2007'den Bugüne 76,794 Tavsiye, 24,970 Uzman ve 17,173 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Avusturya’da Psikoterapi, Psikoterapi Yasası ve Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Psikoterapi’nin Gelişimi ve Oluşumu İçin Önemi!
MAKALE #6244 © Yazan Abdullah ÖZER | Yayın Ocak 2011 | 3,641 Okuyucu
Avusturya’da Psikoterapi, Psikoterapi Yasası ve Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Psikoterapi’nin gelişimi ve oluşumu için önemi:

“Psikoterapi, kendini disiplinlerarası olarak uygulamalardan ve teorilerden geliştiren bağımsız bir Bilimdir. Bilgilerini, kendi anlayışına, kendi konsept ve teori oluşumlarına entegre ettiği Tıbbın, Psikolojinin, Sosyolojinin, Pedagojinin ve bununla birlikte Doğa Bilimi, Kültür bilimi ve Beşeri bilimlerin temelinden faydalanır. Bir Bilim olarak , insana yönelik olan Psikoterapi ,bakışını her zaman, sağlıklı ve hasta görünümünde, insan hayatının fenomenleri üzerine yöneltmiştir.” İsviçre Psikoterapi Birliği (Schweizer Charta für Psychotherapie)

Modern Psikoterapi’nin Gelişimi:

Modern Psikoterapinin kökleri Avusturya’dadır: Viyana’da 1900 tarihinde. 19.Yüzyılın ilk üç on yılında Viyanalı Nörolog Sigmund Freud Psikanalizi ilk sistematik temeli olan Psikoterapi metodu olarak geliştirmiştir. Psikanaliz Almanca konuşulan bölgelerde yakın zamanda geniş olarak yayılmıştır. Fakat daha 1910’lu yıllarda Freud’un çalışanları, C.G.Jung ve Alfred Adler gibi, kendi metotları ile kendi yollarına gitmişlerdir. Çoğunlukla Yahudi kökenli olan Psikanalizciler 1930’lu yıllarda Alman Nazi rejiminden İngiltere veya Amerikaya kaçmışlardır. Bundan dolayı Psikanaliz Anglosakson Ülkelerde çok kısa bir zamanda gelişmeye ve yayılmaya başlamıştır. Birçok Freud Öğrencisi, 1940’lı yıllardan beri değişik neoanalitik veya derin Psikolojik (dept psychology) okulların açılmasına yol açan Psikanalizi geliştirmiş veya modifiye etmiştir.

1950’li ve 1960’lı yıllarda Amerika Birleşik devletlerinde Hümanistik Psikoterapi-akımı, Psikanalize karşı büyük bir güç ve karşı hareket olarak gelişmiştir. Carl Rogers’ın Kişiye odaklanan Psikoterapisi, Fritz Pers’in Gestalt terapisi ve Jakob L. Moreno’nun Psikodraması gibi Psikoterapi türleri, Viktor Frankl gibi Logoterapistler ve Karen Horney ve Erich Fromm gibi değişik Neopsikanalizciler de, olayın sadece kusurları ve bozuklukları ortadan kaldırmak olmadığını, gelişme olasılıklarının sistematik olarak kurulması ve hastaların kaynaklarının kullanılması gerektiğini belirtmişlerdir. Hümanizm ve Varoluşçuluk çerçevesinde günlük sosyal gerçekliğinde duyularına yönelmiş, kendini gerçekleştirme ve bağımsızlık bütünlüğü ile anlaşılmıştır. Sonraki yıllarda Davranış Terapisi ortaya çıkmıştır.

Yıllar içerisinde Psikoterapinin gelişimiyle birlikte Psikoterapi yasasına gerek duyulmuştur. Fakat Almanya’da ve Avusturya’da yıllarca, etkilerinden korkulan güçlü Tabipler Birliği büyük bir muhalefet olmuştur ve Psikoterapi yasaının çıkmasını istemeyerek engellemeye çalışmıştır. Hekimlere karşı politik olarak hiçbir şey yapılamıyordu. Hekimler ,sadece kendilerinin tedavi edebilen bir mesleği icra edebileceklerini ve sadece kendilerinin hastalara bakabileceklerini belirtmişlerdir ve böylelikle Hekimler haricindeki meslek branşlarının kanuni yoldan hasta görmeleri engelleniyordu ve Hekim olmayan Psikoterapistlerin önüne aşılması güç olan engeller çıkartılıyordu.

Avusturya’da 1990 yılında, Almanya’da ise 1999 yılında yıllarca süren mücadele sonunda Psikoterapi alanı kanuni olarak düzenlenmiştir. ”Psikoterapist” Meslek tanımı bundan böyle kanuni olarak korunmuş, meslek eğitimi belli kurallar ile eşitlenmiştir. Modern mevzuat Almanya’da ve Avusturya’da Psikoterapi alanında Hekim olunmayan Psikoterapist mesleğini yaratmış ve böylece “Doktorların Tekeli” de kırılmıştır.

Avusturya’da Psikoterapinin durumu:

1990 yılındaki Psikoterapi yasası ile Avusturya’da Psikoterapi kanuni olarak sabitlenmiş ve bununla birlikte Psikoterapistler için Hak emniyeti oluşturulmuştur. Psikoterapinin uygulanabilmesi yasası, Resmi gazete No.361/1990 (Avusturya Psikoterapi yasası) psikoterapi mesleğiyle ilgili kanuni ve meslek hakları çerçeve koşullarını oluşturmuştur.

Bu zamana kadar terapiler ve tedaviler sadece Hekimlere mahsus mesleklerdi. Yeni kanun ile Bağımsız bir meslek Sağlık sisteminde sabitlenmiştir. 1990’dan önce terapi ve tedavi Hekimlik mesleğine bağlıydı ve Hekim tarafından yapılmayan Psikoterapi “Sahtekarlık” olarak adlandırılıyordu. Hekim olmayan Psikoterapistler mesleklerini “Danışman” olarak adlandırmak ve serbest meslek olarak belli koşullar olmadan bildirmek zorundalardı.

Avusturya’da Psikoterapistler Psikolog veya Hekim olmak zorunda değiller.
Avusturya’da kim Psikoterapi Meslek Eğitimine başlayabilir?

Sosyal Hizmet Akademisinde, Üst Düzey Sosyal meslekle ilgili eski bir Eğitim Kuruluşunda, Pedagojik bir Akademide veya Halka açık olarak donatılmış Evlilik ve Aile Danışmanlığı Eğitimi veren bir Eğitim kurumunda veya Müzik Terapisi kısa Eğitimini veya Müzik Terapisi Yüksek Okul Eğitimini bitirmiş olan veya Tıp, Pedagoji, Sosyal Hizmet, Sosyal Pedagoji, Sosyal Bilimi, Felsefe, Psikoloji, Yayıncılık ve İletişim Bilimi veya Din Bilimi veya Yüksek Okullarda Eğitim bilimini (Örnek olarak: Lise Öğretmeni) bitirmiş olanlar Avusturya’da Psikoterapi Uzmanlık Meslek Eğitimine başlayabilirler. Bunlar sadece birkaç erişimci gruplardır. Diğer detaylar için Resmi gazete 361/1990 ST0151 no.lu Psikoterapi yasasını inceleyebilirsiniz. Kanunda belirtilen belli eğitim veya mesleki eğitim koşulları yerine getirilmeden, başka kalifiye kişilerin, Psikoterapi Eğitimine, iki bilir kişi raporunun Psikoterapist Mesleğine uygun olduğunu tasdiklemeleri ile katılmaları da mümkündür.

Böylece Psikoterapi, kendi içinde psikolojik bakış açılarının üstünde bir anlamı olan bir disiplinidir. Psikoterapi burada ne Tıbbın bir dalıdır, nede Psikolojinin bir parçasıdır.

Psikoterapi ortak çalışma prensibi ile işaretlenmiş, diğer dallara eşitlenmiş bir bağlantı halindedir (entegrasyon). Psikoterapi yasasında iki büyük Bölüm (Alan) düzenlenir. Biri Meslek eğitimi kuralları ve diğeri de bağımsız Meslekle ilgili kurallardır. Kanun açısından meslek yetkisi en azından 28. yaş, bununla birlikte psikoterapik eğitimin başarılı olarak bitirilmesi, sağlık açısından uygunluk ve güvenirlilik öngörülmüştür.

Meslek görevleri kalite güvenliğini sağlayan önlemler olarak bilinir ve her şeyden önce, Mesleği hastanın sağlığı için ve psikoterapik bilimin uygulanmasını kapsar. Devamında hastaya karşı bilgi verme ilkesi, Dokümantasyon ilkesi, gizlilik ilkesi ve geliştirme ilkesi bulunur. Gizlilik ilkesi tüm “sırlar” için tüm üçüncü kişilere karşı, yani Sosyal Sigorta, Odalar, Daireler ve diğer Enstitüler gibi tüm özel ve halka açık kuruluşlara karşı geçerlidir. Gizlilik ilkesi kesindir. Psikoterapistlere açık olarak, Ceza mahkemelerinde Şahitlikten çekilmeleri hakkı tanınmıştır.

Psikoterapi Meslek Eğitimi nasıldır:

Psikoterapi eğitimi iki adımda, Propedötik ve arkasından gelen bir Uzman Eğitimi olarak uygulanır. (Propedötik olarak adlandırılan Psikoterapi Eğitimi Psikoterapist olmak için yapılan Ön Eğitimdir ve yaklaşık 2 yıl sürer, bunun ardından 4 ile 6 yılı kapsayan Uzmanlık Eğitimi başlar ve bu Uzmanlık eğitiminde bir Psikoterapötik Metod öğrenilir; örneğin Entegratif ya da Geştalt Terapisi gibi…). Eğitim hiçbir Üniversite eğitimine bağlı değildir.

Psikoterapi bağımsız bir meslek olup ek bir nitelik değildir.

Psikoterapik Eğitimine oldukça geniş erişim imkanı olması dolayısıyla da Eğitime ilgi duyanlarda çok çeşitli başlangıç durumları oluşabiliyor. Bunun sonucunda Psikoterapist olmak isteyen kişilerin bir Temel Eğitimden (Propedötik) birde Spesifisik yani Metod Eğitiminden geçmesi gereklidir. Bu Temel Eğitim genel olarak psikolojik, tıbbi ve psikiyatrik, özürlü çocuk pedagojisi ve iyileştirme pedagojisi, sosyal çalışma, etiksel ve hukuki içerikleri kapsayan 765 saatlik bir eğitimden oluşur. Buna ilave olarak 30 saatlik bireysel ve gruplar halinde olarak deneyim ve bir psikososyal kurumunda 480 saatlik bir Staj tamamlanmalıdır. Öngörülen eğitim müfredatını, bir Eğitim veya başka bir meslek eğitimi çerçevesinde kazanıldığı taktirde, denklik almak mümkündür. Propedötik’in süresi hemen hemen iki yıldır. Bitimi bir sınav komisyonu önünde sözlü bir sınavla gerçekleşir.

Propedötik’in olumlu bitirilmesi otomatik olarak bir spesifik bölüm ile ilgili meslek eğitimine kabul edilmeye neden olmaz.

Uzmanlık eğitimine en erken 24 yaşında başlanabilinir. 24 yaşını doldurmamış kişiler Temel Eğitimin ardından Spesifisik yani Metod eğitimine başlayamazlar. Spesifik Metot Eğitimine kabul olmak için bunun dışında Psikoterapik Uygulama için bir mülakat veya bir seçim semineri yardımı ile uygunluğu sorguya çekilir.

Spesifik Bölümün kapsamı yine Psikoterapi Yasası ile belirlenmiştir. Buna göre yönergeler spesifik metotlara göre değişir.

Teorik Bölüm en azından 300 saat, pratik (Öğrenme terapisi, Staj, Psikoterapik uygulama, denetleme) toplam olarak 1600 saat olmalıdır. Spesifik Metodun tamamlanması 4 ila 6 yıl arasında sürmekle birlikte, bazen daha fazla sürebilir ve Psikoterapi Metoduna (Psikoterapi-Akımına) bağlıdır.

Onaylanan Psikoterapi metotları hangileridir?

Psikoterapi kurulu şimdiye kadar 21 Psikoterapi metodunu bilimsel olarak tanımıştır ve bu 21 Psikoterapi Metodunda Uzmanlık yani Spesifisik Eğitimi almak mümkündür.

Ünvan ve Meslekler? Kim ne yapabiliyor?

Psikoterapi: Psikoterapist meslek tanımı korunmuş bir Ünvandır, yani herkes bu ünvanı kullanamaz. Özellikle Psikoterapi yasasının varoluşundan itibaren bu ünvana ulaşmanın koşulları yıllara dayanan, çok yoğun bir eğitimdir. Psikoterapi aşağıdaki mesleklerle ayrılır:

Psikyatri: Bir Psikyatristin (= Psikyatri Bölüm doktoru) mutlaka bir Psikoterapi eğitiminden geçmemiştir ve sadece Psikiyatrist olduğu için Psikoterapist ünvanını kullanamaz. Psikiyatri Hekimleri genellikle ilaç tedavisi (Psikofarma) uygularlar. Teşhis, tedavi, mücadele ve ağır psişik hastalıkların giderilmesine yönelik (kişilik bozuklukları ve Psikozlar) uzmanlaşmıştır.

Psikiyatri Hekimi, ancak Psikoterapi Eğitimi aldıktan sonra Psikoterapi uygulama yetkisini kanunen kazanmış olur.

Nöroloji: Bir Nörolog (=Nöroloji alanında Uzman Doktor) nörolojik (Sinir) hastalıklara yoğunlaşır ve aynı anda Psikiyatrist gibi psikoterapik bir eğitimi yoktur. İlk olarak tıbbi/nörolojik Teşhisler koyar ve buna baz olarak diğer terapi önlemlerine göre ilaç yazar. Burada girişimi de çoğunlukla ilaç veya başka organik tıbbi tedavi üzerinde yoğunlaşır.

Psikoloji: Psikologlar deneyim, davranış ve insanın bilinci ile meşgul olur ve ruhsal süreçleri araştırır. İş alanları klinik-psikolojik teşhis ve psikolojik danışmanlığı (özel kişiler, Firmalar,…) kapsar. Psikoterapi Eğitimi almamışlardır ve ancak Psikoterapi Eğitiminin ardından Psikoterapi uygulayabilirler.

Koç: Bir Koç öncelikle mesleki hedefler ve olanakların erişilmesine yönelik elde edilmesini destekler. Psikoterapi eğitimi almadan onlarında bu alanda çalışmaları Psikoterapi yasasına aykırıdır.


Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Türkiye’de ki Psikoterapi’nin gelişimi için önemi:

Türkiye’de bugüne kadar Almanya’daki veya Avusturya’daki gibi bir Psikoterapi yasası bulunmamaktadır. “Psikoterapist” ünvanı da korunmamaktadır ve herkesin kendini bir Psikoterapist olarak adlandırması mümkündür.

Türkiye’de sadece Hekimler hastalara bakabilir. 90’lı yıllarda Avusturya ve Almanya’da Psikoterapinin anlamı kabul edilmiş ve buna göre yasal olarak düzenleme yapılmıştır.

Türkiye’de Psikoterapi alanında telafi talebi çok fazladır. Avusturya’daki gibi, yasal bir Psikoterapi Eğitimini sağlayan ve “Psikoterapist” Ünvanını koruyan kanunlar çıkarılmalıdır. Türkiye’deki Sağlık makamlarının Psikoterapistleri ve Psikoterapi bilimini hala tanımamış olmaları ya da bununla hiç ilgilenmemeleri bir felakettir.

Türkiye’de Psikoterapi alanında sadece bir Eğitim Enstitüsü bulunmaktadır. 2005 yılından beri İzmit’te bulunan Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Psikoterapistlerin eğitimi için uğraşmaktadır. Enstitü, Avrupa Standartlarına uygun, kapsamlı ve uzman bir Psikoterapi Eğitimi sunmaktadır. Eğer ki Psikoterapi Enstitüsü 2005 yılından bu yana Psikoterapi Eğitimi sunmamış olsaydı, Türkiye’de, Avrupa standartlarına ulaşmış tek bir Psikoterapi Eğitim Merkezi dahi olmayacaktı. (Bütüncül Psikoterapi Eğitimi’nde 1080 saat Eğitim verilmektedir, bu kapsamda bir Eğitimi sistematik olarak sadece Psikoterapi Enstitüsü Derneği gerçekleştirmiştir.)

Enstitü 5 yıldan beri, Psikoterapinin Türkiye’de gelişmesinde öncülük etmiştir ve Hekimlerin, Psikologların, Sosyal Hizmet Uzmanları’nın, Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenleri’nin gibi değişik Meslek gruplarına hitap ederek, yüksek standartta bir Psikoterapi Eğitimi vermektedir. Türkiye’de ki Psikoterapi Enstitüsü’nün temelide Freud’un memleketi olan ve modern Psikoterapinin doğuşu olarak bilinen Avusturya’nın Eğitim felsefesi yatmaktadır. Psikoterapiyi sadece belirli bir kalıba sokmayarak bir çok meslek branşında olan insanlara Psikoterapi eğitimi sunmaktadır.

Ne Sosyal Hizmet Uzmanları’nın Derneği, ne de Rehber Öğretmenleri’nin Derneği Türkiye’de bir Psikoterapi yasasının oluşması için ve bu yasa içerisinde kendi mesleklerinin yer alabilmesi için çaba göstermemektedir. Böylece Psikoterapi Enstitüsü Türkiye’de Psikoterapinin tek savaşçısı ve temsilcisidir. Bu tabii ki tüm Türkiye, yani tüm Türk halkı için bir dezavantajdır.

Sağlık alanında çalışan tüm meslekler, her şeyden önce Hekimler bu Enstitüyü, Türkiye'nin Sağlık alanında kendini geliştirebilmesi için ve Avrupa düzeyini yakalaması için desteklemelidirler.

Yukarıdaki yazımda tasvir etmeye çalıştığım gibi, Avusturya ve Almanya 90’lı yıllarda “Hekim tekelini” kırmış ve bağımsız bir Psikoterapiyi meslek olarak kabul ettirmiştir.

Yalnızca, Türkiye’de doktor tekelinin kırılması durumunda Psikoterapinin gerçek değeri Türkiye’de de hissedilecektir. Çünkü Türkiye’de de Avusturya’da olduğu gibi, Hekim olmayan Psikoterapistlerin hastalara kanunen bakabilmeleri durumunda bir gün Türkiye Avrupa standartlarına ulaşmış olacaktır ve Psikoterapi yasası çıkacaktır. Böylelikle Psikoloji Eğitimi, Tıp Eğitimi, Sosyal Hizmet Eğitimi, Rehber Öğretmen Eğitimi ya da her hangi farklı bir eğitim almış olan kişiler zaman içerisinde Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü’nden almış olduğu Uzmanlık eğitimi sayesinde bir Psikoterapist olarak mesleklerini icraa edebileceklerdir.

Yazıyı yazan:
Abdullah ÖZER M.A/M.Sc.
Avusturya’da yukarıda belirtmiş olduğum gibi sadece Kaynak mesleklerle sınırlandırılmamıştır. Kanunen, reşit (18 yaşını doldurmuş) ve yeterlilik sınavını, Üniversite eğitimi hakkı sınavını veya hasta bakımı eğitimi veya tıbbi-teknik görevde bir eğitim tamamlayan herkes eğitime başlayabilir. İlgisi olan bir kişi şartları yerine getirmediği taktirde Psikoterapi yasası, ”uygunluğuna bağlı olarak Psikoterapi Birliği tarafından edinen bir Bilirkişi raporunun alınması…” ...“ (§ 10.1.5) eğitime başlayabilmesi için yeterlidir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Avusturya’da Psikoterapi, Psikoterapi Yasası ve Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Psikoterapi’nin Gelişimi ve Oluşumu İçin Önemi!" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Abdullah ÖZER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Abdullah ÖZER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Abdullah ÖZER
İzmir
Sosyal Hizmet Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Abdullah ÖZER'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,173 uzman makalesi arasında 'Avusturya’da Psikoterapi, Psikoterapi Yasası ve Türkiye’de Psikoterapi Enstitüsü Derneği’nin Psikoterapi’nin Gelişimi ve Oluşumu İçin Önemi!' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:40
Top