2007'den Bugüne 88,785 Tavsiye, 27,435 Uzman ve 19,557 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ağız İnsan Arabasının Eksozudur (Güncel Psikoloji Yazıları)
MAKALE #4551 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2010 | 5,091 Okuyucu
DİL SADECE BİR İLETİŞİM ARACI DEĞİLDİR

Yaşadığımız bazı sıkıntıların temelinde konuşma yetimizle ilgili nedenler yatar. Konuşmanın gözden kaçırılan önemli bir özelliği şudur: Konuşmak sadece iletişim ve sosyal ilişkiler kurmak için gerekli olan bir araç değildir. Konuşmanın bu temel işlevi yanında aynı zamanda psikolojik bir gereksinim olduğunu vurgulamak gerekir.

AĞIZ, İNSAN ARABASININ EKSOZUDUR

Evet, konuşma yeteneğini belli nedenlerle kaybetmiş olanlarımız müstesna zaten hepimiz bir şekilde konuşuyoruz. Hayır! Biz genellikle konuşmayı salt bir diyalog yolu olarak tanıyoruz ve sadece bu amaca dönük olarak, sosyal bir amaca yönelik olarak kullanıyoruz. Almak, satmak, vermek, sormak, anlatmak, öğrenmek için vs... Böyle olduğu için de konuşmalarımız psikolojik bir gereksinimimizi karşılayacak bir içerikten yoksun kalmış oluyor. Dediğim gibi, genellikle psikolojimiz için gerekli olanları değil; sadece günlük hayatımızı idame edebilmek için gerekli olanları konuşuyoruz. Tek fark, kimimizin bunu elli - yüz; kimimizin de iki yüz, üç yüz, belki de beş yüz - bin kelime ile yapması, o kadar! Ancak bunun, vurguladığım gerçek açısından fazla bir kıymeti bulunmuyor.

...

DÜŞÜNSEL ÜRETİM VE ÜRETİM HARİCİ ATIKLAR

İnsanoğlu şuanı yaşarken geçmişten ve gelecekten bağımsız değildir. Sürekli geçmişi hatırlar, şuanla ilgili muhakemeler yapar, geleceğe dair bir takım kurgular içerisine girer. Tüm bu işlemler esnasında beyin motoru sürekli enerji harcar. Bu enerji sarfiyatı sonrasında ise ortaya aynen arabalarda olduğu gibi bir takım atıklar çıkar.

Yalnız her konuşma şekli, her konuşma içeriği beyinsel enerji sarfiyatının bir ürünü olan bu zehirli düşünsel atıkların dışarı atılmasına imkan vermez. Bu nedenle neleri, nerede, ne zaman ve ne kadar konuşacağımızı çok iyi bilmemiz, konuşmayı psikolojimiz için bir gereksinim olarak kabul eden ve bu amaç doğrultusunda kullanabilen bir yaklaşım içersinde olabilmemiz gerekmektedir. Bu ise kendiliğinden / rast gele olabilecek ya da yapılabilecek bir şey değildir. Bilgi edinmeyi, doğru yöntem kullanmayı, yani belli bir eğitimi ve disiplini gerektirir. Demekki konuşmak sadece iletişim kurmak için gerekli olan bir vasıta değildir.

EKSOZ KAPAĞI: SOSYAL BİR CANLI OLMAK, GELENEKSEL DEĞERLER İÇERSİNDE YAŞAMAK

İnsanoğlunun aynı zamanda sosyal bir canlı olması, belli bir kültür, inanç ve değerler sistemi ile örülmüş toplumsal bir yapı içersinde yaşaması psikolojik yapısı için gerekli olanları konuşabilmesini maalesef ki her zaman için mümkün kılmamaktadır. Konuşmanın iletişim kurmanın ötesinde psikolojik sağlığımız için de kullanılabilmesinin önündeki en büyük sorun işte budur.

Hemen hemen hepimiz, bazı şeyleri konuştuğumuzda kötü biri olacağımıza, ancak konuşmadan bazı şeyleri içimizde saklı tutmakla bundan korunabileceğimize inandırılmışızdır. Oysa ki biz ağzımızdan çıkanlarla değil; içimizde olanlarla bizizdir. Hem insan iç dünyasında olup bitenlerden sorumlu değildir. Çünkü bunlar kişinin elinde değildir. İnsan ancak ve ancak iradesi dahilinde olanlardan, yapıp yapmadıklarından, yani davranışlarından sorumludur. Örneğin birini öldürmeyi içinden geçiren hiç bir kimse katil olarak kabul edilmez. Kişiyi katil yapan düşüncesi ve söylemi değil; ancak ve ancak eylemidir.

Bu nedenle, en azından çok güvendiğimiz bir dostumuzla, belli güven mekanizmalarını da devreye sokarak, geçmişimiz, şu anımız ve geleceğimiz ile ilgili olarak ortaya çıkan ve iç dünyamızda zehirli bir atık gibi dolaşan "düşünsel enerji artıklarını" sözünü ettiğim türdeki bir konuşma yolu ile dışarı atmamız sağlığımız, mutluluğumuz açısından büyük önem arzediyor.

BİZ ASLINDA MASKEMİZİ ÇIKARDIKTAN SONRA GERİYE KALANIZ

"...Sevgili dostum, ne olur beni yanlış tanıma. Ben de diğer insanlar gibi sadece dışa dönük yüzümden ibaret biri, sadece dışarıdan görülen sevgi dolu, neşeli, iyi huylu, yardımsever yanımdan meydana gelmiş biri değilim. Sana bugün, şimdiye kadar hiç bir kimseye yapmadığım bir şeyi yapacağım. Bunun için ise sana güvenmem gerekiyor. Bugün sana kendimi anlatacağım. İlk defa birine, kendimi bütün çıplaklığı ile tanıtacağım... Sen de bugün ilk defa birini, dünyada belki de ilk kez bir kişiyi her şeyi ile enine boyuna, bütün gerçekliği ile tanıma ayrıcalığına sahip olacaksın. Ben bunu yapacağım. Eğer bir gün bunları himaye edemediğini öğrenirsem, bunun için beni kaybetme bedelini ödemeyi göze alırsan serbestsin, istediğin birine pekala anlatabilirsin bunları. İşte o zaman beni kaybetmiş olacaksın ve ben de sana hakkımı hiç bir zaman helal etmeyeceğim..."

Bunun fazla bir riski yoktur aslında. Çünkü siz sadece iç dünyanızda olup bitenleri anlatıyorsunuzdur. Gerçekte olup bitenleri değil.

Bu ise kimseyi kötü yapmaz. Hatta alışık olunmayan türden böylesi bir dürüstlük size karşı tahminlerinizin ötesinde, içten içe serpilip gelişen derin bir saygıyı da beraberinde getirecektir.(Ben bu tür kişilere -anlattıkları ne olursa olsun- her zaman için çok fazla saygı duymuşumdur. Otomatik olarak böyle bir eğilim içersine girmişimdir.). Çünkü anlattığınız kişi de dahil olmak üzere herkes çok iyi bilmektedir ki hiç birimizin iç dünyası diğerimizinkinden daha fazla masum değildir.

SORUNLARINIZIN BEDELSİZ ORTAKLARI

Kim ne derse desin biz psikologların en büyük işlevi bence burada yatıyor. Psikolog olmak ister istemez güveni; güven sansürlerin kalkmasını, kilitlerin ve kapıların açılmasını; açılmak bu köprüden geçebilmeyi, karşı kıyıya ulaşabilmeyi; ulaşmak konuşulması gerekenleri bihakkın konuşabilmeyi; bu da sözü edilen zararlı atıkların dışarıya adı madım akıtılmasını sağlıyor. Psikologlara depresyon, panik atak, terapi, danışmanlık sorunları ve/veya yardımı yanında bu gözle de bakılmasında, hatta bu yönlerinin daha fazla öne çıkarılmasında büyük fayda olduğu kanaatindeyim.

Hele de her türden uyarıcının çeşitlenip arttığı, düşünsel üretimlerin bu artış nispetinde çoğaldığı, lakin güvenin ve samimiyetin ise bütün bunlarla ters orantılı bir biçimde azaldığı, öyleki herkesin kalabalıklar içersinde yalnızlaştığı günümüzde bu türden bir paylaşıma ekmek, su ve hava kadar ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ağız İnsan Arabasının Eksozudur (Güncel Psikoloji Yazıları)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     8 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,557 uzman makalesi arasında 'Ağız İnsan Arabasının Eksozudur (Güncel Psikoloji Yazıları)' başlığıyla benzeşen toplam 70 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:23
Top