2007'den Bugüne 77,797 Tavsiye, 25,209 Uzman ve 17,435 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Eğitim Psikolojisi Üzerine Denemeler: Organize Eğitim Bölgeleri ya da Kampüs Liseler
MAKALE #4479 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2010 | 4,091 Okuyucu
ORGANİZE EĞİTİM BÖLGELERİ
YA DA KAMPÜS LİSELER
Okullarda şiddet, her iki çocuktan birinin kesici alet taşıması, aile içi şiddet, neredeyse ilkokullara kadar inen sigara - alkol - uyuşturucu kullanımı ve boşanma gibi birey, aile ve toplum hayatını tehdit eden “insan odaklı” sorunlardaki hızlı artış, sorumluluk duygusunu yitirmemiş herkeste bazı arayışları da beraberinde getiriyor.


Her sorunun nedeninin eğitimsizlikte arandığı, “Sorunlar, nedenlerinin zıddı ile tedavi edilir.” düsturu gereğince bütün bu problemlerin çözümünün de yine eğitimde yattığının düşünüldüğü, bu manada eğitimin her derde deva sihirli bir “iksir” olarak algılandığı ülkemizde ben de bu hayırlı çözüm arayışı kervanına katılmak istedim.

Biraz yoğunlaşınca aklıma ilk olarak “Organize Eğitim Bölgeleri” ya da diğer bir ifadeyle “Kampüs Liseler” fikri geldi. Birazdan kısaca bahsedeceğim bu projenin sakıncalı tarafları var mıdır yok mudur, varsa bile bu yanları faydalı tarafları yanında devede kulak kalmaz mıgibi soruların cevaplarını aramayıbaşkalarına bırakarak ben daha çok bir psikolog gözüyle böylesi “yapısal bazlı” bir çözüm modelinin ne gibi faydalar sağlayabileceği üzerinde biraz düşünmek istiyorum.


Öncelikle, bahsini ettiğim insan kaynaklıve toplumsal görünümlü sorunların halihazırdaki eğitimin mevcut yapısal kurgusu içinde çözülemeyeceğini, çözülemeyen sorunların ise daha da artan bir hızla büyümeye devam edeceğini belirtmek istiyorum. Çünkü mevcut eğitim uygulamalarımız çocukların psikolojik, duygusal, gelişimsel ve sosyal ihtiyaçlarını pek dikkate almayan, sınırlı bir kapalı alanda yürütülen ve sadece “otorite figürü” konumundaki öğretmenler tarafından “pasif bir alıcı” durumunda konuşlandırılmış öğrencilere sürekli “kuru bilgi” aktarılan basit bir mekanizma içersinde yürütülmektedir.

Mevcut eğitim uygulamalarımızın bahsini ettiğimiz sorunları çözebilecek tesirden yoksun olduğuna dair düşünceler o kadar yaygındır ki bu sınırlı yazımda ben bunlara değil daha çok “Kampüs Liseler” yahut “Organize Eğitim Bölgeleri” diye adlandırdığım projemin belli başlı unsurlarına ve bunun öngördüğüm bazı avantajlarına değineceğim.


Bu projeyi hayali olarak öncelikle şehrimiz üzerinde kurgulayalım: Mesela Elazığ tarafında (bura şart değil tabiki. Adıyaman güzergahında, Sivas yolu üzerinde veya Kayseri yönünde de olabilir) geniş bir arazi üzerinde “Organize Eğitim Bölgesi” kurulmalı. Şehrin içinde dar alanlara ve binalara sıkışmış, dolayısı ile de “ruhları sıkan” ve “gelişimleri boğan” bütün liseler bu organize bölgeye toplanmalı. Bu komplike kampüs, onlarca modern ve estetik görünümlü binadan meydana gelmeli. Geniş, ferah ve çağdaş çizgilerle dizayn edilmiş bir çok sokak, park ve bahçelerden oluşmalı.


(Tespit 1: Estetik ve sanatsal unsurlar insandaki kaba, saldırgan ve hoyrat duyguları / eğilimleri yontan; insana derin bir sezgi, incelik ve hümanist duygular aşılayan bir işleve sahiptir. Tıpkı renklerin insan üzerindeki etkisi gibi bir şeydir bu. Mevcut okullarımıza bir de bu açıdan bakalım!).


Burası
devasa boyutlarıyla ve diğer bir çok vasfıyla öğrencilere yüksek bir kimlik, saygınlık, değerli oldukları hissi ve buraya layık eylemler yapma bilinci aşılayan bir işlev görmeli. Tıpkı üniversiteler gibi.


(Tespit 2: Çocuklar da dahil her insan, düzensiz ve basit bir yerde daha rahat ve kontrolsüz davranma eğ
ilimine girerler, örneğin eline geçen her şeyi çekinmeden sağa sola atabilirler. Ancak lüks, düzenli, zengin görünümlü ve saygı uyandıran bir mekandayken bu davranışlarında istemdışı bir otokontrol ihtiyacı duyarlar. Bu olgu, sadece fiziksel mekanın bile kişi üzerinde ne kadar etkili olduğunu gösteren basit ancak iyi bir örnektir.)


Her bir kö
şesi kamera sistemleriyle de donatılan bu kampüste her gün rutin okul – eğitim – ders hizmetleri dışında düzenli kurslar, seminerler, tiyatrolar, gösteriler, sunumlar, sergiler, seçilmiş film gösterileri vb. uygulamalar olmalıdır. Her öğrencinin ya her gün 1- 2 dersi yahut haftada en az 1 günü sırf bu “bütünleyici eğitim hizmetleri” için ayrılmalıdır.


(Tespit 3:itim, bilgisayarda “dosya” aktarır gibi bir masadan karşısında dizili sıralalara kuru bilgi aktarma / yükleme işi değildir. Eğitim aslında bireylere istendik yönde ve kalıcı nitelikli davranışlar kazandırabilme sürecidir. Eğitimin literatürde geçen ve genel kabul gören tanımı da zaten budur.)


Bu kampüste yine bir çok halı
saha, yeşil – çim saha, basketbol sahaları, yüzme havuzları, tenis kortları, koşu parkurları, spor salonları bulunmalıdır. Her sabah ilk ders, önce bedeni ısındırarak çalıştıran ve zihni de açarak eğitime müsait hale getiren jimnastik hareketleri ve koşu olmalıdır. Böylece, gençliğin verdiği ve taşkın davranışların altında yatan “yüksek enerji” sağlıklı olarak dışarıya kanalize edilebilmiş de olacaktır.

(Tespit 4: Spor sadece belli başlı kişilerin ilgi alanına giren bir hobi meselesi değil; aynı zamanda -önemi bugüne dek pek farkedilmemiş- çok tesirli bir eğitim ajanıdır. Hem bir eğitim unsurudur hem de koruyucu sağlık hizmet fırsatı.)

Az önce de belirttiğ
im gibi, eğitim tek taraflı bir bilgi aktarma süreci değil; içinde sanatsal ve sportif unsurları da barındırması, dolayısı ile de komplike verilmesi gereken ciddi bir hizmettir. Oysaki bugün “eğitim hizmeti sacının” iki ayağı, yani sanatsal / kültürel ve sportif uğraşılar ayağı eksiktir. Bu nedenledir ki sözü edilen çok önemli eğitimsel uğraşılar günümüzde maddi durumu iyi olan ve bu işi seven - hobi olarak gören çok sınırlı sayıda kişilerin ilgilendiği özel bir uğraşı alanı olarak algılanır hale gelmiştir.


Sözünü ettiğim kampüste hiç aralı
ksız ve belli bir takvim halinde işleyen muhtelif sportif müsabakalar düzenlenmeli, bunlar yerel idarelerce ciddi sayılabilecek ödüllerle desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Böylece her çocuğun en az bir sosyal ve sportif aktiviteyle ilgilenmesi sağlanarak en çok ihtiyaç duyduğu gelişim döneminde en az bir başarı duygusunu tatması sağlanmalıdır.


(Tespit 5: Koskoca bir kampüs içersinde başarılı olmak bir vilayette başarılı olmak manasına da geleceği ve daha çok dikkat çekeceği, dolayısı ile de daha çok psikolojik doyum sağlayacağı için bu tür aktivitelere katılım ve ilgi artacak, bu çabalar basit, önemsiz, karşılıksız ve angarya uğraşılar olarak görülmeyecektir. Hem (kanımca) bu aktivitelere katılım zorunlu olmalı ve yıl sonu başarı puanına ciddi düzeyde etki bile etmelidir.).

Bu olanak, her gence legal alanda asgari bir başarı duygusu yaşatacak ve bireyleri başarıya daha da aç ve iştahlıbir hale getirip kamçılayacaktır. Çünkü insan yaşadığı, en azından bir defa tattığı bir şeyin peşinden koşmaya başlar. Hiç başarı vb. bir duyguyu yaşamamış bir genç büyük olasılıkla zararlıakımlara yönelir. Temeldeki itici duygu, kendini ispat etme psikolojik eğilimidir.


Tam da şimdi aklıma geldi:

Bu proje hayata geçtiğ
inde şehrin her yerinden buralara servisler kalkacaktır haliyle. O halde bu da eğitim için bir fırsata çevrilmelidir. Mesela, bu servislerle Kampüse giderken yol boyunca kitap okuyan çocuklara servis ücretsiz olmalıdır ve bunu da devlet karşılamalıdır.


Benim bir cumartesi sabahının 7’sinde, yarı uyur yarı uyanık bir halde biraz düşününce, üç - beş dakika kafa yorunca aklıma gelenler bunlar. Bu hayali proje pekala daha da geliştirilebilir.

Eğitimi okulda verilen dersler (ders = eğitim) yahut İstanbul’dan getirilen, isim yapmış, bir kaç da kitabı bulunan laf sanatkarı bazı kişilere sponsorların desteğiyle verdirilen ücretsiz kurs / seminer hizmetleri olarak gördüğümüz sürece korkarım ki “eğitim - eğitim” dediğimiz halde “eğitimsizlikle”aynı istikamette yol almaya hızla devam edeceğiz. Çünkü doğru olmayan yoldaki / zemindeki bütün adımlarımız bizi ancak hedefimizden daha da uzaklara götürecektir. Bu apaçık ve değişmez bir yaşam kanunudur.


İyi hoş da bu proje çok maliyet gerektirir mi diyorsunuz?

er ki hepimizin üzerinde hemfikir olduğu gibi bütün sorunlar eğitimsizlikten kaynaklanıyorsa ve biz gerçek eğitimi yaşama geçirdiğimizde bütün sorunları da kökünden çözmüş olacaksak, bu maliyete değmez mi! Ucuz alınan aslında bize daha pahalıya gelen değil midir! Her şeyi çözecek bir şeye çok şey harcamak, aslında az şeyle çok şeyi çok daha ucuza başarmak sayılmaz mı! Sanayinin organize olmuş bölgeleri varsa Eğitimin neden olmasın? Eğitim Sanayiden daha mı az önemlidir!


Hem okullar arasındaki eğitim ve kalite farkını da ortadan kaldırabilecek, şehrin farklı alt sosyo-kültürlerinde yetişmiş çocuklar arasında iletişim ve kaynaşma sağlayabilecek, böylece saygı – sevgi – diyalog ortak paydasını geliştirip pekiştirebilecek, bu manada içe kapanmayı ve alt kültürler / farklıgelir grupları arası kopukluğu ve gelişmişlik farkını da giderebilecek, sadece bilgi depolamayı değil; psikolojik, sosyal, duygusal ve ruhsal gelişimi de hedefine alan, eğitim sacının diğer ayakları olan sporun, sanatsal ve kültürel unsurların da birer eğitim argümanları olarak fazlasıyla işin içinde olduğu ve eğitimcilerimizi de motive edip güdüleyeceğini düşündüğüm bu daha saygın, kimlikli, çağdaş, modern eğitim kompleksleri / bölgeleri fikrimi hemen yabana atmayalım, ilk bakışta belki biraz fantastik bir hayal ürünü gibi duran bu proje fikrim üzerinde biraz olsun düşünelim diyorum.

(Bu eğitim kompleksi hafta sonları da halka açık olabilir mesela. İşte herkes için sürekli, eşit ve yaşam boyu eğitim imkanı...)


Ünlü bir düşünürün de dediği gibi, bugün gerçekleşmiş her büyük başarı bir zamanlar sadece “hayal” değil miydi!

Ve yenilik namına her şey, evvela hayal etmekle başlamadı mı!

Psk. İzzet Güllü







Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Eğitim Psikolojisi Üzerine Denemeler: Organize Eğitim Bölgeleri ya da Kampüs Liseler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Eğitim Psikolojisi Berk OMAY
► Kısaca Eğitim Psikolojisi Psk.Vedat DEMİRAL
► Kod Adı: Eğitim Psk.İzzet GÜLLÜ
► Cinsel Eğitim Psk.Atiye KAYTAZOĞLU
► Cinsel Eğitim Psk.Remzi KARAKAYA
► Cinsel Eğitim Psk.Dnş.Barışcan ÖZTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,435 uzman makalesi arasında 'Eğitim Psikolojisi Üzerine Denemeler: Organize Eğitim Bölgeleri ya da Kampüs Liseler' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Psikiyatri Nasıl Hastalık Üretti ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


05:37
Top