2007'den Bugüne 80,906 Tavsiye, 25,754 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Çocuklarda Özgüven
MAKALE #6888 © Yazan Psk.Sevda ÖZBUCAK | Yayın Mayıs 2011 | 4,750 Okuyucu
ÖZGÜVENLİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRMEK

Her anne-baba çocuğunun kendine has kimliğinin olmasını ve özgüveninin gelişmesini ister. Duygusal ve sosyal olgunluğunun gelişmiş olması kendisin ve başkalarının sınırlarını bile, iletişim becerilerinin yeterli ve uyum becerisinin yüksek olması, eleştirilere açık ve çözümler üretebilecek gelişmişliği sağlamak için birçok noktaya özen göstermek gerekir. Birçok anne-baba sınırsızlığı davranış kontrolünde zorlanmayı özgüven ile karıştırmaktadır.

İlk bebeklik döneminden itibaren temel güven duygusunun oluşturulması için anne ve babalara birçok görevler düşmektedir. Temel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, koşulsuz sevgi ve kabul etme güçlü ebeveyn-çocuk ilişkisinin ilk adımlarını oluşturmaktadır. Sevildiğini hisseden ve ihtiyaçları zamanında görülen bir bebek aynı zamanda saygıda gördüğünü anlayacaktır. Sezgilerinin çok güçlü olduğu bu dönemde duygularınızı dokunarak hissettirmek kelimelerden daha güçlü olacaktır.
Her çocuk birciktir ve bir çocuk diğerine benzemez, bu kardeş bile olsalar geçerli bir kuraldır. Farklılıklara saygı göstermek, karşılaştırma yapmamak, onların kendi yetenekleri ile ilgili doğru bilinçlenmelerini sağlayacaktır. İletişim kurarken göz teması kurmak, yaşına uygun kelimelerle konuşmak, onunda kendini ifade etmesine izin vermek, duyguların ifadesini önemsemek iletişimi güçlendirecektir.
Çocuğunuza her şeyi hazır olarak vermeyin; yoksa sürekli yardım bekleyen, kendi beceri ve yeteneklerine güvenmeyen bir insan haline gelir.
Güveni arttırmak için neler yapılmalı ?
1- Çocuğun kendisini ifade etmesine müsaade etmek, onu dinlemek çok önemlidir.
* Çocuk: “Anne kazağımı çıkarayım mı terleyeceğim şimdi? ”
Anne: “Hayır hava soğuk. Üşürsün sonra! ”
Çocuk: “Ama anne üşümüyorum ki! ”
Anne: “Sus bakayım. Hasta olunca senle mi uğraşacağım!”
* Çocuk: “Baba çalıştığım halde bir türlü anlayamıyorum.”
Baba: “ Kendini vermiyorsun ki anlayasın.”
2- Çocuktan yaşı ve kapasitesi dışında davranışlar beklememek gerekir.
* Üç yaşındaki çocuktan misafirliğe gittiklerinde iki saat sessizce oturmasını beklemek yanlıştır. Eğer çocuk bunu başarabiliyorsa o çocukta bir problem vardır.
* Üç yaşındaki çocuğun üstüne dökmeden yemesini istemek yanlıştır. Döküyor diye ona kızmamak, onun yerine yedirmemek gerekir.

3- Sorumluluklar yüklemek ve bunları başarmasını sağlamak gerekir.
* Ona kıyafetlerini giymede, yemek masasını hazırlamada, oyuncaklarını toplamasında sorumluluklar verebilirsiniz.
4- Çocuğun çabasını övmek ve yüreklendirmek gerekir.
* Sonuca değil, sürece ödül verin. Göreceksiniz sonuç kendiliğinden zamanla gelecektir. Eğer bunu yaparsan; sana şunu alacağım deme yerine çalışmasını, gayretini ödüllendirmek gerekir. Zaten o zaman başarı kendiliğinden gelecektir.
* Çocuğunuz bir resim yapmış size gösteriyor. Onun resmini inceleyip “ Ne kadar güzel olmuş, aferin sana. Bunu çok iyi düşünmüşsün.” demeli hatta bunu eşinize de gösterip onun da desteğini sağlamalısınız. Bu durum ona bir şeyler başarabildiğini gösterecektir ve çocuğunuz kendine güven duyacaktır.
5- Başarısızlığını kişiliğiyle bağdaştırmamak ve başarısızlığından ders çıkarmasını sağlamak gerekir.

Çocuğunuzun Kendi Özgüvenini Arttırmak İçin Yapılacaklar

1- Ona sık- sık söz hakkı verin
2- Kendini ve duygularını ''ne düşünüyorsun , nasıl hissediyorsun'' gibi sözlerle anlamaya çalışın
3- O konuşurken onun yüzüne bakın ve ciddiye alındığını hissettirin
4- Onun fikirlerine değer verdiğinizi hissettirin
5- Onun olumlu davranışlarını kesinlikle takdir edin
6- Yaşına uygun görevler verin
7- Verilen görevlerden sonra başarısını takdir edin
8- Onun için zaman ayırın
9- Onun ile değişik konularda sohbet etme ortamı oluşturun
10- Onun korku ve endişelerine saygı duyun
11- Aşırı eleştirici olmaktan ve yargılayıcı davranmaktan kaçının
12- Hatalı davranışlarını konuşarak uyarın ve ona doğru olanı anlatın
13- Başkaları yanında onu küçük düşürmeyin
14- Onun başarısızlıklarını büyütmeyin
15- Başkaları ile onu kıyaslamayın
16- Kabiliyetlerini fark edin ve teşvik edin
17- Onu sosyal ortamlarda bulunmaya cesaretlendirin
18- Topluluk içerisinde söz almasını teşvik edin
19- Onu çocuk olarak görmeyip , varlığını önemseyin
20- Yaşına uygun oyun faaliyetlerini destekleyin
21- Onu sık-sık sevdiğinizi söyleyin.
22- Onun için önemli olan şeylere sizde önem verin
23- Onun önemli günlerini unutmayın
24- Aile için vazgeçilmez bir kişi olduğunun altını çizin
25- Onun yerine yapması gereken şeyleri siz yapmayın
26- Onun aile içi bağlarının kuvvetlenmesini sağlayın
27- Olayları hep olumsuz değerlendirmeyin
28- Onun okul hayatına ve eğitimine önem verin
29- Sadece onun için ayırdığınız zamanlar olsun
30- Onunla beraber sosyal aktivitelerde bulunun
31- Yanlış ve uygunsuz cezalandırmadan kaçının
32- Ondan beklentileriniz çok aşırı olmasın
33- Onun farklı ve gelişmekte olan kişilik yapısı olduğunu unutmayın
34- Onun için mutlu ve huzurlu bir aile ortamı sağlayın

ÇOCUĞUNUZA SÖZ HAKKI VERİN!

Çünkü Söz hakkI verilen çocuk aşağıdaki nitelikleri kazanır;
* Söz hakki olan ve dinlenen çocuk anne ve babasıyla daha sağlıklı iletişim kurmayı başarır.
* Dinlendiğini fark eden çocuk daha huzurlu olur.
* Çocuğun kendini ifade etme yeteneklerinde önemli bir artış olur.
* Anne babalar kendini anlatıp ifade edebilen çocuklarının problemleri, korkuları, beklentileri hakkında daha geniş bilgiye sahip olur ve ona daha fazla yardımcı olabilirler.
* Söz hakki tanınan çocuk ileriki yaşamında problemleri konuşarak çözmeyi öğrenir. Bu da ona, meslek ve aile yaşamında EQ’ su yüksek bir insan olarak daha büyük başarılar sağlar.
* Kendini sözel olarak ifade edebilen bir çocuk, kendi problemlerini kendi ürettiği çözümlerle çözünce önemli oranda özgüven kazanır.
* Çocuğun kendini ifade edebildiği ailelerde kavgalar daha az olur.
* Kendini sözlerle ifade edebilen çocuk mutlu bir çocuktur.
* Çocuk duygularını, düşüncelerini sözcüklerle anlatabildiğinde daha az şiddete yönelir. Kardeşi ve arkadaşlarıyla arasında daha sağlam dostluklar ve sevgi köprüleri kurulur.
* Kendini ifade edebilen çocuk, yaratıcı enerjisini, fark edilmek, değer görmek için bir sürü oyun oynayıp yaramazlık yaparak değil, daha üretici ve yararlı faaliyetlere harcar. Bu da onun kişiliksel, kültürel gelişimine büyük katkı sağlar.
* Kendisine söz hakkı tanınan çocuk sevildiğini hisseder. Yüreğinde sevgiyi çoğaltır ve sevgi dolu bir kişilik geliştirir.
* Söz hakkı tanınan çocuk ileriki yaşlarında bağımsız, sorumluluk sahibi, üretici, özgüveni tam bir birey olarak topluma kazandırılır.

ÖZGÜVEN YETERSİZLİĞİNDE AİLENİN ETKİSİ

Çocuklarda özgüvenin yetersiz gelişmesinin nedenlerinden biri, aşırı himayeci davranan ailelerdir. Bazı anneler çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için aşırı korumacı tavırlar sergilerler. Çocuklarını sevgi ve şefkate boğan bu anneler, çocukları hiçbir zorlukla karşılaşmasın diye her türlü işi kendi üzerlerine alırlar. Bu tip ailelerde anne çocuğun yapması gereken şeyleri yapar, çocuk adına düşünür, ona fazla yük vermez. Aslında bu iyi niyetle yapılan bir eğitim hatasıdır. Çocuğun bütün sorumluluklarını üstlenmek çok büyük bir risktir; çünkü çocuk kendi sorununu kendi çözme becerisi kazanamaz. Bu tür bir davranışa mâruz kalan çocukta “Ben yapamam” duygusu oluşur. Bu, özgüveni azaltan bir duygudur; çocuk kendisini yetersiz, güvensiz hisseder ve annesine sormadan hiçbir şey yapamaz hâle gelir.

Ailelerin özgüven konusunda verdiği eğitimde kültürel bir etkiden de bahsetmek gerekir. Bir araştırmada Doğulu ve Batılı öğrencilerin anne ve babalarının bir arada bulunduğu bir topluluğa şu soru sorulmuştur: “Çocuğunuzun girişimci ve özgüven sahibi mi olmasını mı istersiniz, yoksa itaatkar ve sadık olmasını mı?” Batı kültüründe yetişenler bu soruya, çocuklarının girişimci ve özgüven sahibi olmasını istedikleri yönünde cevap vermişlerdir. Doğu kültürüne sahip olanlarsa itaatkar ve sadık çocukları tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Bu araştırma bize kültürel kodlarımızla ilgili şöyle bir bilgi vermektedir: İnsanlar neye önem veriyorlarsa çocuklarını farkında olmadan oraya yönlendiriyorlar.
Çocuğun özgüven sahibi olması, girişimci olması aileler tarafından itaatkarlık ve sadakat aleyhine bir risk olarak düşünülebilir ama çocuğu “kuzu” gibi yetiştirmek de doğru değildir. Çocuğu ancak ergenlik çağına gelinceye kadar kendimize bağlı tutabiliriz, daha sonra dış etkilere mâruz kalması kaçınılmazdır. Çocuğun ilerleyebilmesi ve hayata atılabilmesi için riske girmesi, kendi kararlarını kendisinin vermesi, sorunlarını kendisinin çözmesi gereklidir. Çocuk bunları yapamazsa kendi kimliğini geliştiremez ve hayattan korkan, kaçan, her şeyi başkasına havale eden bir insan olur.
Çocuğu küçük yaşlardan itibaren hayata hazırlamak gerekir. Sorumluluk alabilen bir çocuk yetiştirmek isteyen aileler onun büyümesini beklemeden, küçüklüğünden itibaren çocuğa bazı küçük görevler vermeliler ki çocuk bazı şeyleri yapabildiğine, elinden bir işin geldiğine inansın. İlkokula başlayan çocuk sorumluluk almaya hazırdır. Bu çocuğa sorumluluk verilmezse çocuğun kendine duyduğu güven giderek zayıflamaya başlar. İlginç olan şu ki; küçükken çocuğuna hiçbir sorumluluk vermeyen bazı anne babalar, çocukları ileriki yaşlarda sorumluluk almayınca tepki gösteriyorlar. Oysaki aile eğer o yaşa kadar çocuğa bazı sorumluluklar yükleyip insiyatif vermediyse çocuğun birdenbire ayaklarının üzerinde durmayı başaramaması gayet doğaldır.
Çocuğun kendine güvenini azaltan bir etken de mükemmeliyetçi anne babaların eleştirinin dozunu kaçırmasıdır. Sürekli eleştirilen çocuk kendisini aptal, yetersiz, beceriksiz hisseder. Diyelim ki çocuk kötü bir karne getirdi, notlarının çoğu zayıf, birkaç tane de iyi var. Aileler genellikle karneye bakar, “Şu niye zayıf, bu niye zayıf?” diyerek çocuktan hesap sorarlar. Bu arada çocuğun kişiliğini eleştirmeyi de ihmal etmezler. Halbuki doğru olan “Bak aferin, şundan beş almışsın, bundan dört almışsın. Şu zayıfları nasıl düzelteceksin?” tarzında yaklaşmak, çocuğu başarıya motive etmektir. O zaman çocuk kendisine değer verildiğini ve sorumluluk aldığını hisseder.
Çocuk yanlış bir şey yapınca onun kişiliğini eleştirmek çok büyük bir hata ve özgüven yıkıcı bir davranıştır. Onu karşınıza alıp yaptığı hatayı kendisine sakin ve kararlı bir dille anlatırsanız çocuk sizi anlayacaktır. Hatasını göstermek yerine, “Sen zaten şöylesin, böylesin” demek çocuğu yaralamaktan başka bir şey yapmaz. Çocuk ailesinin yanındayken kendini yetersiz hissediyorsa sorunu çocukta değil ailede aramak gerekir.
Çocuğun özgüvenini azaltan bir eğitim hatası da çocuğu başkalarıyla kıyaslamaktır. “Bak, filanca hep ders çalışıyor, çok başarılı. Sen niye öyle değilsin?” diye başkasıyla kıyaslanan çocuk kendini güvensiz ve yetersiz hisseder. Halbuki çocuğu kendi kendisiyle yarış yapmaya odaklamak gerekir. Nasıl ki anne baba, çocuklarının kendilerini başka anne babalarla kıyaslamasından rahatsızlık duyarsa çocuk da başka çocuklarla kıyaslandığında aynı rahatsızlığı hisseder. Anne babaların bu bilinçte olması çok önemlidir.
Ailelerin tutum ve eğitim hataları sonucu özgüvenden yoksun bırakılmış çocuklar sürekli kendilerini ailelerine kanıtlama ihtiyacı hissederler.

BENLİK SAYGISINI KAZANDIRACAK BİR DİL

İşte size çocuklarımıza yüksek sesle söylememiz gereken sözlerden birkaçı. Eğer aynı zamanda sesiniz sevgi doluysa, gülümsüyorsanız, ona sarılıyorsanız, gözleriniz pırıl pırılsa söylediklerinizin etkisi çok daha etkili olacaktır.
*Olumlu duyguları paylaşmak
Seninle kitap okumak çok hoşuma gidiyor, Seninle beraberken çok mutluyum.
*Takdir ettiğinizi belirtme
...... için kutlarım. Ne kadar yaratıcısın. Şu çalışmana bir bak! Ne kadar iyi bir dostsun.
*Çaba ve başarılarının takdir edilmesi
Bütün zorluklara rağmen kaydettiğin ilerlemeye bakar mısın? Kendinle övünebilirsin çünkü .... konusunda çok çaba gösterdin.
*Onu koşulsuz kabul ettiğinizi gösterme
Bu hatayı yapman normal, şimdi nasıl düzelteceğimize bakalım. Her zaman kusursuz olamazsın ki!
*Güven duyduğunuzu belirtme
Eminim elinden geleni yapacaksın. Bu konuda senin fikrin benim için çok önemli.
Bu konuda bana yardım edebilir misin?

KAYNAKLAR :

Prof.Dr.Nevzat Tarhan’ın Özgüven konulu makalesinden, Gael Lindenfield, Kendine Güvenen Çocuk Yetiştirme kitabından ve psikoloji-eğitim sitelerinden faydalanılarak hazırlanmıştır.

PSK. SEVDA ÖZBUCAK








Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Özgüven" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sevda ÖZBUCAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Sevda ÖZBUCAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Sevda ÖZBUCAK'ın Makaleleri
► Çocuklarda Özgüven Psk.Hülya TURAN
► Çocuklarda Özgüven Uzm.Psk.Serdal GÜR
► Çocuklarda Özgüven Gelişimi Psk.Dnş.Nuray BAŞTAN AYDIN
► Çocuklarda Özgüven Eksikliği Psk.Selfinaz DURSUN
► Çocuklarda Özgüven ve Özsaygıyı Geliştirme Uzm.Psk.Dnş.Evrim Alkış DEMİREL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Özgüven' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Okul Korkusu Kasım 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:49
Top