çok uyumu artıracak tedbirler üzerinde durulmalı, eşler birbirlerinin olumlu özelliklerini ön plana çıkartmalı ve bunları güçlendirmelidirler.
Eğer sizde evliliğinizde güven kaybı, saygı ve sevgide önemli eksiklikler hissediyorsanız, cinsel hayatınız önemli ölçüde azaldıysa, birbirinize tahammül edemeyip, sık olarak kavga ettiğinizi fark ediyorsanız gecikmeden bir evlilik terapistine başvurmanız gerekiyor, unutmayın gecikmeler genelde boşanmayla sonlanmaktadır…
"Mutlu evlilik sorunların olmadığı değil sorunların çözülebildiği evliliklerdir!!!"
Terapiste başvuru nedenleri arasında, ‘aldatma, birbirlerinin aileleri ile olan sorunlar, iletişim kuramama, sorumlulukları paylaşmama, kıskançlık, cinsel ve ekonomik sorunlar’ yer almaktadır.
Evlilik sorunları sadece evlilikte yaşanan sorunlar olarak değil, evlilik öncesi aday eşlerin arasındaki ilişkilerle başlamakta, evliliğe hazırlık ve evlenme süreciyle artmakta, çoğu aile içinde de devam etmektedir. Son günlerde evlilik danışmanlığının yanı sıra eş seçimi konusunda da danışma talepleri artmaktadır.
- Boşanma kararı devam ediyorsa, çiftlere ne öneriyorsunuz?
Evlilik kadar boşanma da doğal bir şeydir. İki kişi anlaşamıyorsa ve artık birbirlerine eziyet ediyorlarsa, yapılacak şey boşanmaktır. Tabii ki her çatışmada ve olumsuz durumda boşanma olsun demek istemiyorum, ama hiçbir çıkar yol yoksa boşanmak kaçınılmazdır. Ancak bu olayı dramatize edip, işin içinden çıkılamaz bir hale dönüştürmemek gerekir. Böyle bir durumda da kişiler birbirini kırmadan, suçlamadan boşanmalıdırlar. Mutsuz ve uyumsuz bir evlilik hem çocuklara, hem de evlilere boşanma olayından daha çok zarar verebilir. Sağlıklı evlilik kadar sağlıklı boşanmak da önemli…
Eşler için ayrılık söz konusu olduğunda bu süreci en az hasarla atlatıp, normal hayatlarına dönebilmeleri için bazı ön şartlar gereklidir. En önemlisi eşlerin ayrılığı kabullenmeleridir. Ayrıca kişiler birbirlerinin haklarına uygun hareket ettikleri takdirde sürtüşmeler önlenebilir. Eğer ayrılığı tek taraf istiyorsa bu dönemi sorunsuz atlatmak pek de mümkün olmuyor. Bu dönemde kavga, şiddet, gerilim gibi olumsuz durumların yaşanmaması için çiftlerin ayrılığa birlikte karar vermeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra bu dönemde aracı kullanmamak, başkalarını bu sürece katmamak en doğru davranıştır. Eğer bu süreci birlikte sorunsuz aşmak pek olası gözükmüyorsa ve iletişim kopma noktasına gelmişse eşler bu dönemi evlilik danışmanı gözetiminde yaşamalıdırlar.
Evliliklerini tehlike de görüp bir danışmana başvuran eşlerin iletişimlerini düzeltme ve sorunlarını çözümleme aşamasında ayrılma veya beraberliği sürdürme kararını danışmanın değil, eşlerin alması gerekir.
- Eski eşle dost kalmak doğru mu? Medeni bir şekilde yolları ayırmak nasıl mümkün?
Boşanma sırasında yaşananlar, boşanma sonrasını doğrudan etkiliyor. Eğer çiftler arasında fiziki ya da duygusal şiddet ve aldatma gibi tatsızlıklar söz konusuysa, ayrılık sonrasına hiçbir bağ kalmıyor. Ancak çiftler, artık ilişkilerinin duygusal olarak birbirlerine yetmediğini ya da aralarında sevginin kalmadığını söyleyerek ayrılıyorlarsa, ileriki zamanlarda güzel bir dostluğun sahibi olabiliyorlar.
Evlilik bir seçim olduğuna göre evliliği sonlandırmak da bir seçimdir. Bu kararın uygulanmasından önce ya da sonra saygı ve güven yitirildiyse arkadaş ya da dost kalınması imkansız gibi gözüküyor.
Kişinin ayrılık kararını açıklaması diğer tarafta şok etkisi yaratıp, kontrolsüz tepkilere neden olabiliyor. Özellikle bu karar tek taraflı alınmışsa öfke ve kızgınlık duygularına yol açtığından arkadaş kalmak çok da mümkün olmuyor.
Ama eğer ortada çocuk faktörü varsa eşler bu olumsuz duyguları elemine edip arkadaş kalmayı başarabilmelidirler. İnsanlar ayrılık kararını karşılarındakine iletmekte gerçekten zorlanıyorlar. Bazen bu anlatma sorumluluğunu bir uzmana devretmek istiyorlar. Anlatmanın zorluğu karşı tarafın üzülmesinden ya da fevri hareket edip büyük tepkiler vermesinden duyulan korkudan kaynaklanır.
- Boşanma döneminde çiftlerin arasındaki en büyük anlaşmazlık ne?
Boşanma döneminde en büyük anlaşmazlık eşlerin her birinin kendi, varsa çocuklarının da geleceklerini garanti altına alma isteklerinden kaynaklanan maddi isteklerdir. Beğenilmeyen daha fazlası talep edilen nafakalar, karşı tarafında bunu vermek istememesi boşanmaları geciktirmekte ve bu süreç içinde de daha fazla psiko-sosyal sorunlar yaşanmaktadır.
Bir başka kişinin arada olmasından kaynaklanıyorsa da, bu durumu kabullenmek istememe ve buna bağlı olarak da onlara eziyet etme isteği gözlenmektedir. Birlikte sahip oldukları şeylerin başkaları tarafından kullanılacağı düşüncesi de kişilerin anlaşma sağlamasını engellemektedir. Çevreden ve aile büyüklerinden gelen tepkiler ve söylevlerde bu durumu daha da tetiklemektedir.
Ayrıca çocukları koz olarak kullanma düşüncesiyle de, çocukları evi terk eden tarafa göstermeme davranışı da yaşanmaktadır. Ya da çocukları diğer eşten kaçırma davranışı gözlenmektedir.

- Boşanma döneminde psikolojik destek alınmalı mı?
Çoğu toplumlarda evlilik saygın bir kurumdur. Boşanma ise insan hayatında önemli bir stres kaynağıdır. Bireyler bu sarsıcı olay sonucunda bunalıma girer. Boşanma süreci içindeki kişilerde uyku ve beslenme bozukluğu, içki ve sigara tüketiminin arttığı, iş veriminin azaldığı, yetersizlik, yalnızlık hissi ve geleceğe yönelik kaygılarının arttığı gözlenmektedir. Boşanma olayında kişi hayatında pek çok değişiklikle baş etmek zorunda kalır ve buna bağlı olarak da kaygı ve endişeleri artar.
Boşanmanın yol açtığı stres ve sıkıntıların yoğunluğu kişilere göre farklılık gösterir. Kriz yaratan bir olay olan boşanmanın insan üzerindeki etkilerini de duygusal kriz olarak değerlendirebiliriz. Bu krizin yoğunluğu insanın boşanmayı nasıl algıladığı ve maddi ve manevi kaynaklarına göre değişim göstermektedir. Evliliğinde olumsuzluk yaşayan bu durumdan kurtulmaya çalışan, maddi geliri ve sosyal desteğe sahip olan eş, bunun tam tersini yaşayan eşten daha hafif bir sarsıntı yaşayacaktır.
Boşanmanın yarattığı duygusal, sosyal, psikolojik ve hukuki boyutlar ve çevresindeki pek çok insanın bu olayı farklı biçimlerde yorumlayışı, kişinin karmaşa yaşamasına ve sağlıklı karar vermemesine yol açar. Boşanma döneminde eşlerin duygularını ve davranışlarını sağlıklı bir biçimde ifade edebilmeleri ve yeni hayatlarına uyum sağlayabilmeleri için psikolojik destek almaları gerektiğini düşünüyorum.
Boşanma olayını, ayrılık öncesi ve ayrılık sonrası olmak üzere iki döneme ayırabiliriz. Ayrılık öncesi dönemde eşlerin iletişim bozukluklarını, ayrılık sonrası dönemde ise ayrılmanın getirdiği sarsıntı sonucu kişinin yaşadığı yas olgusunu ve kimlik bulma çabalarını ele almak gerekir.
Ayrılık kararı alınıp uygulamaya konulduğunda, ayrılık sonrası birey bir yakınını kaybetmiş gibi yas durumu ve bundan kaynaklanan duygular yaşar. Yas sürecinde yaşananlar gerçeği reddetme, yalnız kalma isteği, öfke, depresyon ve en son olarak gerçeklere boyun eğmedir…
Ayrılmış insan, bir ergen gibi kimlik karmaşası yaşar ve kişisel, mesleki, cinsel ve sosyal alanda kendini yeniden tanımlamak ister. Yası yaşarak acısını dışarı vurması sağlanmalı, olumsuz bir ilişkiden kurtulduğu bilincine vardırılmalı, yeterliliğe ulaşma yönünde motive edilmelidir. Boşanma terapisinin amacı boşanmanın yarattığı baskı ve duygusal krizin yoğunluğunu azaltmaktır. Kişiler olumsuz duygularını dışa vurabilecek, aynı sorunu yaşayan kişilerden destek bulabilecek, boşanma olayına farklı bakış açıları geliştirebilecektir.
- Arada çocuk varsa, boşanırken nasıl davranmalı?
Evlilik kadar boşanma da doğal bir olaydır. Her türlü şey denenmiş ve iki birey arasında bazı değerler çökmüş ise boşanmayı seçmek doğru olandır. Psikolojik ve fiziksel zararlar vermeden yaşanan bu durumu ortadan kaldırmak gerekir. Kişilerin birbirine zararının yanı sıra çocuklara verilecek zarar daha da önemlidir. Çocuğun asıl endişesi biraz önce ifade ettiğim gibi bana ne olacaktır. Bu durumla baş etme zorluğu yaşarken bir de birbirimize olan öfkemiz nedeniyle bunu çocuklara da göstermek ya da çocukları iki kişi arasında bırakmak endişe ve kaygının artmasına sebep olur. Çocuğun çevresine olan güvenini sarsar ve genellemesine yol açar.
Boşanmış anne babalara sahip olmak ya da boşanmış bir ailenin üyesi olmak kendi başına zararlı değildir. Önemli olan, aile üyeleri arasındaki ilişkilerin ve aile hayatının kalitesidir. Çocukların ayrılma ve boşanmaya gösterdikleri tepki büyük ölçüde eşlerin birbirlerine tepkilerine bağlıdır. Çocuğun en az zararla bu olayı atlatmasını sağlamak gerekir.
Boşanmak aile bütünlüğünün bozulması ve değişmesidir. Bu durum zaten kaygı yaratan bir olaydır. Bir de bunun üzerine anne ve babanın olumsuz düşünce, duygu ve davranışları eklenirse çocuk daha fazla panik yaşayacaktır. Çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini etkileyecektir.
Boşanma kararı alındıysa bu durumu çocuklardan saklamamak en doğru yoldur. Eşlerden biri hiçbir açıklama yapmadan evden ayrılırsa çocuk reddedildiğini ve istenmediğini düşünebilir ve her şeyin sorumlusu olarak kendini görebilir. Onlarla konuşurken eşinizle aranızdaki sorunlardan ve ayrılma kararınızdan onların sorumlu olmadıklarını belirtin. Çocukların önünde mutsuz görünmemeye ve kontrolünüzü kaybetmemeye çalışın. Sorulara açık ve net cevaplar vermeye ve birbirinizi suçlamamaya çalışın. Ayrıca istediği zaman evden ayrılan ebeveyni görebileceği belirtilmeli.
Anne babanın davranışını anlamakta güçlük çeker. İlgisini vermesi gereken konulara veremez. Çünkü aklı sürekli anne ve babasının ayrılmasındadır. Bu durumla baş etme güçlüğü onun arkadaşlarından uzaklaşmasına sebep olur. Sadece kendi başına gelen bir olay olduğunu düşünür, soruları cevaplamak istemediği için de çevresinden ve arkadaşlarından uzaklaşır.
Kimi zaman da aşırı hırçın ve saldırgan davranışlarda bulunabilir. Düşünce ve duygularını paylaşamadığı için ancak kendini davranışları ile ifade etmeye çalışır. Söylenenleri dinlemeyip, kendi isteklerini yaptırabilmek ya da anne babadan intikam almak için her konuda sorun yaratır.
Korkuları ve endişeleri çocukta takıntılar ve hassasiyetler oluşturur. Kendini sorumlu hisseder. Annesine hayran olan ve babasını rakip olarak gören erkek çocuk ve babasına hayran olan ve annesini rakip olarak gören kız çocuk onların ayrılıklarından kendini sorumlu hissedebilir.
Bu karmaşanın üzerine bir de anne babanın çocukları kendi taraflarına çekmeye çalışması onun paniklemesine sebep olur. Çocukla iyi iletişim kurabilmek için onu maddi olarak tatmin etmeye çalışırlar. Halbuki çocuk duygusal bir boşluk yaşamaktadır. Her istediği yapılmaya çalışılır. Çocuğa sınır konmadığı için de çocuk iki tarafı kendi istekleri için kullanır.
Anne baba bu süreçte birbirleri ile görüşmez ve kanlı bıçaklı olurlarsa da çocuk bu durumdan faydalanmaya çalışır. Bazen eşler kendi istediklerini elde edebilmek içinde çocuklardan yararlanabiliyor. Eşinden öcünü almak için çocuklarını ön safhalara sürebiliyorlar. Tıpkı savaş durumunda yaşananlar gibi…
Boşanma sırasında çocuğun ruh sağlığının korunması önemli bir sorun. Boşanma öncesi ve sonrasında çocuklar bu tartışmaların dışında tutulmalıdır. Boşanma kararı çocuğa birlikte anlatılmalı. Onu çok sevdiklerini, eski standartlarını kaybetmeyeceğini ve istediği zaman anne ya da babayı görebileceğini belirtmeliler. Birbirleri ile ilgili en ufak olumsuz bir cümleden kaçınmalılar.

Eşler boşanma kararı aldıktan sonra bu durumu birlikte çocukları ile paylaşmalı. Zor olsa bile çocukların önünde sakin görünmeye ve kontrolü kaybetmemeye çalışmalıdır. Eğer eşler kendilerinden emin görünür ve tutarlı konuşurlarsa, çocuklar üzülseler bile durumu daha kolay kabul edeceklerdir. Şunu unutmamak gerek; eşler birbirinden boşanabilir, ancak çocuklarından boşanamazlar.

Çocukların ruhsal olarak sağlıklı gelişebilmeleri ve insanlarla kalıcı ve sevgi dolu ilişkiler kurabilmeleri onların hayatlarındaki en önemli kişilere anne babalarına yakın olmalarına bağlıdır. Eşler boşanma döneminde öfke, kırgınlık, küçümsenme ve suçluluk duygularını bir arada yaşarlar, ancak çocukları bunlardan uzak tutmak gerekir.
Çocuğunuza yardımcı olmak istiyorsanız, çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini paylaşmaya ve onu dinlemeye ve anlamaya çalışın. Ayrıca boşanma süreci başladığında onları mahkeme ortamından uzak tutmalı ve taraf tutmak zorunda bırakmamalısınız. Eşler çocukları ile ilgili kararlarda bir araya gelebilmeli. Çocuğunuzu eski eşinizi cezalandırmak için kullanmamalısınız.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilik Terapisine Ne Zaman Gidilmeli?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Füsun BUDAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Füsun BUDAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Füsun BUDAK
Muğla (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi16 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Füsun BUDAK'ın Yazıları
► Çift Terapisine Bakış Psk.Gonca KÜÇÜKTETİK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,915 uzman makalesi arasında 'Evlilik Terapisine Ne Zaman Gidilmeli?' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuk ve Şiddet Eylül 2011
► İlk Çocukluk Aşkları Ağustos 2011
► İç Motivasyon Ağustos 2011
► Panik Atak mıyım?... Kasım 2008
◊ Gelinime Mektup... Kasım 2008
◊ Ben Çocuğum! Kasım 2008
◊ Kayınvalideme Mektup... Ağustos 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:56
Top