2007'den Bugüne 78,265 Tavsiye, 25,285 Uzman ve 17,533 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Kedi ve Köpeklerde Böbrek Yetmezliği
MAKALE #4247 © Yazan Vet.Hek.Işıl KARATAN | Yayın Ocak 2010 | 9,143 Okuyucu
KEDİ VE KÖPEKLERDE BÖBREK YETMEZLİĞİ

Evcil hayvanlarda özellikle ileri yaşlarda sıklıkla karşımıza çıkan hastalıklardan biri de Böbrek hastalığıdır (Renal Hastalıklar). Böbrek yetmezliği akut ve kronik seyirli olabilir. Bu hastalık özellikle yaşlı kedilerde görülür ve kronik böbrek yetmezliği (CRF) olarak adlandırılır.
Böbrek hastalığı olan kedilerin tam olarak tedavi edilebilmeleri için altta yatan diğer hastalıklarının,var olan diğer problemlerinin çok dikkatle incelenmesi gerekir. Böbrek hastalıklarında altta yatan bir çok sebep ve hastalık olabileceği unutulmamalıdır. Bu hastalıklardan bazıları şunlardır :
  • Hipertiroidizm (Hyperthrodisim),
  • Kalp hastalığı (Heart disease),
  • Diş hastalığı (Dental disease),
  • Şekerli diyabet (Diabetes mellitus)
  • Hipertansiyon (Hypertension) (Körlüğe sebep olabilen yüksek kan basıncı)
Böbrek hastalığını tanımlarken sıklıkla kullanılan terimler:

Azotemia : Kanda azot atığı ürünlerin artması
Hipokalemia : Düşük kan potasyum seviyesi
Hyperkalemia : Yüksek kan potasyum seviyesi
Anemia : Kansızlık .Kanda düşük eritrosit (kırmızı kan hücreleri) seviyesi.
BUN (Blood Urea Nitrogen) : Kan üre azotu
GFR (Glomerular Filtration Rate) : Glomerular filtrasyon oranı
Hypertension : Hipertansiyon.Yüksek kan basıncı
Hypophosphatemia: Düşük kan fosfat seviyesi
Hyperphosphatemia :Yüksek kan fosfat seviyesi
Polydypsia : Aşırı su içme
Poyuria : Aşırı idrar yapma
PU/PD : Polyuria ve polydypsia
CRF : (Chronic Renal Failure) Kronik böbrek yetmezliği
ARF : (Acut Renal Failure)Akut böbrek yetmezliği
Böbrek Anatomisi

Böbrekler vücuttaki hayati organlardan biridir. Her bir kalp atımında dolaşım sistemine giren kanın %25'i böbrek arterleri yoluyla doğrudan böbreklere gitmektedir. Dolaşımda yüksek metabolik orana sahip olan böbreklerin kusursuz çalışması yaşam için kritik öneme sahiptir.Yüksek metabolik oran ve yaşamsal öneme sahip olan böbrekler bir çok probleme karşı hassastırlar.

Aşağıdaki resimde tipik bir memelinin böbreği görülmektedir. Kan böbrek arterine girerr ve temizleme işleminin yapıldığı nefrona akar.(Dikdörtgen kutucukla sınırlandırılmış olan bölgede tipik nefron lokalize olmuştur.) Renal arterden süzülmüş olarak gelen temiz kan şimdi renal ven yoluyla dolaşım sistemine geri döner. Nefronların filtrelediği atık maddeler pelviste toplanır ve sonra üreterler yoluyla idrar olarak böbrekten uzaklaştırılırlar.
Herbir böbrekte bir milyondan fazla mikroskobik boyutlarda bir milyondan fazla nefron bulunur. Her bir nefron tek başına üre oluşturabilecek kapasitede olan böbreğin en işlevsel üniteleridir. Tüm nefronlar aynı anda çalışmazlar.Bu özellik nedeniyle böbrek çalışma kapasitesi artar. Böbrek iş yükü arttığında böbreklerin çalışma kapasitesi de artar. Yedek çalışma kapasitesi (rezerv) kronik böbrek yetmezliği durumunda ise düşer. Bu durumdaki petler (özellikle de kediler) görünüşte son derece normal gözükürler, fakat vucudun fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayabilecek yetenekte son derece hızlı azalma görülür.
Kedilerde böbrekler, karında, retroperitoneal alan olarak adlandırılan çukur kısımda yer alırlar. Böbrekten çıkan renal ven yukarıda vena cava ile birleşmektedir. Vena cava'dan gelen kan, karaciğere girer ve sonra doğrudan kalbe akar. Bu kan atıklardan temizlenir (filtre edilir) ve yeniden dolaşıma katılır.

Nefronların Anatomik Yapısı
Nefronların önemli anatomik parçaları aşağıda tanımlanmıştır:
Afferent Arteriole: Bu küçük arter renal arterden gelip, böbreğe giren çok küçük damarlardan biridir. Glomerulus'a kanlanmasını sağlar. Sonuç olarak filtre edilmiş kan yani temizlenen kan böbrek toplardamarına girer.

Glomerulus : Affarent arteriole'nin sonundaki çok sayıdaki küçük kan damarlarının bir toplamıdır. Glomerulus'taki normal kan basıncı, sıvının Bowman Kapsülü olarak adlandırılan toplama bölümüne akmasını sağlar.

Bowman's Capsule : Burada toplanan sıvı, sonunda tubüllere akar. Bu tubüllerde, atık maddeler ve fazla elektrolitler filitre edilerek sıvıdan ayrılırlar ve protein ve glukoz gibi normal kan içerikleri kan dolaşımına geri döner. Lasix gibi bir diüretik kullanıldığında bu yapıya etki edecektir.

Toplama Kanalları (Collecting Ducts): Toplama kanalları tubüllerin sonunda bulunurlar.Filtrasyon ürünü olarak oluşturulan idrar, nefronlardan dışarı akar. Diğer nefronlar idrarı toplama kanallarında depolarlarken toplama kanalları da renal pelvise akarlar. İdrar pelvisden önce üretere ve üreterler aracılığıyla da idrar kesesine akar.



Böbrekler, karın bölgesinde retroperitoneum adı verilen özel bir bölgede yer alırlar. Bu bölge, abdomenin (karnın) üst kısmında, spinal vertebra'nın hemen altında bulunan bir koy gibidir. Bölge bu hayati organa iyi bir koruma sağlar .
Kronik Böbrek Yetmezliğinin Patofizyolojisi

Günler, haftalar, ya da aylar boyu devam eden durumlarda, normal nefronlar yara dokusu ile yer değiştirirler ve nefronlar işlevselliğini kaybetmeye başlarlar. Böbrek nefronlarının ortalama % 75’inin fonksiyonelliğini kaybettiği durumda böbrekler artık vücudun gereksinimlerini karşılayamaz hale gelmiş demektir. Rezerv söz konusu olmadığından, kalan sağlıklı nefronlar bu aşırı yükü kaldırmak için, tam kapasite çalışmak zorunda kalırlar. Bu aşırı yüke uyum sağlayabilmek için nefronlar şişerler. Bu durum onların adaptasyonunu ve seçici olarak süzme işlemini ve gerekli gıdasal maddelerin geri emilimini seçici olarak yapmasını sağlar.
Sonuç olarak, bu kalan nefronlar süzme işlemini yapamadıklarında atık maddelerden arındırmak için yetersiz kaldığında ise kanda azot atık maddeleri artar. Böylece Kan üre nitrojeni yani BUN artar ve sonuç olarak "Azotemi" gelişmiş olur. Vücut bu durumu düzenleyebilmek için susuzluğu artırır, bu da poliüri ve polidipsi’ye (PU/PD = Aşırı idrar yapma /aşırı su içme) neden olur. Atık maddelerin kana geçişi ve idrarla atılımı artar. Atık maddelerin ve susuzluğun artmasıyla birlikte önemli elektrolitler ve protein de idrarla atılır. İdrarda protein atılımı klinik olarak çok önemlidir. İdrarda proteinüri tespiti böbrek yetmezliği için son derece diagnostiktir. Kötüye giden böbrek fonksiyonları sonrası protein ve önemli maddelerin vucuttan atılımı kilo kaybına ve güçsüzlüğe neden olur. Vücudun atık maddelerden kurtulmak için ürinasyonu artırması da vücudun su kaybetmesine neden olur. Sonuç olarak “dehidrasyon” gelişir.
Ağızdaki bakterilerin vücuttaki üreyi amonyağa dönüştürmesi ile ağızda yaralar, oral ülserler meydana gelir. Bakterilerin ekstra üremik atıkları amonyağa çevirmesi sonucu ağız ülseri oluşur.Vücut artıkları kanda birikirbakterilerin etkileri ağızda da görülür ve şiddetli gingival ve periodontal hastalıklar ortaya çıkar. Ağızda kötü kokulu ülserli yaralar, diş etlerinde yangı (gingivit) ve en çok da dilde ülserli yaralar gelişir. Atık maddeler, kanın pH'sını da değiştirerek, bağırsak ve midede de ülsere neden olur. Bu durum kusma (vomiting-emesis), iştah kaybı (anorexia) ve kilo kaybı ile sonuçlanır. Üremiden dolayı ülserler ağızda ve dilde de bulunabilir.
Hormonlar etkilenir ve kandaki fosfor miktarı artar. Sonuç olarak kalsiyum anormal bölgelerde birikir, iskelet ve iç organ sorunlarına yol açar. Sodyum dengesizliği sebebiyle hipertansiyon oluşabilir. Böbrek hastalığı olan hayvanlarda hipertansiyon görülür.
Böbreklerdeki bozulma devam ettiği sürece yeterli eritropoetin salgılanamaz ve durum anemi ile sonuçlanır. Anemi peti zayıf ve güçsüz yapar , ayrıca anemik hayvanda genellikle anoreksi mevcuttur.
Sinir sistemi tüm bu problemlerden etkilenir.Eğer üremi şiddetlenirse vucutta hypotermia (vücut ısısının düşmesi) ve epilepsi benzeri sinirsel belirtiler ortaya çıkar.

Böbrek Fizyolojisi :
Böbrekler, vücudun neredeyse bütün fizyolojik oluşumlarına derin şekilde etki gösterirler. Böbreklerin rol oynadığı bu fizyolojik olaylar son derece karmaşıktır.
Aşağıda çok önemli böbrek fonksiyonları özetlenmeye çalışılmıştır :
Sıvı Regülasyonu
Beyin böbrekler aracılığıyla kandaki su seviyesini, atık maddeleri, elektrolitleri ve kırmızı kan hücrelerini denetler. Kan dolaşım sisteminin yani damarların tıpkı beyin gibi kan basıncını kontrol edebilmek için reseptörleri vardır. Eğer su seviyesi çok düşerse örneğin dehidrasyon durumu söz konusu ise beyin, kana ADH (anti-diüretik hormon) adlı bir hormonu salgılar. Böylece böbrekler dehidrasyonu düzeltmek için üriner sisteme daha az sıvı gönderirler ve kanda sıvı miktarı böylece artmaya başlar. Beyin eş zamanlı olarak susuzluk duygusunu da artırır. Böylece dışardan sıvı alımı da artar. Daha az ürinasyon meydana gelir. Vücuttan atılan idrar atık maddelerin konsantrasyonlarına bağlı olarak daha önceki idrardan daha konsantredir ve daha sarıdır. Özetle; İdrar miktarı azalır,yoğunluğu artar ve rengi daha sarı olur.
Susuzluğun giderilmesi ve rehidrasyon için su içip, tekrar vücuttaki sıvı miktarı arttırılğında, vücut bu değişikliği farkeder ve beyin ADH adlı hormonu salgılamayı azaltır. Böylece böbreklerden daha fazla su salınır ve idrar daha fazla miktarda , daha dilue olur ve idrar daha açık sarı renkte olur. İdrarın daha konsantre veya daha dilue olması koyu ya da açık renkte olması, böbreklerin önemli fonksiyonlarındandır. Organlara ve dolaşım sistemine en uygun sıvı miktarının ulaştırılması için bu harika denge mekanizması beyin ve böbrekler tarafından böylece oluşturulur. Bu mekanizma özel bir sistem tarafından ; Renin Angiotensin Aldesteron sistemi (RAAS ) tarafından düzenlenmektedir.
Alkol alındığında fazla idrar yapılması, ADH'nin alkol alımı sonrasında salınımının baskılanması sonucu oluşur. Sonuç olarak,anti diüretik hormonun salınımındaki azalma ile oluşan fazla idrar yapma dehidrasyona ve bu da bitkinliğe sebep olur.
Böbrekler, ayrıca Renin adlı bir hormon salgılar. Bu hormon çok karmaşık bir seri biyokimyasal işlemler sonrasında kan dolaşımındaki sodyum miktarını yükseltir. Sodyum, suyu vucutta tutar.Yani daha fazla sodyum daha fazla su tululumuna neden olur. Böylece kandaki sıvı miktarı artar. Bu durum kan basıncını etkiler. Vasokonstriksiyon ve Na tutulumu sonrası kan basıncı (tansiyon) artar.
RAAS bu aşamada yeniden devreye girer. Böbreklere gelen kan damarlarındaki kan basıncı da artacağı için böbreklerde yer alan baroreseptörler ( basınç algılayan reseptörler) beyne uyarı gönderir. Kan basıncı arttı uyarısı sonrası beyin RAAS'ni aktive ederek kan basıncını dengelemeye çalışır...Renin angiotensin aldesteron sistemi oldukça karmaşık bir sistemdir. Tansiyon ve böbrek sorunu olan hastalarda RAAS hemen etkilenecektir. İlaçlarla düzenlenmesi ve işlevini yerine getirmesi yaşamsal önem taşımaktadır.


Atık Madde Regülasyonu
Beyin, kanda oluşan atık maddeleri de monitörize eder. Bu artık maddeler, vücuttaki normal metabolik işlemlerin ,özellikle de protein metabolizması sonucu olarak ortaya çıkarlar. Bunlar nitrojen (azot) atık maddeleri olarak adlandırılırlar. Kan biyokimyasal parametreleri olarak ölçülebilirler ve Kan Üre Nitrojeni (BUN) olarak isimlendirilirler. Bir diğer atık madde de beyin ve böbrekler tarafından kontrol edilip düzenlenen creatinine (Kreatinin) adlı maddedir. Bu madde kas metabolizmasının bir son ürünüdür. BUN ve Kreatinin kanda yükseldiğinde derhal düşürülmesi gereken son derece tehlikeli toksik ürünlerdir.
Böbrekler vücudun karşı karşıya kaldığı bir çok yabancı madde ve toksinleri vücuttan atarlar. Neredeyse oral ya da enjeksiyon tarzında vücuda alınan her ilaç belirli derecelerde böbrekler tarafından vücuttan atılır.
Çok fazla sıvı akımı ve protein gibi normal kan bileşenleri vücuttan atıldığı zaman istenmeyen sonuçlar ortaya çıkar. Atık ürünler vucutta birikir ve dehidrasyon başlar. (İdrarda protein atılımı,Proteinüri, Protein kaybı,dehidrasyon vb.)
Elektrolit Regülasyonu

Electrolitler böbrekler için oldukça önemlidirler. Sodyum hücrelerin normal fonksiyonu devam ettirebilmeleri için son derece çok önemlidir Sinirlerin uyarılmasında ve kandaki su seviyesinin ayarlanmasında kritik öneme sahiptir. Böbreklerden Angiotensin hormonunun salgılanması ile böbrekler kandaki sodyumun seviyesini ayarlarlar. Bu kan basıncında büyük etki sağlar. Sodyum vucutta su ve tuz tutulumundan ve kan basıncından sorumludur.
Potasyum da kritik öneme sahip bir diğer elektrolittir. Potasyum seviyesi kalp düzensizlikleri gibi ciddi patolojilerin engellenmesi için mutlaka referans değerler arasında tutulmalıdır. Kasların kasılmasında etkisi bilinen bu elektrolitin normal seviyelerde tutulması özellikle kalp kası çalışması için hayati önem taşımaktadır.
Hormon Regülasyonu
Böbrekler, calcitrol ve Paratiroid hormon olarak adlandırılan hormonlar aracılığıyla, fosfor ve kalsiyumu denetler eder. Böylece D vitaminini de düzenler. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimini sağlar. Eğer böbrek hastalığı ilerler ve uzun süre farkedilemezse, paratiroid hormonunun aşırı salgılanması "Sequnder Hyperparathyroidism"’in ortaya çıkmasına neden olur. Bu durum, kan kalsiyum seviyesini normal seviyede tutabilmek için kemiklerin şişmesine ve fibröz hale gelmesine, liflenmesine neden olacaktır. Bu değişim“renal osteodystrophy”olarak adlandırılır. Hiperparatiroidizm gelişimi gıdaya bağlı olabildiği gibi böbrek yetmezlikleri sonucu da ortaya çıkmaktadır. Vücut, normal kalsiyum seviyesine ulaşmak için uğraşır ve bu durum paratroid bezinin hipertrofisi ile sonuçlanır. Fibröz dokuların kemikte artması sonucu kemik iliğinin kırmızı kan hücreleri üretim yetenekleri azalır. Anemi ortaya çıkar.
Asit- Baz Regülasyonu

Kanın asiditesinin ölçümü yani pH'sının ayarlanması, böbrek fizyolojisinin diğer bir önemli alanıdır. Böbrekler, kandaki asitliği ekstra hidrojen iyonları sayesinde ve bikarbonatın yeniden absorbe edilmesi ile düzenlerler.

Kırmızı Kan Hücresi Üretimi

Böbrekler, kanda Erythropoeitin adlı bir hormon salgılarlar. Bu hormon, kemik iliğinde eritrosit (kırmızı kan hücresi) üretimini uyarır. Erytropoietin eksikliği, kırmızı kan hücresi (eritrosit) üretiminde yetersizliğe ve sonuç olarak da kansızlığa yani anemiye neden olur. Zehirli atık ürünler,dolaşım sistemindeki kırmızı kan hücresinin (eritrosit) ömrünü azaltırlar ve anemiyi daha da şiddetlendirirler.Düşük trombosit sayısı sebebiyle pıhtılaşma problemleri oluşabilir.
Kandaki toksik atık maddeler, kırmızı kan hücresinin varlığına engel olur, anemiye şiddetlenir. Daha önce de bahsedildiği gibi, lifli kemiklerde daha az ilik olduğundan, düşük sayıdaki trombosit nedeniyle pıhtılaşma sorunları da baş gösterir. Böbrek yetersizliği durumunda birbirine bağlantılı olarak kan üretimi sekteye uğrayacaktır.

Nefronların Anatomik Yapısı daha önce detaylandırılmıştı;
Özetlersek böbreklerde ana yapı nefronlardır ve nefronlar birkaç anatomik yapıdan oluşurlar. Bunlar;
Afferent Arteriole
Glomerulus
Bowman's Capsule
Toplama Kanalları (Collecting Ducts)
Tüm bu anatomik yapıların detayı için Kedi ve Köpeklerde Böbrek Yetmezliği adlı makaleyi inceleyebilirsiniz.

Kaynak: http://www.lbah.com/feline/kidney.htm

Yazarın Notu: Yabancı dilden çeviri niteliğinde bu eserin tüm çeviri tamamen benim tarafımdan yapılmış, aynı eserin -varsa- başka yazarlarının çevirilerinden hiçbir şekilde yararlanılmamıştır. Ayrıca eser kişisel eklemelerimle zenginleştirilerek Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 1/B MADDEsi. gereğince işleme eser olarak yayınlanmıştır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kedi ve Köpeklerde Böbrek Yetmezliği" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Vet.Hek.Işıl KARATAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Vet.Hek.Işıl KARATAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Işıl KARATAN Fotoğraf
Vet.Hek.Işıl KARATAN
İstanbul
Veteriner Hekim
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi100 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Vet.Hek.Işıl KARATAN'ın Yazıları
► Kedi ve Köpeklerde Böbrek Yetersizlikleri. Vet.Hek.Dr.Başak TUNÇER ULUKARTAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,533 uzman makalesi arasında 'Kedi ve Köpeklerde Böbrek Yetmezliği' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Hayvan Hakları Kanunu Haziran 2009
kedilerde hipertiroidizm, köpeklerde hipertiroidizm, kedilerde kalp hastalığı köpeklerde kalp hastalığı, hayvanlarda diyabet, kedilerde şekerli diyabet, hayvanlarda hipertansiyon, hayvanlarda azotemia, aşırı su içme, poyuria, aşırı idrar yapma, polyuria, chronic renal failure, kronik böbrek yetmezliği, acut renal failure, akut böbrek yetmezliği, nefron, afferent arteriole, glomerulus, toplama kanalları, collecting ducts, filtrasyon, pelvis, abdomen, retroperitoneum, azotemi, dehidrasyon, gingival periodontal hastalıklar, diş etlerinde yangı, gingivit, dilde ülser, bağırsak ve midede de ülser, kusma, vomiting, emesis, iştah kaybı, anorexia, kilo kaybı, hipertansiyon, hypotermia, vücut ısısının düşmesi, epilepsi, kedi böbrek, köpek böbrek, hayvan böbrek, kedilerde böbrek hastalığı, köpeklerde böbrek hastalığı
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:11
Top