2007'den Bugüne 83,594 Tavsiye, 26,253 Uzman ve 18,651 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aşkın Türleri
MAKALE #4078 © Yazan Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ | Yayın Aralık 2009 | 18,369 Okuyucu
Romantik/Tutkulu Aşk (Eros)

Sevgi, yoğun duygusal bir deneyimdir. İlk görüşte âşık olunur ve tensel aşk esastır (Hortaçsu, 2003). Fiziksel çekiciliğe dayanır ve cinsel yakınlık çok önemlidir (Büyükşahin, 2004). Tercih edilen fiziksel özellikler kişiler tarafından açıkça tanımlanabilir. Kişiler aşk için risk almaya hazırdır. İlişkilerde kişilerarasında güvende olma duygusu yüksektir (Hovardaoğlu, 2004).

Arkadaşça Aşk (Storge)

İhtirasa değil, benzerlik, birbirini gözetmeye ve ilgileri paylaşmaya dayanan, arkadaşlığın ön planda olduğu, zamanla gelişen aşk türüdür (Hovardaoğlu, 2004). Sevgi birliktelikten, paylaşımdan ve kendini açmadan kaynaklanan rahatlatıcı bir yakınlık halidir (Hortaçsu, 2003). Fiziksel etkileşime çok fazla önem verilmez ve birlikte olacakları kişide bulunmasını bekledikleri belirli fiziksel özellikler yoktur (Büyükşahin, 2004).

Aşk Oyunu (Ludus)

Bağlayıcılığı düşük, eğlencesi ön planda, cinselliğin ve tutkunun önemli olduğu, yoğun duygusallığın olmadığı, kısa süreli ve çok eşliliğe açık ilişki türüdür (Hovardaoğlu, 2004). Satranç ya da tenis oynamak gibi kişiler aşk oyunu oynar ve kazanmaktan hoşlanır. (Hortaçsu, 2003). Aşkı oyun gibi görenler, aynı andan birden çok kişiyle beraber olmaktan hoşlanır ve yaşamlarını bir kişiyle geçirmeyi istemezler. Birlikte oldukları kişileri çok sık görmek istemezler ve ilişkiyle ilgili saplantıları yoktur. Genellikle eş sıkıcı bulunduğunda ya da ilişki ciddileşmeye başladığında sonlandırılır (Büyükşahin, 2004).

Deli Gibi Âşık Olma / Sahiplenici Aşk (Mania)

‘Tutkulu aşk’ ve ‘Oyun gibi aşk’ türlerinin bir kombinasyonu olup ikincil aşk türüdür. Yoğun duygusallığın ön planda olduğu kıskanç, güvensiz, saplantılı aşk türüdür. Kişi terk edilme kaygısı ve sürekli birlikte oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşar (Hendrick ve Hendrick, 1995). İlişkileri sorunlu olsa bile genelde ilişkiyi sonlandırmaya cesaret edemezler, ilişkiyi bitiren eşleri olur. Ayrılığın olumsuz duygularını uzun süre üzerlerinde taşırlar; ilişkileri sırasında ve sonrasında acı çekmekten hoşlanırlar. (Büyükşahin, 2004).

Mantık Aşkı (Pragma)

‘Arkadaşça aşk ve ‘Oyun gibi aşk’ türlerinin kombinasyonudur ve ikincil aşk biçimlerindendir. Heyecandan çok memnuniyet ön plandadır. İlişkinin iyi gitmesi, partnerlerin uyumlu olması ve temel ihtiyaçların giderilmesi önemlidir (Hendrick ve Hendrick, 1995). Birlikte olunacak kişinin sosyal ve kişilik özelliklerinin (eğitimi, meslek, aile özellikleri) önemli olduğu, devam edileceğine ve olumlu gelecek sağlayabileceğine inanılan ilişkilerdeki eşlere duyulan aşk türüdür. Birlikte olunan kişinin özgeçmişi ve eşler arası uyum bu tür ilişkilerde önem taşır (Büyükşahin, 2004).

Özgeci/Verici Aşk (Agape)

‘Tutkulu aşk’ ve ‘Arkadaşça aşk’ türlerinin kombinasyonudur ve ikincil aşk biçimlerindendir. Karşındaki kişiyi kusurlarına rağmen seven, bağışlayıcı, destekleyici, onun iyiliğini kendi iyiliğinden çok düşünen aşk türü olarak belirtilmiştir. Koşulsuz ilgilenme, verme ve bağışlama söz konusudur. Aşk, kendini, sevilen kişiye kayıtsız şartsız sunmaktır (Hortaçsu, 2003). Aşkı hissetmeyi görev gibi algılarlar, ancak aşktan hiçbir beklentileri yoktur (Büyükşahin, 2004).

Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği

Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği, Hendrick, Hendrick ve Dicke tarafından 1998 yılında Lee’nin (1973) aşk sınıflandırılması temel alınarak hazırlanmıştır. Altı alt boyuttan oluşur ve her faktör dört madde içerir. Katılımcılar anket süresince toplam 24 soru cevaplar ve ölçekten her alt boyut için en az dört en fazla yirmi olacak şekilde altı ayrı puan elde edilir. Bir alt ölçekten alınan puanın artması o aşk biçiminin tercih edildiği anlamına gelir. Katılımcılar Beşli Likert tipi ölçeği yardımıyla ‘Kesinlikle katılmıyorum’ dan ‘Kesinlikle katılıyorum’a uzanan bir aralıkta ifadeleri yanıtlar.

Aşk Türleri ve Cinsiyet

Literatür incelendiğinde; yapılan birçok araştırmada aşk biçimlerinin cinsiyete göre farklılaştığı görülmüştür. Bu araştırmalarda; erkeklerin kadınlara oranla aşkı daha çok oyun gibi gördüğü ve daha tutkulu aşk yaşadıkları, kadınların ise aşkı erkeklere oranla daha çok arkadaşça, mantıklı ve sahiplenici olarak gördükleri ve daha arkadaşça aşk yaşadıkları gözlenmiştir (Hovardaoğlu ve Büyükşahin, 2004).

Davies’in (2001) İngiliz üniversite öğrencileriyle yaptığı çalışmada, İngiltere’de erkeklerin aşkı oyun gibi görmelerinin ve ilişkilerine tutkuyla bağlı olmalarının toplumları tarafından onaylandığını diğer yandan kadınlar için ise bu aşk biçiminin uygun görülmediğini göstermiştir. Yine bu çalışmada, kadınların ilişkilerinde verici olmaları yani özgeci biçimle ilişkilerine bağlı olmaları toplum tarafından desteklendiği, erkekler için ise bu aşk türünün sosyal olarak kabul edilmediği görülmüştür.

Aşk Türleri ve Kişilik Özellikleri

Aşk biçimleri zaman, yaş, ilişkinin aşamasına ve kişilik özelliklerine göre değişir. Davies’in (1996) yılında İngiliz üniversite öğrencileri ile yaptığı bir çalışmada aşk biçimleri ve kişilik özellikleri arasında olumlu bir ilişki görülmüştür. Davies’in Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği ve Eysenck Kişilik Envanterini kullandığı bu araştırmada dışadönük kişiler tutkulu aşk ve aşkı oyun gibi yaşama eğiliminde olduğu gözlenirken, nerotizim sahiplenici aşk ile olumlu mantıklı aşk ile olumsuz yönde ilişki göstermiştir. Nerotizm, ilişkiyi gerçekçi olmayan bakış açısıyla değerlendirme, kontrol yetersizliği ve çelişkili tutumlar gösterme olarak tanımlanır. Psikotizmin ise aşk oyunu ile olumlu ancak özgeci ve arkadaşça aşk ile olumsuz ilişkisi olduğu bulgulanmıştır.

Çiftlerin Aşka İlişkin Tutumlarının Lee’nin Çok Boyutlu Aşk Biçimleri Kapsamında İncelenmesi (Hovardaoğlu S., Büyükşahin A., 2004)

Araştırmanın amacı Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği’nin güvenirlik ve geçerlik çalışması yapılarak Türk kültürüne uyarlanması ve duygusal ilişkilerini resmi hale getiren çiftlerle ilişkilerini flört düzeyinde sürdüren çiftler arasında ilişkide sorun yaşama, mutlu olma, ilişkiye önem verme fark olup olmadığını belirlemektir.

Araştırma kapsamında 53 flört ilişkisi içinde olan ve 54 sözlü-nişanlı-ya da evli çifte anket uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda erkeklerin kadınlara oranla daha fazla özgeci aşk biçimiyle ilişkilerine bağlı olduklarını göstermiştir. Diğer aşk biçimleri bakımından kadınlarla erkekler arasında bir fark görülmemiştir.

Erkekler kadınlardan daha çok bağışlayıcı, destekleyicidir ve eşinin iyiliğini kendi iyiliğinden çok düşünmektedir. Erkeklerin kadınlara oranla daha çok özgeci biçimde ilişkilerine bağlı olmaları günümüzde kadınların ilişkilerinde kendilerine güvenmeleri, ilişkide olumsuzlukları görmezden gelmemeleri ve erkeklerin eşlerini kaybetme kaygısı hissetmesinden kaynaklanabilir.

Araştırmadan elde edilen bulgulara göre aşk biçimlerinin ilişki türüne göre farklılaştığı görülmüştür. Flört ilişkisi olan çiftler evli/nişanlı çiftlere göre daha sahiplenici biçimde bağlandıkları belirtilmiştir. Yani bu çiftler evli ya da sözlü/nişanlı çiftlere göre ilişkilerinde daha çok duygusal olma ve sürekli olarak birlikte oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşama eğilimindedirler. Bu durum flört ilişkisi olan çiftlerin resmi ilişkisi olan çiftlere göre ilişkinin informel olmasından dolayı daha çok partner kaybı hissetme kaygısı yaşadıkları anlamına gelebilir. Yine diğer bir yandan Lee’ye göre insanlar gençken aşkı daha çok oyun gibi görür, daha tutkulu ve sahiplenici olarak ilişkilerine bağlanır. Yaş ilerledikçe daha çok mantıklı ve arkadaşça ilişkileri tercih ederler.

Özgeci ve tutkulu ve sahiplenici aşk biçimleri yaşayan çiftlerin aşkı oyun gibi gören çiftlere göre daha mutlu olduğu görülmüştür. Tutkulu aşk biçimi ile mutluluk arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki vardır. Çünkü tutkulu âşıklar kendilerine ve ilişkilerine güvenirler. İlişkide var olan sorunları görebilir ve kıskanç değildirler.

Literatürün aksine sahiplenici aşk biçim ile mutlu olma arasında olumlu bir ilişki bulunmuştur. Sahiplenici âşıkların saplantılı olmalarından dolayı alternatif ilişkileri olumsuz değerlendirmelerinden kaynaklanır. Bireyler ilişkilerinde mutsuz olsalar bile mevcut ilişkiyi olumlu algılayabilir. Birde ilişkiye çok fazla yatırım yaptıkları(zaman harcama, üzülme) için aldıkları doyum artar.

Sahiplenici ve aşkı oyun gibi gören çiftlerin ise ilişkilerinde daha çok sorun yaşadığı özgeci ve tutkulu bağlanan çiftlerin ise ilişki sırasında daha az sorunla karşılaştıkları belirtilmiştir. Yani aşkı oyun gibi gören kişiler ilişkiye bağlı olmak istemediği ve aynı anda çok sayıda kişiyle beraber olmak istedikleri için sorun yaşarken; sahiplenici âşıklar ilişkiye çok yoğunlaştıkları ve sürekli diğer partnerden ilgi bekledikleri için sorunla karşılaşabilir.

Kültürlerarası Bağlamda Aşk

İnsanların aşk biçimleri üzerinde kültürel değerler ve kültürel öğretilerin de etkili olduğu söylenilebilir. Gao’nun (2001) üçgen aşk kuramını temel alarak Amerikalı ve Çinli çiftlerle yaptığı araştırmasında Amerikalı çiftlerin tutku bileşenini Çinli çiftlere göre daha çok tercih ettiklerini, yakınlık ve bağlılık bileşenlerinin ise her iki toplumda da farklılaşmadığını ortaya koymuştur.

Medora ve arkadaşlarının (2002) Amerikalı, Türk ve Hindistanlı üniversite öğrencilerinin romantizme yönelik tutumlarını karşılaştırdıkları kültürlerarası çalışmalarında Amerikalı öğrencilerin romantizm puanlarının en yüksek olduğu, Amerikalı öğrencileri Türk ve daha sonra Hindistanlı öğrencilerin izlediği görülmüştür (Hovardaoğlu ve Büyükşahin, 2004)
1986 yılında Hendrick Miami Üniversitesi öğrencilerine kategoriler sunularak kendi aşk biçimlerini tanımlamalarını istemiştir. Öğrenciler Asyalı, Kuzey Amerikalı, İspanyol kökenli ve Latin Amerikalı(hispanic) ve Zencilerden oluşmaktaydı. Asyalı öğrenciler Kuzey Amerikalılara oranla daha arkadaşça ve sahiplenici aşk biçimlerine sahip olduklarını düşünmüşlerdir.

Love Types and Subjective Well-Being: A Cross Cultural Study. Social Behavior and Personality

Hatfield ve Kim (2004) tutkulu ve arkadaşça aşk biçimlerini bireycilik-toplulukçuluk bağlamında kültüre bağlı olarak farklılaşabileceğini iddia ederek bir araştırma deseni düzenlemişlerdir. Araştırmanın hipotezlerine göre; tutkulu aşk; Bireyci kültürlerde daha çok görülür. Evlilikler bireyler âşık olduğu için ve aşkın evliliğin kurulmasını sağlayan en önemli faktör olduğuna inanılır. Arkadaşça aşk ise; Toplulukçu kültürlerde daha yaygındır. Toplulukçu kültürlerde var olan güçlü ve geniş aile/akrabalık bağları tutkulu aşkın yaşanmasını ve sergilenmesini çoğu zaman olumsuz olarak görür. Evlilikler ailenin, akrabaların ve arkadaşların onayıyla benzer sosyoekonomik düzeye sahip olan kişileri bir araya getirecek şekilde önceden planlanır. İlişki içinde aşkın olup olmaması önemli değildir. Tutkulu aşk biçiminin geleneksel aile biçimine zarar vereceğine inanılır. Bu kültürlerdeki yaygın inanışa göre tutkulu aşk geçici ve kısa süreli olduğu için evlenmek için yeterli değildir. Aksine arkadaşça aşk ise uzun süreli ve çiftlerin ilişkilerini uzun vadede olumlu yönde etkileyen bir süreçtir.

Bu amaçla araştırmacılar 217 Amerikan (101erkek + 116 kız) ve 183 Koreli (90 erkek + 93 kız) üniversite öğrencisine aşk tipleri, yaşam doyumu ve pozitif/negatif duygulanım arasındaki ilişki incelenmesi amacıyla anketleri uygulamıştır.
Arkadaşça aşk tutumuna sahip bireylerin yaşam doyumunun daha fazla olması beklenirken, tutkulu aşk yaşayan bireylerin pozitif/negatif duygu durumlarının daha fazla olması beklenir.

Ancak araştırmadan elde edilen bulgulara göre kültürlerarasında farklılaşan etkiler görülmemiştir. Kültürün herhangi bir etkisi gözlenmemiştir. Bu sonuç Korenin son dönemde hızla Batılılaşması ve toplulukçu kültürü çok iyi şekilde temsil etmiyor olabileceğini düşündürmektedir.

Love Styles: A Cross-Cultural Study of British, Indian, and Portuguese College Students
Psikoloji kuramları Kuzey Amerika kökenli olduğu gerekçesiyle son dönemde evrensel bir yapı içermeyeceği ve farklı kültürel yapılara sahip olan topluluklarda temel sayılabilecek yapıların farklılık gösterebileceği savı ortaya konulmuştur. Neto(2007) bu amaçla aşk türlerinin kültürlerarası geçerliğinin sağlanması ve farklı kültürlerde aşka dair tutumların değerlendirilmesine yönelik kültürlerarası bir araştırma yapmıştır. Araştırmada Hendrick’in (1986) Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği kullanılmıştır.

Amerikalı, Portekizli ve Hintli toplam 582 üniversite öğrencisi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Portekiz ve Amerika bireyci kültür yapısına sahip olarak belirlenirken; Hindistan kollektivist kültür üyesi olarak sınıflandırılmıştır.

Araştırma; farklı kültürlerin (bireyci / toplulukçu) farklı aşk tutumları (Lee, 1976) ve farklı cinsiyetteki kişiler(kadın/erkek) üzerinde farklı etkiler yapacağına ilişkin bir hipotez içermektedir.

Literatürde önceki veriler erkeklerin ve bireyci kültür üyelerinin tutkulu aşk biçimini daha çok sahip olduğu sonuçları yer alsa da bu araştırmada ‘Tutkulu Aşk’ biçiminde cinsiyet ve kültür etkisine rastlanmamıştır. Tutkulu aşk biçiminin evrensel bir yapı içerebileceği sonucuna varılmıştır.

İngiliz ve Portekizli öğrenciler arasında (2 bireyci kültür) belirgin kültürel fark gözlenmemiştir. Ancak toplulukçu(Hint) ve bireyci kültürler arsında kültürel olduğu düşünülen farklar ortaya çıkmıştır. Hintli katılımcılar mantık aşkı, sahiplenici aşk ve özgeci aşkta İngiliz ve Portekizli deneklere oranla daha yüksek puanlar almıştır. Aşk oyunu ölçeğinde İngiliz deneklere göre daha az; Arkadaşça Aşk ölçeğinde ise Portekizli deneklere oranla daha yüksek puanlar almıştır. Mantık Aşkı söz konusu olduğunda ise Hintli denekler İngiliz ve Portekizlilerle anlamlı derecede farklılık göstermiştir. Eş seçimi Asya’da tüm aileyi ilgilendirir. Avrupa’da ise 18. yüzyıldan bu yana kişiye özeldir.
Hintli ve Portekizli erkekler Hintli ve Portekizli kadınlara oranla daha çok aşkı oyun gibi görme eğilimine sahiptir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; İngiliz kadınların ise anlamlı şekilde aşkı oyun gibi gördükleri gözlenmiştir. Bu durum kadınların modernizasyon süreciyle beraber yıllar içinde eşitlik kazanmasıyla açıklanabilir.
Erkekler kadınlara oranla daha Özgeci aşk tutumuna sahiptir. Sosyalizasyon süreci içinde kadınların daha bakıcı, verici olarak yetiştirilmesine rağmen erkeklerin duygusal ilişkilerine kadınlardan daha bağlı olması ve sosyal rollerinden kaynaklanan sahiplenici tutumları sevdikleri kişiye karşı daha fedakâr olmalarını gerektiriyor olabilir. Hintliler; İngiliz ve Portekizlilere göre daha özgeci aşk tutumuna sahiptir. Bu durum; bireycilik ve toplulukçuluk ayrımıyla açıklanabilir. Özgeci aşk biçimi diğer partneri merkeze alır ve kişinin kendi istek ve amaçları diğer partnerin gerisinde kalır. Buda toplulukçu kültürün karşılıklılık yapısına işaret eder.

Arkadaşça Aşk biçimi araştırma bulgularına göre cinsiyete ve kültüre göre farklılık göstermiştir. Hintli erkekler; Hintli kadınlara ve İngiliz ve Portekiz kadın ve erkeklere göre daha arkadaşça aşk biçimine sahiptir. Hint kültüründe genç erkeklere arkadaşça sevgi daha uzun süreli ve daha kalıcı olması gerekçesiyle daha çok aşılanır.
Sahiplenici Aşk biçimi araştırma bulgularına göre cinsiyet ve kültürel açıdan farklılık göstermiştir. Hintli kadınlar Hintli erkeklere ve İngiliz + Portekiz kadın ve erkeklere oranla daha çok sahiplenici aşk eğilimi göstermiştir. Hint kültürü içinde kadının daha hâkim rol sahibi olması bu sonuca yol açmış olabilir.

Sonuç

Tüm araştırmalarda örneklem aşk ilişkilerinin daha çok yaşanabileceği gerekçesiyle üniversite öğrencilerinden oluşmuştur. Ancak sınırlı bir örneklemden genelleme yapmak güç olacaktır. Üniversiteler toplumun en bireyci olduğu yerlerdir. O nedenle yapılan ölçümler tam anlamıyla kültürü yansıtmıyor olabilir. Ancak kültürün temel psikolojik yapılarımız üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu açıktır. Bu nedenle farklı kültürel yapılar içinde yaşayan bireylerin yakın ilişkilerinde farklı tür tutumlar sergilemesi mümkündür.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aşkın Türleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi119 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün Makaleleri
► Aşkın Nörobiyolojisi Psk.Ezgi TANIL
► Aşkın Psikolojisi Psk.Ali BIÇAK
► Aşkın "O" Hali Psk.Ebru DEMİR KARA
► Aşkın ve Evliliğin Bilinçaltı Psk.Kübra Nur ASLAN
► Aşkın Sihirli Dokunuşu S.Melek ÇAVUŞ KILIÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,651 uzman makalesi arasında 'Aşkın Türleri' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Azınlık ve Çoğunluk Aralık 2013
► Önyargı ve Ayrımcılık Ağustos 2013
► Stres Ağustos 2013
► Vajinismus Temmuz 2013
► Kimlik ve Benlik Temmuz 2013
► Dil ve Dil Oluşumu Mayıs 2013
► Anne Baba Tutumları Nisan 2013
► Panik Atak Şubat 2013
► Saldırganlık Ocak 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:25
Top