2007'den Bugüne 89,667 Tavsiye, 27,642 Uzman ve 19,668 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Ana Baba Tutumuyla İlgili Araştırmalar
MAKALE #4558 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Adem ÖZER | Yayın Şubat 2010 | 9,517 Okuyucu
Kuzgun (1973) demokratik, ilgisiz ve otoriter olarak algılanan ana-baba tutumlarının genç yetişkin çağdaki bireylerin kendini gerçekleştirme düzeylerine etkisini araştırmıştır. Bu çalışmada ana- baba tutumlarını ölçen Ana- Baba Tutum Envanteri ile kendini gerçekleştirme düzeyini ölçen Kişisel Yönelim Envanteri uygulanmıştır. Sonuç olarak, içten ve şartsız bir sevgi, saygı ve anlayış ile karakterize edilen demokratik tutumun kendini gerçekleştirme düzeyini olumlu yönde etkilediği; buna karşılık içten sevgi ile yokluğu, anlayışsız ve sıkı bir disiplinle karakterize edilen otoriter tutumun kendini gerçekleştirmeyi engellediği gözlenmiştir. İlgisiz tutumun ise, bu iki tutumun ortasında kaldığı, sevgi yokluğunun kendini gerçekleştirmeyi olumsuz yönde etkilemesine karşılık sıkı kontrolün olmayışının bireyin kendini gerçekleştirmesi için biraz daha olanak sağladığı sonucuna varılmıştır.
Erkan’ın (2002) ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri, ana- baba tutumları ve ailede görülen risk faktörleri üzerine yaptığı araştırmada, ergenlere Olumsuz Değerlendirilmekten Korkma (ODK) ile Sosyal Kaçınma ve Huzursuzluk (SKH) Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen sonuca göre ana-baba tutumlarının ODK Ölçeği puanları ile SKH Ölçeği puanları üzerindeki temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Koruyucu-talep kar ve otoriter ana baba tutumlarına sahip öğrencilerin, ODK ve SKH Ölçeklerinden yüksek puan aldıkları, demokratik ana-baba tutumuna sahip öğrencilerin ise ODK ve SKH Ölçeklerinden düşük puan aldıkları gözlenmiştir. Ana- baba tutumu ve cinsiyet değişkenlerinin ODK ve SKH Ölçekleri puanları üzerindeki ortak etkileri, istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır.
Ayrıca kaygı düzeyi düşük öğrencilerin ailelerinde demokratik tutumlarının oranlarının düşük olduğu gözlenmiştir. Mc Curdy (2005)' in annelik tutumlarında stres ve desteğin etkisi konulu araştırmasında, çocuk yetiştirmede yakın çevre ve baba desteğinin ebeveynlik tutumunda katı tutumun azalmasında etkili olduğunu gözlemiştir. Ayrıca annenin stresinin artışı fiziksel ceza ve olumsuz davranışı artırırken desteğin artışının birçok yönde çok olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir.
Düzgün (1995) ise yaptığı araştırmada, lise 2. Sınıf öğrencilerinin psikolojik belirtileri ile ana-baba tutumları arasındaki ilişkileri incelemiştir. Araştırmanın örneklemi, Erzurum İl’i merkezindeki devlet liselerinin ikinci sınıfa devam eden 448 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin psikolojik belirti düzeyleri 1994 yılında Şahin ve Durak tarafından geliştirilen Kısa Semptom Envanteri ile; ana- baba tutumları da Kuzgun (1972) tarafından geliştirilen ana-Baba Tutum Envanteri ile ölçülmüştür. Araştırma sonucunda öğrencilerin Saldırganlık, Somatizasyon, Depresyon, Kaygı ve Olumsuz Benlik belirtisi üzerine ana- baba tutumunun önemli etkisi olduğu gözlenmiştir.
Otoriter ana-baba tutumu, öğrencilerin saldırganlık ve Somatizasyon belirtisini önemli düzeyde etkilemektedir. Otoriter ana-baba tutumu ile demokratik ana-baba tutumu, depresyon belirtisini önemli düzeyde fakat olumsuz yönde etkilemektedir. Buna göre, otoriter ana-baba tutumu öğrenciyi olumsuz etkileyerek depresyona yol açarken, demokratik tutum, depresyonu engelleyici yönde olumlu bir etkiye sahiptir. İlgisiz ana-baba tutumunun ise, depresyon üzerinde önemli bir etkisi bulunmamıştır. Otoriter ana-baba tutumu, öğrencilerin kaygı belirtisini pozitif yönde etkilerken, demokratik ana-baba tutumu öğrencilerin kaygı belirtisini negatif yönde anlamlı düzeyde etkilemektedir. İlgisiz ana-baba tutumunun ise, kaygı üzerindeki etkisinin çok az olduğu gözlenmiştir. Otoriter ana-baba tutumu, öğrencilerin Olumsuz Benlik belirti düzeyini pozitif yönde önemli ölçüde etkilerken, demokratik ana-baba tutumu Olumsuz benlik belirtisini negatif yönde anlamlı düzeyde etkilemektedir. İlgisiz ana-baba tutumunun ise Olumsuz benlik belirtisi üzerinde önemli bir etkisi bulunmamıştır.
Güneysu ve Bilir'in (1988) üniversite gençlerinin kendini kabul düzeyi ile algılanan ana-baba tutumlarının etkisini inceledikleri çalışma, 772 üniversite öğrencisi üzerinde uygulanmıştır. Belirtilen araştırmada, anne ve baba tutumu demokratik, otoriter ve ilgisiz olarak üç gruba ayrılarak gençlerin anne ve babalarını algılayış şekillerine göre, benlik saygılarının tutumla ilişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, istatistiksel olarak değerlendirmeye tabi tutulan sadece demokratik tutum olmuştur. Buna göre annelerin, 114' ü (% 14.8) 0-15 puan, 365'i, (% 47) 16-25 puan, 293' ü (% 37,9) 26 ve üstü puan almıştır. Baba tutumunda ise, 180' i (23,3) 0-15 puan, 355' i (% 46,0) 16-25 puan, 237' si (% 30,7) ise 26 ve üstü puan almışlardır. Diğer tutumlardan otoriter tutum sergileyen anne babaların oranının çok düşük olması nedeniyle (Örn.,0-15 puan alan 720 (% 93) anne ve 704 (% 91,2) baba olmuştur). İlgisiz tutumun da otoriter tutumdan pek farklı düşünülmediği gençlerin annelerine, 0-15 puan arası olanları 755 (%97.8) kişi olarak kabul etmeleri babaları ise, 738 (% 95.6) kişi olarak 0-15 puanla ilgisiz olmadıklarının, vargısı nedeniyle araştırmacı tarafından gerçek değil ideal anne ve baba tutumunun yansıtıldığı düşünülerek değerlendirmeye alınmamıştır.
Leibham, Alexander, Johhnson (2005) yaptıkları araştırmada okul öncesi çocuklarının ilk ilgilerinin sürdürülmesiyle spesifik ana-baba davranış ve inançlarının bağlantısını incelemişlerdir. Buna göre uzun süreli bireysel ilgilere sahip çocukların ailelerinin, kısa süreli ilgilere sahip çocukların ailelerine göre, akademik uyarımda, öğrenmedeki merakın rolünde daha çok etkili oldukları ve evde ve çevrede daha fazla ilgi alanı yaratacak malzeme bulundurduklarını gözlemlemişlerdir.
Ana-baba tutumlarının ekonomik durumlarla yakından ilişkili olduğu, gelir düzeyi düşük annelerin daha katı bir yöntemle çocuk yetiştirdikleri, orta sınıf annelerin ise çocukla daha esnek ve özgürlükçü bir etkileşim kurdukları araştırmalarla kanıtlanmıştır (Mass, 1951; Maccoby and Gibbs, 1954). Toplumumuzda da ailelerin sosyo ekonomik durumları yükseldikçe çocuğa gösterdikleri sevgi artmakta ve kontrol azalmaktadır (Kağıtçı başı, 1970; Güneysu ve Maden, 1987). 1965 yılında Medinnus' un yaptığı araştırmada da yüksek Kendini kabul düzeyine sahip olan gençlerin ana-babalarını seven ve reddetmeyen ana-babalar olarak algıladıkları görülmüştür. Kendine saygının baba tutumlarından çok anne tutumları ile ilişkili olduğu bulunmuş ve erkeklerin kendine saygı ölçümleri ile ana-baba tutumu ölçümü arasındaki ilişki kızlardakinden daha yüksek çıkmıştır. Medinnus kendini kabulün gelişiminde cinsiyet farklılıklarına dikkati çekmektedir (Akt., Bilir, Güneysu, 1988).
Day, Badali, Ruck 'ın 2005 te yaptıkları araştırmaya göre ebeveynlik tutumları ve genç yaşta anne olan anneler ile annelerinin bakım, büyüme ve bireysel kararlılık haklarına karşı tutumları arasındaki ilişkileri incelemişlerdir. Genç anneler kişisel kararlılık haklarının diğer annelere göre daha güçlü destekleyicisi ayrıca annelerde bakım haklarının genç annelerden daha fazla destekleyicisi olmuşlarsa da hem anneler hem de genç anneler kişisel belirleyicilik karşısında bakım haklarının önceliğinin savunucu olduklarını gözlemişlerdir.Ayrıca genç anneler ile annelerini otoriter veya ilgisiz olarak algılayan genç annelerin (erken yaşta anne olanlar); annelerini açıklayıcı otoriter olarak algılayanlara göre kişisel belirleyicilik haklarına karşı daha fazla onay verdiklerini gözlemişlerdir.
Bir başka yönden Kasabada yetişen gençlerin annelerinin, şehir ve büyük şehirde yetişen gençlerin hem anne hem de baba tutumlarının gençlerin Kendini kabul düzeyinde önemli farklılıklar yarattığı görülmüştür. Büyük merkezlere doğru gidildiğinde anne baba tutumlarının daha özerkleştiği ve Kendini kabul düzeyinin yükseldiği görülmektedir. Bu konuda yapılan diğer araştırmalarda da benzer sonuçlar bulunmuştur. Buna örnek olarak Kılıççı' nın 1981' deki araştırması verilebilir. (Kılıççı, 1981 ve Güneysu, Bilir, 1988). Bekir oğlu (1996) araştırmasında, bağlanma tarzları ile aile ortamı, kaygı ve depresyon arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Örneklemi oluşturan 81 üniversite öğrencisinin bağlanma tarzları, Yetişkin Bağlanma Ölçeği; aile ortamını algılama şekilleri, Aile ortamı Envanteri; kaygı seviyeleri, Süreksiz Durumluk/Sürekli Kaygı Ölçeği ve depresyon seviyeleri, Beck Depresyon Envanteri kullanılarak ölçülmüştür. Araştırmaya katılan öğrenciler bağlanma tarzı açısından, güvenli ve güvensiz olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu iki grup arasında kaygı ve depresyon puanlarında anlamlı farklar olduğu gözlenmiştir. Güvensiz olarak sınıflandırılmış grubun her iki puanı da daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca aile içinde algılanan birliktelik/paylaşım açısından, güvenli olarak tanımlanan grup diğer gruba göre daha yüksek bir ortalama puan, aile içinde algılanan kontrol açısından ise, daha düşük bir ortalama puan almışlardır. Cinsiyete bağlı herhangi bir farklılık gözlenmemiştir.
Sümer ve Güngör'ün (1999), üniversite öğrencilerinin anne ve babalarından algıladıkları çocuk yetiştirme stilleri ile bağlanma stilleri, temel benlik boyutları, yakın ilişkilerde davranış örüntüleri ve aile ve arkadaşlarla ilişkilerinden memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, anne ve babadan algılanan kabul, ilgi ve sıkı denetim/kontrol boyutlarının çaprazlanmasından elde edilen çocuk yetiştirme stillerinin (otoriter, açıklayıcı/ otoriter; izin verici/ şımartan ve izin verici/ihmalkar) araştırmada yer alan psikolojik sonuç değişkenleri ile tutarlı olarak ilişkili olduğu bulunmuştur. Ele alınan örneklemde en yaygın olarak algılanan çocuk yetiştirme stillerinin, birbirlerine karşıt olan, otoriter ve izin verici/şımartan stiller olduğu saptanmıştır. Kabul/ilginin yüksek olduğu ailelerden gelen gençlerin bunun düşük olduğu ya da denetimin yüksek olduğu ailelerden gelen gençlere oranla daha yüksek düzeylerde güvenli bağlanma, öz saygı ve benlik belirginliği ve daha düşük düzeylerde sürekli kaygı ve onaylanmama kaygısına sahip oldukları saptanmıştır.
Annelik boyut ve stillerinin daha çok bağlanma, babalık boyut ve stillerinin de daha çok benlik değişkenleri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Akbağ (Akt., Erkan, 1994), lise öğrenimi görmekte olan 16 yaş ergenlerin çocukluk dönemlerine ilişkin olarak algıladıkları ana-baba tutumları ile uyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Kadıköy İlçesindeki genel resmi liselerden seçilen ikinci toplam 712 öğrenciye, Hacettepe Kişilik Envanteri ve Algılanan anne baba Davranışları Envanteri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre Algılanan Anne baba tutumlarının lise öğrenimi görmekte olan ergenlerin uyum düzeyleri üzerinde etkili olduğu ortaya görülmüştür. Çocuğa ilgi ve şefkat göstermenin, amaçlarına ulaşmasında yardımcı olmanın, standartların belirgin olmasının ve çocuğa getirilen kısıtlamaları, ondan beklenen davranışları, davranışlarının getirdiği sonuçları, onunla neden sonuç ilişkisi içinde ikna edici bir şekilde tartışmaya dayanan tutarlı disiplinin ergenlerin uyumlarını olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Fiziksel ve duygusal cezalandırma, ayrıcalıklardan yoksunlaştırma gibi disiplin yöntemlerine uygulamanın ve koruyuculuk davranışlarının artmasına bağlı olarak ergenlerin uyum düzeyinin düştüğü görülmüştür.
Baltaş ve Baltaş (1991) tarafından yapılan çalışmada; anne- babaların sınav sebebiyle çocuklarına karşı daha saldırgan ve reddedici davranmakta oldukları görülmüştür. Çocuklar normal zamana kıyasla sınava hazırlık döneminde daha fazla reddedici tutumlarla karşılaşmışlardır. Yine aynı çalışmada; annelerin babalara kıyasla çocukların sınava hazırlık süreciyle daha fazla ilgilendikleri, çocuklarıyla daha fazla mücadele ettikleri, babaların ise, daha çok sonuçla ilgili oldukları gözlenmiştir (Akt.,Olgun, 1998).
Caffery ve Erdman’nın (2000) yapmış oldukları vaka çalışmalarına göre fobi reaksiyonlarda, çocukların aileleri tarafından korunmadıklarını algıladıklarını ve çocukların, çevreleriyle etkileşimde bulunmaktan çekindiklerini ve isteksiz olduklarını; aile çevrelerinin aşırı derecede düzensiz olduğu ve aile içinde sözel ve fiziksel cezaların kullanıldığı belirtilmektedir. Ayrıca ailelerini temel güveni sağlamada ve kendilerini korumada yetersiz algılayan ergenler sosyal ortamda utangaç ve kaygılı olmaktadırlar. Yetişkinlerdeki, agorafobi ve çocuklardaki okul korkuları ile güvensiz aile bağları arasında ilişki olduğu da belirtilmektedir( Akt., Erkan, 2002).
Kaya' nın 1997 yılında anne babalara yönelik grup rehberliğinin, anne babaların çocuklarına yönelik davranışları ve çocukların sınav kaygısı düzeylerine etkisini incelediği çalışmasında, anne babalara yönelik grup rehberliği, anne babaların çocuklarına yönelik davranışlarının olumlu yönde değişmesinde etkili olduğu, Anne- babalara yönelik grup rehberliğinin çocukların sınav kaygısı düzeylerinin azaltılmasında etkili olmadığını gözlemlemiştir.
Rosen ve D'Andrede'nin (1959) 40 başarma motivasyonu yüksek ve 20 başarma motivasyonu düşük erkek çocuğunu, evlerinde ziyaret ederek yapmış oldukları deneyde; düzensizce kesilmiş bloklarla çocukların, elleri ve gözleri bağlı olarak bir kule inşa etmeleri istenmiştir. Anne- babalara her türlü sözel yardımı yapabilecekleri ancak bloklara dokunmamaları gerektiği belirtilmiştir. Aynı zamanda normalde çocukların bu durumda sekiz blok dizebilecekleri belirtilerek ulaşılması gereken hedef ailelere verilmiştir.
Sonuçta; başarma motivasyonu yüksek olan çocukların ailelerinin her olumlu ve başarılı hamlede çocuklarını öperek ve kucaklayarak ödüllendirdikleri gözlenmiştir. Başarma motivasyonu düşük olan çocuklarda ise; anne babaların daha tedirgin ve tenkit edici tutumlarının belirginliği tespit edilmiştir. Özellikle düşük başarma motivasyonuna sahip çocukların babalarının, deney sırasında aşırı yönlendirici, kendi fikirlerini kabul ettirici ve otoriter özellikler sergiledikleri gözlenmiştir (Akt.,Olgun., 1998).
Örgün'ün (2001) 8.sınıf öğrencilerinin farklı ana-baba tutumları ile benlik saygısı ve atılganlık seviyesi arasındaki ilişkinin incelenmesi üzerine yaptığı araştırmada, farklı ana-baba tutumu algısına sahip öğrencilerin benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Eşitlikçi, demokratik bir tutumla yetiştirildiklerini düşünen öğrencilerin, baskıcı, otoriter ve aşırı koruyucu tutumla yetiştirildiklerini düşünen öğrencilerden; anlamlı düzeyde yüksek benlik algısına sahip oldukları gözlenmiştir. Boldwin (1945)' in yaptığı araştırmada demokratik yaşantı kazanan çocukların öğrenmeye meraklı ve yaratıcı, aynı zamanda da daha korkusuz saldırgan ve liderlik özellikleri gösterdiği, otoriter yaşantı kazanmış çocuklarında yaratıcılık ve merak konusunda daha geri olduğu ancak toplumsal kurallara daha çok uyum sağladıkları sonucuna ulaşmıştır (Akt., Gökçe dağ, 2001).
Bir çok araştırmanın belirttiği gibi, sevgi, sıcaklık dikkat ve ilgiden yoksun çocukların akademik başarısı, benlik saygısı ve sosyal yeterliliği düşük olmakta (Baumrind, 1968; Macaboy ve martin, 1983; Ketsetsiz ve ark, 1998) ve bu çocukların ileriki yaşlarda sigara kullanma, uyuşturucu madde bağımlılığı ve suça yönelme gibi problemli davranışları gösterme olasılıkları artmaktadır (Steinberg ve ark.,1989, Barnes ve Farrell, 1992, Yılmaz, 1999)



Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ana Baba Tutumuyla İlgili Araştırmalar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Adem ÖZER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Adem ÖZER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Dnş.Adem ÖZER
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Adem ÖZER'in Makaleleri
► Evlilik ile İlgili Yapılan Araştırmalar Psk.Esra TAŞDEMİR SEYİTOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,668 uzman makalesi arasında 'Ana Baba Tutumuyla İlgili Araştırmalar' başlığıyla benzeşen toplam 49 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:15
Top