2007'den Bugüne 81,930 Tavsiye, 25,986 Uzman ve 18,188 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
En Yaygın Hatalı Ana - Baba Tutumları (Uzman Ebeveyn Yazıları)
MAKALE #4482 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2010 | 5,662 Okuyucu
Bu bölümde bir çok ebeveynde gözlemlenen ve çocuk yetiştirme sürecinde ortaya konulan yaygın ebeveyn hatalarını, bu hataların sonuçlarını ve bunların yerine sergilenmesi gereken doğru davranış biçimlerini ele alacağım.

KIYASLAMAK

Çocuklarınızıkendi yaşıtlarıyla, büyük veya küçük kardeşleriyle, kafanızdaki doğrularla ya da önceki davranışlarıyla asla kıyaslamayın. Kıyaslama çoğu zaman hatalı olmaya ve hatalı sonuçlar vermeye mahkumdur. Ayrıca kıyaslanmak çocukta, kıyaslamada bulunan ve kıyaslanıldıkları kişilere yönelik bazı negatif duyguların uyanmasına da neden olur. Bu negatif duygular ise çocuklardaki bir kısım davranışsal sorunların en önemli nedenleri halini alır.

AYIPLAMAK - ELEŞTİRMEK

Çocuğunuzu davranışları dolayısıyla asla ayıplamayın, eleştirmeyin. Çocuğunuzla iletişiminizde "Sen..." ve "Niye..." diye başlayan, sorgulayıcı bir üslup taşıyan cümleleri kullanmamaya gayret gösterin. Cümle deyip geçmeyin. Kelimelerin beynimizde kimyasal reaksiyonlar (duygusal ve davranışsal tepkiler) başlatabilme gücü vardır. Mesela biri size "anladım ki sen kötü bir insanmışsın" dese belki üç - beş gün kendinize gelemeyebilirsiniz. Bakın, bir kaç harfin yanyana dizilmesi ile ortaya konulan sözel bir ifade sizde (iç dünyanızda) nelere sebep oldu, değilmi!

FARKINDA OLMADAN AŞAĞILAMAK

Bir danışanım vardı. Bir gün görüşme esnasında bana "Hocam, insanın bir dengesi var ve bu denge aşağılanmayla bozuluyor, bence bütün psikolojik problemlerin altında insanın aşağılanması yatıyor" demişti (Ünlü psikolog Alfred Adler de aşağılanma konusunun insan psikolojisi üzerindeki etkileri konusuna büyük önem vermiştir.). Aşağılanmanın çok önemli olduğunu elbetteki ben de biliyordum ancak danışanımın bütün psikolojik sorunları buna bağlaması, "bütün problemlerin nedeni..." ifadesini kullanması dikkatimi çekmişti. Bütün problemlerin altında aşağılanma yatıyor idiyse, o zaman psikolojik anlamda sorun yaşayan insan sayısınca aşağılanma olmalıydı yaşamda. Bu mümkün olabilir miydi? Bunu düşündüm bir süre. Sonra, böyle birşeyin kesinlikle mümkün olamayacağına kanaat getirdim. Bu kadar çok kişi yaşamlarında bu kadar çok aşağılanıyor olamaz dedim.

Ancak ilerleyen mesleki gözlemlerim esnasında yanıldığımı farketmeye başladım. Aşağılanma pekala benim ilk başta anladığım manada açık bir şekilde olmayabilir diye düşündüm. Nasıl ki kışın kar yağdığında yollar için bir "açık" bir de "gizil" buzlanmadan söz ediliyorsa, aynı şekilde bir çok ailede ebeveynler çocuklarını açıktan olmasa bile gizil olarak aşağılıyor olamazlar mı diye sordum kendi kendime! Bu pekala mümkündü. Kliniğimizi aynı zamanda bir araştırma laboratuvarı gibi kullanarak bir çok danışanımda bunu araştırmaya koyuldum.

Evet, bir çok ailede sergilenen ancak gizil olarak ifade edildiği için de ebevenlerin genelde farkına varamadıkları, farkedemedikleri için de yıllarca sürdürdükleri bazı gizil nitelikli aşağılama davranışları sözkonusuydu. Bu, çocukların yaşamlarını etkileyen en önemli sorunlardan birisiydi ve tahmin edemeyeceğeimiz kadar yaygındı.

Psikolojide "gizil mesajlar" olarak ifade edilen bir gerçekten bahsedilir. İletişimde kullanılan bazı sözel ifadeler gizil bir nitelik taşır ancak bu ifadelerin anlamı aslında muhatapları için son derece açıktır. Mesela bir doktor hastasına "iki gün içinde kesinlikle ameliyat olmalısın" dese bu mesaj hasta için "iki gün içinde ameliyat olmazsam ölebilirim" anlamına da gelebilir. Halbuki doktor hastasına açık bir ifadeyle ölebilirsin dememiştir ancak kullanılan bu gizil ifadenin hasta için açık bir anlamı da budur.

Aynı şekilde çocuklarımıza karşı bu türden görünüşte gizil ancak manaları açık olan bazı aşağılayıcı tavır ve davranışlarda bulunabiliyoruz. Kendilerini değersiz hissetmelerinden tutun da gözle görülür davranışsal tepkilere kadar çok geniş bir yelpazede sonuçlar doğurabilen bu ve benzeri türdeki aşağılayıcı nitelikli mesajları öncelikle tek tek keşfetmemizde, sonra ise bunları hayatımızdan çıkarma yönünde güçlü bir çaba içine girmemizde fayda vardır.

Gizil Bir Mesaj Örneği

_Oğlu babasına soruyor: Baba beni seviyormusun?
(Ne kadar masum bir soru! )

_Baba cevap veriyor: Tabiki oğlum! Bütün babalar evlatlarını sever!
(Görünüşte ne kadar masum bir cevap değil mi!)
Ancak çocuk sorduğuna bin pişman oluyor. Çünkü kendisinin kendisi olduğu için değil de bütün babalar evlatlarını sevdikleri için sevildiğini düşünüp içerliyor.
(Bu çocuk içerlemesin de ben mi içerliyeyim!)

Unutmayın ki ne söylediğimiz değil, nasıl algılandığımız önemlidir.

İşte Buna Güzel Bir Örnek

_Anne sabah kalkıyor, buz dolabına bakıyor ve çocuğuna soruyor: Oğlum, akşam dolapta iki tane çukolata vardı, neden bir tane kalmış?
_Oğlu cevap veriyor: Anneciğim, karanlıkta diğerini görememişim de!
ŞİDDET UYGULAMAK

Özlem G’ nün (küçük kız kardeşimin) henüz 7 - 8 yaşlarındayken yazdığı, bir çocuğun iç dünyasında yaşadıklarını koca bir şair tadında anlatan dörtlüğünü burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Ben küçük bir çocuğum,
Önüne gelen beni dövüyor.
Ama ben mutsuzum napayım!
Her gün ağlıyorum."
...

Dayak çocuğun eline, poposuna ya da yüzüne değil; aslında ruhuna atılır. Ve bu yanlış davranış, tahminlerinizin çok ötesinde çocuğa zararlar verir. En bariz etkisi de çocuğun davranışlarında ortaya çıkar. Çocuklar kincidirler. Bir dayak atın, belki siz unutursunuz ama onlar bunu kolay kolay unutmazlar. Bir çok sorunlu davranışla size bunun bedelini çok pahalıya ödetirler.

"Ben de insanım, benim de sabrım bir yere kadar, bazen dayanamayıp dövüyorum" demeyin. Lütfen kendinizi kandırmayın. İş yerinizde veya arkadaş ilişkilerinizde her kızdığınız insana, her kızdığınız anda dayanamayıp dayak atabiliyor musunuz?

Peki dayanamayıp bu güne kadar kaç kişiye aynı kolaylıkla dayak attınız?

Ellere gelince sabır var da kendi çocuğunuza gelince mi yok!

Dayak atmayan nice anne - babalar var, onlar nasıl beceriyorlar bu işi? Yoksa onlar insan değiller mi!

ADAM YERİNE KOYMAMAK

Çoğu veli çocuklarının küçücük cüssesine bakıp aldanmakta, onlara karşı ciddiye almaz, umursamaz, baştan savıcı ve tutarsız bir yaklaşım sergilemektedirler. Bu yaklaşım biçimi son derece yanlıştır. Her çocuk anne ve babası tarafından önemsenmeyi, bir yetişkin gibi muamele görmeyi ister. Evet, onlar oyun oynamayı severler, yaşlarının verdiği şirinlikler yaparlar. Sizlerle çocuk gibi konuşur, tamam çoğu zaman çocukca davranışlar da sergilerler. Ancak anne - babaları tarafından adam yerine konulmayı da beklerler.

Bu konuyla ilgili olarak, bir gün hastanemiz sosyal hizmet uzmanı Sayın İsmet Çağlayan’ın oğlu ile olan şu dikkat çekici diyaloğuna şahit oldum:

İsmet Bey oğlunu kreşten aldı ve ona yönelerek "Oğlum, annenin okuldaki toplantısı uzamış, sana haber vermek için seni kreşten aramış, fakat sana ulaşamamış, bu nedenle beni aradı, senden özür diledi, bunu sana iletmemi söyledi" dedi.

Değerli ağabeyim İsmet Çağlayan’ın daha 6 yaşındaki oğluyla olan ve çocuğa "bir yetişkin gibi değer verme" motiflerinin neredeyse tamamını içinde barındıran bu doğru diyalog biçimini bütün yetişkinlerimizin ortaya koyması gerekiyor.

SIK BOĞAZ EDİP BIKTIRMAK

Çocuğunuzu sıkboğaz edip bıktırmayın, her davranışına müdahale ederek onu adeta boğmayın.

Dikkat: İkide bir engellenmek çocukta ortaya çıkan ve davranışa dönüşme hedefine yönelmiş olan enerjiyi ketler.

Bu davranışa dönüşemeyen ve başıboş kalan enerji ise yaramazlık ve huysuzluk olarak davranışlara yansır.

Örneğin amirine kızan ama tepkisi sürekli engellenen bir memurun bu öfkesinin hışımla sağa sola fırlattığı kağıtlara / dosyalara (ya da müşterilerine, hatta evde eşine - çocuklarına) yansıması gibi.

Eğer gerekli - gereksiz kurallar ve yasaklar koyarak çocuğunuzun çocukluk icabı olan bir çok davranışını engelliyorsanız çocuğunuz çok büyük bir olasılıkla yaramaz olacaktır.

(Hatırlatma: Yaramazlığın bir diğer nedeninin de "anne - babanın çocuğun taleplerine önce "hayır" deyip sonra dayanamayıp "evet" deme tutarsızlığı olduğunu artık biliyor olmalısınız!)

Unutmayın, o daha bir çocuk...

Oynasın, zıplasın, çıksın, insin, yapsın, yapmasın... Çocuğunuzu evinde özgür bırakın. Yaşayarak, yaparak, yapmayarak öğrensin. "Dur, dokunma, elleme, yapma, alma, bırakma, gitme, çıkma, inme..." gibi gereksiz emirlerden ve engellemelerden uzak durun. Çocuğun en rahat olacağı yeri evidir. Evinde dışarıya göre biraz daha kontrolsüz ve rahat davranması gayet doğaldır. İnsan kendisini kendi evinde daha özgür hissetmek ister. Siz bile dış ortamlara göre kendi evinizde daha rahat, daha özgür, daha kontrolsüz davranmıyor musunuz! Kendinize tanıdığınız bu hakkı çocuğunuza çok görmeyin!

BİR KÖYE İKİ MUHTAR OLMAZ İLKESİNİ İHLAL ETMEK

Çocuklar yetiştirilme sürecinde anne – baba dışındaki kişilerle mümkün mertebe az görüştürülmeli, görüştürülse bile çocuğa fazla karışma - müdahale etme olanağı tanınmamalı, söz hakkı kesinlikle annede olmalıdır.
Gerekirse anne, "Lütfen baba (anne veya teyze), siz karışmayın, bu onun için yanlış bir davranış, lütfen siz müdahale etmeyin" diyebilmelidir. Bu ortamı ailede erkek hazırlamalıdır. Baba uygun ortamı hazırlamalı, anne ise çocuğu birebir olarak yetiştirmelidir.

Anne ve baba dışındaki kişiler (dede, nine, hala, teyze gibi aile büyükleri), çocuğun yetiştirilmesi sürecinde birinci derecede ilgilenen anne ve baba gibi sürekli mesai yapmadıklarından çocuğa karşı daha sabırlı, daha hoşgörülü ve daha verici olmaktadırlar.

Dikkat: Çocuklar için güzel ama anne ve baba tarafından her zaman yapılması hem mümkün olmayan, hem de büyük sakıncalar taşıyan bu türden davranış biçimlerine alışan çocuklar evlerinde ebeveynlerinden de her zaman bu aşırı ilgili "dede - hala - nine" yaklaşımlarıbeklemektedirler.

Bu yaklaşımları bulamadıkları zamanlarda bu duruma anlam vermekte zorlanmakta, sonra da pek çok problem davranış kaleminden oluşan kabarık faturayı anne ve babalarına çıkarmaktadırlar. Hani teşbihte hata olmaz derler, büyük anne veya büyük baba gibi aile büyükleri her ziyaretlerinde kuyuya bir iki taş atmakta, çocukların velileri ise günlerce bu taşları kuyudan çıkarmaya çalışmaktadırlar.

TEPKİ VERMEDE TUTARSIZLIĞA DÜŞMEK

Değerli Veliler, şimdi bahsedeceğim yaklaşım hatasının çocuğa vereceği zararı inanın her gün çocuğunu döven anne ve babalar bile veremezler!

Çocuk yetiştirme sürecinde yapılabilecek temel hataların başında çocuğa talepleri konusunda önce "hayır" deyip hemen arkasından da dayanamayıp "evet denmesi tutarsızlığı gelir.

Dikkat: Daha önce de değinmiştim. Çocuğa önce "hayır, olmaz, alamam, gidemeyiz vs." deyip çocuk biraz mızmızlanınca dayanamayıp "tamam tamam, hadi al, tamam gidelim" gibi geri dönüşler / tutarsızlıklar yapmak, çocukların huysuzluğunun, yaramazlığının en önemli nedenleri arasındadır. Böyle yaparak anne ve babalar çocuklarını her istediklerini huysuzlaşarak elde etmeleri yönünde zamanla şartlandırmış olmaktadırlar.

Çocuklar önce "yok, olmaz" denilen bir şeyi bir kaç defa huysuzlaşarak, bağırıp çağırarak, ağlayarak vs. elde etmişlerse artık bu yolu öğrenmekte, ebeveynleri her "hayır" dediğinde birazcık daha huysuzlaşırsa nasıl olsa anne - babalarının dayanamayıp geri adım atacağını düşünmeye (İşte bir gizil öğrenme daha) başlamaktadırlar. Böylece, sonuç aldıkları bu yolu her seferinde kullanmakta, ebeveynlerine geri adım attırmak için sürekli mızmızlık ve huysuzluk dozajını artırmaktadırlar.

Bir an için düşünün:

İş yerinize tanımadığınız bir kişi gelse, uygun bir dille sizden haraç istese, siz önce yok deseniz, sonra biraz sesini yükseltse ama siz yine "olmaz" diye cevap verseniz, daha sonra bu kişi size karşı sesini biraz daha yükseltse ve siz yine "hayır, asla" deyince bu sefer bağırıp çağırmaya başlasa ve silahını masanın üzerine koysa ve siz ancak o zaman "tamam, tamam, ne istersen vericem" deseniz bu kişi muhtemelen işyerinizin sürekli müdavimi olmaya başlardı. Üstelik de her geldiğinde artık istemekle, sesini yükseltmekle falan hiç uğraşmazdı, ne yapardı, silahını direkt olarak masanın üzerine koyar, işi uzatmadan, daha kestirmeden halletme cihetine giderdi. Çünkü siz bu kişiye baştan "yok, olmaz" deyip arkasından da (artan tepkisi üzerine) "evet, tamam" demekle daha zahmetsiz, daha kolay sonuç veren, daha kestirme bir yol öğretmiş oldunuz.

Aynı şekilde, farkında bile olmadan, gizil öğrenme yaşantısı sonucu çocuklara da öğretiyoruz bazı yanlış davranışları. Bu yaklaşım biçimi aslında çocuğa "oğlum (ya da kızım)! Eğer benden bir şey istersen başta muhtemelen yok derim. Sen bu lafıma bakıp da sakın olaki aldanma. Böyle yaptığımı gördüğünde sen makul bir şekilde istemekle falan hiç uğraşma. Sakın olaki hemen pes etme. Böylesi anlarda biraz bağır, çağır, huysuzlaş, ortalığı velveleye ver, sağa sola saldır, eğer mümkünse kardeşini çekiştir, ona tekme falan at, ben nasıl olsa o zaman dayanamayıp geri adım atar, dediğini işte tam ozaman yaparım" demenin diğer bir ifadesidir.

Çocuklarınız aslında farklı bir şey yapmıyor, sadece, bu şekilde mesajlar vererek onlara her gün akşama kadar evde öğrettiklerinizi uyguluyorlar.

Hep demiyormuydunuz hani anne - baba sözü dinlenir diye. Dinliyorlar işte! O yüzden onlara kızmayın!

Psk. İzzet Güllü
("UZMAN EBEVEYN: Kendi Çocuğunuzun Uzmanı Olun" adlı kitabımdan kısaltılarak alınmıştır)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"En Yaygın Hatalı Ana - Baba Tutumları (Uzman Ebeveyn Yazıları)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,188 uzman makalesi arasında 'En Yaygın Hatalı Ana - Baba Tutumları (Uzman Ebeveyn Yazıları)' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:53
Top