TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Psikiyatrik ilaçlar nelerdir, Bağımlılık yapar mı, Yan etkileri var mıdır?

Sevil YAVUZ Fotoğraf
Pdg.Sevil YAVUZ
İstanbul
Pedagog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi149 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 58 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 43820,

* Yayın Tarihi : 22-10-2010 - 23:14 (1429 gün önce),

* Ortalama Günde 30.66 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 19746 , Kelime Sayısı : 2429 , Boyut : 19.28 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Pdg.Sevil YAVUZ hakkında söyledikleri:
Mutlu aile merkezi = Pedagog Sevil Yavuz
Hayatımın değiştiği günü sizlerle paylaşmak istiyorum. 8 yaşındaki kızımızın davranışlarındaki değişiklik bizi çok endişelendiriyordu. Bir yerde yanlış yaptığımızın farkındaydık ama nasıl davranacağımızı bilemiyorduk, kendi kendimize bu sorunları aşamayacağımızı anladığımızda ve uykusuz bir şekilde işe gitmekten enerjimiz tükendiğinde destek almamız gerektiğine karar verdik, internetten araştırmaya başladık. Ben gerçekten çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum çünkü Sevil hanımla karşılaştık. Ve onunla ilk seansımız hayatımın değiştiği gündür.

Geceleri y... [DEVAMI..]

(Meltem Txx, Danışan, 17-08-2014)

Merhaba, 34 yaşında 14 yıllık evli 8 yaşında kızı olan bir anneyim. 2 hafta önceye kadar mutlu mesut yaşayan bir aileydik. Yani öyle olduğunu zannediyorduk. Kızımızın tuvalet, banyo ihtiyaçlarını karşılayarak, uyku saati geldiğinde birlikte yatarak, masaj yaparak uyutan yani öz bakım becerilerini kızımızın yerine karşılayan bir aileydik. Aslında bunu yaparak kızımıza ciddi zarar verdiğimizi sevil hn la tanışana kadar farkında değildik. Kızımız bebek gibi konuşmasına çok şeker diyorduk, misafir geldiğinde sohbet etmemize müsaade etmemesine napsın sıkılıyor derdik, babasını ve beni saatlerce esi... [DEVAMI..]
(O.K., Danışan, 18-04-2014)

Merhaba Ben Ayşe'nin annesiyim. Ben çok yoğun bir çalışma hayatı olan mali müşavirim eşim diş doktoru geç saatlerde başlayan mesaisi ve hasta yoğunluğunun akşam 6 dan sonra olması sebebiyle eve geç geliyor .Kızım 7 yaşında doğduğu günden beri sürekli ağlayan, mutsuz, huzursuz, bir bebeklik ve erken çocukluk dönemi geçirdi. İlk ve tek çocuğum olması nedeni ile mevcut tüm sabrımı kendisine kullanarak bu yaşa geldi. Her yaşında mutlaka çeşitli sıkıntılar yada huysuzlukları olduysa da kendi kendimize geçer, çocuktur, şimdi diş çıkarıyor huysuzluk eder, şimdi hastalık atlattı. her çocuk hastalık ta... [DEVAMI..]
(NİLGÜN Exx, Danışan, 17-12-2013)

Merhaba

Bizim 3 yaşında bir kızımız var ve kızımız 1.5 yaşındayken babasıyla 8 ay kadar ayrı kaldık,boşanma aşamasına geldik.O zamanlarda kızımız için ne kadar biraraya gelsek de kızımız iç dünyası inanaılmaz etkilendi.Battaniyeyle uyuyor o battaniyeyi hep yanında taşımak istiyor bebek gibi konuşuyor ama bunları 3 yaşında olamasına rağmen devam ettiyordu.İnanılmaz inatçı,kural tanımıyor ve dikkati dağınık bir çocuktu.İstediği mutlaka olacaktı.Bizi de bu konuda parmağında oynatıyordu.İnternette tesadüfen pedagog araştırırken Sevil Hanımın yazılarını buldum ve çok beğendim.Kızımı kendisine gö... [DEVAMI..]

(Özlem Oxx, Danışan, 08-11-2013)

Pdg.Sevil YAVUZ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Psikiyatrik ilaçlar nelerdir, Bağımlılık yapar mı, Yan etkileri var mıdır?

Fobi, korkunun, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen, bu anlamda kontrolden çıkmış halidir. Fobi kelimesinin, Yunanca Phobos kelimesinden geldiği düşünülürse, fobinin anlamı daha bir netlik kazanır. Phobos, Yunan mitolojisinde dehşet tanrısıdır.

Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Fobik kişiler belli bir durum, nesne veya aktivite ile karşılaştığında aşırı anksiyete duyar.

Kişiler korkularının saçma olduğunun farkındadır, ancak korkularını mantıksal düşünerek engelleyemezler. Bu korkular fobik kişilerin günlük işlevlerinde bozulmaya neden olur.

Fobiler toplumda sık görülür. Araştırmalarda toplumda %10 oranında fobik olduğu söylenmekle birlikte tahminen bu değer %25 dolayındadır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasının en önemli nedeni bu kişilerin hastalıklarının farkında olmaması ve tedaviye başvuruların az olmasıdır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Sosyal fobi genelde gençlik yıllarında özellikle karşı cinse ilginin arttığı dönemlerde ortaya çıkar.

Fobi ve EMDR Tekniği Tedavisi

Özellikle ruhsal travma sonucu başlayan fobilerde ise kısaca EMDR olarak bilinen (Eye Movement Desensitiza-tıon and Reprocessing) göz hareketleri eşliğinde duyarsızlaştırma ve yeniden proses etme yönteminden yararlanılabilir. Bu tedavi yönteminde kişinin daha önce yaşadığı ve kendisinde korku yerleşmesine yol açan olay etrafında çağrışımları toplanmakta, gözden geçirilmekte ve işlenmektedir. Hızlı ve kalıcı etki bırakan bir yöntem olması nedeniyle uygun olan vakalarda kullanılmaktadır. EMDR’nin ilaca üstün olmasının bir nedeni de tedavi kesildikten sonra da etkilerinin artarak sürmesidir. Oysa ilaç tedavilerinde kimi zaman tedavinin kesilmesinden sonra belirtilerde yeniden alevlenmeler görülebilmektedir. Ne yazık gibi EMDR ülkemizde yeni tanınmakta ve uzmanlarca da yeterince bilinmemektedir. EMDR ile çoğu zaman birkaç oturumda olumlu sonuç alınmaktadır. Bu nedenle aslında daha ekonomik bir yaklaşımdır. Buna karşın çok ve çeşitli problemleri olan kişiler için EMDR uygun olmamaktadır. Çünkü bu kişilerle daha geniş bir yelpaze içersinde yaşamın tüm alanlarını geniş olarak konuşma gereksinimi bulunmaktadır. Oysa EMDR bir noktaya odaklanarak değişim yaratmaya yarayan bir yöntem olduğundan bu tür geniş konuşma ihtiyacı olanlar ya da tedavinin o evresinde bulunanlarda uygulamayı ertelemekteyiz. Ancak EMDR her tür tedavinin içersine “monte” edilebilir ve yürüyen bir tedavinin etkisini artırmak ve tıkanılan noktalar açmak için faydalı olabilir.

Davranış tedavisinin iki türü olabilir. Bir türünde in vi-vo tabir edilen, kişiyi korktuğu durumla doğrudan karşılaştırma esas alınır. Ancak bunu derecelendirilmiş biçimde yapmak gerekir. Önce daha az korktuğu bir durumla karşılaştırılıp, giderek günler ve haftalar içersinde uyaranın dozu artırılır. Örneğin önce girmekten korktuğu kalabalık bir alışveriş merkezine sadece yaklaşması istenirken sonraki seanslarda o merkezin içine girmesi istenebilir kişiden. Davranış tedavisinin bir başka türünde kişi imgelemde, yani hayalinde korktuğu durumla karşılaştırılır. Bazı fobi türleri buna daha uygundur ya da bazı kişiler bunu tercih eder. Davranış tedavisi esas itibariyle semptomun tedavisine yönelen bir yaklaşımdır. Bir bakıma, parçanın değişmesi ile bütünün de dengesinin değişeceği varsayımına dayanır. Bu doğrudur da. Bazen bir olgunun tamamını değiştirmeye kalkmak hem statükoyu sarsacağı için daha çok korku ve endişe yaratır hem de direnci artırır. Ama bir semptomun ortadan kaldırılması sanki kubbe taşının yerini değiştirmek gibi bütün binanın mimarisini değiştirebilir.

Yüzleşme yöntemi imgeleme, yani hayal etme yolu ile yapılabileceği gibi in vivo, canlı yani doğrudan korkulan nesne ya da durumla karşılaştırma yolu ile de olabilir.
Genellikle bu işlem yavaş yavaş alıştırma biçiminde basamaklandırılmış olarak uygulanır. Ancak yoğun uyaranla karşılaştırma ve sıkıntının her aşamada azalmasını bekleme biçiminde de olabilir. Örneğin agorafobisi olan, yani tek başına kalabalık bir çarşıya girip orada vakit geçirmekten korku duyan ve bunu yapamayan bir kişiyi ele alalım. Uygulama için bu duruma uyan bir yer tespit edilir tedavi olacak kişi ile birlikte. Bu o bölgedeki birçok katlı ve kalabalık çarşı olabilir. Başlangıçta o çarşıya yalnız başına giderek orada sıkıntı duymasına rağmen yarım saat geçirmesi istenir. Oraya girdiğinde duyduğu sıkıntıyı 10 puan üzerinden değerlendirmesi istenir. Daha sonra aynı değerlendirmeyi orada geçirdiği sürenin sonunda da yapması ve bir not defterine kaydetmesi istenir. Çok fazla sıkıntısı olanlar için bir yardımcı terapist, hastayı belirli bir mesafede belirli bir yerde bekleyebilir. Daha sonra aynı uygulama tamamen tek başına da yapılacaktır.

Yarım saatlik uygulamalar sıkıntıda bir “sönme”, yani kişinin kendisinin yaptığı ölçümlerde bariz bir düşme olana dek sürdürülür. Daha sonra bu uygulama bir saate çıkarılır. Çoğu zaman ilk uygulamalardan sonra kısa süre içersinde sıkıntıda azalma görülür. Terapist bu uygulama dışında belirli aralıklarla hasta ile ayrıca görüşür ve hem genel durumunun nasıl gittiğini hem de uygulamada neler olduğunu takip eder, destekleyici olur.

Böyle bir uygulama devam ederken çeşitli problemler ortaya çıkabilir ya da alevlenebilir, kişinin aile bireyleri içersinde tedavi açısından problem yaratanlar varsa davranışları olumluya çevrilir ya da ortaya çıkan bir ek sorun varsa kısa sürede çözümü ve tedavinin önünü tıkamaması için çalışılır. Tedavi olumlu sonuçlandıktan sonra bu uygulamaların bir süre daha seyrelerek de olsa devam ettirilmesi istenir ve kontrol görüşmelerinde takip edilir.

İnsan korktuğu bir şeyin üstüne gitmeyi neden kabul etsin ve istesin?
Gerek fobik durumlar gerekse obsesyon (takıntı), kon-versiyon (sıkıntıların bedene vurması), panik (sıkıntının doğrudan ifadesi) gibi benzeri durumlar kişinin hem kurtulmak istediği hem de devam ettirmekten kendini alamadığı hallerdir. Örneğin evli ama gizlice ikinci bir ilişkiyi sürdüren ve giderek “ikinci” kadına daha çok bağlandığını hisseden ve hastalık hastası olan bir erkeğin durumunu düşünelim. Bir karar vermek zorunda olduğu düşüncesi ile karşılaşmak istemez. Bu ona azap vermektedir. Buna karşılık günler boyu kendisindeki bir bedensel şikayeti pireyi deve yapacak hale getirip korku içersinde yaşadığı zaman en azından çözmek zorunda olduğu problemini düşünmekten uzak kalmaktadır. Bu en basit bir açıklamadır. Yoksa insan ruhu pek çok labirentlerle doludur ve bundan çok daha karmaşık mekanizmalar oluşur. Bu mekanizmalar kişiyi değişmek isteğinden alıkoyar. Buna karşılık kişi yine de belirtilerin zorlaması ile tedaviye başvurur. İşte bu durumda başvuran kişiyi tedavide tutmak çok önemlidir. Tedavinin sürmesini tedavici de istemeli ve hastasını teşvik etmelidir. Aksi halde başvuran kişinin kısa süre sonra tedaviyi yarım bırakması çok görülen bir durumdur. Ya da kısa süre içersinde bir başka doktora gitmek yoluyla her tedaviyi yarım bırakır ve böylece durumunu sürdürmüş olur.

Fobi Türleri

Psikiyatrik ilaçlar nelerdir, Bağımlılık Yapar mı ve Yan Etkileri var mı?

Ruhsal bozukluklar ve psikolojik rahatsızlıkların ilaçla tedavi edilmesi ve bu alanda çalışmalar, araştırmalar yapan bilim dalı Psikofarmokolojidir. 1950’lere kadar sinir ilaçları bağımlılık yaratan bir tür uyuşturucu etki yaparak hastaları sakinleştiren işlevi vardı ve gerçekten de yan etkileri çoktur. Fakat Psikoterapi gelişmesi ve çeşitlenmesi, elektroşok ve manyetik uyarım sayesinde beyine uyarı vererek de ruhsal bozuklukları tedavi etmek mümkün oldu.
Aynı zamanda özellikle 1980’lerden sonra sinir sistemi ilaçları bilimsel gelişmelerle birlikte yan etkileri çok aza indirildi ve ihtiyacı olan gönül rahatlığıyla kullanmaya başladı. Fakat halk arasındaki eski inanış değişmedi: psikiyatrik ilaçlar bağımlılık yaratır, çok yan etkileri vardır” inanışı. Artık yeni nesil psikiyatrik ilaçların antibiyotiklerin yan etkisinden fazla yan etkisi yok ve tedavi için gereklidir.
Psikiyatri ilaçları da diğer tıp dallarında verilen ilaçlar gibi olumlu etkisi olduğu gibi bazı yan etkileri olabilir. Fakat halk arasında bu ilaçlar hakkında çok yanlış inanışlar maalesef kesin doğrular halini almış durumda.
İlaçlar konusunda uzmanlar psikiyatrist doktorlardır. Psikiyatri uzmanları psikiyatrik ilaçların tedavi etkilerini, yan etkileri şu şekilde açıklıyor. Yazının bu kısmı bu alanda uzmanlık gerektirdiği ve bu alanın uzmanı olmadığım için sizi bilgilendirme amaçlı direk alıntı yapılmış ve psikiyatri uzmanlarının düşünceleridir.
Psikiyatrik ilaçların çeşitleri nelerdir?
Psikiyatride kullanılan sinir sistemi ilaçlarını 4 şu grupta ayrılıyor:
1-Antidepresan ilaçlar (öncelikle depresyonda kullanılan ilaçlar)
2-Antipsikotik ilaçlar (öncelikle şizofrenide kullanılan ilaçlar)
3-Kaygı giderici ilaçlar (huzursuzluk, sıkıntı gibi hallerde kullanılan ‘müsekkin’ ilaçlar)
4-Mizaç dalgalanmalarını önleyen ilaçlar (lityum tuzu ve bazı sara ilaçları)

Psikiyatrik ilaçlarının tedavi etkisi ve yan etkisi nelerdir?
1. ANTİDEPRESAN İLAÇLAR
Antidepresan ilaçlar depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Depresyonda duygu ve düşünce hayatımızı düzenleyen beyindeki serotonin, noradrenalin, dopamin maddeleri azalır. Antidepresanlar bu maddelerin miktarını arttırarak tedavi eder. Antidepresan ilaçlar hakkında psikiyatri uzmanları şunları vurguluyor;
1- Antidepresan ilaçlar beyinde suni bir mutluluk yaratmayıp tam tersine bozulmuş olan dengeyi yeniden sağlar. Antidepresanlar, depresyonu olmayan kişilerde fayda getirmez.
2- Antidepresan ilaçların etkileri geç başlar (en erken 2-3 hafta sonra). Arada bir 1-2 hap içerek depresyondan kurtulmak mümkün değildir.
3- Antidepresan ilaçlar, doktor söylemeden kesinlikle bırakılmamalıdır. Kişi haftalar içinde tamamen iyileşse bile, antidepresan ilaca en az 6 ay devam edilmelidir. Çünkü depresyonun düzeldikten sonra ilk 6 ay içinde tekrarlama riski yüksektir.
4- Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz.
5- Antidepresan ilaçlar uyuşturucu değildir. Antidepresan keyif vermez, zaten yukarıda belirttiğimiz gibi etkisi en erken 2-3 haftada başlar. Bazı antidepresanların uyku ve sersemlik gibi yan etkilere yol açtığı doğrudur. Ancak son 10-15 yılın en mühim tıbbi gelişmelerinden biri, uyku ve sersemlik yapmayan antidepresan ilaç çeşitlerinin artmasıdır. Artık hemen hiçbir ciddi yan etki ortaya çıkmadan depresyon tedavisi genellikle mümkündür.
Antidepresan ilaçlar depresyon dışındaki durumlarda da faydalıdır. Obsesif kompülsif bozuklukta (takıntı hastalığı) ilk tercih edilen ilaçlar, özellikle serotonin üzerinden etki gösteren antidepresanlardır. Ağrı tedavisinde elimizdeki en önemli silahlardan biri yine antidepresan ilaçlardır. Panik bozukluğunda, çocuklarda gece işemelerinde, kadınlarda adet öncesi gerginlik durumlarında, sigara isteğinin azaltılmasında, erkeklerde cinsel ilişki sırasında erken boşalmanın giderilmesinde ilk başvurulan ilaç bir antidepresandır.
Seçici olmayan monoamin geri alım inhibitörleri:
TOFRANİL ANAFRANİL , LAROXYL , TOLVON , DESYREL ,LUDİOMİL , SERZONE , İNSİDON, İNSOMİN
Bu grup ilaçların büyük kısmi Trisiklik antidepresanlardan oluşur ve bazı yan etkileri vardır. 100 hastadan ortalama 7’sinde bu yan etki görünür. 1-2 hafta içinde bunların birçoğu ortadan kalkar. Bunlardan bazıları; Bulantı-kusma, Ağız kuruluğu, Görme bozukluğu, Kabızlık, Sık idrar yapma veya idrar yapma zorluğu, Çarpıntı v.s
Seçici serotonin geri alım inhibitörleri:
PROZAC, DEPREKS, ZEDPREX, LUSTRAL, SERALİN, SERDEP, FAVERİN, SEROXAT, CİPRAM, EFEXOR, STABLON REMERON
Bu grup antidepresanların yan etkileri diğer gruba göre daha azdır, çoğu ilk 2 hafta içinde görülür. İlaç kesildikten sonra ortadan kalkar. Bunlardan bazıları: Bulantı, kusma, Sıkıntı hali, İshal, Uyku hali, Baş ağrısı, Uykusuzluk, Cinsel işlev bozukluğu vs.

2. ANTİPSİKOTİK İLAÇLAR
Antipsikotik ilaçların başlıca kullanım alanı şizofrenidir. Şizofrenide temel bozukluk, beyinde dopamin fazlalığıdır. Antipsikotik ilaçlar dopaminin beyindeki etkisini azaltarak etki gösterir.
Antipsikotikler bağımlılık yapmaz, uyuşturucu değildir. Bazıları uyku ve sersemliğe yol açabilir. Adale kasılmasına sebep olabilir. ‘Psikiyatrik tedavi gördü, hareketleri ve bakışları donuklaştı, robot gibi oldu’ denilen hastalar muhtemelen antipsikotik kullanmışlardır. Ancak antipsikotiklerin ciddi yan etkileri çok azdır, ortaya çıkan yan etkilerin de çoğu geçicidir.
Antipsikotik ilaçlar sadece şizofrenide kullanılmaz. Depresyonda, kaygı yüksekliğinde, ağrılarda, bazı cinsel sorunlarda, kusmalarda, hıçkırığın giderilmesinde de işe yarar.
Antipsikotik ilaçlar beyinde Dopamin ve Serotonin adı verilen maddelerin etkilerini değiştirerek görev yaparlar.
Bu ilaçlar kullanım şekillerine, etki ve yan etki şekillerine göre sınıflandırılabilirler. Kullanım şekillerine göre baktığımızda kabaca 3 şekilde ayırabiliriz:
1. Sadece ağızdan alınabilen antipsikotik ilaçlar: MELLERETTES, MELLERİL, STİLİZAN, BURUNON, LEPONEX, DOGMATİL, NÖROFREN, RİSPERDAL, ZYPREXA, SÜLPİR
2. İğne formunda olanlar: NÖRODOL, LARGACTİL, CLOPİXOL, FLUANXOL, PROLİXİNE
3. Depo formu olanlar: CLOPİXOL, PROLİXİNE, FLUANXOL gibi ilaçların 15 gün boyunca vücutta etkili olan depo şekilleri de vardır.
Bu antipsikotik ilaçların etkileri gibi yan etkiler de uzun süre devam eder. Bu ilaçlar özellikle düzenli ilaç kullanımında sorunları olan hastalarda kullanılır. Etki şekillerine göre sınıflarken; Bu tablo göz önüne alınır. Bu ilaçların eş değer dozunun bir taraftan sakinleştirici etkisi artarken diğer taraftan antipsikotik etki denilen psikotik bozukluk veya şizofreniye etkili gücü azalmaktadır. Bu nedenle zaman zaman farklı gruplar içinden ilaçlar birlikte kullanılabilmektedir.
Yan etkilerine gore de iki temel gruba ayrılırlar:
1-Uyku verici, sersemlik, tansiyon düşmesi, idrar tutukluğu, cinsel problemler daha fazla yapanlar: LARGACTİL, MELLERİL, LEPONEX, ZYPREXA, RİSPERDAL
2-Hareket bozuklukları (yerinde duramama, katılık, maske yüz v.s.) daha fazla yapanlar: NÖRODOL, PROLİXİNE, CLOPİXOL, FLUANXOL, NÖROFREN

Şizofreni hastalarında temel olarak 3 nedenden dolayı antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bu etkileri kısaca şöyle açıklayabiliriz:
1-Antipsikotik etki: Psikotik yaşantılar denilen; Hayal görme, ses işitme, yanlış düşünceler, dikkatini toplamada güçlük, düşünce ve konuşmada bozukluklar, garip ve nedensiz davranışlar gibi çoğu zaman hastayı ve çevresini de rahatsız eden durumu düzeltmek amacıyla ilaç kullanılır.
2-Sakinleştirici etki; Uykusuzluk, gerginlik, taşkınlık, kaygı durumu, huzursuzluk, aşırı hareket ve kontrolsüz davranış durumunda bu etkisinden yararlanılır.
3-Hastalığı önleyici etki; Hastalığın alevli dönemlerinin tekrarlamasını, yatışların önlenmesini, nükslerin şiddetinin azaltılmasını, hastalığın oluşturduğu dikkat azalması, düşüncede yavaşlama, öğrenmede zorlukla belirgin olan bilişsel bozuklukları azaltmayı hedefler.
Antipsikotik ilaçların yan etkileri de 3 grupta toplanabilir;
A-Hareket Bozuklukları
B-Metabolik ve Dolaşım sorunları
C-Diğerleri
Hareket bozuklukları ilk ilaç kullanımı ardından kısa zaman (saatler ve günler içinde) sonar ortaya çıkanlar ve geç dönemde ortaya çıkanlar diye ayrılabilir.
Nöroleptik ilaç alımını takiben ilk günler içindeki yan etkiler; kasılma, katılık, huzursuzluk, hareketlerde yavaşlama, yerinde duramama, küçük adımlarla yürüme, titreme, maske (donuk) yüz.
Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler;
İstemsiz kas hareketleri, Dilde ve ağızda oynamalar, Yerinde duramama, Yatamama, Yılansı vücut hareketleri.
Metabolik Yan etkiler: Ağız Kuruluğu, Salyada Artma (Leponex), Kabızlık, İshal,
İştah artışı ve kilo alma, Baş Dönmesi, Terlemede artma, Beyaz kan hücrelerinde azalma (Leponex), Memelerden süt gelmesi (Galaktore).

Diğerleri başlığı altında toplanan yan etkiler ise;
Çabuk Yorulma, Cinsel bozukluklar, Kilo alımı, Görme bozuklukları, Adet Düzensizliği, Nöbet geçirme, Nöroleptik Maliyn Sendrom, Çarpıntı, Deri döküntüleridir.
Bunların içinde özellikle önem taşıyan durum sebepsiz (herhangi bir infeksiyon veya ateş yükselmesine neden olabilecek diğer tıbbi sorunlar) ateş yükselmesi ile giden nöroleptik maliyn sendromdur. Kısa sure içinde en yakın sağlık kuruluşuna başvuru gerektirir.
Yan etkilerle karşı karşıya kalındığında yapılması gerekenler aşağıda özetlenmiştir;
1.Telaşa kapılmayın
2.Bu durumun geçici bir yan etki olduğunu düşünün ve hastanıza bilgi verin
3.Mümkünse kendi doktorunuza veya tedavi gördüğünüz birimin nöbetçi doktoruna ulaşın
4.Eğer uzakta iseniz, kullandığınız ilaçların listesi ile birlikte en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
5.Uygun önlemlere rağmen ilaçların vücutta kalma sürelerine bağlı olarak bu etkilerin bir süre daha devam edeceğini bilin.


3. ANTİSİYOLİTİK (KAYGI GİDERİCİ) İLAÇLAR
‘Müsekkin’ veya ‘sakinleştirici’ olarak bilinen ilaçlar bu gruptandır. Etkileri çabuk başlar (damardan alınırsa birkaç dakika içinde, ağızdan alınırsa genellikle 30-60 dakika içinde). Bu ilaçlar kullanan kişide endişe ve huzursuzluğu azaltır, rahatlama hali meydana getirir. Çoğu yeşil reçete ile verilir. Çoğu uyku, sersemlik, yorgunluk ve unutkanlık yapar. İlaç alındıktan sonra kısa süre içinde başlayan ferahlatıcı etkileri sebebiyle, kaygı gidericilerin kötüye kullanılma tehlikesi vardır. Psikiyatride kullanılan ilaçlar arasında bağımlılık yapma ihtimali bulunan tek ilaç grubu ANTİDEPRESANLAR DEĞİL kaygı gidericilerdir. Bu yüzden kaygı giderici ilaçların satışı sıkı kontrol altındadır, hastalar doktor reçetesi olmadan bu ilaçları kesinlikle alamazlar. Doktoru da hastasının bağımlı olmasına müsaade etmeyeceğinden, sakinleştiricilerin bağımlılık tehlikesi korkulduğu kadar büyük değildir.
Kaygı giderici ilaçlar aynı zamanda adale gevşeticidir. Sara nöbeti geçirmekte olan kişilere damardan verildiklerinde hayat kurtarırlar.
XANAX, DİAZEM, RİVOTRİL, TRANXİLENE, LİDANİL, BUSPON, ATİVAN, NERVİUM, LİBRİUM LUMİNAL
Deri döküntüleri, Sersemlik hali, Uyku artışı, Kilo alma, Sinirlilik gibi yan etkileri vardır. En önemli yan etkisi uygunsuz ve doktor kontrolü olmadan alındığında oluşan bağımlılık ve kötüye kullanımdır. Bu nedenle diğer tüm ilaçlar gibi doktor kontrolünde alınmalıdır.

4. MİZAÇ DALGALANMALARINI ÖNLEYEN İLAÇLAR
Bu ilaçlar özellikle manik depresif hastalıkta (iki uçlu mizaç bozukluğu veya bipolar bozukluk) kullanılır. Söz konusu amaçla en sık kullanılan ilaç lityum adında bir tuzdur. Ayrıca bazı sara ilaçlarının da mizaç dalgalanmalarını önlediği bilinmektedir. Genellikle uzun süre kullanılırlar.
LİTHURİL, TEGRETOL, KARBALEX, KARAZEPİN, DEPAKİN, KONVULEX, LAMİCTAL
Antikolinerjik ve yan etki azaltıcı ilaçlar. Özellikle nöroleptiklerin oluşturduğu hareket bozukluklarının azaltılmasında ve giderilmesinde kullanılan ilaçlardır.
AKİNETON, BENADRYL, DİDERAL
Bunlar psikiyatrik ilaçlar hakkındaki genel bilgilerdir. Verilecek ilaç ve etkileri kişiden kişiye, hastalığın tablosuna göre değişecektir. Her insanda aynı yan etkiler gözükmeyebilir. En doğru bilgiyi kendi psikiaytrist uzmanından alabilirsiniz.
Ayrıca bünyenin ilaca alışma döneminde sadece psikiyatrik ilaçların değil birçok ilacın bazı yan etkileri vardır. Bu yan etkiler olacak diye tedaviyi, yani ilacı reddetmek daha vahim durumlar yaratabilir. Bu nedenle psikiyatrik ilaçlar konusunda ön yargılı olmayın.
Sağlıklı günler dileğiyle,


Kaynaklar:
1. 20 Ekim 2010 URL:http://gundempsikiyatri.com/psikiyatrik%20ilaclar.htm
2. 20 Ekim 2010URL:http://www.mcaturk.com/psikiyatristler_psikologlar.html
3. URL:http://www.donusumkonagi.net/makale.asp?id=268&baslik=psikiyAtrik_ilAclAr_genel_bilgi&i=psikiyatri_ ilaclari (20 Ekim 2010)

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Psikiyatrik ilaçlar nelerdir, Bağımlılık yapar mı, Yan etkileri var mıdır? ile İlgili Kavramlar : psikiyatrik ilaçlar, psikofarmaloji, ruhsal ilaçlar, ruh sağlığı ilaçları, psikyatrik ilaçlar, psikolojik ilaçlar
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Psikiyatrik ilaçlar nelerdir, Bağımlılık yapar mı, Yan etkileri var mıdır?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Pdg.Sevil YAVUZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Pdg.Sevil YAVUZ Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Teknolojik Cihazlar Çocukları 10 Kat Fazla Olumsuz Etkiliyor!
  • Pedofili (Sübyancılık) Hastalığı Nedir? Çocuğunuzu Cinsel İstismardan Nasıl Koruyabilirsiniz?
  • Okulun İlk Haftası Çocuğunuzun Okulu Uyum Sağlamasına Nasıl Destek Olabilirsiniz?
  • Çocukları Bekleyen Tehlike Teknoloji Bağımlılığı: Çocukların Cep Telefonunu Ve Bilgisayar Kullanımına Dikkat!
  • 4+4+4 Eğitim Sisteminde Okula Başlama Yaşında Yapılan Değişiklik Yeterli Mi?
  • Pedagog Kavramının Gerçek Anlamı Ve Çocuk Psikolojisi Uzmanlığı Nedir?
  • Çocuğunuz Eşcinsel Mi, Cinsiyet Değiştirir Mi? Çocuğunuz Eşcinsel İse Nasıl Davranmalısınız?
  • Gelişim Geriliğinin Belirtileri Ve Tedavisi: Aileler Hangi Durumlarda Pedagoga Başvurmalıdır?
  • 4+4+4 Eğitim Sistemine Çocuklar, Okullar Ve Öğretmenler Hazır Mı? Sorunlar Ve Çözüm Önerileri
  • 4+4+4 Eğitim Sistemi: "Çocuğunuz Okula Hazır Mı" Kriterleri Nedir?
  • Çocuklarda Konuşma Gecikmesi
  • Çocuklara Din Eğitimi Verirken Nelere Dikkat Edilmelidir?
  • Kışın Çocuklarınızın Dışarda Oyun Oynamasına İzin Verin!
  • Yasak Aşk: Katil Anne Babaların Psikolojileri
  • Kurban Kesimi Ve Çocuk Psikolojisi: Aileler Kurban Bayramında Nelere Dikkat Etmeli?
  • Küçük Çocukların Dizilerde Oynatılmasının Psikolojilerine Olumsuz Etkileri
  • Pedagoga, Çocuk Ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanına Hangi Durumlarda Başvurulmalı?
  • Çocuk Ve Ergen Psikiyatristi Uzmanı, Pedagog Ve Psikolog Kime Denir Ve Görevleri Nedir?
  • Sağlıklı Ve Mutlu Bebek Büyütme Rehberi
  • Türkiyede Nasıl İyi Ve Yeterli Pedagog Olunur? Pedagogların Görevi Nedir? Pedagoji Nedir?
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Çocuğuna Tuvalet Alışkanlığı Kazandıracak Aileler İçin Tuvalet Eğitimi , Emine ERASLAN
  • Çocuklarda Zeka Gelişimi , Emine ERASLAN
  • Çocuklarda Tuvalet Eğitimi , Sümeyye BÜYÜK
  • Otururken Ayak Pozisyonunun Önemi.. , Öznur SİMAV
  • Çocuğum Benimle Çok İnatlaşıyor… , Esra İNCE
  • Çocuklarda Diş Hekimi Korkusu , Esra İNCE
  • Davranış Bozuklukları: Yalan Söyleme / Kardeş Kıskançlığı , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Saldırganlık , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Mastürbasyon / Yeme Sorunları , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Enürezis (Altını Islatma) , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Uyku Bozuklukları , Emine ERASLAN
  • Davranış Bozuklukları: Giriş / Otistik Bozukluk , Emine ERASLAN
  • Çocuklar İçin Spor, Etkinlik Ve Faaliyet Kursları , Emine ERASLAN
  • Başarılı & Başarısız Karne Karşısında Aile Tutumları Ve Yaşam Becerisi.. , Öznur SİMAV
  • Okul Öncesi Eğitimin Amaçları ,kapsamı Ve Tarihsel Gelişimi , Nihal EROĞLU
  • Okul Öncesi Eğitimin Önemi , Nihal EROĞLU
  • Kekemelik Ve Tedavi Yöntemleri , Aykut AKOVA
  • Çocuklarda Davranış Ve Uyum Bozukluğu Nelerden Kaynaklanıyor Olabilir? , Öznur SİMAV
  • Çocukları Cinsel İstismarcı Kötü Niyetli Kişilerden Koruma .. , Öznur SİMAV
  • Okullarda Kılık –kıyafet Yönetmeliğinin Değiştirilmesi Ve Tutumlar , Öznur SİMAV
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    07:01
    Top