2007'den Bugüne 84,869 Tavsiye, 26,547 Uzman ve 18,905 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Bayramda da Sağlıklı Beslenmek İçin… Soğuklarla Savaşmak Elinizde...
MAKALE #616 © Yazan Dyt.Serkan TUTAR | Yayın Ocak 2008 | 3,783 Okuyucu
Ramazan ayında, Türk mutfağının çeşitli ve lezzetli, pek çok yemeği tatlısıyla, tuzlusuyla masalarımızı renklendirdi. Kimilerimiz bu güzel yemeklerin çekim gücüne kapılıp fazla besin tükettik, kimimiz ise sağlığımızı ön planda tutup daha fazla yemek istesek de kendimizi frenledik. Sağlığımıza ne derece dikkat etsek de Ramazan ayı dönemi boyunca, beslenme düzenimizde birçok değişiklik meydana geldi. Özellikle günde iki öğün tüketilmesi ve bu öğünlerden sonraki kısa kestirmeler veya uyumalar, halsizlik nedeni ile oluşan hareket azlığı ve genellikle kazanılan kilolar.

Peki, Ramazan Bayramında neler yapmalıyız ki hem aldığımız kilolarımız daha da artmasın, hem de eski beslenme düzenimize biran evvel dönebilelim.

Bayram Sonrası Artan Kilolarımız…

Bayram sonrası hep artan kilolarımızdan şikâyetçi oluruz. Diğer günlerden daha az besin tüketmemize rağmen neden kilolarımız sürekli olarak bir artış içerisindedir? Bunun en önemli nedeni, Ramazan ayı süresince gün içerinde besin tüketilmemesinden dolayı vücudun açlık durumuna adapte olmaya başlaması ve metabolizma hızımızın düşmesidir. İftarda ise fazla miktarda besin tüketilmesi nedeni ile vücut yağ depolamaya başlar ve bu durum tartıya yansır. Diğer önemli sebepler ise, hareket azlığı ve yenilen yemek sonrası hemen uyumadır. Bayramda tüketilen tatlılar da üzerine eklenince kilo almak kaçınılmaz olur.

En Önemli Öğün: Bayram Sabahı Kahvaltıları…

Ramazan ayı boyunca yapılmayan kahvaltı öğününü, tatilden dönmüş bir aile ferdi gibi düşünmeli bu nedenle Bayramda bu öğüne daha fazla dikkat etmeli ve kesinlikle atlamamalıyız. Dengeli yapılmış bir kahvaltı öğünü gün içerisinde şeker ve şekerli besin tüketiminizin de azalmasını sağlayacaktır. Sucuk, salam, sosis ve pastırma gibi şarküteri ürünleri yerine kahvaltıda peynir çeşitleri, siyah veya yeşil zeytin, yumurta tüketilebilir. Ekmek tercihimiz ise tam buğday veya tam çavdar ekmeği olmalıdır. Ayrıca her öğünde tüketimine dikkat edilmesi gereken söğüş domates, salatalık, yeşilbiberde kahvaltımızın vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Gün içerisinde tüketeceğimiz şeker ve şekerli ürünler düşünüldüğünde, kahvaltıda yenilen reçel, fındık ve fıstık ezmesinin vücudumuza fazladan enerji depolamaya neden olacağı unutulmamalıdır.

Ana Öğünlerde Fazla Besin Tüketilmemeli… Öğün atlanmamalı…

Yapılan ziyaretlerde tüketilen şeker ve ürünleri tokluk hissi uyandırır ve bazen öğün atlanmasına neden olur. Bu sebeple yemeklerden 2 saat önce tatlı tüketimini kesmelisiniz. Ana öğünlerde ise, tabağınızı zenginleştirmeniz çok önemlidir. Özellikle zeytinyağlı yemekler ve salatalar öğünlerde bulunmalıdır. Yoğurt, ayran ve cacıkta diğer seçenekleriniz olabilir. Et ve ürünleri 2–3 parçadan fazla olmayacak şekilde tüketilmeli, pilav ve makarnada ise, tüketim sınırı 3–4 yemek kaşığı olmalıdır. Özellikle öğünlerde tüketilen çorba, tokluk hissi sağlaması açısından sofralarda bulunmasında fayda vardır. Kısacası kendinizi çeşit olarak değil ama miktar olarak sınırlayarak her türlü besini tüketebilirsiniz. Atlanmaması gereken diğer bir konu ise yemek yemenin bir sanat olduğudur, bu nedenle yavaş yenmeye özen gösterilmelidir.

DİKKAT: Tatlılar…

Örf ve adetlerimize göre misafirin memnun olması, yemek hazırlanması ve bir şeyler ikram edilmesi önemlidir. Bunun için ilk olarak, size uzatılan her ikramı kabul etmeyeceğinize dair psikolojinizi hazırlamalısınız. Çünkü istememenize rağmen yenilen her şekerli besinin vücudunuza zarar vereceğini ve boş kalori kaynağı olarak değerlendirildiğini unutmayın. Misafirlerinize uzatmış olduğunuz şekeri tüketmek istemiyorsa ısrar etmeyin. Bunun yerine özenle hazırlanmış bir meyve tabağı misafirinizin daha fazla hoşuna gidecektir. Ayrıca hamurlu tatlıların tüketiminden kaçının, eğer gün içerisinde fazla miktarda şeker tüketmediyseniz hamurlu tatlılardan 2 adet tüketebilirsiniz.

Diyabetlilere Özel…

Diyabetliler için işkence gibi bir dönemdir Ramazan Bayramı. Bazen nefse hâkim olunamaması nedeni ile yenilen pasta, şeker veya hamurlu tatlılar gözünüzü hastanede açmanıza bile neden olabilir. Diyabetliler içinde, diyabetik tatlandırıcılar ile yapılabilecek birçok sütlü, meyveli veya hamurlu tatlı bulunmaktadır. Fakat riskler yinede göz önünde bulundurulmalı, miktar olarak 1 kâse sütlü veya meyveli tatlı ya da 2 adet hamurlu tatlıdan fazlası tüketilmemelidir.


LEZİZ DERGİSİNDE YAYINLANMIŞTIR...


SOĞUKLARLA SAVAŞMAK ELİNİZDE...
Kış aylarının kapımıza dayandığı bugünlerde grip, bronşit, soğuk algınlığı gibi hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. Bu tür hastalıklardan korunmak ve rahat bir kış geçirmek istiyorsanız; ilk iş olarak bağışıklık sisteminizi güçlü tutmanız gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi sizi aylarca sürecek olan savaşa karşı rahatça koruyabilir. Aktif ve güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde yeterli ve dengeli beslenme yatar. Bu nedenle enfeksiyonlardan korunmak için besinlerle aldığımız protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller yeterli düzeyde olmalıdır. Aksi takdirde hasta olmak işten bile değildir.

Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin Vitaminler

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde vitaminlerin ve minerallerin alımı çok önemlidir. Serbest radikallerin vücutta oluşmasını engelleyen ve antioksidan özelliği olan A, C ve E vitaminlerini eksiksiz olarak alınmalıdır. Özellikle de C vitamini enfeksiyonlara yakalanma riskini azaltmakta veya enfeksiyon oluşmuşsa hastalığın daha kısa sürede atlatılmasını sağlamaktadır. Bu vitaminler özellikle sebze ve meyvelerde bulunması nedeni ile Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi dahilinde günde 5–9 porsiyon tüketilmelidir.

Antioksidan Vitaminlerin Kaynaklar

-Vitamin A: Balık, yumurta, havuç, kuru kayısı, yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, marul, roka, tere v.b)
Vitamin E: Yağlı tohumlar (ceviz, fındık v.b.), bitkisel sıvı yağlar, balık
Vitamin C: Kuşburnu, maydanoz, brokoli, turunçgiller(limon, portakal, mandalina)

Doğru Pişirme Yöntemi Uygulayabiliyor Muyuz?

Bu vitamin kaynaklarını tükettiğinizi görüp hemen içiniz rahatlamasın. Çünkü yemekleri hazırlarken doğru pişirme yöntemleri çok önemlidir. A vitamini, ultraviyole ışınlarına ve ısıya duyarlı olması nedeni ile A vitamini içeren besinlerinizi oda ısısında tutmamaya ve güneşe maruz bırakmamaya dikkat edin. C ile E vitamini de oksijen ve ısıya duyarlıdır. Bu vitaminleri içeren sebze meyveleri sıcak ortamda ve kesilmiş olarak üzerini kapatmadan bekletmeme özen göstermelisiniz.

Kış Aylarındaki En Büyük Sorunumuz OBEZİTE

İnsanların en büyük şikâyetidir, kış aylarında kilo almak. Bunun en büyük nedeni soğukların gelmesi ile bazal metabolizma hızımızda bir değişiklik olur. Ayrıca karbonhidratlı, özellikle de yağlı yiyeceklere olan eğilim artar. Bu eğilimi azaltmak için özellikle kalorisi düşük ve tok tutan çavdar veya yulaf ekmeğine hazırlanmış peynirli sandviç, meyve gibi besinler tüketilmelidir. Tatlı tüketimi isteği bu dönemde çok artması nedeni ile tercih olarak sütlü tatlılar, pekmez ve kuru meyve tüketilmeli fakat miktarlar konusunda her zaman bilinçli davranılmalıdır. Ayrıca az az sık sık yani 6 öğün dengeli ve yeterli beslenmek metabolizmanızın sürekli olarak çalışır durumda olmasını sağladığı için önemlidir.

Kış aylarında kilo alınmasının diğer bir sebebi ise, hareket azlığıdır. Yaz aylarında artan hareketimiz kış aylarında ister istemez azalmaktadır. Bunun en iyi çözümü ise, evde kendimize hareketimizi arttıracak bazı araçlar almak veya kalın bir palto alıp haftada 2-3 gün 30 dk yürüyüş yapmaktır.

Barsak Problemleriniz İçin

Kış aylarının gelmesi ile barsak problemlerimizde artmaktadır. Özellikle hareketsizlik, sebze ve meyve tüketiminin azalması kabızlığı tetiklemektedir. Kabızlık problemleri yaşamamak için posalı besin tüketimi arttırılmalıdır. Haftada 2-3 gün kurubaklagil tüketilmeli, sebze-meyve tüketimi arttırılmalı, ekmek olarak ise lif oranı yüksek çavdar veya yulaf ekmeği tercih edilmelidir.

Hayat Kaynağımız SU

Su içmek için hangi mevsimde olduğumuzun hiçbir önemi yok. Su, vücuttaki toksinleri uzaklaştırması, elektrolit dengesini sağlaması, mineralleri vücuda kazandırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi nedeni ile günde 2,5 litre içilmesine özen gösterilmesi gereken hayat kaynağıdır.


LEZİZ DERGİSİNDE YAYINLANMIŞTIR...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bayramda da Sağlıklı Beslenmek İçin… Soğuklarla Savaşmak Elinizde..." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Serkan TUTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Serkan TUTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Serkan TUTAR Fotoğraf
Dyt.Serkan TUTAR
İstanbul
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi144 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Serkan TUTAR'ın Makaleleri
► Sağlıklı Beslenmek Doyasıya Yaşamaktır Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,905 uzman makalesi arasında 'Bayramda da Sağlıklı Beslenmek İçin… Soğuklarla Savaşmak Elinizde...' başlığıyla benzeşen toplam 49 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:59
Top