2007'den Bugüne 76,251 Tavsiye, 24,882 Uzman ve 17,107 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları
MAKALE #4381 © Yazan Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ | Yayın Şubat 2010 | 10,697 Okuyucu
Günümüzde artık evlenme kararı almak çiftler için daha endişe verici. Çiftlerin evlilikle ilgili yaşamakta olduğu kaygılar çoğunlukla, evlenince iletişimlerinin bozulacağı, sevgiyi çabuk yitirecekleri ve aşkın ömrünün beklenenden kısa süreceğine ilişkin düşüncelerden kaynaklanmakta...Bu düşünceler çoğu zaman, çevrelerindeki evliliklerde yaşanan sorunlar ve evli kişilerin evliliğin aşkı öldürdüğüne dair söylemleri ile destek bulmakta..O halde konu evlilik ya da birlikte yaşama kararı olunca kaygı duymamak elde değil..

Peki her birliktelik aynı kaderi yaşamak durumunda mı? Bazı ilişkilerin iletişim çıkmasında yok olup gittiğini görürken, bazıları içinse sağlıklı ve doğru iletişim yöntemlerini kullanarak sorunların üstesinden gelmek ve ilişkiyi olumlu yönde geliştirmek mümkün..

İki ayrı geçmişe sahip ve ancak bir elin parmakları kadar benzer özelliklere sahip iki kişiyi, öncelikle bir araya getiren daha çok birlikte zaman geçirme isteğidir. Ancak sık yapılan iletişim hataları ile zamanla artık birlikte zaman geçirebilmek ve doğru iletişim kurabilmek bir beceri haline gelmekte. Elbetteki iletişim dışında tatmin edici bir ilişkiyi belirleyen başka faktörler de etkili. Ancak doğru iletişimle, diğer tüm faktörler belirli bir noktaya kadar etkisiz hale getirilebilir. Ancak önce bu faktörlerin neler olduğuna ve ilişkimizi nasıl etkilediklerine bir göz atalım.

İlişki ve İletişime Etki Eden Faktörler

Önceden belirttiğimiz gibi, bir birlikteliği oluşturan iki kişi, farklı özgeçmişler, farklı aile öyküleri, sosyal ve kültürel farklılıklar ve ayrı psikolojik alt yapılarla ilişkinin öğeleri haline gelir.

Bu nedenle öncelikle buzdağının görünmeyen kısmında çiftin bireysel özellikleri yatar. Bu özellikleri, kişinin ardında duran, her zaman görünmeyen ama gerektiğinde kendini ortaya koyan bir gölge olarak değerlendirebiliriz.

Bir diğer önemli faktör, kişilerin bireysel özellikleri dışında bir araya geldiklerinde çift olarak ne gibi özellikler gösterdikleridir. İletişim becerileri, ortak karar alıp alamama, ortak sorun çözme, kurallar koyma ve ilişkinin sınırlarını belirleme çiftin bir araya gelmesi ile oluşan özellikler arasındadır. Bu özellikler ilişkide dinamik olup, zaman içerisinde çeşitli yaşam olayları ile karşılaşılması ve ilişki döngüsü ile beraber olumlu Ya da olumsuz yönde değişim gösterebilir. Bu nedenle ilişkide yaşanan bu sorunları değerlendirmede, ilişkinin hangi evrede, önceki işlevselliği ve kişilerin sorun anındaki beklenti ve ilişkiyi sürdürme motivasyonları incelenmelidir.

Bütün bu etkenlere ek olarak, ilişki ve iletişimi belirleyen bir diğer faktör de bireylerin ve ilişkinin içinde bulunduğu şartlardır. Ani yaşamsal krizler, kayıplar, ekonomik ve sosyal değişimler, kişilerin yaşadığı psikolojik sorunlar, kök aile sorunları, stres ve bir çok diğer faktörde ilişkiye etki eden durumlar arasındadır.

Çiftlerin çatışmaya sokan temel durumlar şu şekilde özetlenebilir,

İlişkideki görev dağılımı ve sorumlulukların belirsiz, uzlaşılmamış ve çatışmalı olması:

Her birlikte keyifli yanların yanı sıra, sorumluluk almamız gereken ve ilişkiye katkımızın bulunması gerektiği durumlar vardır. Ancak bu sorumluluk ve görev paylaşımı her zaman çok açık ve üstünde konuşularak anlaşılmış şekilde olmaz. Çoğu zaman çiftler bu görev paylaşımından dolayı yaşadıkları sıkıntıları açık iletişim yoluyla ortaya koymazlar. Bu da zaman içerisinde kişilerin birbirlerine öfke ve kırgınlık duymalarına ve ilişkinin bozulmasına yol açar. Bazen de kişiler bu tip sorunları, sağlıklı bir iletişim dili oluşturarak çözemezler. Tartışma ve kavgalar sık görülür..Bu da yine ilişkide yoğun çatışmalara neden olur

Kişilerin sorun yaratan tutum ve davranışlar konusunda değişimi hep karşı taraftan beklemeleri, değişim konusunda yeterince içgörü geliştirilememiş olması

Değişim, uzun zamandır süregelen sorunların çözümünde belki de en etkili silahtır. Herkes değişimin gerekli olduğuna inanır. Ama sorun şudur ki, kişiler değişimi önce karşı taraftan beklediğinde ve kendi değiştirmesi gereken tutum ve davranışları gözardı ettiğinde, gerçekçi beklentiler yerini hayallere bırakır. Bu nedenle ilk önce değişim için kendimizden başlamak gerekir. Belki bu sorumluluğu öncelikli olarak alarak, değişmesini arzu ettiğimiz kişiler için iyi bir model olabiliriz. Bazen de kişi nasıl ve ne şekilde değişebileceğini bilemez. Bu nedenle aile danışmanlığı ve bireysel psikoterapiler kişilerin içindeki bu değişme isteğini, uygun yöntem ve beceriler geliştirerek gereçeğe dönüştürmeye yardımcı olur.

Duyguların zamanla değişebilecek olması durumunda esneklik gösterememe ve bunu bir felaket senaryosuna dönüştürme

Her birliktelik ömür boyu sürmesi dilekleri ile başlar ve hep ilk günkü gibi devam etmesi ı beklenir. Halbuki ilk zamanlarda yaşanan yoğun ilişki odaklı düşünme, birlikte çok sık vakit geçirme isteği ve daha yoğun duygulanımlar, yaşamın doğası gereği aynı şekilde kalamaz. Çünkü hayatın akışında, hep aynı duygusal yoğunluk ve ilişki odaklı bakış açısıyla, diğer zaman ayırmamız ve dikkat göstermemiz gereken uğraşılara gerekli özeni gösteremeyiz. Bu da iş, sosyal yaşam sorunları ve yorgunluk olarak bize geri döner. Demek ki yoğun duygularımızı yaşarken bunun tadını çıkarmak ama sonrasında bunların azalabileceği ve yerine daha kalıcı ve güven veren duyguların geçebileceği esnekliğini ilişkimize göstermeliyiz..

Farklı Aile ve Kültür Yapılarının İlişkiye Etkileri.

“Davul bile dengi dengine çalar sözü” her durumda kendini kanıtlamıyor olsa de aslında iki kişinin ilişkiye farklı yaşam öyküleri, aile özelikleri ve kültürel yapılarla başladığını anlatması açısından önemlidir. Ancak bu söz, maalesef ki bu farklılıkların sağlıklı iletişim kurulamadığı durumlarda, aşılması zor durumlar olduğunu da anlatmakta. Peki bu farklılıklar ilişkinin kaderini belirlemek durumunda mı? Kişilerin çatışma çözme stratejilerinin etkili olduğu, empati kurabildikleri, birbirinin sınırlarına saygı gösterdikleri ve karşı tarafın değişmesini beklemeden önce kendi değişimlerine odaklanabildikleri durumlarda her zaman farklılıklar olumsuz olmayabilir. Aksine ilişkileri daha zengin ve paylaşımlı da kılabilir. Bu tip zorluklar yaşandığında, bahsettiğimiz becerilerin gözden geçirilmesi ve geliştirilebilmesi açısından bir ilişki/evlilik terapisi almakta yarar vardır.

Gerçek Dışı Beklentiler, Akıl Okuma ve Genellemeler Yapma:

İletişimde yapılan en önemli hatalardan biri, karşı tarafın bizim ne istediğimizi, beklediğimizi, düşündüğümüzü ve hissettiğimizi biz Hiçbir açıklama yapmadan anlamasını beklememizden kaynaklanır. Bu kadar yıldır beni tanıyamadı mı, demek ki bana özen göstermiyor ve beni yeterince sevmiyor, danışanları sıklıkla dile getirdikleri konulardandır. Bu noktada öncelikle kendimize şunu sormak gerekir; acaba ben her zaman arkadaşlarımın, eşimin, ailemin aklından geçenleri doğru tahmin edebiliyor muyum, yanıldığım da oluyor mu? Bu sorunun cevabı Hiçbir şekilde yüzde yüz yanılmam olamaz. Çünkü her tahminde bir hata payı vardır. Peki bu senaryolara gerek duymadan, nasıl aklımızdan geçenlere cevap bulabiliriz. Bunun en kolay yolu, karşımızdakine açıkça ne düşündüğümüzü ve hissettiğimizi söylemek ve karşımızdakini anlayamadığımız noktalarda onun ne düşündüğünü ve hissettiğini açıkça sormak. İmalardan akıl okumalardan ve aşırı genellemelerden uzaklaşmak. Örneğin çoğu zaman karşımızdaki kişinin bir anlık davranışını alıp bunun hep yaşandığını iddia ederek genelleriz. Eşinin bir konuda isteksiz olduğunu gören kişi, hemen zaten hep beni mutsuz etmeye çalışır, istediklerim olmasın ister diye düşünebilir. Halbuki bunun aksine durumlarda yaşanıyordur ve bazen bunlar sandığımızdan daha çoktur. Bu tip olumsuz duygulara kapıldığımızda ve aşırı genellemem yaptığımızı fark ettiğimiz, tersi olduğu durumlar var mı diye kendimize sormalı ve bu konuda adil bir değerlendirme yapmalıyız.

Güç Dengelerinin İyi Kurulmamış Olması ve Uzlaşma Sağlayamama

Yine önemli sorun alanlarından birisi, ilişkideki güç dengelerinin yeterince iyi oluşturamadığı durumlardır. Bazen bu güç savaşı ve rekabet üstü örtük de olabilir. Üstü örtük olduğu durumlarda, bunun gündeme getirilmesi zor olabilir ve gündeme geldiğinde güç sorunu yaşayan kişiler bunu açıkça konuşmaktan kaçabilir. Bu da sorunun kronikleşmesine ve çözümsüz kalmasına yol açar. Güç sorununun dah açık dile getirildiği ve kişilerin sıkıntı yaşadığı durumlarda, bu konuda uzlaşı sağlamak doğru iletişim ve problem çözme stratejilerinin kullanılması ile kolay atlatılabilir. Yine kişilerin zorlandıkları durumlarda, aile ve ilişki danışmanlığı u becerilerin geliştirilmesinde oldukça etkili olmaktadır.

Cinsel Sorunların Varlığı ve Cinsel İletişimin Sağlıklı Olmaması

Günlük yaşantımızda sağlıklı iletişim ne kadar önemli ise, iyi bir cinsel iletişim dili de cinsel yaşam için hayati önem taşır. Kişiler diğer iletişim alanlarında olumlu özelikler ve açık iletişim gösterseler de, cinsellik gibi yanlış inanışlar ve tabularla beslenen, ayıplar ve yasaklarla öğretilen bir durumda açık iletişim kurmak her zaman kolay olmayabilir. Ancak cinsel beklentiler, sorunlar ve çözüm yolları ancak açık cinsel dilin geliştirilmesi ile mümkündür.

Çoğu zaman ilişkide bir cinsel sorun yaşandığında, kişiler bunun farkında olsalar dahi, bunu incitmeden, kırmadan nasıl dile getireceklerini bilemezler. Bu sorunun çözümü, cinsel iletişimi geliştiren ve cinsellikle ilgili olumsuz tutum ve davranışların yerine, olumlu ve doğru cinsel bilgilenme ve cinsel davranışları oluşturmayı hedefleyen Cinsel Terapi ile mümkündür. Cinsel terapist, cinsel sorun yaşayan kişileri birey olarak değil, ilişkisel düzlemde değerlendirir ve sorunun çözümünde sorumluluğu çifte birlikte verir. Bu şekilde sorunlar bir kişinin üstüne yıkılmaz ve ortak cinsel iletişim dilinin oluşturulması kolaylaşır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ'un Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,107 uzman makalesi arasında 'Evlilikte Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Yolları' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Cinsellik ve Cinsel Eğitim Haziran 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:43
Top