2007'den Bugüne 81,121 Tavsiye, 25,802 Uzman ve 18,059 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Para İçine Girdiği Neyi Bozmadı Ki! Özel Eğitim Hizmetinin de Ekseni Kaydı! (Tespitler - Öneriler)
MAKALE #6463 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Şubat 2011 | 4,061 Okuyucu
PARA İÇİNE GİRDİĞİ NEYİ BOZMADI Kİ! ÖZEL EĞİTİMİN DE EKSENİ KAYDI! KAZANÇ HIRSI "ÖZEL EĞİTİM" HİZMETİNİ AMACINDAN SAPTIRDI... ÖZÜRLÜ HİZMETİ VERİLEN MERKEZLERİ AYNI ZAMANDA
MATEMATİK - TÜRKÇE TAKVİYE / KURS VE DERSHANE HİZMETİ VERİLEN YERLER HALİNE GETİRDİ!

Koca bir ilin tüm heyet raporlarındaki zeka değerlendirmelerini yapan deneyimli bir psikolog olarak aşağıdaki mühim tespitlerimi toplumsal menfaat adına kamuoyuyla paylaşıyorum:

ÖZEL EĞİTİM NEDİR?

"Özel eğitim" bir takviye - kurs, etüt ya da dershane hizmeti olmayıp; belirli oranda özrü bulunan bireylere verilen bir "destek ve rehabilitasyon" hizmetinin adıdır. Böyle olduğu içindir ki tam teşekküllü hastanelerden “heyet raporu” alınması şartı koşulmuştur.

Ancak son dönemde, özürlü birey bulmakta zorluk çeken belli başlı özel eğitim kurumlarının (ve okullardaki bazı öğretmenlerin) yanlış yönlendirmesi ile veliler (belirli bir zeka / özür sorunu olmadığı halde) akademik başarısı - okul performansı düşük çocuklar için bile özel eğitim talep etmeye başlamış durumdadırlar.

"PARA İÇİNE GİRDİĞİ HER ŞEY GİBİ ONU DA BOZDU. ÖZEL EĞİTİM HİZMETİNİN DE EKSENİ KAYDI"

Bu tarz bir hizmet ekseni kaymasının başta hastane sorunları olmak üzere çocuk, veli ve devlet odaklı bir dizi olumsuz sonuçları ortaya çıkmaya başlamıştır.

Bu sorunda, "Özel eğitim" kavramının ailelerde yarattığı "birebir olarak aldırılan bir özel ders - dershane hizmeti" şeklindeki yanlış çağrışım ile belli özel eğitim kurumlarının "özel eğitim" hizmetini özürlü bireylere yönelik bir rehabilitasyon hizmeti olması gerçekliğinden uzaklaştırarak Matematiği zayıf, Türkçesi düşük çocuklara vs de verilebilen bir etüt - kurs yahut dershane hizmeti şeklinde tanıtmasının da çok büyük bir rolü olmuştur.

"ÖZEL EĞİTİM MERKEZLERİ ÖZÜRLÜ EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİDİR. BİR ETÜT MERKEZİ, TAKVİYE KURS YA DA DERSANE DEĞİLDİR"

Bilindiği üzere bu merkezlerden özel eğitim alabilmek için % 20 - 25 zeka geriliği raporu alınması gerekmektedir. Yüzde yirmi düzeyindeki "sınır mental" dediğimiz zeka geriliği ise sadece okul performansında sıkıntı yaratan, ancak özel yaşamda bir sorun oluşturmayan, yani özel eğitim dediğimiz rehabilitasyona ihtiyaç hissettirmeyen bir orana tekabül etmektedir. Böylesi küçük bir zeka oranı nedeniyle ve sadece okul performansı etkilenen çocuklara, halihazırda olduğu gibi "özürlü destek eğitimi verilen bir ortamda akademik destek hizmeti verilmesi (yahut talep edilmesi)" son derece yanlıştır. Bu, gerek haftada iki gün ve bir kaç saatlik düşük ders sayısı bakımından verimsizdir (ayrıca devlete çok maliyetlidir), gerek bu merkezlerin “özürlü eğitimine uygun olarak istihdam edilen” eğitici uzman nitelikleri açısından uygunsuzdur, gerekse çocukların psikolojik gelişimleri ve sağlıkları bakımından son derece risklidir, yanlıştır.

Bu sorunların çözümü için devletimiz derhal, ya çağrışımı yanlış olan özel eğitim tanımlamasını değiştirmeli yahut bu konuda "özel eğitim nedir, ne değildir" noktasından hareketle velileri derin bir bilinçlenmeye tabi tutmalıdır.

"DERSLERİ / AKADEMİK BAŞARISI GERİ OLAN ÇOCUKLAR NORMAL OKULLARDA, BELKİ EN FAZLA SEVİYELERİNE UYGUN SINIFLARDA; ZEKASI SEVİYESİ “YÜZDE YİRMİ” GERİ OLANLAR DA ÖZEL EĞİTİM MERKEZLERİNDE DEĞİL, ÖZEL EĞİTİM OKULLARINDA EĞİTİM ALMALILARDIR"

Yine aynı şekilde zekası normal ancak akademik başarısı düşük, yani sadece okul performansı geri olan çocuklar için "mevcut özel eğitim kurumları dışında" başka bir merkez ve destek programı yürürlüğe sokulmalıdır. Bunun için kanaatimce; okul başarısı düşük olan çocuklar için okullardaki alt sınıfların sayısı artırılmalı, bu bireyler normal çocukların içinde ancak kendi seviyelerini baz alan bir müfredatla eğitimlerini sürdürmelileri sağlanmalıdır. En önemlisi de % 20 zeka özürlü raporu olan çocuklar için "özel eğitim merkezleri" değil; halihazırda var olan, tam gün eğitim veren, diploma olanağı da bulunan "özel eğitim okulları" (sözünü ettiğim özel eğitim merkezleri ile özel eğitim okulları ayrıdır) zorunlu tutulmalıdır.

"YAZIK EDİLİYOR! ARTIK İLKÖĞRETİM 1. SINIF ÇOCUKLARINA DA YARIŞ ATI MUAMELESİ ÇEKİLİYOR! ÖĞRENMEK İÇİN GEREKLİ OLAN MAKUL SÜRE TANINMIYOR, ÖĞRENMEDE DİKKATE ALINMASI GEREKLİ OLAN BİREYSEL FARKLILIKLAR VE MUHTEMEL UYUM SÜRECİ GERÇEKLERİ GÖZARDI EDİLİYOR"

İlköğretim 1. sınıfta bile pek çok öğretmen artık çocuklara yarış atı gözüyle bakmakta, 4 aylık ilk dönem sonunda okumaya geçememiş çocukları hemen özel eğitime yönlendirmeye, bir biçimde bu çocukları başlarından atma çabası içersine girmeye, bunun için de velileri psikolojik baskı altına almaya kalkışabilmektedirler.
Burada, bir eğitimci olan, pedagoji de okuyan öğretmenlerin eğitimde / öğrenmede zaman, gelişimde bireysel farklılıklar, her çocukta farklı seviyelerde seyredebilen uyum sorunları ve ailesel - çevresel koşullar gibi son derece olağan faktörleri görmezden gelmeleri gerçeği ile sorunlu gördükleri çocukları sınıftan / başlarından atma, homojen bir sınıf ortamı yaratarak rahat etme kaygısı vardır. Bu konuda acilen bir şeylerin yapılması şarttır.

Dolayısı ile, yeteri kadar zaman tanınmayan, olağan bir seyir izleyen makul geri kalmışlıkları ciddi bir sorunmuş gibi algılanan bu çocuklar için tek alternatif “özürlü bireylere rehabilitasyon ve eğitim hizmeti vermek amacıyla kurulmuş özel eğitim merkezleri” olmamalıdır.


ÖZEL EĞİTİM HİZMETİ,
MÜHİM BİR SORUN VE YETKİLİ MAKAMLARA ÖNERİLER

Özellikle son dönemde, bir kısım ilköğretim okullarındaki bazı sınıf öğretmenlerince sergilenen, bilhassa okumaya geçmekte zorluk çeken 1. ve 2. sınıf çocuklarıyla ilgili olan, gerek çocukları gerekse velilerini çok sıkıntıya sokan “yanlış bir yaklaşımla ilgili” tespitlerimi ilgililerin bilgi ve uhdesine sunmayı mesleki ve vicdani bir görev addediyorum.

Bilindiği üzere her çocuğun gelişim çizgisi ile öğrenme potansiyeli bir ve aynı değildir. Öğrenmenin düzeyinde ve hızında; bireysel farklılıklar, zeka kategorileri, aile unsuru, sosyal çevre unsuru, sınıfın ortalama düzeyi, çocuğun uyum yeteneği, zaman gibi pek çok etken rol oynamaktadır. Her şeyin çok hızlı aktığı - işlediği, sınırsız rekabetin ortalıkta acımasızca kol gezdiği günümüz dünyasında bu yanlış gidişattan maalesef ki okullarımız ve öğretmenlerimiz de nasibini ziyadesiyle almış durumdadır.

Son dönemde maalesef ki pek çok okulda birçok öğretmenin öğrenme davranışı için geçerli olan söz konusu kritik unsurları pek dikkate almadıkları, sınıf ortamını sabır, emek, ilgi yuvası olmaktan çıkararak adeta “yarış poligonuna - sahasına” çevirdikleri, okula daha yeni başlamış çocukları da adeta bir “yarış atı” havasına soktukları, bu yarış ortamında geride kalanları ise (yarış varsa geride kalan da olacaktır haliyle) “problemli - özürlü” olarak gördükleri, sonra da bu çocukları gözden çıkardıkları, lakin bununla da yetinmedikleri, sözgelimi bu çocukların velilerini psikolojik baskı altına alarak (zaman ayıramam, ilgilenemem, alın okuldan, sınıfta koyarım haberiniz olsun, git istediğin yere şikayet et) vb. sözlerle çok zor durumda bıraktıkları görülmektedir.

Bu durum, ailede çocukların üzerine gereğinden fazla düşülmesine, böylece -öğrenme davranışı için gerekli olan makul süre tanınmadığı için- çocukların yetersizlik duyguları ile karakterize bir dizi sorunlar yaşamalarına, yine bu çocukların aşırı / yoğun bir baskı altına alınmalarına ve bunun muhtelif komplikasyonlarına, velililerde ise çocuklara yönelik olarak gereksiz öfke ve tepki eğilimlerinin oluşmasına ve ısrarlı suçlamalara, en önemlisi de çocuklarını -herhangi bir özürleri olmadığı halde- okuldan alıp da özel eğitime gönderme yönünde yanlış bir çaba eğilimi içersine girmelerine yol açabilmektedir. Çocuklarda herhangi bir özür olmadığı için bu yönde bir rapor çıkmaması durumunda ise (genellikle de böyle olmaktadır) birçok veli derin bir endişeye ve çaresizliğe düşmektedir.

Ayrıca, yine bir kısım velilerin anlatımına göre bazı öğretmenlerin, “Uğraşamam, çocuğunu al özel eğitime götür” dedikten sonra (eğer veli bu kirli ve kara propagandaya yenik düşmüş, sonunda pes etmiş ve çocuğunu almayı düşünür hale gelmiş ise) bazen belli özel eğitim kurumlarının adres ve telefonlarını da vererek direkt olarak oraya yönlendirdikleri, ailenin, “Çocuğumun özel eğitim için gerekli olan raporu alacak bir sorunu yok. Çocuğumun dersleri geri olsa bile zekası normal. Oysa devlet en az “% 20 zeka özürlü” raporu istiyor. Orası bir dershane, etüt ya da takviye kurs merkezi değil. Normal bir çocuğun eğitim alacağı yer de burası… Acelesi yok, zamanla öğrenir” demesi, yani haklılığını makul bir biçimde ifade etmeye çalışması durumunda ise velilerin küçümsendikleri, horlandıkları, çocuklarına yönelik ilginin azalmasıyla cezalandırıldıkları duyumları ile karşılaşılmaktadır.

Gerek çocuk gerekse aile açısından hayati sonuçları olabilen bu ve benzeri sorunlarla ilgili olarak yetkili makamlarca;

1. Evvela okullarımızın ve ilköğretimde görevli öğretmenlerimizin bu sorun hakkında ikaz edilip uyarılması,

2. Daha sonra ilgili velilerin, “Özel eğitimin başarısız çocuklar ve zayıf dersler için takviye sağlayan bir dershane ya da etüt / kurs hizmeti değil; özürlü bireylere verilen bir rehabilitasyon hizmeti” olduğu konusunda bilgilendirilerek bilinçlendirilmesi,

3. Ayrıca devletimizin; bu kurumların "özürlü bireylere ve özre bağlı akademik geriliklere yönelik bir eğitim mi" (hastaneden belli oranı olan bir özür raporu istendiğine göre böyle) yoksa -belli bir özür olmasa bile- "akademik başarısı az, dersleri geri olan her çocuğun alabileceği bir dershane ya da etüt eğitimi mi olduğu" konusunu netliğe kavuşturması, aksi takdirde mevcut durumun çocuk – aile eksenli ve maddi – manevi birçok sıkıntıya sebep olduğu,

4. Bu hususta yetkili birimlerin okullar ve ilgili bakanlık nezdinde girişimlerde bulunması hususundaki görüşlerimi gerek kamuoyunun gerekse yetkililerin bilgi ve görüşlerine saygılarımla arz ediyorum.

Not: Bu yazı ve daha fazlası ilgili birimlerler de paylaşılmıştır.

Psk. İzzet Güllü
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Para İçine Girdiği Neyi Bozmadı Ki! Özel Eğitim Hizmetinin de Ekseni Kaydı! (Tespitler - Öneriler)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,059 uzman makalesi arasında 'Para İçine Girdiği Neyi Bozmadı Ki! Özel Eğitim Hizmetinin de Ekseni Kaydı! (Tespitler - Öneriler)' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:22
Top