2007'den Bugüne 81,088 Tavsiye, 25,795 Uzman ve 18,057 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kanser Hastası Çocukların Psikososyal Problemleri
MAKALE #6527 © Yazan Uzm.Psk.Sabahat ERLER | Yayın Şubat 2011 | 3,840 Okuyucu
Kanser, kuşkusuz bütün çocuklar için travmatik bir durumdur. Tıbbi bir hastalık olmasının yanında kanser, ruhsal ve psikososyal açıdan birçok sorunu kapsayan bir olgudur. Kanser aynı zamanda saç kaybı, fiziksel yeteneklerin kısıtlanması, yaşam tarzının değişmesi gibi bazı sonuçlar ile psikolojik güçlük ve bozukluklara yol açma potansiyeli en yüksek olan hastalıklardandır. Tıbbi gelişmelerin ve tedavilerin yanında, kanserde psikolojik tedavi, tedavinin bütünleyici ve ayrılmaz bir parçası olup, hastalığın fiziksel tedavisini tamamlamaktadır.

Çocuğun Yaşına Göre Kanserden Etkilenme Durumu

Bebeklik Dönemi: Bu dönemde çocuklar anneden ayrılmaktan ve tıbbi işlemlerden çok korkarlar. Çocuk bu yıllarda emniyetli bir dünyada olduğu duygusunu hissetmek ister. Ayrılıklara ve alışkın oldukları ortamların değişmesine karşı çok hassastırlar. Hastalanmanın getirdiği sıkıntı ve endişeleri çocuklarda depresyona neden olabilir. Çocuğun o güne kadar kazanmış olduğu becerilerinde gerilemeler görülebilir.

Ebeveynler ise bu dönemde yeni bir aile kurmaya çalıştıklarından dolayı yoğun duygusal tepkiler verebilirler. Çocuk yetiştirme konusunda deneyimleri az olan ebeveynler hastalıkla ilgili olan ve normal bazı dinamiklerin farkına varamayabilirler. Bazı durumlarda görülen suçluluk, korku ve hastalığın ortaya çıkardığı inançsızlık, ebeveyn-çocuk ilişkisine zarar verecek bozukluklara yol açabilir.

Okul Öncesi Dönem: Okul öncesi dönemde çocuklar hem motor hem de sözel olarak gelişmeye başlamışlardır. Hastalık ve tekrarlayan hastaneye yatışlar, çocuğun aktivitelerine sınırlamalar getirir ve yeni sosyalleşme deneyimleri gerektirir. Bu dönemde çocuklar olayların nedeni konusunda mantık dışı düşüncelere sahiplerdir. Bu nedenle de hastalığın cezalandırma ve yanlış yapma ile ilgili olduğunu düşünebilirler.

Ebeveynler, hastalığın alevlenmesini önleyebileceklerini düşünerek çocuklarının aktivitelerini kısıtlama yoluna girerler. Bunun sonucunda da çocuklar korkak, pasif ve ebeveynlerine bağımlı hale gelirler. Bu bağımlılığın artmasıyla aynı zamanda onlara karşı öfke duymaya başlayabilirler.

Okul Dönemi: Nedenlerin düşünülmeye başlandığı bir dönemdir. Okul çağı çocuğu, hastalığın ve tedavinin önemini anlayabilir. Bu çocukların anksiyete düzenlerinin yüksek olduğu ve öykülerinde yalnızlık, ayrılık ve ölüm temalarının işlendiği görülebilmektedir.

Kanser hastası bir okul çağı çocuğu, hastalığa bağlı olarak görünümünde meydana gelen değişiklikler ve fonksiyon kaybı nedeniyle kendini akranlarından farklı görür ve arkadaşları tarafından reddedileceğini düşünebilir. Aynı zamanda, çocuğun hastalığı okula devamını ve arkadaş ilişkilerini sürdürme yeteneğini engelleyebilir. Böylece çocuk, kendini giderek izole eder ve depresif bir hal alır.

Bu yaştaki çocuklar, kanser hastalığına yakalanmanın haksızlık olduğunu düşünürler ve öfkeye duyabilirler. Okul çağı çocukları hala duygusal yönden olgunlaşmamış oldukları için, kendi duyguları ile baş etmede güçlük yaşayabilirler. Bir gün pasif bir şekilde içe kapanırken ertesi gün aşırı tepki gösterebilirler.

Normal koşullarda bu dönemdeki çocuklar için en önemli aktivite okuldur ve okul onlar için aileden bağımsızlığı, yeni ilişkiler kurmayı, akademik beceriler elde etmeyi ifade eder. Oysa hayatlarını tehdit eden kanser, çocukların okula devam etmelerine başarılarına engel teşkil edebilir. Okul öncesi çocuğa oranla okul çağı çocuğunun hastalığa ilişkin bilgisi artmıştır.

Ergenlik Dönemi: Ergenler için kanserin kendisi temel bir sorun olup, bağımsızlığın kaybolması, arkadaş ilişkilerinin bozulması, cinsel girişimlerinin etkilenmesi, gelecekle ilgili planların bozulması olarak algılanır. Bunun yanı sıra, saç kaybı, kilo değişimleri, cilt renginde kararmalar gibi tedavi yöntemlerinin yan etkileri ergenlerde ortaya çıkan psikolojik problemlerin kaynaklarındandır.

Genel olarak hemen her hastalıkta uyku, iştahsızlık gibi belirtiler görüldüğü gibi yetişkinlerden farklı olarak ergenlerde, hareketlerinin sınırlandırılması konusunda da huzursuzluk belirtileri görülmektedir. Bu nedenle kanser hastası ergenlerde, sinirlilik, huy değişimi sık görülebilir. Hissettikleri huzursuzluk ve çaresizlik duyguları ile bilinçdışı savunma mekanizmaları ile sıkıntıdan kaçıp kurtulmaya çalışırlar.

Regresyon ( geri dönme), ergenin bilinçsizce başvurduğu bir savunma mekanizmasıdır ve bunun sonucunda ergen, kendisine önceki yıllarda rahatlık, doyum vermiş olan eski bebeklik dönemlerinin özelliklerini yeniden gösterir. Bir diğer savunma mekanizması da inkardır. Hissettikleri çaresizlik, huzursuzluk duygularından kaçıp kurtulmak için farkında olmadan gerçeği inkara kalkışırlar.

Çocuğun Hastalığın Evresine Göre Hastalıktan Etkilenme Durumu

İlk Tanının Konulması: Çocukluk kanserlerinde tanıyı ilk duyan kişi çocuk değil, ailesi olmaktadır.

Anne ve babanın hastalığa vereceği tepki ve geliştireceği uyum;

-Hastanın psikososyal gelişim evresine,
-Hastalık öncesi aile içindeki çatışmalara,
-Ailenin sosyo-ekonomik durumuna,
-Aile içindeki ilişkilere,
-Problemlerle nasıl baş edileceğine,
-Ailenin hastalığı algılayışına ve
-Hastalığa karşı tutumlarının ne olduğuna bağlıdır.

Remisyon Dönemi: Çocuğun hastalığı kontrol altına alındığında, ebeveynlerin anksiyetesinin azaldığı ancak remisyon süresinin belirsizliğinin yaygın şekilde görüldüğü belirlenmiştir. Remisyon döneminde ailelerde, inkar ve depresyon gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtilerin altında yatan neden de, hastalığın nüks etmesine ilişkin korkular olabilmektedir.

Relaps (Tekrarlama) Dönemi: Çocuk ve ailesi, hastalığın nüks etmesiyle, ilk tanı konulduğunda şiddetli tepkiler verebilirler. Hasta çocuk ise, çok büyük acı, ızdırap ve zulüm olarak algılayabilir ve kendini ihanete uğramış gibi hissedebilir. Relaps, sıklıkla güçsüzlük, bilinmezlik hissi şeklinde kendini gösterir. Bu dönemde çocukta oluşan her bir değişiklik, ailenin baş etmesi gereken derin keder duygusunu da beraberinde getirir. Hastalığın ciddiyetini de inkar etmek yeterli olmamakta ve çocuğun ölümüne ilişkin korku yeniden kendini göstermektedir.

Terminal Dönem: Bu dönemde aile ve çocuk, azalan şansın farkındadır. Duygusal tepkiler arasında kaygı, geleceğin belirsizliğinden korkma, çaresizlik, depresyon, öfke ve yaşamdan kopma korkusu yer almaktadır.

Hastalık Sürecinde Çocuğa Karşı Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu süreçte çocuğun duyguları ve algıları dikkate alınıp, çok dikkatli bir iletişim ve yaklaşım kullanılması son derece önemlidir. Ve bu konuda ailelere çok büyük bir görev düşmektedir.

Tedavi sürecinde hastaneye olabilecek aralıklı yatışlar durumlarında her defasında çocuk, ebeveynler tarafından, hastaneye gitmeden önce hastaneye yatacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Durumu gizlemek ve o anda oldu bittiye getirmek çocuğun güvenini sarsan bir durum yaratabilir. Çocukla konuşmak, ses ile ona güven vermek çocuk için çok rahatlatıcıdır. Hastanede annesinin veya bir yakınının yanında kalacağını bilmek onu rahatlatacaktır.

Çocuklar tahminimizden çok daha fazla şeyi anlarlar ve eğer ameliyat olacak ise ona basit kelimeler ile yapılacak işlem anlatılmalıdır. Uyutulduğunda hiçbir şey hissetmeyeceğini, belki uyanınca biraz rahatsızlık duyabileceği kendisine söylenmelidir.

Çocuğun birtakım aktiviteleri yapmasına fırsat verilmelidir. Kanserin bulaşıcı olmadığı ve çevresine bir tehlike yaratmayacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Ancak ateşlendiği dönemlerde diğer çocuklara da ateşli durumuna neden olan enfeksiyonu bulaştırmaması için ayrı tutulmalıdır.

Çocuk yapayalnız yabancı bir ortamda kalacağından korkmaktadır ve hastanede tedavi sürecinde yalnız olmayacağı, ailelerin çocuğunun her zamanda yanında olduklarını dile getirmeleri çocuğub kendini iyi hissetmesi açısından son derece önemlidir.

Çocuğun genelde kan almalar, çeşitli bilmediği tetkikler nedeniyle gergin ve huzursuz olacağı düşünülerek, onu rahatlatacak konuşmalar yapmak ve paylaşımlarda bulunmak, çocuğun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kanser Hastası Çocukların Psikososyal Problemleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Sabahat ERLER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Sabahat ERLER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sabahat ERLER Fotoğraf
Uzm.Psk.Sabahat ERLER
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi24 kez tavsiye edildi
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Sabahat ERLER'in Yazıları
► Siz de Fomo Hastası Olabilirsiniz Psk.Serap DUYGULU
► Panik Atak Hastası Olmak… Uzm.Psk.Evin AYDIN
► Bireyin Psikososyal Gelişimi Uzm.Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,057 uzman makalesi arasında 'Kanser Hastası Çocukların Psikososyal Problemleri' başlığıyla benzeşen toplam 56 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Panik Atak mıyım? Temmuz 2013
► Ailede Disiplin Nisan 2011
► Kanser ve Cinsellik Şubat 2011
► Hepimiz Birer Ergendik Aralık 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:12
Top