2007'den Bugüne 87,983 Tavsiye, 27,251 Uzman ve 19,427 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Şizofreni
MAKALE #6780 © Yazan Psk.Aysel ÜLGÜNER | Yayın Nisan 2011 | 6,174 Okuyucu
Şizofreni çok uzun yıllardır bilinen bir hastalıktır. Yüzyıllar öncesinde bu hastalık şeytan ve doğaüstü güçlerle ilişkilendirilmiş ve bu da hastaların toplum dışına itilmesine, kendilerinden korkulmasına ve çeşitli işkencelere maruz kalmalarına neden olmuştur. Günümüzde ise şizofreninin bir beyin hastalığı olduğu bilinmektedir. Bu hastalık, düşünce ve davranışlarda önemli bozulmalarla görülür. Hastanın gerçeklerden ve kişiler arası ilişkilerden uzaklaştığı, kendi dünyasında yaşadığı gözlemlenir. Şizofreni uzun yıllardır farklı bilim insanları tarafından tanımlanmıştır. 19. yüzyılda Pinel tarafından "düşünce yeteneği ortadan kalkan ya da bozulan hastalar" olarak tanımlanmıştır. Aynı tarihlerde Halsam ise şizofreniyi "genç kişilerde olan bir delilik hali" şeklinde tanımlanmııştır. Çünkü şizofreni gençlik çağında başlayan ruhsal bir hastalıktır.

Şizofreni hala toplum tarafından çok iyi bilinmeyen bir hastalıktır. Şizofreni bütün kronik hastalıklar gibi alevlenme ve sönme dönemleri olan, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu hastalığın alevlendiği dönemlerde hasta dünyayı değişik algılar. Normalde varolmayan sesleri, kokuları duyduğunu, görüntüleri gördüğünü iddaeder. Bu nedenle karmaşıklaşan dünya karşısında hasta heyecanlı, korkulu, endişeli olabilir. Hastalar sıklıkla garip konuşmalar ya da davranışlar sergilerler. Bu nedenle malesef toplumda bir çok kişi şizofreni hastalarını bir süre normal yaşam sürdüren ve bir müddet sonra da canileşen tehlikeli kişiler olarak bilir. Fakat bunun gerçekle alakası yoktur. Şizofreni hastaları nadiren çevrelerine zarar verirler ki bu durumda hastalığın tedavi edilmediği ya da tedavinin tıp biliminde değil de başka kaynaklardan sağlanmaya çalışıldığı durumlarda gerçekleşir. Bu nedenle şizofreni tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır. Tedavi edilebilen bu hastalıkta zaman zaman alevlenme dönemleri yaşanır. Hastaların önemli çoğunluğunda hastalık tümüyle ortadan kalkmaz. Bu nedenle ömür boyu tedavi sürecinde olurlar. Hastalığın yatıştığı dönemlerde kontrol tedavileri ile yaşamlarını devam ettirirler. Bu durum kimi hastalarda çalışmada güçlük, çevredekilerle iletişim kuramama, bağımsız bir yaşam sürdürememeye neden olur.

Bu ciddi hastalığın toplumdaki yaygınlığı dünya çapında belirgin farklılıklar göstermemektedir. Toplumda her yüz kişiden biri şizofrendir. Cinsiyete göre çarpıcı farklılıklar göstermeyen bu hastalık kadınlarda ve erkeklerde hemen hemen eşit sıklıkta görülür. Fakat başlangıç yaşı olarak farklılık gösterir. Genellikle başlangıç yaşı erkeklerde 15-20 yaşları arasında, kadınlarda ise 20-25 yaşları arasında gözlemlenir. Tabi ki her hastalık için geçerli olan durum şizofreni içinde geçerlidir ki bu rakamlar genel bilgileri vermektedir ve başlangıç yaşı kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Fakat araştırmalar neticesinde başlangıç yaşı ne kadar erken olursa, tahribatın o kadar arttığı ve yaşamını tek başına devam ettirebilme becerilerinin o kadar gerilediği görülmüştür.

ŞİZOFRENİNİN BELİRTİLERİ

Bu hastalığın başlangıcı çok farklı şekillerde olabilir. Kimi hastalarda sinsi bir başlangıç olan sosyal içe çekilme görülmektedir. Kimi hastalarda da kendi kendine konuşma ya da uygunsuz gülme-ağlamalar ve acayip davranış bozuklukları ilk olarak görülmektedir. Bu başlangıçlardan farklı olarak akut bir biçimde hezeyanlar, halüsinasyonlar, algı bozuklukları, agresif ve saldırgan davranışlar şeklinde de başlayabilmektedir.

Hastalığın farklı evrelerinde farklı belirtileri vardır. Başlangıçta gerçeklik kavramını yitirmeye başlayan hasta bu durumu anlamlandıramayıp korku yaşayabilmektedir. Bu gerçek dışı yaşantılara bir açıklama getirebilmek için psikotik duygu, düşünce ve davranışlar geliştiren hasta bir süre sonra açıklama getirme çabalarını bırakıp yaşadıklarını gerçek olarak kabul etmeye başlamaktadır. Bu süreçte hastalığın belirtileri daha farklılık gösterir. Belirgin psikotik bulgular yerini silik, düzensiz duygu, düşünce ve davranışlara bırakırlar.

Şizofreni hastalığının belirtileri başlıca üç gruba ayrılır.

* POZİTİF BELİRTİLER

Kişinin gerçekle ilişkisini kaybettiği durumlarda yaşadığı belirtilerdir. Bu belirtiler normal duygu,düşünce ve davranışlara ek olarak ortaya çıkar. Pozitif belirtiler gösteren kişi gerçek ve gerçek olmayan arasındaki ayrımı yapmakta problem yaşar. Şizofrenin pozitif belirtileri algı bozukluğu (halüsinasyon), düşünce bozukluğu (hezeyan), katatoni, kavramsal dezorganizasyon ve dezorganize konuşmadır.

Pozitif belirtilerin farkedilmesi kolaydır. Çünkü bu belirtiler "normal"den belirgin şekilde farklıdır. Ayrıca pozitif belirtiler kişinin işlevselliğini bozduğu için genellikle pozitif belirtiler ilaç tedavisi ile kontrol altına alınır. Antipsikotik ilaçlar pozitif belirtileri önlemekte veya yoğunluğunu azaltmakta, yeniden ortaya çıkma olasılığını düşürmektedir.

Halüsinasyonlar

Dış dünyada gerçek bir objesi ya da kaynağı olmadığı halde gerçek bir uyaranın inandırıcılığını taşıyan algılamalardır. Şizofreni hastalarının %50 sinde halüsinasyonlar görülür. Halüsinasyonlar çeşitli şekillerde gözlenebilir.

İşitsel (oditif) halüsinasyonlar, şizofreni hastalığında en sık görülen halüsinasyonlardır. Hasta gerçekte varolmayan sesler duyar. Bu sesler kulak çınlaması, kendisiyle konuşan ses ya da sesler şeklinde ortaya çıkabilir. Hasta kendisine emirler veren, hastanın kendisini suçlu hissetmesine neden olan ya da hastanın yaptıklarını yorumlayan sesler işitebilir. Bazı durumlarda hastalar kendilerine hoş şeyler söyleyen hastayı memnun eden seslerde işitebilirler. Bu sesler her zaman bu kadar anlamlı olmayabilir. Zaman zaman sadece kulakta çınlama ya da sadece adını söyleme şeklinde de olabilir. Bazı hastalar bu seslere karşılık verirken bazılarıda sesin söylediklerini yapabilir.

Görsel (vizüel) halüsinasyonlar, gerçek dünyada var olmayan şeylerin görülmesidir. Görsel halüsinasyonlar daha çok kronik hastalarda görülür.

Koku (olfaktör) halüsinasyonları, az oranda görülen halüsinasyonlardandır. Gerçekte varolmayan bir şeyin kokusunun alınmasıdır. Örneğin, hasta odaya kendisine zarar vermek için sıkılan zehirli gazı kokusunu aldığını söyleyebilir.

Tat (gustatif) halüsinasyonları, bunlarda az görülen halüsinasyon çeşitlerindendir. Gerçekte varolmayan bir tadın algılanmasıdır. Örneğin, hasta kendisini zehirlemek için çorbasına konulan zehirin tadını aldığını söyleyebilir.

Dokunma (taktil) halüsinasyonları, gerçekte varolmayan tensel bir uyaranın varolduğuna dair algı bozukluğudur.

Hezeyanlar - Sanrılar

Kişinin kanıtı olmadan, diğer kişilerin aksini göstermesine rağmen değiştirilemeyen yanlış kişisel inanışlarıdır. Hastaların %90'ından fazlasında görülür. Bazen kişide herhangi bir olayla ilgisiz hezeyanlar olabilir. Örneğin, "Çocuğumun saçlı doğması, onun mehdi olacağının işaretidir"gibi. Zaman zaman da halüsinasyonlar gibi diğer psikopatolojik olaylarla ilişkili hezeyanlar olabilir. Örneğin "kampüsteki çocuklar bana gülüyor arkamdan komplo hazırlıyorlar" gibi.

Perseküsyon hezeyanı, hastanın kendisine kötülük yapılacağı inancının olmasıdır. Hasta yakınları ya da başka kimselerce izlendiği, takip edildiği ya da hakkında komplolar kurulduğu inancını taşır.

Sadakatsizlik hezeyanları, hastaların eşleriyle ilgili aşırı şüpheci olmalarıdır. Kişi aldatıldığına ya da eşlerinin sevgilileriyle kendisine kötülük yapacağına inanır.

Erotomanik hezeyanlar, hastanın özel, kendisinden statü olarak üstün biri tarafından sevildiğine inanmasıdır. Örneğin bu kişi ünlü bir televizyoncu ya da futbolcu olabilir.

Alınma (referans) düşünce ve hezeyanları, hastalar başkalarının bakışlarından, davranışlarından alınıp olumsuz anlamalr çıkarabilirler.

Kontrol edilme ve etiketlenme hezeyanları, bazı hastalar düşüncelerinin, davranışlarının ya da kararlarının başka kişilerce kontrol edildiğini düşünürler. Bazı hastalarda gazete, televizyondan kendielrine mesaj verildiğine inanırlar.

Düşünce okunması, çalınması, düşünce sokulması ve yayılması hezeyanları, hasta, diğer insanların düşüncelerini anlayabildiğine, onları düşünceleri ile etkileyebildiğine, diğerlerinin düşüncelerini okuyabildiğine inanır. Bazı hastalara göre de düşünceleri çalınıp yayımlanmaktadır. Bu durumda herkesin kendi düşüncelerinden haberdar olduğuna inanırlar.

Mistik hezeyanlar, bazı hastalar dini konulara çok fazla vakit ayırıp, evden bile çıkamaz hale gelebilirler. Bütün zamanlarını dini konularla ilgilenerek geçirirler. Bazı hastalar kendilerinin peygamber olduğuna inanmaya başlayabilirler. Bu nedenle dış görünüşlerini değiştirebilirler. Ya da bazı hastalar başına gelenlerin büyü nedeniyle olduğuna inanırlar ve bunun işaretlerini aramaya başlarlar.

Büyüklük Hezeyanları (grandiyöz hezeyanlar), hastanın olağanüstü güçlerinin, yeteneklerinin olduğuna inanmasıdır. Örneğin, trafiği bir el hareketi ile açabilleceğine inanabilir.

Somatik hezeyanlar, hasta, tamamen saçma bedensel uğraşılar içerisinde olabilir. Örneğin soğuk havanın kulağından içeri girip tüm vücudunu dolaştıktan sonra ağzından dışarı çıkması gibi. bazı hasta gruplarında ise dış güçler tarafından oluşturulduğuna inandığı bedensel duyumlardan söz edilir. Örneğin, dışarıdan gönderilen sinyallerle kulaklarının duymamaya başlaması gibi .

Nihilistik hezeyanlar, hastanın kendisinin, diğer herkesin ve dünyanın yok olduğuna ya da yok olmak üzere olduğu şeklindeki düşünceleridir.

Acayip (Bizar) Hezeyanlar, örneğin, hastanın uzaylılar tarafından izlendiği düşüncesi.

Çoklu (Multip) Hezeyanlar, hezeyanların birden çok tema içermesidir.

Katatoni

Katatoni belirtileri birbirinden farklı şekilde ortaya çıkabilir. Örneğin hasta karşısındaki kişinin yaptığı hareketi otomatik olarak taklit edebilir. Bellirli bir amaç olmadan bir hareketi ya da kelimeyi tekrarlayabilir. Hastanın kendisinden yapılası istenen hareketlere karşı koyması ya da tam tersini yapması şeklinde görülebilir. Bazı hastalar verilen emirleri robot gibi tekrar edebilirler. Bedenini zor hatta ağrı, acı verebilecek acayip pozisyonlara sokması şeklinde görülebilir. Hasta hareketsiz bir pozisyonu sürekli olarak koruyabilir. Hasta günlerce yeme içme olmadan ya da idrar ve dışkıyı bırakarak ya da tutarak yatabilir.

*NEGATİF BELİRTİLER

Şizofrenideki negatif belirtileri çoğu zaman tembellik, başkalarını sıkıntıya sokmak için kasıtlı konuşma gibi yorumlanmaktadır. Fakat bu yanlış bir yorumdur. Çünkü negatif belirtiler hastalığın bir parçasıdır. Pozitif belirtilerden farklı olarak negatif belirtiler, genellikle hastalık belirtisi olarak yorumlanmayan daha farklı işlevsel problemlere yol açar. Örneğin kişi motivasyon eksikliği ile yıkanmaktan kaçınabilir. Fakat motivasyon kaybının hastalığın belirtilerinden biri olduğunu bilmeyen bir kişi, hastayı tembellik yapmakla ya da ailesini üzmek için kasıtlı yıkanmadığını düşünebilir.

Duygu İfadesinde Donukluk

Şizofreni hastaları çevrelerine daha tepkisiz, olaylar karşısında kendilerini daha donuk hissedebilirler. Zaman zaman duygulanımın hiç olmadığı ya da hiç ifade edilmediği, göz iletişiminin olmadığı, aynı ses tonu ve değişmeyen yüz ifadesinin olduğu düz duygulanımlarda gözlemlenir.

Hasta mutluluk, üzüntü gibi duygulara uygun biçimde davranış gösteremeyebilir. Hatta içinde bulunduğu durumun tam zıttı duygusal ve davranışsal tepkiler verebilir. Bazı hastalarda ise kaba, saldırgan davranış özellikleri görülebilir. Hastalık hakkında bilgi sahibi olmayanlar, bu davranışları hastanın bilinçli yaptığını düşünebilirler.

Motivasyon Kaybı

Bu hastalıkla birlikte çoğu zaman kişide motivasyon kaybı görülür. Hasta günlük işlerini yapamaz hale gelir. Örneğin,yemek yapmak, mutfak alışverişi yapmak, toz alamak gibi gündelik işler yapılamaz hale gelir. Hatta hasta kendi öz bakımını bile bir süre sonra yapamaz. Duş almak, saçını taramak, tırnak kesmek vb. eylemleri yapamaz, hijyenlerini sağlayamaz hale gelirler. Bu durum hastanın çalışma hayatını ve sosyal aktivitelere katılmasını zorlaştırır zaman zaman imkansız hale getirebilir. Olumsuz, kararsız bir ruh halinde olan hastalar uç durumlarda nedensiz yere kendilerini geri çekerler.

Toplumdan Geri Çekilme

Hastalar çoğunlukla iletişşim kurmakta, yakın ilişkileri sürdürmekte güçlük çekerler. Bu nedenle çoğu zaman grup içine karışmayı, yoğun ilişki kuracağı işlerde çalışmayı tercih etmezler. İnsanlarla kısa süreli, yüzeysel iletişim kurarlar.

Düşünce Yoksunluğu

Bazı şizofreni hastalarında düşünce içeriğinde zayıflık ve miktarında azalma görülebilir. Hastalarda kimi zaman konuşma sonunda düşüncenin başlangıç amacından saptığı ve düşüncenin amacına ulaşamadığı görülür. Zaman zaman da hasta cümle ortasında konuşmayı keser, hastanın hiç yanıt vermediği bir suskunluk dönemi gözlenebilir. Kimi hastalarda ise konuşmaları anlaşılmaz hale gelebilir, hasta serbestçe konuşup, konuşmayı sonlandıramayabilir.

ŞİZOFRENİ TEDAVİSİ

Bu hastalığın tedavisinde ilk sırayı ilaç tedavisi alır. İlaç tedavisi ile şizofreninin alevlenme dönemlerinin önlenmesi, alevlenme dönemlerini erken farkedip ayaktan tedavisinin mümkün olması ve alevlenme dönemi yatıştıktan sonra hastalığa bağlı yetiyitimini en aza indirmek amaçlanır.

Şizofreni hastalarında temel olarak 3 nedenden dolayı antipsikotik ilaçlar kullanılır. Bu etkileri kısaca şöyle açıklayabiliriz:

1-Antipsikotik etki: Psikotik yaşantılar denilen ; Hayal görme , ses işitme, yanlış düşünceler, dikkatini toplamada güçlük , düşünce ve konuşmada bozukluklar, garip ve nedensiz davranışlar gibi çoğu zaman hastayı ve çevresini de rahatsız eden durumu düzeltmek amacıyla ilaç kullanılır.

2-Sakinleştirici etki; Uykusuzluk,gerginlik, taşkınlık, kaygı durumu, huzursuzluk, aşırı hareket ve kontrolsüz davranış durumunda bu etkisinden yararlanılır.

3-Hastalığı önleyici etki; Hastalığın alevli dönemlerinin tekrarlamasını, yatışların önlenmesini,nükslerin şiddetinin azaltılmasını,hastalığın oluşturduğu dikkat azalması,düşüncede yavaşlama, öğrenmede zorlukla belirgin olan bilişsel bozuklukları azaltmayı hedefler.

Ayrıca şizofrenideki bozukluklara yönelik uygun bilişsel davrannışçı tedavi uygulamaları, hastaların kendilerine yönelttikleri etiketlemeleri ortadan kaldırmayı ve bu yaşantıları normal duruma getirmeye yönelik psikoeğitim çalışmalarını içermektedir. Ayrıca aile terapileri ile ailenin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, eğitilmesi ve geleceğe ilişkin umut ve gerçekçi beklentilerin desteklenmesi sağlanmaktadır.

SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİM...
PSK. AYSEL ÜLGÜNER


Şizofreni hakkında merak ettikleriniz için www.egokisiseldanismanlik.com adresimizi ziyaret edebilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Şizofreni" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Aysel ÜLGÜNER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Aysel ÜLGÜNER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Aysel ÜLGÜNER'in Makaleleri
► Şizofreni Psk.Saadet ELEVLİ
► “şizofreni” Dedikleri… Psk.Üstün ÖNGEL
► Önyargı ve Şizofreni Psk.Nergis ÖZDİNÇ AZANPA
► Şizofreni Nedir, Nasıl Anlaşılır? ÇOK OKUNUYOR Psk.Serap DUYGULU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,427 uzman makalesi arasında 'Şizofreni' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:02
Top