2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İntihar ve Krize Müdahale Birimleri ve Artan İntihar Vakaları Üzerine
MAKALE #4116 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Aralık 2009 | 6,609 Okuyucu
Hastanemiz bünyesinde bulunan “İntihar ve Kriz Müdahale Birimi”nde görev aldığım dönemde kriz ve intihar olgusu üzerine daha fazla yoğunlaşma olanağı buldum. Bu konuda dikkatimi çeken ilk şey, ölümle sonuçlanmamış, sait girişim düzeyinde kalmış intihar vakası sayısının aylara dağılımında büyük bir benzerliğin görülmesiydi. Sadece hastanemezin aciline gelen, oradan da ilgili kriz müdahale birimine yansıyan vaka sayısı aylık 25 ila 30 arasında değişmekteydi. Diğer hastanelere başvuran vakaları da bu hesaba kattığımızda ortaya çıkan rakam oldukça dikkat çekici.

Düşününüz:

Malatya gibi orta ölçekli bir doğu vilayetinde her ay demekki en az 50 kişi belli nedenlerle intihar girişiminde bulunuyor. Evet, intiharın benimsenmediği, normal bir ölüm gibi asla kabul görmediği, üstelik de bir zayıflık belirtisi sayıldığı, “Namazı dahi kılınmaz” denilerek büyük bir günah olarak kabul edildiği tipik bir anadolu şehrinde saydığım bütün bu caydırıcı unsurlara ve “sabır gibi, şükür gibi, kanaat gibi, tevekkül gibi” köklü ruhsal savunma mekanizmalarına rağmen her ay en az 50 kişi (bu sadece kayıtlara geçen takribi sayıdır) “Artık yaşamak istemiyorum” diyerek hayatına son vermek istiyor.

Hangi neden insanları en tatlı şey olan canından bile vazgeçme noktasına getirebiliyor?

Hangi sebepler insanı en korkutucu gerçek olan ölümü bile ister, üstelik de sadece istemekle kalmayıp, bunun icabını da yerine getirir bir duruma sevk edebiliyor?

Çoğu insan bir "ölüm" lafını duymaya dahi tahammül edemezken, sadece işittiğinde bile derin bir ürperti hissederken, normal olan da aslında buyken birileri nasıl oluyor da ölümün kollarına doğru böyle heves dolu bir cesaretle koşabiliyor?

Bu soruların cevabına geçmeden önce birkaç rakamsal bilgi vermek istiyorum. Yaptığım kaba istatistiki çalışmaya göre intihar nedenleri arasında birinci sırada aile içi sorunlar yer alıyor. Aile içi sorunlar, eşler arası sorunlar, daha çok hatalı ana - baba tutumlarından kaynaklı gençlik bunalımları listede başı çekiyor. Ardından maddi sorunlar, işsizlik gibi sosyal nedenler geliyor. Yine intihar girişimi açısından risk oluşturan yaş dilimi deyince 15 - 24 yaş arası kesim ön plana çıkıyor. En riskli kesim, bu yaş diliminde yer alan ve aynı zamanda ergenlik dönemini de yaşayan gençlerimiz. İntihar teşebbüsünde bulunma sayısı bakımından kadınlar erkeklerden önce geliyor. İntihar vasıtaları olarak ekseriyetle ilaç, kesici alet, yüksekce bir yerden atlama, iple kendini asma ve ateşli silah gibi araçların kullanıldığı gözleniyor.

İnsan normal şartlarda ölmeyi değil, yaşamayı ister. Çünkü insanoğlu ölümü arzulamaya değil, yaşamaya, yaşama sımsıkı tutunmaya programlanmış bir canlıdır. Evet, insanı insan yapan bütün unsurlar onu hayatta tutmak için fonksiyon icar eder. Bunun için de insan, değişik savunma mekanizmalarıyla ve savaşım silahlarıyla donatılarak dünya sahnesine gönderilmiştir.

O halde, genetik açıdan yaşamaya kodlanmışken, hayatta kalmaya hizmet eden bütün dost kuvvetlerle de desteklenmişken bu kadar kişi niçin, nasıl, nasıl oluyor da hayatına son vermek isteyebiliyor?

Bunları düşündükçe içimden nedense, “İnsanın mantığı almıyor” diyesim geliyor. Ancak, uzaktan bakınca davulun sesinin hoş geldiği olgusu da bilinen diğer bir gerçek. O zaman en doğrusu, oturduğumuz yerden ahkam kesmek değil, meseleye daha yakından, önyargısız, objektif olarak ve tam bir empatiyle yaklaşmak galiba. Bu durumda gelin, şu intihara götüren kriz sürecini daha yakından tanımaya devam edelim.

İntihar olgusu, bazı istisnalar dışında genellikle insanın içine düştüğü ve geçici nitelikli “kriz” anlarında ortaya çıkan bir sonuçtur. Kişisel / içsel buhranlarla ya da harici / dışsal bir takım nedenlerle önce “tetiklenip” sonra da “beslenen” bu kriz anlarında kişinin kendisini, olayları ve dış dünyayı seyrettiği penceresi olan “algısı” büyük oranda bozulmaya uğrar. Bu “algısal şema” bozulunca, dışarıdan aldığı uyarıcı girdilerini “zihin makinasına” olduğundan çok daha farklı (çarpık, abartılı, yanlı, negatif vs.) göndermeye başlar. Bunun sonucunda da kişinin “zihinsel üretim işlemi” sağlıksızlaşır. İşlem sağlıksızlaşınca da haliyle ortaya sağlıksız “zihinsel ürünler” çıkar. Ölüm düşüncesine sahip olma, ölme isteği duyma, ölümü tek çıkar yol olarak görme anlayışı işte bu türden sakat işlemlerden sonra ortaya çıkan yabani mahsüllerden sadece biridir.

Böyle anlarda kişinin ilgisi ve dikkati nereye kayacak olsa orayı olduğundan çok farklı algılar. Mesela “bir teselli” aramak için geçmişi hatırlayacak, maziye dalacak olsa orayı kendisini acımasızca yutan bir suçluluklar deryası olarak görür.

“Bir umut” diyerek geleceğe, atiye yönelse orası da kavurucu, susuz, ıssız, kum fırtınalarıyla dolu bir karanlıklar çölü gibi gelir gözüne.

En son olarak, “Elimde ne kaldı ki” diyerek içinde yaşadığı ana, “şimdiye” odaklanacak olsa burayı da sürekli kendisini ısıran iri timsahlarla, zehirli yılanlarla dolu bir ızdırap bataklığı gibi hisseder.

Derken, böyle algıladığı, üç boyuttan herşeyin üstüne üstüne saldırdığını düşündüğü bir dünyada yaşamak istemez olur. Oradan bir an evvel kaçmaya, kurtulmaya çalışır. Ölümü aslında bir kurtuluş yolu olarak seçer. Nadiren de olsa ölümüyle, kendisini anlamayan, üzen sevdiklerine son kez acıklı bir ders verme isteğiyle işlenen intiharlar olabilse bile aslında intihar olgusunun altında yatan en temel neden; acı dolu bir dünyanın hiç bitecekmiş gibi görünmeyen ızdırabından kaçarak sonsuz ve derin bir uyku hali olarak tasavvur edilen ölümün karanlık koynuna sığınma arzusudur.

Halbuki kişi, içinde bulunduğu psikolojinin tesiri altında, yağmurdan kaçarken doluya tutulmak kabilinden olan bu saplantılı ölüm düşüncesinin, onun gerçek iç yüzünün idrakinde değildir. Zaten bu psikolojik atmosfer içerisindeyken tam anlamıyla “müdrik” olması da beklenemez. Oysa bu dönem, adı üzerinde, diğer bütün dönemler gibi geçicidir. Az evvel de belirttiğim gibi, kişi bu zor süreçte bunu kavrayabilecek durumda değildir.

Tamam da o zaman bu, zihni güdümlü bir füze misali intihar hedefine kilitlenmiş kişiler için yapılabilecek hiç bir şey yok olmadığı anlamına mı geliyor?

Elbetteki hayır.

Havada ses ötesi bir hızla yol alan güdümlü bir füzenin rotasında bile bazı değişimler yapılabiliyorsa bu durumdaki kişiler için de yapılabilecek bir şeyler mutlaka vardır.

Hele de bu kişiler bir füze kadar uzağımızda, kilometrelerce ötemizde değilken!

Çoğunlukla da yanıbaşımızdalarken!

İşte devlet hastaneleri bünyesinde kurulu olan "intihar ve krize müdahale birimleri" ndeki psikologlar bu konuda büyük bir imkan sunuyor topluma. Bize ise bunu bilmek, bilmeyenleri ise bilgilendirmek düşüyor.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İntihar ve Krize Müdahale Birimleri ve Artan İntihar Vakaları Üzerine" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► İntihar ve İntihar Girişimleri Psk.Seliyha DOLAŞIR
► İntihar ve Tedavisi Psk.Betül ÖZDEMİR
► Depresyon ve İntihar Psk.Sena TUNÇ
► Ergenlik Döneminde İntihar Psk.Esra BÜYÜKKURT
► İntihar Düşünceleriyle Baş Etme Dr.Psk.Beyza ÜNAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'İntihar ve Krize Müdahale Birimleri ve Artan İntihar Vakaları Üzerine' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:17
Top