2007'den Bugüne 84,897 Tavsiye, 26,556 Uzman ve 18,912 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlık, Gıda Takviyelerindeki Risk ve Ağrı Meselesine Dair (Kendi Kendinin Eczacısı ve Doktoru Olmak)
MAKALE #6401 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2011 | 3,597 Okuyucu
BASİRETLERİ KÖR EDEN ASIR: 21. YÜZYIL

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki bu nev-i şahsına münhasır asrın en belirgin özelliğini algıları zaafa uğratması, basiretleri bağlaması, sorunları “çözüm” adı altında allayıp pullayarak pazarlaması, bütün bunlara karşı ise kişileri en ufak bir çıt çıkaramayacak şekilde atalet denizine gark etmesi olarak tespit etmek mümkündür.

Genel olarak “bozulma” diyebileceğimiz çok yönlü ve negatif seyirli gelişmelerin en bariz bir biçimde yaşandığı sektörlerin başında ise insan sağlığı alanı gelmektedir. Hiç düşündünüz mü bilmiyorum, son dönemde ufak ufak delinmeye başlasa bile sağlık işinde reklam yapılmasına kanunen müsaade edilmez. Hele hele bir ilacın reklamı basın ve medya yoluyla asla yapılamaz, buna izin verilemez.

SAĞLIKTA REKLAM YASAKTI(R) AMA!

Çünkü ilaçlar; ticari bir mal gibi görülemez. Reklamın yol açtığı telkin etkisi altında ya da kar – zarar döngüsü çarkı içersinde değil; sadece hastalığın niteliği ile hastanın tedavi yararı gözetilerek verilmesi gereken bir nesnedir, ilaçlar.

Peki, “Ağrıyı keser, fıtığı tedavi eder, cinsel gücü artırır, migrene iyi gelir, kaşıntıyı yok eder, barsakları düzenler” denilen ama her nasılsa, sanki zekamızla alay eder bir biçimde ilaç olmadıkları ifade edilen gıda takviyelerinin reklamı neden serbesttir?

(Geçenlerde yaşlı bir amca cinsel ilişki sırasında vefat etti. Malum, bu haber basına yansıdı. Gıda ya da ilaç takviyesi almış... Alt yapı "70 model" iken sadece üst yapıyı dikkate alarak kullanılan paralı mamüller nelere neden oluyor, görüyorsunuz!)

İÇİ Mİ ÖNEMLİ YOKSA SONUCU MU?

İyileşmeye yol açan, sağaltım sonucu doğuran her ürün ilaç değil midir aslında? Yoksa ilacı ilaç yapan sadece sentetik bir mamul olması mıdır? Sonucu öyle ya da böyle iyileşmeye çıkıyorsa bu nasıl olur da “ilaç değildir, bitki takviyesidir” ambalajı ile piyasada boy göstererek arzı endam edebilir?

Kel Abidin’e, “Abidin Kel” dediğimizde aslında farklı bir şey mi söylemiş oluruz? Kel Abidin demek yasaksa Abidin Kel demek nasıl olur da yasak sayılmaz? Yoksa sorun Abidin’in Kel olması değil de cümlenin devrik kullanılması ya da kullanılmaması meselesi midir! Yani sorun bir “aşağılama ve hakaret” işi değil de “edebiyat” meselesi midir?

“MAMÜL GIDA” TEDAVİ OLMUYOR DA “TERAPİ KONUŞMASI” NASIL OLUYOR PEKİ?

Ben bu işe taktım galiba. Yine konuyu bu meseleye getirdim bakın. Birileri, en önemlisi de sağlığın otoriteleri özü bilimsel bilgi ile konuşmak olan terapiye iğnesi, serumu, stereskopu, hiçbir tıbbi aleti yahut edevatı olmadığı halde, salt “sonuçta iyileşmeye götürmüyor mu, öyleyse tedavidir” mantığıyla karşı çıkarken içindeki etken maddelerle bal gibi hasta (hem de hastalık olup olmadıkları bile tartışmalı olan psikolojik sorunları değil, tamamen bedensel hastalıkları) tedavi eden bu aparatlara nasıl ve niçin ses çıkarmıyorlar bu ülkede?

(İmamların Cuma namazı öncesindeki vaazları da zaman zaman ruhları rahatlatıyor. Hatta bu konuşmalar bir kısım kişilerin dertlerine bakışını değiştiriyor, “...Hayat boş, değmez” diye düşünmelerini sağlayarak bir anda çareye kavuşmalarına bile sebep olabiliyor. Yani konuşma metoduyla terapi etkisi sağlanıyor. Soruyorum: Yoksa bu terapi değil mi? Ya da camide terapi serbest mi?)

Genellikle laboratuarlardaki alet, edevat ve cihazların kullanılması ve eczanelerdeki ilaçların marifeti yoluyla sağlanılan iyileşme sonucunun psikologların sadece beyinlerini “eczane”, dillerini de “ilaç” niyetine kullanarak gerçekleştirmesine “üstün hizmet” ödülü verilmesi gerekirken ceza ile taltif edenler bu çifte standarda, bu garabete ne zaman dur diyeceklerdir?

GIDA TAKVİYELERİ VE AĞRI

İnce bir sızı şeklinde ortaya çıkan ya da ağır sancılı seyreden, akut olan veya kronik niteliği bulunan hiçbir ağrı tek başına hastalık değildir. Ağrı sadece bir semptomdur / belirtidir. Bu temel gerçeğe karşın günümüzde ağrıyı tedavi ettiğini iddia edenler çığ gibi çoğalmakta, bu yönde piyasaya sürdükleri krem, sprey, bitkisel gıda takviyeleri -hatta terapi yöntemleri- bir salgın gibi yayılmaktadır.

Bu gelişme üzerine sorulması gereken en önemli soru şudur:

Ağrı bir hastalık olmadığına göre tedavi edilmeli midir?

Hele hele de söz konusu ağrı bir semptom - belirti ise?

Bu durumda insanoğlu evinin avlusunda ilerleyen hırsızı haber veren, bu hırsız yaklaştığı ölçüde ses şiddetini yükselten doğal alarmının zili söktürülmüş, böylece ortaya çıkan derin sessizliği “çözümmüş” gibi sanma hatasına düşürülmüş olmaz mı?

Bir kısım sağlık tacirlerine göre hayır!

Onlara göre ağrı önemli bir sıkıntı kaynağıdır. Her acı ve elem kaynağından derhal kurtulmak lazımdır. İnsanoğlu değerli bir varlıktır, o yüzden de boş yere sıkıntı çekmemelidir. Dert olmalı, hastalık olmalı belki ama asla bunların sonuçlarını yaşamamalardır insanoğlu. Çünkü o, bu fani dünyaya bir kere gelmiştir; tepe tepe almalıdır keyfini. Acı ve ağrı işte bu keyfi kaçırır, kaçırmasa bile en azından bulandırır.

ALARM SESİ KESİLİYOR

Peki bir mucizevi sistem olan doğal alarmın sesi kısılınca hırsız ilerler de eve girerse?

İçerdeki her şeyi alıp da götürürse?

Yani hastayı öteki aleme götürürse?

…

Bu soruya cevap vermek durumunda kaldıklarını pek zannetmiyorum. Çünkü bu tarz sorular sorulmaz genellikle onlara. Sadece “lisansı var mı, açıkta mı satılıyor, ürünün son kullanma tarihi geçmiş mi” gibi detay kabilinden konularla iştigal edilir ülkemizde.

O HALDE İŞ BAŞA DÜŞÜYOR

Eskiden, “Kendi kendinizin doktoru olun” denirdi sadece. (Bu o kadar kolay olsaydı doktorlara ne gerek vardı ki). Şimdilerde bir de, “Kendi kendimizin eczacısı" olmamız da gerekiyor sanırım.

Bir yeriniz ağrıdığında bunun bir işaret olduğunu ya da olabileceğini bilin. Bu işaretin neyi yahut nereyi gösterdiğini anlamak için mutlaka bir uzman hekime başvurun. Hekiminizin yazacağı tüm tahlilleri yaptırın. “Ağrı bana sıkıntı veriyor… O halde kurtulmak lazım…” düz mantığıyla kullanacağınız ilaç, krem, terapi vb. ağrı kesicilerle size alttaki bir hastalığı haber vermek üzere yaratılmış olan dost sesi keserek kendi ipinizi kendiniz çekmiş olmayın.

Üstelik de ücret ödeyerek!

Aklı başında bir insan kendi celladına para öder mi!

Ödüyor.

Ne diyesin!

Dedim ya, zaman modern zaman.

Asır 21. Asır…



Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlık, Gıda Takviyelerindeki Risk ve Ağrı Meselesine Dair (Kendi Kendinin Eczacısı ve Doktoru Olmak)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Kendi Bedeninde Yabancı Olmak Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,912 uzman makalesi arasında 'Sağlık, Gıda Takviyelerindeki Risk ve Ağrı Meselesine Dair (Kendi Kendinin Eczacısı ve Doktoru Olmak)' başlığıyla benzeşen toplam 53 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:39
Top