2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
"Sen Yolunda Doğru Yürü, Varsın Gölgen Eğri Olsun" Atasözünün Narsistik Kişilik Bozukluğu Bağlamında İncelenmesi
MAKALE #6477 © Yazan Psk.Burçak DEMİRKAN | Yayın Şubat 2011 | 8,775 Okuyucu
Araştırmamızın hedefi, başlıkta belirlenen atasözünün bir kuram doğrultusunda açıklanmasıdır. Bu nedenle kısaca atasözünün ne anlama geldiğinin kısaca açıklanması gerektiği kanısını taşımaktayız.

Atasözleri, uzun deneyimlerden yararlanarak kısa ve özlü öğütler veren, toplum tarafından benimsenerek ortak olarak kullanılan kalıplaşmış sözlerdir. Atasözleri bir toplumun duygu, düşünce inanç ve kültür yapısını yansıtır. Atasözlerinin kim tarafından ne zaman söylendiği bilinmez. Bu sözler toplum tarafından benimsenmiş ve yüzyılların düşünce ve mantık isteminden geçerek günümüze ulaşmış kısa ve özlü sözlerdir. Bu nedenle de toplumun özelliklerini belirtmek açısından son derece betimleyici olmaktadırlar.

Giriş

Başlıkta konu olarak belirlenen atasözü, metin içerisinde narsistik kişilik özellikleri ve bozukluğuna paralel olarak açıklanacaktır. Bu nedenle öncelikle kişiliğin tanımının açıklanmasının gerektiğini düşünmekteyiz.

Kişilik kavramının pek çok farklı tanımı olmasına karşın kısaca bireyin kendine özgü (characteristic) ve ayırıcı (distinctive) davranışlarının bütünü olarak tanımlanır. Diğer bir deyişle kişilik kavramından, bir insanı nesnel ve öznel yanlarıyla diğerlerinden farklı kılan duygu, düşünce, tutum ve davranış özelliklerinin tümü anlaşılır (Köknel, 1982, s.23).

Atasözü Neden Narsistik Kişilik Özellikleri ve Bozukluğu ile Açıklanmaktadır?
Atasözümüzde ‘’ Sen ne olursa olsun doğru yolundan vazgeçme, kendi bildiğinden şaşma, davranışların ve çevrendekiler yanlış olsa da kendi doğrularını uygulamaktan vazgeçme’ mesajı olduğu düşünülmüş, bu anlam narsizimle bütünleştirilmiştir.
Narsistik Kişilik Bozukluğu ve Narsistik Davranış Bozukluğu

Narsistik kişiliği ve patolojilerini inceleyen iki temel kuramcı dikkat çekici görünmektedir. Bu kuramcılar Melanie Klein (1882-1960) ve Heinz Kohut’tur (1913-1981). Her iki kuramcı da psikanalitik ekolde incelemelerini gerçekleştirmişler ve ‘’Kendilik Psikolojisi Kuramı’’nin bir parçası olarak ‘’Nesne ilişkileri Kuramı’’nı ele almışlardır.
“Kendilik Psikolojisi” Kohut'un öncülüğünde gelişen çağdaş psikanalitik kuramlardan biridir. Kohut, kuramı ilk ortaya koyduğunda kendiliği (self), benlik (ego) içinde yer alan bir kendilik tasarımı (self representation)-kişinin kendini algılayış biçimi ve kendisiyle ilgili imgeler bütünü- şeklinde düşünmüştür. İkinci kuramında ise kendilik, bir üst örgütlenme, “kişiliğin çekirdeği, algıların ve girişimlerin merkezi” şeklinde nitelendirilir ve tüm psikopatoloji alanına açıklama getirmeyi hedefler. Kohut çekirdek benlik dediği bağımsız bir birey olmanın temeli olarak gördüğü kavram üzerinde durmuştur. Çekirdek benlik, bebek ve çevredeki ‘’kendilik nesneleri’’ arasındaki ilişkiden ortaya çıkmaktadır. Bu kendilik nesneleri çocukluk hayatımızda oynadıkları son derece önemli rolden dolayı kendimizden bir parça olarak addettiğimiz insanlardır. Anne genellikle bebeğin temel kendilik nesnesidir. Kohut, annenin rolünün sadece çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını tatmin etmek olmadığını aynı zamanda psikolojik ihtiyaçlarını da doyurmak gerektiğini öne sürmekteydi. Bunu yapmak için, annenin çocuğa eşsizlik, önem ve mükemmellik duygularını geri yansıtan bir ayna vazifesi görmesi gerekmekteydi. Bunu gerçekleştirdiği takdirde, anne çekirdek benliğin bir parçası olan çocuğun gurur duygusunu pekiştirmiş olmaktaydı. Eğer anne çocuğunu reddederse yani önemsizlik duygusunu yansıtırsa, o zaman çocuk utangaç ya da suçluluk duygusuna kapılabilmektedir. (Schultz&Schultz, 2007: 639-640).

Kohut (1971) narsisistik kişilik bozukluklarında görülen temel kendilik nesnesi aktarımlarını ülküleştirme aktarımı ve ayna aktarımı inceleyerek, iki kutuplu kendilik kuramını ortaya koyar: 1) Büyüklenmeci kendilik, çocuğun büyüklenmeciliğini ve teşhirciliğini içerir. Çocuk, sergilediği etkinlikler karşısında anne ve babasından onay görmeyi, beğenilmeyi ve takdir edilmeyi bekler. 2) Ülküleştirilmiş ana-baba imagosu, çocuk, ülküleştirdiği güçlü anne-babasına güvenir, hayran olur ve yakınlık duyar. Güçlü, kusursuz olarak algıladığı nesnenin bir parçası olarak, kendisini güçlü ve güvenli hisseder. Ana-babanın yaşa uygun aynalama cevapları sayesinde büyüklenmeci kendilik dönüşmeye başlar ve kendiliğin kutuplarından biri olan ihtiraslar oluşur .Bu kutbun işlevleri belli amaçlara sahip olma, bedensel ve zihinsel etkinliklerden zevk alma, kendine saygıyı ayarlayabilme kapasitesidir. Çocuğun ülküleştirilmiş tüm güçlü kendilik nesnesi gereksinimi örseleyici deneyimlerle (ana-babanın hastalanması ya da ölmesi gibi) kesintiye uğramazsa, ülküleştirilmiş ana-baba işlevleri içselleştirilir ve ikinci kutup oluşur: Ülküler (İdeals). Bu kutbun işlevleri arasında ise ülkü ve değerlere sahip olma ve bunların gerçekleşmesine çalışma, dürtüleri kontrol edebilme ve gerilim durumlarında kişinin kendisini yatıştırabilmesi yer alır. Bu kuramsal bilgi temeline göre narsistik kişilik bozukluğunu açıklayacak olursak, bu kişiler kendilerinin mükemmel ve ulaşılmaz olduklarına inanan, herkesin kendilerine hayran olduğunu, hatasız olduklarını düşünen kişilerdir. Empati yeteneğinden yoksundurlar, diğer insanların istek ve ihtiyaçlarına ilgi ve saygı göstermezler. Diğer insanlarla sınırlı bir iletişim ve etkileşimleri vardır. Bunun asıl nedeni diğer kişilerin kendilerinden daha aşağıda olması değil, diğerleriyle ilişkide olduklarında eleştirilmeye karşı çok fazla duyarlı ve aslında kırılgan olmalarıdır.
DSM-IV de narsistik kişilik bozukluğunun tanı kriterleri şu şekildedir.

Aşağıdakilerden en az beşinin olması ile belirli genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir kişilik örüntüsüdür.

1.Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır.
2.Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik veya kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar.
3.Özel ve eşi bulunmaz birisi olduğuna ve ancak başka özel veya toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık edebileceğine inanır.
4.Çok beğenilmek ister.
5.Hak kazandığı duygusu vardır.
6.Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanır, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanır.
7.Empati yapamaz.
8.Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığını sanır.
9.Küstah, kendini beğenmiş, tutum ve davranışlar sergiler.

Tartışma

Metnimizde kısaca narsistik kişilik yapısı (bozukluğu) ve paralelinde gelen davranışlar ve bunların temeli incelenmeye çalışılmıştır. Sonuç kısmında toplumsal bakışın da yansıtılmasının gerekliği fikrini taşımaktayız.

Değişen ve yenilenen toplum ve insanlarla birlikte toplumlar bireyciliğe doğru bir geçiş yaşamaktadır. ‘’Her koyun kendi bacağından asılır’’ fikri, kişilerde yaşam ve davranış özelliklerini göstermektedir. Bu geçişin etkisiyle, toplum içinde insanlarda ‘’fast-food’’kültürü ortaya çıkmış ve herkes ‘’fast’’ yaşamaya odaklanmaya başlamıştır. Bu da dolaylı olarak ‘’ayaküstü’’ ve ‘’’yüzeysel’’ olmayı beraberinde getirmekte ve detaycılığı azaltmaktadır.

Günümüzde öncelikle ailede baş gösteren ‘’en iyisi sen olmalısın’’ söylemi, yeni yetişen kuşağı adeta yarış atı haline getirmekte ve yalnızca ‘’en iyiye ulaşmaya’’ kanalize etmektedir. Nitelikten fazla niceliğe değer verilmesi, yetişen kuşakların yalnızca kendilerine, başarıya, güce, mükemmelliğe odaklanmalarına neden olmaktadır. Bunların dışında bir sorumluluk üstlenmeyen birey, sorumsuzluğa, kendi kendine bir hayatı tek başına yaşamaya ve paylaşmaya ‘’başarılı olarak(!)’’ alışmaktadır. Bunun sonucunda ise (kuramda da belirtildiği üzere) boşluk depresyonu, saplantılı ve rastgele cinsel etkinlikler, kendine zarar verme, alkol-madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı gibi durumlar ortaya çıkmaktadır.

Son zamanlarda dikkatimizi en fazla çeken söylemlerden biri ‘’başarıya giden yolda her şey mubahtır.’’ Sözüdür. Diğer kişiler arasından sıyrılıp, onlar arasında fark yaratmak adına kişilerin uyguladığı davranış biçimleri egosentrizmi ve narsizmi çağrıştırmaktadır.
Yine son dönemlerde evlilik kurumuna, olumsuz (karşıt) bakış açısı ve boşanmaların istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde artışı, ‘’hayatı paylaşmanın zorlaşması’’ ve ‘’tek kişilik mutluluk’’ fikrini çağrıştırmaktadır.

Erich Fromm’un sözü doğrulanmaktadır: ‘’Topraktan uzaklaşmanın bedeli, nevrozla ödenir’’.

Son olarak, günümüz teknolojisindeki gelişimlere karşın duygu ve yaşam yoksunluğunu anlatan, tiyatrocu Müşfik Kenter’in yazısı ile metnimizi sonlandırmak isteriz.

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
hç vaktiniz yok, "Fast live", "Fast food", "Fast music", "Fast love"...
Dikte ettirilen "yükselen değerler", "in" ler, "out" lar...
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi....
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?
Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

Kaynakça

KÖKNEL, Özcan (1999), Kaygıdan Mutluluğa Kişilik, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul.
SCHULTZ Duane P; SCHULTZ, Sydney Ellen (2007), Modern Psikoloji Tarihi Kaktüs Yayınları, İstanbul.
TERBAŞ, Özden (2004), ‘’Kendilik Psikolojisi Kuramına Göre Kendilik Bozuklukları: Bir Olgu Sunumu’’, Türk Psikiyatri Dergisi, Sayı: 15 (1), ss.70-76. (http://www.icgoru.com/content/view/139/2/) (16.01.2011).
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
""Sen Yolunda Doğru Yürü, Varsın Gölgen Eğri Olsun" Atasözünün Narsistik Kişilik Bozukluğu Bağlamında İncelenmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burçak DEMİRKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burçak DEMİRKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burçak DEMİRKAN'ın Makaleleri
► Narsistik Kişilik Bozukluğu Psk.Damla ARAZ
► Narsistik Kişilik Bozukluğu Psk.Rumeysa GÜNAY
► Narsistik Kişilik Psk.Yavuz DEVECİ
► Narsistik Kişilik Özellikleri Psk.Sema KAHVECİ KAANOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında '"Sen Yolunda Doğru Yürü, Varsın Gölgen Eğri Olsun" Atasözünün Narsistik Kişilik Bozukluğu Bağlamında İncelenmesi' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Türkiye'de Boşanma Durumu Aralık 2012
► Çocuk ve Televizyon Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:24
Top