TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

Nihal ARAPTARLI (ÖZARSLAN) Fotoğraf
Nihal ARAPTARLI (ÖZARSLAN)
İstanbul
Psikolog / Psk.Danışman
Özel Statülü Üye!TavsiyeEdiyorum.com Üyesi22 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: psikolog uzman psikolog öss danışmanlığı uzman istanbul psikolog öss ye hazırlık terapist avrupa yakası psikolog psikolojik destek psikodramatist osmanbey psikolog danışman aile terapisi psikolojik yardım çift terapisi depresyon grup terapisi kaygı kişisel gelişim stresle başetme eğitimci bunalım eğitim danışmanlığı ergen yetişkin ilişki danışmanlığı psikoterapi panik atak psikolojik test nihal özarslan terapi sınav stresi yaşam koçu sosyal fobi kanserlilerle terapi kanser terapi obsesif kompulKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 550,

* Yayın Tarihi : 23-01-2008 - 16:06 (257 gün önce),

* Ortalama Günde 2.13 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7188 , Kelime Sayısı : 859 , Boyut : 7.02 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Nihal ARAPTARLI (ÖZARSLAN) hakkında söyledikleri:
Saygı değer NİHAL hanım.Önemli kişiler söylenmesi zor olandır.Kelimeler onları küçültür,anlamlarını köreltir.Gerçek bir kişiyi anlatmakta böyledir.Sizinle psikolojik yardım sitesinde tanıştık.Oradan size mesaj gönderip,aradan bir gün bile geçmeden mesajıma cevap verdiniz.O gün cevabınızı okuduğumda hayatımda bir şeylerin değişeceğine daha çok inanmaya başladım.Sonra zaten sizle tanıştık.Düzenli olarak görüşmeye başladık.İnanın size geliceğimden bir gün önce içimi bir huzur kaplıyor,heyecanlanıyorum ve görüşeceğim günü iple hatta halatla çekiyorum.Çünkü sizinle görüştüğümüz ilk günden beri haya... [DEVAMI..]
(ismail, Danışan, 29-01-2008)

Merhaba,
28 yaşındayım. Çocukluğumdan beri ciddi bir kedi fobim vardı. Öyleki bu durum artık hayatımı zorlaştırmaya başlamıştı. Açık alanda kedilerin bulunduğu hiçbir yerde oturamaz hale gelmiştim. Kedi gördüğüm yerde kaçıyor, yolumu değiştiriyor hatta bazen farkında olmadan karşıma çıkan kedilerden korkup caddeye fırladığım oluyordu. Bir keresinde sırf bu yüzden kaza tehlikesi bile atlattım. Nihal hanımı bu siteden buldum. Kendisine bir mail attım ve hemen mailime cevap geldi.. Bugüne kadar bu konuyla ilgili mail attığım hiçbir psikologtan cevap alamazken Nihal hanımdan anında cevap geldiği ... [DEVAMI..]

(Çiğdem, Danışan, 25-09-2008)

Merhaba.36 yaşındayım.2 ay öncesine kadar hiç psikolojik destek almamıştım ve hayatım boyunca biriken sorunlarımdan dolayı yoğun bir depresyon dönemine girmiştim.kardeşimin teşvikiyle fayda görmeyeceğimi düşünerek psikolga gitmeye karar verdim.bu siteden Nihal hanımı buldum.öncelikle şunu söyleyebilirim ki kendisi bana ilk seanstan itibaren özgüvenimi kazandırmaya başladı.eskiden kendimle ilgili kararlar alamazken artık kendim için en doğru kararı alabilir hale geldim.hatta hayati derecede önem taşıyan bazı durumlarda Nihal hanım sayesinde en doğru kararı vererek hiç olmadığım kadar mutlu oldu... [DEVAMI..]
(deniz, Danışan, 19-09-2008)

Nihal ARAPTARLI (ÖZARSLAN) Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

Hayat üstümüze üstümüze geldiği, sorunlar boyumuzu aşıp da çözüm bulamadığımız, kendimizi çaresiz, yetersiz hissediğimiz anlarda geçmişe gitmek, çocukluğumuza dönmek ve orda kalmak isteriz.

Keşke yine çocuk olabilsem ve hep çocuk kalabilsem!”. Biz yetişkinlerin çok defa dile getirdiği, arzuladığı ve olmayacağını bile bile keşke bir mucize olsa diye dileği...

Sabırsızlıkla beklediğimiz yetişkinliğe erişince neden geçmişe dönme isteği ve özlemi duyarız? Çocukluğa, çocuklara özeniriz?

Çocukken bize uygulanan yasaklardan, kısıtlardan kurtulmak ve her istediğimizi anne-babamıza sormadan, izin almadan yapabileceğimizi ve çok özgür olabileceğimizi düşündüğümüz için isteriz bir an önce büyümeyi.

Ama büyüdükçe sınırların, kısıtların, hoşgörüsüzlüğün ve sorumlulukların arttığını asıl özgürlüğün çocuklukta olduğunu anlarız, ancak iş işten geçmiştir.

Çocuklar özgürdür, çünkü spontandır (kendiliğinden). Çocuk kendini oynar, içinden, yüreğinden ne geçiyorsa çekinmeden, utanmadan, korkmadan onu dile getirir. Henüz “ kalıplanmış “ değildir.

Çocuk doğuştan sahip olduğu spontanitesi (kendiliğindenliği) sayesinde sınırsız hayal gücüne ve yaratıcılık potansiyeline sahiptir. Oyunlarında kendilerine sınırları olmayan yepyeni dünyalar kurar, bu oyun anını birbirleri ve oyuncaklarıyla gerçekmişcesine yaşarlar.

Zaman içinde aile, toplum/çevre tarafından yapılan ayıp, günah gibi değerlendirmeler ve konan yasaklar, kısıtlar-sınırlar sayesinde sahip oldukları bu spontan davranış biçimi, köreltilip yok edilmeye çalışılır.

Çocuklar, önce ailenin sonra da eğitimcilerin kafalarında oluşturdukları modellere uygun hale getirilmeye yani kalıplanmaya başlar. Böylece içlerinden geldiği gibi değil de çevrenin, toplumun istediği şekilde hareket eden bireyler olmaya başlar. Özgürlük de üstü toprakla örtülüp, geçmişe gömülen hayal gücü ve yaratıcılık potansiyelinin yanında yerini alır.


Doğumdan, ölüme kadar ki yaşam sürecimizde, insan olarak hepimizin temel amacı; mutlu olmaktır. Yani, yaşamı doya doya yaşamak, yaşamdan keyif almak, varolmamızın gereklerini yerine getirmektir. Bunu gerçekleştirebilmek için de temel ihtiyaçlarımızı karşılamamamız, tatmin etmemiz gerekir. En temel ihtiyacımız olan “fiziksel” ihtiyaçlardan başlayarak, en üst seviyedeki “kendini gerçekleştirme” ye kadar olan aşamadaki en küçük bir eksiklik, temel amacımız olan “mutluluğa” gölge düşürür. Her bireyin eksikliğini hissettiği ihtiyaç, onun için en değerli ve önemli gereksinimdir. Günlerdir aç olan “A kişisi” için karnını doyurabileceği bir parça yiyecek en değerli ihtiyaçken, varlık içinde yaşayan, maddi hiç bir eksiği olamayan “B kişisi” için gerçek bir dosta sahip olamamak en büyük eksikliği oluşturur. Yemek, içmek, nefes almak gibi en temel ihtiay olan fiziksel gereklerin karşılanması, güven-emniyet, sevgi, saygı gibi daha üst aşama gereksinimlere geçebilmeyi sağlar. Tüm bu ihtiyaçların yeterince karşılanmasından sonradır ki en üstteki “kendini gerçekleşme” aşamasına geçilebilir. Kendini gerçekleştirmek; üretmek, yaratıcılığını ortaya çıkarabilmek, yaşama, topluma, evrene katkıda bulunabilmektir. Olanakların yetersizliği gibi çeşitli etkenlerle toplumda bu aşamaya gelebilen birey sayısı az olabildiği gibi fiziksel, ruksal ve sosyal gereksinimlerini yeterli oranda karşılayabildiği halde kendini gerçekleştirmekte sorun yaşayan, bunu sıkıntısıyla savaşan da birçok insan var maalesef. Çünkü çocukluktan itibaren bastırılmaya çalışılan spontanlık (kediliğindenlik), yaratıcılığın ortaya çıkarılmasında engel teşkil etmektedir.

Engellenmiş, kısıtlanmış yaratıcılık yeteneği, “Yaratıcılık Nörozlarına” neden olur. Bu kişiler belirli zeka düzeylerine, özel bazı yeteneklerine rağmen yaşamda pasif kalır, mevcut potansiyallerini geliştiremez ve “kendilerini gerçekleştirmezler”. Yaratıcılık nörozu sergileyen kişilerin hem kendileri ile barışık olma şansları azalır, hem de çevrelerindeki kişilerle yapıcı ve yaratıcı iletişim kurmaları güçleşir. Bu sorunları giderebilmenin ilk adımı bu kişilerin spontanlıklarını artırarak, yaratıcılıklarını kullanmalarına fırsat tanımaktır.

Anne baba ve eğitmenlerin en önemli görevi, yetişmesinden sorumlu oldukları çocuk ve gençlerin spontanlıkları öldürmeden, anlamsız kısıtlamalar, engeller koymadan, onların içindeki cevheri, yaratıcılık potansiyelini ortaya çıkarmalarına yardımcı olmak olmalıdır.
Bunun için de çoçuğun hayal gücünü harekete geçirecek, yeteneklerini ortaya çıkaracak farklı deneyimlere, çalışmalara teşvik etmek, ayıp, günah, kötü gibi nitelemelerle önüne duvarlar örmemek, sınırlarını daraltmamak gerekir. Kafamızda oluşturduğumuz modele uygun davranışları çocuktan beklemek, onun kendisi olma, kendi gibi davranmasına en büyük engeldir.

Sürekli engelemeler, kısıtlarla karşılanan çocuk zaman içinde kendi olmayı bırakıp, anne babanın, çevrenin toplumun istediği birey olma yolunda yürümeye ve mutsuzluğun tohumları atılmaya başlar. Bu çocuk yetişkin olduğunda her türlü ihtiyacı karşılanmaış bile olsa kendi olma, kendi gibi davranmayı unutmuş, içindeki cevherlerin, sahip olduğu potansiyelin üzerini örtmüştür. Örtülen şey, görülmez; görülmeyen şey, yok farzedilir. Dolayısıyla, kendini gerçekleştirme aşamasına gelmiş, herşeye sahip olduğu halde bir türlü kendini mutlu hissedemeyen bireylerin toplumu oluşur. Bu bireyler, kendileri bile neden mutsuz olduklarının farkında değildir. “Herşeyim var, herşeye sahibim ama neden mutsuzum” diye kendini sorgulayanlar ya da ben neden “A” nın, “B” nin sahip olduklarına (ihtiyacı olmadığı halde) sahip değilim, ben de sahip olmalıyım diye gereksiz rekabet içine giren doyumsuzlar ordusunun bir neferine dönüşüyorlar. Günümüzün acımasız rekabet ortamı ve tüketim çılgınlığını teşvik eden stratejiler de bireyleri böyle davranmaya daha da zorluyor. İnsanların sahip oldukları olanaklarının artmasına rağmen her geçen gün daha mutsuz olmaları ve hala bu kısır döngü içinde savrulmaları kendileri, gerçek ihtiyaçları hakkında ne kadar yetersiz içgörüye sahip olduklarının göstergesidir.

Bu bireylerin, mutsuzluğunun çözümü kendini tanımaktan, farkındalığın artmasından ve içgörü kazanmaktan geçer. Farkındalığını artıran, içgörü geliştiren birey, neye ihtiyacı olduğunun ve nelere sahip olduğunun bilincindedir. Anlamsız tüketim peşinden koşmayan ya da kendini, sahip olduklarını karşılaştırmayandır. Sahip olduğu potansiyeli üretmek, yaratmak, yeni şeyler ortaya koymak ve bunları insanların yararına sunmak için uğraşandır. Bu düzeydeki kişi kedini gerçekleştirme aşamasına gelebilmiş mutlu azınlıktır.

Bu mutlu azınlığın içinde varolmaya, gerçek ihtiyaçlarımızın farkında olarak, bastırılmış, örtülmüş spontalığımızın üzerindeki örtüyü kaldırarak başlayabiliriz. Çünkü doğuştan getirdiğimiz ve evrensel bir meleke olan spontalık yok olmaz, sadece kullanılmadığından biraz tozlanmış ve paslanmış olabilir. Sınırlarımızın, ördüğümüz duvarların farkında olup bunları yıkarak işe başlayabiliriz. Kendini tanıma, kişisel gelişim ve spontanite konularında eğitim almak, çalışmalara katılmak, kaybedilen spontanlığın yeniden kazanılması ve çocuk özgürlüğümüze ulaşma için yardımcı olabilecek yöntemlerdir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nihal ARAPTARLI (ÖZARSLAN)'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Boşanmadan Kaçınmanın Yolları , Bülent BUDAK
  • Sınav Kaygısı , Serhat TÜRKTAN
  • Okulöncesi Dönemde Çocuğunuzun Gelişimi , Serhat TÜRKTAN
  • Okula Gitmek İstemeyen Çocuklar - Okul Korkusu , Serhat TÜRKTAN
  • Sadece Kadınlara Özgü Bazı Psikolojik Sorunlar , Serhat TÜRKTAN
  • Neden Hedef Koymaktan Kaçınıyoruz ?Bunu Nasıl Yapabiliriz? , Abdullah TOPAL
  • Çocuk Ve Yaptıkları Resimler , Mine AKTAŞ ALBAYRAK
  • 24 Saat Yetmiyor Diyenlere… , Mine AKTAŞ ALBAYRAK
  • Çocuklarda Çekingenlik , Ayça ULUÇAM GÜÇMEN
  • Agresif (Saldırgan) Çocuk , Ayça ULUÇAM GÜÇMEN
  • Maneviyat/spiratualite Ve Psikolojik Faydalari , Dr.Başak DEMİRİZ
  • Üstün Ve Özel Yetenekli Çocuklar , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Çocuğum Çok Öfkeli,neden Acaba? , Füsun BUDAK
  • İyileşmeye İnanmak: İyileşmeye Giden Yol , Betül NAZLISÖZ
  • Her Yönüyle Öfke Duygusu : Öfke Baldan Tatlı Mı? , Füsun BUDAK
  • Bağlanma - Çocuklarda Ve Yetişkinlerde Bağlanma , Mehmet Enver BAYATLI
  • Evlenmenin Ve Bekar Kalmanın Psikolojisi : Evlilik De Bekarlık Da Artık Daha Zor , Serhat YABANCI
  • Sonbahar Psikolojisi: Sonbahara Haksızlık Etmeyin , Dr.Başak DEMİRİZ
  • Çocuk Eğitimi: Anne, Baba Bugün Beni Kurmadınız! , Ayhan ALTAŞ
  • Kırkından Sonra Aşk , Dr.Başak DEMİRİZ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    06:54
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler