2007'den Bugüne 85,198 Tavsiye, 26,644 Uzman ve 18,974 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aile İçi İletişim Çatışmaları - İletişimsizlik
MAKALE #6724 © Yazan Murat MANGIR | Yayın Nisan 2011 | 10,436 Okuyucu
AİLE PROBLEMLERİ: AİLE İÇİ İLETİŞİM ÇATIŞMALARI VE İLETİŞİMSİZLİK

Hazırlayan:Murat MANGIR

GİRİŞ

Aile toplumla ilgili en küçük sosyal birimdir. Bütün toplumlarda aile,birey için hayat merkezi, bireyin içinde bulunduğu en önemli ve asli sosyal grup, üyeleri arasındaki ilişkilerden ve ilişkilerin yapılanmasından doğan bir kurumdur. Üyeleri arasındaki çeşitli rollerin organizasyonu aile sistemini meydana getirir (Aslantürk,2002).

Le Play aileleri büyüklüklerine göre geleneksel (geniş) aile ve çekirdek (dar) aile olmak üzere ikiye ayırmıştır:Geleneksel aile (geniş aile) terimi, tek bir hanede birden çok kuşağın bir arada yaşadığı bir aile sistemini ifade eder.Geleneksel geniş aile, genellikle sanayi devriminden önceki toplum ve toplulukların aile yapısıdır. Bugün de kırsal kesimlerde geleneksel ailelere rastlamaktayız. Çekirdek aile ise sanayileşmiş toplumların aile biçimi olarak kabul edilir. Anne, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan ailelere çekirdek aile adı verilir (Aslantürk,2002). Sanayileşme ile nüfusun genç ve orta yaş kesimi anne-babaları ve/veya büyükanne-büyükbabaları ile birlikte yaşamakta olduğu hanelerden kente yerleşmiştir.

Sanayileşen toplumların refah seviyesi de yükselmiştir. Refah seviyesinin yüksek olduğu toplumlarda da çocuğun maddi değeri ya da yararcı değeri, yaşlılık güvencesi değeri, ekonomik değeri azaldıkça çocuğun psikolojik değeri ön plana çıkmaktadır. Buna bağlı olarak erkek çocuk tercihi, dolayısıyla çocuğun cinsiyetine atfedilen değer azalmaktadır. Okullaşmanın yaygınlaşmasıyla, çocukların daha uzun yıllar okulda kalması nedeniyle çocuklar daha uzun yıllar aileye bağımlı kalmaktadır. Dolayısıyla çocuk yetiştirmek pahalı olmaya başlamış ve doğurganlık haliyle azalmıştır (Kağıtçıbaşı, 1994).
Bu nedenlerden dolayı, geleneksel aileden çekirdek aileye geçişle birlikte ailenin üye sayısında azalma, fonksiyonlarında ve yapısında değişme olmuştur.

Değişim sürecinden aile kurumu da etkilenmiş bu değişim sonucu yapısı ve işlevinde büyük değişimler gerçekleşmiştir.

Çekirdek ailenin dışında; parçalanmış aileler, anne (veya baba) ve çocuktan ibaret tek ebeveynli aileler, karı-koca ve önceki eşlerinden olan çocuklardan oluşan eklemli aileler, aynı cinsten kişilerin oluşturduğu eşcinsel aileler gibi yeni aile modelleri oluşmuştur. Ancak bu yeni modeller, çekirdek ailenin ciddi bir alternatifi olarak görülmemektedir.

Aile kurumu, sanayileşme ve küreselleşmenin getirileri ile uğradığı yapısal ve buna paralellik gösteren işlevsel değişim sonucunda işlevlerinden bazılarını diğer kurumlara devretmesine karşılık, başka bir şekilde yerine getirilmesi mümkün olmayan temel işlevleri nedeniyle varlığını ve önemini sürdürmektedir (Diyarbakır Toplantı Raporu,2008).

Richter aileyi, insanların birbirleriyle en yakın ve yakın olduğu kadar da karmaşık ruhsal ilişki ve etkileşim içinde bulundukları bir ortam olarak tanımlarken özellikle ruhsal konularda çok yönlü iç ve dış çevre etkilerinin göz önüne alınmasını ailenin kendi dinamikleri içinde incelenip değerlendirilmesi zorunluluğuna işaret etmektedir. Araştırmacı, duygusal karşılıklı eylem kapsamında bireysel rollerin neler olduğunun bilinmesinin çok önem taşıdığını vurgulamış, aile üyelerinin birbirleriyle ilişkisinin, roller çerçevesinde incelenmesinin gerekliliğine işaret etmiştir (Bulut,1993)

Epstein ve Bishop ise sorunlarını bir araya gelerek çözebilen, birbirine duygusal olarak bağlı ve özgürlüklerini önlemeyecek şekilde ilgili, herkesin kendisinden beklenen rolü etkili bir biçimde yerine getirebildiği, birbirlerinin davranışlarını aşırıya kaçmayacak şekilde kontrol edebilen ve aralarında açık, rahat ve dolaysız bir iletişim bulunan aileleri, işlevlerini yerine getirebilen, sağlıklı aileler olarak tanımlanmaktadırlar. (Bulut,1993)

Ailenin işlevlerini yerine getirebilmesi için anne ve babanın rollerinin birbirini tamamlayıcı ve destekler nitelikte olması gerekmektedir. Ailede çocuklar ve yetişkinler birbirlerini etkileyecek sürekli bir iletişim ve etkileşim içerisinde bulunmaktadır. Anne-baba ve çocuk arasındaki bu etkileşim, bir yandan çocuğun gelişimini etkilerken, diğer yandan da çocuğun gelecekteki duygu, düşünce ve davranışlarının şekillenmesinde etkili bir rol oynamaktadır. Buna bağlı olarak, anne ve babanın tutum ve davranışları, anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkide belirleyici nitelik taşımaktadır (Özdoğan, 2006).

Aile tanımlarında ve işlevsel ailelerin özellikleri arasında görülen en önemli etmen üyelerin birbirleri ile olan iletişim ve etkileşimleridir. Epstein ve Bishop ailenin işlevselliğini koruması açısından üyelerin bir araya gelerek sorun çözmelerinin önemini vurgulamışlardır. Özetle; ailenin işlevselliğini sürdürebilmesi ve üyelerin psiko-sosyal yönden sağlıklı bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için en önemli faktör aile içi iletişimdir.

AİLE İÇİ İLETİŞİMİN AİLE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Ülkemizde 2009 yılında boşanan 114.162 çiftten 108.560 çift geçimsizlik, 285 çift terk, 76 çift zina, 42 çift cürüm ve haysiyetsizlik, 38 çift akıl hastalığı, 29 çift cana kast ve pek fena muamele nedeniyle, 1.156 çift diğer nedenlerden dolayı boşanmış, 3.976 çiftin ise boşanma nedenleri bilinmemektedir (TUİK 2009). Boşanma nedenleri dikkate alındığında 108.560 çift gibi çok yüksek bir oranda görülen ‘geçimsizlik’ temelinde aile içi iletişim problemleri bulunmaktadır. Ayrıca terk, cürüm ve haysiyetsizlik, cana kast ve pek fena muamele gibi boşanma nedenleri de iletişim problemleri ile ilintilidir. Ülkemizde 2009 yılı boşanma istatistikleri göz önünde bulundurulduğunda boşanmaların dolayısıyla aile problemlerinin ve bunun sonucunda ailenin işlevselliğini kaybetmesinin temelinde iletişim problemlerinin etkisi bulunmaktadır.

Ailenin yapısal ve işlevsel değişimi iletişim problemlerinin de farklılaşmasına neden olmuştur. Günümüzde aile içinde iletişim problemi iki farklı biçimde ele alınabilir. Bunlardan birincisi çekirdek ailede de görülmekler birlikte daha çok geleneksel (geniş) ailelerde görülen aile içindeki üyelerin iletişim çatışmaları diğeri ise genellikle küreselleşme ile birlikte sayısı hızla artan post-modern toplumların çekirdek ailesinde görülen aile içi iletişimsizliktir.

Aile üyelerinin sayısının artması doğal olarak üyeler iletişim örüntülerini de yoğunlaştırır. İletişim örüntülerinin yoğunlaşması sonucunda bireylerin her bir ilişkiye ayıracağı süre azalmakta, aile içi iletişime harcayacağı enerji miktarı artmaktadır. Bu durumda üyeler, birbirlerinden bekledikleri ‘iletişim enerjilerinin’ (iletişim için ayrılan zaman) üye sayısı arttıkça azalmasının ailenin doğal bir süreci olduğunu bilmelidirler. Aksi takdirde iletişim çatışması yaşamaları kaçınılmaz olacaktır.

Geleneksel (geniş) ailelerde iletişim çatışmasının daha fazla görülmesi üye sayısının fazla olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Modern toplumun çekirdek aile yapısı incelendiğinde yine post-modern toplumlarda görülen çekirdek ailelere göre çocuk sayısının daha fazla olması -üye sayısının daha fazla olması- iletişim çatışmalarının fazla olmasının nedenlerinden biridir. Günümüzün ataerkil geniş ailelerindeki iletişim çatışmalarının diğer önemli nedeni ise; aile reisi olan erkek ailenin diğer bireyleri üzerinde etkilidir, güç dengesi onun yönündedir ve eşitlikçi bir yapı söz konusu değildir. Aile içi ilişkiler çok kuvvetli olmakla birlikte aile içindeki işbirliği ve yardımlaşma otoritenin kaynağının (babanın) gücüne bağlıdır (İstanbul Çocuk Raporu, 2000). Aile üyeleri arasında eşitlikçi bir yapının olmaması eşit düzeyde kararlara katılım ve üyelerin eşit oranda üyelerin fikirlerini beyan etmelerine engel olmaktadır. Bu da iletişimin doğal yapısını bozmakta, dolayısıyla da iletişim çatışmalarına neden olmaktadır.

Günümüzün post-modern ailelerinin ise iletişim çatışmasının yanında temel iletişim problemi ‘iletişimsizlik’tir. Aile içinde, bireyler kendi dünyasında yaşadıklarını birbirleriyle paylaşma ihtiyacı duyarlar. Bu ihtiyaç giderilmediği takdirde, birbirlerinden kopukluk ve ‘iletişimsizlik sorunu’ ile karşılaşırlar.

Post-modern ailelerde yaygın olarak görülen iletişim biçimi “gereksinme iletişimi” denilen durumdur. Bu iletişimi belirleyen etmenler günlük gelişen gereksinimlerdir. Aile içi iletişimsizlik ya da iletişimin düşük yoğunluğu, sığlığı, azlığı giderek üyeler arası ilişkileri de zayıflatmaktadır. Bu da üyelerinin birbirine yabancılaşmasına yol açmaktadır. Aile üyelerinin yoğun iş temposu, televizyon ve bilgisayar gibi iletişim araçlarının bilinçsizce kullanılması aile içi iletişimsizliğin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

SONUÇ

Aile içerisinde iletişim problemlerinin belirli bir düzeyde yaşanması normal olarak karşılanmaktadır. Ancak iletişim problemleri ailenin işlevselliğini kaybetmesine neden olacak boyutta ise aile için problem teşkil etmektedir.
Günümüzde aile kurumu yapısal ve işlevsel değişime uğramıştır. Ancak iletişim problemleri gerek geleneksel (geniş) ailelerin gerekse çekirdek ailelerin temel sorunu haline gelmiştir. Çözüme yönelik ailelerin bilinçlendirilmesi kamu kurum ve kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının temel sorumlulukları arasında olmalıdır.
Gerek ailelere gerekse evliliğe hazırlanan çiftlere yönelik iletişim eğitimleri sistemli bir şekilde sunulmalıdır. Evlilik öncesinde çiftlerin bu konuda bilinçlendirilmesi olası iletişim problemlerinin ailenin işlevselliğini bozacak düzeye taşınmasını önleyecektir. Bu nedenle aile politikaları hazırlanırken evlilik öncesi süreçte çiftlere yönelik gerçekleştirilecek çalışmaları kapsar nitelikte olmasına özen gösterilmelidir.


KAYNAKÇA

1) Aslantürk,Z.(2002) ‘Sosyoloji: Kavramlar Kurumlar Süreçler Teoriler’
Pandora, İstanbul

2) Bulut,I. (1993) ‘Ruh Hastalığının Aile İşlevlerine Etkisi’ Başbakanlık Kadın ve Sosyal
Hizmetler Müsteşarlığı,Ankara

3) Kağıtçıbaşı, Ç.(1994) ‘Aileye Yaklaşımda Bir Kuramsal Çerçeve Ve Aile Değişim Modeli’ T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı Yayını. Ankara, 1994

4) Marshall,G. (1999) ‘Sosyoloji Sözlüğü’ Bilim ve Sanat Yayınları,Ankara

5) Özdoğan,F. (2006) ‘Küreselleşen Dünyada Sosyal Hizmetin Konumu, Hedefleri ve Geleceği Sempozyumu’ SHUDER, Ankara

6) http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?tb_id=37&ust_id=11

7) T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (2008) ‘Aile Hizmetlerinde Sivil Toplum Kuruluşları İle İstişare Toplantısı-Diyarbakır Toplantı Raporu’Ankara
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile İçi İletişim Çatışmaları - İletişimsizlik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Murat MANGIR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Murat MANGIR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Murat MANGIR Fotoğraf
Murat MANGIR
Balıkesir
Sosyal Hizmet Uzmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildi
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Murat MANGIR'ın Makaleleri
► Eşler Arası İletişim Çatışmaları ve Çözüm Yolları ÇOK OKUNUYOR Psk.Gözde EMİK AKSOY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,974 uzman makalesi arasında 'Aile İçi İletişim Çatışmaları - İletişimsizlik' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:04
Top