2007'den Bugüne 89,675 Tavsiye, 27,648 Uzman ve 19,669 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Çocuk Yetiştiren Anne - Babalara Kısa Kısa Öneriler
MAKALE #4658 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2010 | 6,484 Okuyucu
ÖNCE TARLAYI HAZIRLAMAK, SONRA EKMEK
Hazırlanmamış toprağa dünyanın en kaliteli tohumunu dahi ekseniz istediğiniz verimi alamazsınız! Aynı şekilde, "Yavrum, biz seni seviyoruz. Sen iyi bir çocuksun. Şu, şu yönlerin (önce olumlu yönlerini tek tek sayın) çok güzel. Aferin benim canım oğluma (ya da kızıma). Fakat yavrum, keşke şu davranışın..."diye başlayan doğru cümleler kurarak öncelikle çocuğunuzun iyi taraflarını kendisine hatırlatın.

Böylece çocuğunuzun davranışlarının beslendiği ruhsal dünya tarlasında olumlu duygusal zemini hazırlamış olun. Öncelikle tarlayı hazırlayın, sonra uygun tohumu ekin. Burada anlatılan yaklaşım biçimi çocuğun doğru olan davranışları ile hatalı olanlarını beyninde kesin hatlarla bir birinden ayırmasına, dolayısı ile mahzurlu davranışlarından vazgeçmesi yönünde daha çok güdülenmesine olanak sağlar. Hemen, "Sen bunu yapıyorsun, niye yapıyorsun, hep yapıyorsun" gibi çocuğunuzun kişiliğinin tamamını hedef alan, eleştirel nitelik taşıyan ve çocuğu savunma pozisyonuna sevk eden basmakalıp yaklaşımlardan şiddetle kaçının. Çocuklarınızla iletişimde, "Aslan / akıllı oğlum, canım / güzel kızım" gibi tarlayı hazırlayıcı çapaları / sözcükleri çok sık kullanın.

VAKTİNDEN ÖNCE MEYVE BEKLEMEK

Çocuk bu, dinamik bir canlı. Sürekli gelişiyor, değişiyor, öğreniyor, terkediyor, kazanıyor... Bu süreç henüz devam ediyor. Sanki çocuğunuz ununu eleyip eleğini asmış gibi, iş işten çoktan geçmiş gibi davranıp panik yapmayın. Araba henüz yolda, siz ise "niye menzile varmadı" diye kaygılanıyorsunuz.

Doğruları çocuğunuza ara sıra, kısa, açık ve net olarak elbetteki söyleyin. Lakin söylediklerinizi yapıp yapmamasını önemsemeyin. Çünkü çocuk için bilmesi yapması gerekenleri yapabilmesinde -en azından her zaman için- tek başına yeterli değildir. Bilsin, isterse yapmasın. O bakımdan siz sadece doğru tohumu toprağa uygun zamanda ekmeye bakın. Mevsimi gelince bitecektir. Göreceksiniz, çocuğunuz da tıpkı bir ağaç gibi tepesinden sürekli yağmur yağsa da, üzerine kar dolsa da, tipi ile dalları koparcasına sallansa da, gövdesine bazı darbeler alsa da kendi içindeki özünü zaman içinde, vakti geldikçe peyderpey bulacaktır. 20 sene sonra meyve verecek bir ağaçtan 5, 10, 15 sene sonra meyve beklenmez. Sadece, vakti beklenir! Sözgelimi, kayısı ağacını diker dikmez hemen meyve alamadığınızda "bu ağaç meyve vermedi, bir sorun mu var acaba" diyor musunuz?

Ağaç ve meyve deyince aklıma geldi. Her çocuk insanlık bahçesindeki farklı bir ağaçtır. Kimisi uzun boylu ve zayıf selvidir, kimi de kalın gövdeli, iri ve kısa dallıdır.

Ağaçsa dalları da olacaktır. Dal dediğiniz şey ise zaman zaman, mesela rüzgarlı, tipili havalarda sağa sola sallanacaktır. Bu bazı mevsimlerde daha da fazla olacaktır. Her hava koşulunda ortada put gibi duruyorsa o zaten ağaç değil, cansız bir heykeldir sadece.

Sözünü ettiğim salınım her ağaçta aynı olmayacaktır haliyle. Uzun selvinin dalları ile kalın çam ağacınınkiler aynı şiddette sallanır mı hiç! Bu durumda rüzgarın yönünü ve şiddetini, ağacın cins ve özelliklerini hesap etmeden sadece mukayese mantığıyla birini diğeriyle kıyaslamak ne kadar doğru olacaktır!

Bırakın her dal zaman zaman doğasının izin verdiği nispette sallansın. Bu, dallarının kopacağı, kopmak üzere olduğu manasına gelmez. Çocuğunuzun genlerindeki programa, onun çok özel doğasına güvenin. Doğa yanlış yapmaz, ama insanoğlu yapabilir! Nitekim yapıyor da! Ne kadar karıştık işin içine, o kadar bozduk. "Sağlık - sağlık" dedik, hastalıkları artırdık. "Rahat etmek, daha fazla rahat etmek..." dedikçe ancak sıkıntılarımızı çoğalttık. "Beslenme - beslenme" dedikçe kilolarımızı, obeziteyi patlattık.

O halde hemen birilerinin, en çok da hazır beton tüccarlarının buyruklarına uyarak ağacınızın dallarını beton bloklarla örerek kalın kalıplar içersine sokmaya çalışmayın.

Unutmayın: Çocuğunuzun gelişimi konusundaki en güvenilir uzman başta ben de dahil olmak üzere o, bu, şu değil; içindeki doğasıdır. Davranışlar ve doğa nehir ile yatak ilişkisine benzer. Su her zaman yatağını bulur.

Hem çocuğunuz gelişimini henüz tamamlamadı ki!

O halde sabırlı olun!

Az önce dediğim gibi, siz sadece ve sadece doğru tohumu toprağa (çocuğun bilinçaltına) ara sıra ekin. Yine daha önce belirttiğim gibi hemen ürün almayı beklemeyin.

Hayır, hayır, kesinlikle telaşlanmayın! Hangi tohum toprağa düşer düşmez büyümüştür ki!Bu noktada Mevlana’nın, "Allah bile insanı yavaş yavaş tam kırk yılda olgunlaştırır." sözünü anımsayın.

Yine tam bu noktada kendi çocukluğunuzu hatırlayın. Çok büyük hatalar yapmadığınız sürece göreceksiniz, o da herkes gibi kendi özünü bulacak, çevrenizdeki her normal insandan bir gibi ortalama bir insan olup çıkacaktır. Buna inanmıyor musunuz! O halde çevrenize dikkatlice bir kez daha bakın!

HOROZU ÇOK OLAN KÖYÜN SABAHI GEÇ OLUR

Çocukluk çağı insan yaşamının en önemli evresidir. Kişilik büyük oranda bu dönemde şekillenir. Yine pek çok psikolojik sorunun temeli bu dönemde atılır. Sahip olunan kişilik ve sorunlar ise kişinin yaşamını belirler. Değerli Veliler, daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, önemine binaen yinelemek istiyorum:

Çocuk yetiştirirken yapılabilecek en önemli doğrulardan birisi çocuğun tek kişi nezaretinde büyütülmesidir. Bu kişi de kesinlikle anne olmalıdır. Baba dahi ikinci planda kalmalıdır. Anne - baba dışındaki kişilerin (büyük baba, büyük anne, hala, dayı, teyze, amca gibi) bu hassas dönemde çocukla fazla içli dışlı olmaları doğru değildir. Bu pek çok açıdan sakıncalıdır. Başta disiplini ve tutarlılığı bozar. Anne - babanın çocuk üstündeki otoritesini aşındırır. Bozulan disiplin ve kaybolan otorite ise çocuğun gelişim seyrini ve davranışlarını olumsuz yönde etkiler.

NORMAL OLMAK DEMEK SÜREKLİ TEK BİR DEĞER ÜZERİNDE BULUNMAK DEMEK DEĞİLDİR

Normallik sürekli tek bir değer üzerinde çakılı olarak durmak demek değildir. Bir hastane laboratuvarında tetkik yaptırdığınızda çıkan sonuca dikkat ettiyseniz görmüşsünüzdür. Hatırlarsanız tahlili yapılan bütün değerlerin bir alt ve bir de üst sınırları vardır. Örneğin kan şekerinin normal olarak kabul edildiği bir alt bir de üst değer söz konusudur. Sonuç bu alt ve üst değerlerin arasında çıktığı sürece rakamlar her seferinde birbirinden farklı dahi olsa sonuç "normal" demektir.

Yine zeka seviyesinin normal olarak kabul edildiği alt sınır 90, üst sınır ise 110’dur. Çocuğunuzun zekası her seferinde 90, 95, 100, 105, hatta 110 gibi farklı farklı çıksa bile sonuç "normal" demektir. Oysaki bu durumu bilmeyen bir kişi sadece bu rakamsal farklılıkara bakarak bir değerlendirmeye gidecek olsa sonucu, mevcut durumu büyük ihtimalle anormal kabul edecektir. Çocuk davranışlarını değerlendirirken de durum bu örnektekilerin aynısıdır. Çocuğunuzun davranışları burada anlatılan örneklerde olduğu gibi her zaman aynı çizgide gitmeyebilir. Bu kesinlikle bir sorun değildir. Önemli olan alt ve üst sınırların dışına taşıp taşmadığıdır. Başka bir örnek daha verelim: Kaza yapmaması için arabanın yolun tam ortasından gitmesi gerekmez. Zaten hiç bir araba yolun tam ortasından gitmez. Zaman zaman arabanın yolun biraz sağına ya da soluna geçmesinin hiçbir sakıncası yoktur. Yeter ki yolun sağ ve sol kenar çizgilerinin dışına çıkmasın.

O halde rahat olun. Şoföre sık sık müdahale ederek yolunda giden arabayı (çocuğun normal davranış gelişim seyrini) siz kazaya uğratmayın.

YANLIŞ ÖLÇÜ ALETİ KULLANMAK YANLIŞ SONUÇ ELDE ETMEK

Süt litre ile tartılırsa doğru sonuç verir. Süt kilo ile veya metre ile ölçülmez. "O da bir ölçüm aleti, ne farkeder ki" denilirse yanlış sonuç elde edilir. Yanlış sonuç elde etmek ise daha başka zincirleme yanlışlara sebep olur. Örneğin sütü çok ucuza ya da bedelinden pahalıya satmak gibi. Sütü çok ucuza satarsak kar elde edemeyiz, değerinden pahalıya satarsak bu sefer de müşteri kaybederiz.

Aynı şekilde anne babalar da çocuklarının davranışlarını genellikle yanlış bir ölçüm aleti ile değerlendirirler. Bu ölçüm aletinin adı '"bana göre...'" dir. Anne ve babalar sık sık bu subjektif aleti kullanarak "bu davranışı bana göre şöyle, şu davranışı bana göre böyle..." derler. Değerlendirme yanlış olunca üzerine bina edilen anne - baba davranışları da haliyle yanlış olmuş olur. Bu yanlışlık çocuktan olumsuz tepkiler almak suretiyle geri yine ebeveyne döner. Bu durum büyük ihtimalle yine yanlış değerlendirilir. Dolayısı ile yine yanlış tepki verilir. Bu böyle kısır bir döngü halinde artarak devam eder gider.

Bu nedenle ortada tespit edebildiğiniz herhangi bir sorun yokken de, "çocuğumun şu davranışı bence..." demeye başladığınız andan itibaren yanlış bir alet kullanmakta olduğunuzu, dolayısı ile de yanlış bir sonuç elde edebileceğinizi anımsamakta ve bu durumda danışmanlık hizmeti alınması yönünde harekete geçmekte fayda vardır. Bu konuda yardım almak için sorunlarınızın oluşmasını veya ilerlemesini beklemeyin.


Malesef ülkemizde, özellikle de bölgemizde, son yıllarda ve genellikle metropol şehirlerimizde büyük oranda değişmekle birlikte psikolojik yardım; sadece psikiyatrik tedavi hizmeti olarak algılanmaktadır. Psikolojik yardım sadece hasta olan insanların alabileceği bir yardım biçimi gibi düşünülmektedir. Oysaki psikolojik yardım demek sadece psikiyatrik ya da psikolojik tedavi hizmeti demek değildir. Alanda danışmanlık, eğitim, destek ve rehberlik gibi başka yardım yöntemleri de vardır. Çocuğunuzun duygu, tutum, ilgi, eğilim, davranış, kişilik ve sosyal gelişimini takip ettirmekte ve dikkatinizi çeken önemli değişiklikleri bir uzmana danışmakta asla tereddüt etmeyin. Bu konuda illaki bir hastaneye yahut kliniğe başvurmanız da şart değildir. Çocuğunuzun okuduğu okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik uzmanlarından da (okul psikologları) pekala yararlanabilirsiniz.

"Doğum sızısı anneye göre sancıdır ancak karnındaki bebeğe göre dünyaya gelişin aydınlık habercisidir." (Mevlana)

Psk. İzzet Güllü





Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Yetiştiren Anne - Babalara Kısa Kısa Öneriler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Anne-Babalara Öneriler: Çocuğa Yaklaşım Biçimleri Psk.Suzan AKSÜT OSMANAĞAOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,669 uzman makalesi arasında 'Çocuk Yetiştiren Anne - Babalara Kısa Kısa Öneriler' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:22
Top