TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Zayıflama Diyetleri

Turgay KÖSE Fotoğraf
Dyt.Turgay KÖSE
Muğla
Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi12 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 121 Makalesi varFotoğrafı MevcutMesleki Videoları Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 4992,

* Yayın Tarihi : 09-02-2008 - 22:01 (1567 gün önce),

* Ortalama Günde 3.18 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 9861 , Kelime Sayısı : 1256 , Boyut : 9.63 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Dyt.Turgay KÖSE hakkında söyledikleri:
Diyetisyen Turgay Bey ile tanışıklığımız seneler öncesi Hacettepe Üniversitesinde okuduğumuz yıllara dayanmaktadır. Kendisi o zamanlar tüm bayan arkadaşlarımızla olan beyfendi, sevecen ve bir o kadarda seviyeli duruşu ile sergilediği centilmen tarzıyla çok iyi bir diyetisyen olacağının sinyallerini o zaman vermişti. Kendisinin mesleki olarak öne çıkan başlıca özelliklerini sıralayacak olursam bilimsel bakış açısına sahip olması durmadan araştırması ve hastalarına bu bilgileri eksiksiz bir şekilde sunmasını söyleyebilirim. İlkeli, bilimsel, kaliteli ve güncel bilgilerle yoğurulmuş sağlıklı besl... [DEVAMI..]
(Dyt.Funda GÖÇER TUZGÖL, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 07-10-2010)

Merhabalar.
Uzman Diyetisyen Turgay KÖSE
1984 senesinden süregelen bir dostluk. 20 yıla dayanan uzun bir aradan sonra gelen sıkı arkadaşlık. Dostum,sırdaşım,diyetisyenim,dans arkadaşım, klup üyem.
Kendisinden 2008 senesinin 31 Mayıs tarihinde hizmet almaya başladım. Aç kalmadan, kendine has yöntemi ile beni zayıflattı. Kendisine bu konuda çok teşekkür ederim. Olayın kilo vermek değil, yağları yakmak olduğunu öğretti. Onun vermiş olduğu eğitimler o kadar yararlı oldu ki, yemek düzenimi ona göre ayarlayabiliyorum. Mesleğim icabı düzenli bir yemek saatim olmuyor maalesef. Kendisinin bana önerd... [DEVAMI..]

(Osman Cenk TERZİOĞLU, Danışan, 22-06-2010)

turgay bey i arkadaşlarım vasıtasıyla tanıdım. o güne kadar çok çeşitli kurumlara ve diyetisyenlere gitmiş, kimi zaman başarılı olmuş, çoğu zaman olamamıştım.
turgay bey in diğerlerinden farkı, kişiye özel diyetlerinin yanı sıra, danışanını her gelişinde beslenme konusunda bilgi ile donatması, dolayısıyla yeni bir bilinç edinmesine - zorlama olmadan- yardım etmektir.ona giderken sadece zayıflamazsınız, aynı zamanda bu konuda bilgi ve bilinç sahibi olursunuz.yenilikleri yakından takip eder ve bilgi kaynağına sizide sürekli dahil eder.
bu mesleğe kendini yürekten adamış, sadece zayıflatan değ... [DEVAMI..]

(füsun bxx, Danışan, 03-01-2010)

Merhabalar yaklaşık 120 kilo civarında idim. Artık kendimi tanıyamaz hale gelmiştim.konuşmakta,yürümekte zorluk çekiyordum merdiven çıkamaz durumda idim..internette Uz.diyrtisyen Turgay KÖSE'yi gördüm ve hemen aradım rnd aldım diyete başladım fiyatlarıda çok makul ve tam bana göre idi daha öncesinde bir çok hastaneye, diyetisyene gittim ama 1 kilodan fazla veremedimğim gibi birde çok uçuk rakamlarlada karşılaşabiliyordum..Etik diyete (Uz.Dyt.turgay KÖSE) gittikten sonra artık bende herkes gibi ince olabileceğime inandım.Gayet güler yüzlü ilgili alakalı ön önemlisi etkili ikna edici kabiliyeti ... [DEVAMI..]
(buse, Danışan, 25-06-2009)

Dyt.Turgay KÖSE Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Zayıflama Diyetleri

ZAYIFLAMA DİYETLERİ


Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık raporunda şişmanlık, “vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu” olarak tanımlanmaktadır. Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.

Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınmaktadır.

Günümüzde birçok kronik hastalığın temel nedenini oluşturan şişmanlığın tedavisinde diyetisyenen yetkili ve etkin meslek mensubudur. Sağlık ekibinin temel direği olan hekim hastanın gerekli muayenesini yapar, tahlillerini yaptırır ve diyetisyen, kişinin özelliklerine uygun beslenme modelleriyle normal ağırlığa iniş sürecini başlatır. Diyetisyenler aldıkları eğitimin gereği olarak beslenme programını kişiye göre ayarlayabilen, aynı zamanda zayıflama diyetlerini yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı sağlayabilecek şekilde düzenleyebilen kişilerdir.


Ağırlık kaybının geçmişine bakıldığında; midede hacim oluşturan posa tabletlerinin sindirim sisteminde tıkanmalara, kafein ve amfetaminlerin bağımlılığa, çok düşük kalorili diyetlerin ve sindirim sistemine yapılan cerrahi müdahalelerin besin öğesi yetersizliklerine, protein diyetlerinin böbrek ve kalp problemlerine, kalp yetmezliği sonucu ölümlere neden olduğu görülmektedir.


Bu gibi nedenlerle, Dünya Sağlık Örgütü obezite tedavisinde önceliğin yaşam tarzı değişikliğine verilmesinin üzerinde durmakta ve aylık ağırlık kaybının 2 - 4 kg arasında olması gerektiğini vurgulamaktadır. Kişi çok şişmansa, ameliyata hazırlanacaksa, kişide kiloya bağlı olarak herhangi bir sağlık problemi oluşmuş veya oluşma sürecinde ise, bahsedilen ekip gözetiminde ayda 6 kg verdirilebilir. Daha fazla ağırlık kaybının faydadan çok zarar vereceği asla unutulmaması gereken, çok ciddi bir konudur. Kimse 20 senede aldığı kiloları 20 günde vermeye kalkışmamalıdır. Bu uğurda aç karına greyfurt veya limon suyu içmenin, kabak çekirdeği yemenin, sürekli maden suyu içmenin, yosun tabletlerinden, kekik sularından ve form çaylarından medet ummanın hiçbir bilimsel dayanağı olmadığı gibi; faydadan çok zarar verdiği aşikardır. Sabırlı olmak şart.


Tüm bunlara karşılık her gün kitle iletişim araçlarında onlarca “şok diyetler” ile karşılaşılmaktadır. “İsveç Diyeti, Bridget Jones Diyeti, Hollywood Diyeti, Manken Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti, Burçlara Göre Diyet, Kan Grubu Diyeti, Meyve Diyeti, Amerikan Kalp Vakfı Diyeti, Atkins Diyeti, Son Şans Diyeti” ve daha yüzlerce garip isimli veya isimsiz diyet. Peki bu kadar çok diyet listesi ortalarda dolaşırken neden hala insanların kilo problemi var? Çünkü bu tip diyetlerin çoğu başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlasa da, kısa bir süre sonra bu kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Bu tip diyetler sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin “ben bu işi başaramıyorum” diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır. O nedenle, tıbbi beslenme tedavisi konusunda diyetisyenlerden destek alınmalıdır.


Genel ilkeleri benzer olmakla birlikte diyet mutlaka “kişiye özel” olarak hazırlanmalıdır. Çünkü herkesin metabolizması farklılıklar göstermektedir, tıpkı parmak izi gibi. Kilo fazlalığı olanlar genelde aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışmaktadır. Böylesi bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “tasarruf” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek metabolizmayı hızlandırdığı gibi, yavaş yemeyi de sağlar. Aç kalmak ve öğün atlamak, bir sonraki öğünde hem hızlı hem de fazla yemek yenilmesine neden olmaktadır. O nedenle günde 8 saatten fazla uyunmamalı, uyandıktan sonraki 30 - 45 dakikalık zaman diliminde kahvaltıya başlanmalı, 2 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmeli ve asla öğün atlanmamalıdır.


Dünya Sağlık Örgütü’nce günlük enerji ihtiyacının %55-60’ının karbonhidrat, %12-15’inin protein ve %25-30’unun yağlardan karşılanması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuçta kimse elinde hesap makinesi ile gezmeyecek elbette. Burada yapılacak en doğru davranış; et, süt, tahıl, sebze ve meyve gibi besin gruplarını gün içerisinde uzmanların önerdiği oranlarda çeşitlilik sağlayarak tüketmek olacaktır. Böylelikle kişi yeterli ve dengeli beslenmiş olur. Yeterli ve dengeli beslenmede ilave olarak tüketilen yüksek oranda yağ ve şeker içeren besinlerin hiçbir yararı bulunmamaktadır.

Yemekler zaten yağ ile pişirilmektedir. Et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve yağlı tohumların içerisinde de yağ bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; kızartma ve kavurma işlemlerinden kaçınılmalı, ekmeğe yağ sürülmemeli, zeytinyağı bile olsa aşırı miktarda kullanmamalıdır. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji içermektedir. Halbuki karbonhidrat ve proteinlerin 1gramı 4 kkal. enerji içermektedir. Demek ki diyet yaparken ekmek, pilav ve makarna gibi tahıl ürünlerinden kişi kendini tamamen soyutlamamalı, pilav ve makarna gibi yiyeceklere eklenen yağ miktarını azaltmalıdır.


Şeker açısından durum değerlendirilirse; 2 tür şeker vardır: Rafine şekerler ve besinlerde doğal olarak bulunan şekerler (meyvelerde fruktoz, sütte laktoz, tahıllarda nişasta gibi). Kaynağı ne olursa olsun, vücut gerçekte bu farkı anlamaz. Vücut, kan şekerinin tümünü aynı anda enerjiye çeviremez. Kan şekeri düzeyi normalin üzerine çıktığında; pankreastan salınan insülin hormonu bu fazla şekerin depolanması için karaciğer, kas ve diğer hücreleri uyarır. Glikozun bir kısmı, kas ve karaciğerde depolanır. İhtiyacından fazla enerji tüketimi durumunda vücut, bir kısım glikozu vücut yağına çevirir. O nedenle tatlılardan uzak durmakta yarar vardır. Yenilecekse de, tatlıların tüketim sıklığına ve miktarına dikkat etmek, ağır ve şerbetli tatlılar yerine; sütlü ve meyveli tatlıları tercih etmek daha sağlıklı olacaktır. Hatta enerji alımını sınırlandırmak ve kan şekerindeki dalgalanmalara engel olmak adına tatlı yapımında yapay tatlandırıcılar kullanılabilir.


Posalı yani lifli besinlerin tüketimi artırılmalıdır. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olurlar. Midede, su ile birlikte şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama miktarını ve sıklığını artırırlar. Kabızlık ve kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri mevcuttur. Bu yüzden haftada 2 - 3 kere kurubaklagil yemeği yenilmelidir. Ayrıca beyaz ekmek yerine esmer ekmek, pirinç yerine bulgur tercih etmekte yarar vardır. Pirinç, makarna, erişte ve unun kepekli alternatifleri mevcuttur. Kepekli tahılları tercih etmek daha sağlıklı olacaktır. Sebze ve meyveler de posa içermektedir. Ancak posaları kabuk ve kabuğa yakın yerlerde bulunduğu için, soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek önerilmektedir.


Posanın vücutta etkili olabilmesi için mutlaka su ve sulu besinler ile birlikte tüketilmesi önerilmektedir. Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Ayrıca kilo kaybetmek, mevcut ağırlığı korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol su içilmesi gerekir. Peki ama günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir. İçilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik (yani idrar söktürücü) oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırmaktadır. Nasıl Türk kahvesi yanında su içiliyorsa, aynı şekilde çay ve neskafe ile de su içilmesi gerekmektedir. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük sıvı ihtiyacının 3/4’ü su olarak tercih edilmelidir. Özellikle yaz döneminde suya daha bir önem vermek gerekmektedir.


Bu önerilere ilave olarak mutlaka egzersiz yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi önermektedir. Bisiklete binme, yüzme, dans, aerobik ve jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar da yapılabilir. Amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamaktır. Sonuçta spora ayrılacak “45 dakika” günün sadece %3’üdür. “Egzersiz yapmaya zaman bulamadım” sözü mazeret olarak kabul edilmemelidir. Sonuç olarak; obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve yaşam tarzı değişikliği de gerekmektedir. Bu bağlamda kısa mesafelerde taşıt kullanılmaması, alışverişe tok karına çıkılması, her lokmadan sonra çatal ve kaşığın tabağa bırakılması, tabakta yemek bırakmanın alışkanlık haline getirilmesi gibi davranış değişiklikleri hayata geçirilmelidir.


Sonuç olarak; zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Zayıflama Diyetleri ile İlgili Kavramlar : şok diyet, zayıflama, şişmanlık, diyetisyen, diyet
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Zayıflama Diyetleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Turgay KÖSE'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Dyt.Turgay KÖSE Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Karatay Diyetine Eleştiriler
  • Zayıflama Pastası (Diyet Sektörü)
  • “su İçsem Yarıyor” Diyorsanız, Bu Makale Tam Size Göre
  • Besin Duyarlılığı
  • Dr. Pierre Dukan Diyetine Eleştiriler
  • Gebelikte Tatlandırıcı Kullanımı
  • Pembe Greyfurt
  • Tavuk Etindeki Protein
  • Altın Çilek - Yer Kirazı Ve Zayıflamada Etkisi
  • Vitamin Ve Mineraller Şeytan Mı, Melek Mi?
  • Meşrubatlar Ve Ambalajlamanın Önemi
  • Fonsiyonel Besinler
  • Sağlıklı Pişirme Yöntemleri Ve Besin Öğesi Kayıpları
  • Sıcak İçecekler Ve Beslenme
  • Anti - Aging Diye Bir Şey Var Mı Gerçekten?
  • Vardiyalı Çalışanlar İçin Beslenme Önerileri
  • Renkler Ve Beslenme
  • Hemodiyaliz Hastaları İçin Beslenme Önerileri
  • Hemodiyalize Giren Böbrek Hastaları İçin Beslenme Önerileri
  • Diyalize Giren Şeker Hastaları İçin Beslenme Önerileri
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Zeytinyağı Tüketimi Niçin Gereklidir Ve Tüketirken Nelere Dikkat Edilmelidir? , Dyt.Selma Önelge GÜR
  • Yaş Gruplarına Göre Çocuk Beslenmesi , Dyt.Merve TIĞLI
  • Harika Besin:Kinoa , Dyt.Merve TIĞLI
  • Yaza Girerken Beslenmede Dikkat Edilecek Konular , Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
  • Yaşlılıkta Beslenme Önerileri , Dyt.Aylin ÇERÇİ
  • Yeme Bozukluklarında Beslenme , Dyt.Gülden ÖZÇİNİ
  • Süt, Kalsiyum Ve Osteporoz İlişkisi , Dyt.Deniz BERKSOY
  • Beslenmede Kahve : Yararları Ve Zararları , Dyt.Işın SAYIN
  • Rengarek Seçenekler: Meyve Suları Ve Sağlık , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Bahar Geldi: Uyuşuk Ve Formunu Kaybetmiş Bedenleri Beslenme İle Canlandıralım , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Osterporoz Riskini Azaltmak İçin Kalsiyum Ve Süt , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Kalp Sağlığı, Kolesterol Ve Beslenme , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Hamilelik Döneminde Önemli Besin Öğeleri , Prof.Dr.Dyt.Murat BAŞ
  • Bahar Yorgunluğunu Önlemek İçin Nasıl Beslenmeliyiz? , Dyt.Sernaz ÇAKIR ERCİL
  • Sıvı Ve Kafein Tüketiminin Sporcular İçin Önemi , Dyt.Deniz BERKSOY
  • Bir Tatlı Bela: Şeker Ve Şekerli Yiyecekler , Dyt.Selma Önelge GÜR
  • Emziklilik Döneminde Beslenme , Dyt.Damla GÜMÜŞ
  • Yüksek Kolesterol Durumunda Nasıl Beslenmeliyiz , Dyt.İlay POLAT
  • Gebe Ve Emziren Annelere Öneriler , Dyt.İlay POLAT
  • Gebelikte Beslenme Ve 20 Altın Öneri , Dyt.İlay POLAT
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    19:28
    Top