TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!




Ankara'da Psikolog mu Arıyorsunuz?
■ Çocuk ve Ergen Danışmanlığı
■ Yetişkin Danışmanlığı
■ Aile Danışmanlığı
Hubic'ten herkese ücretsiz!
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İnsan Olmak = Direnmektir (Zorluklara Direnmek Bir İnsanlaşma Sürecidir)
MAKALE #7052 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Haziran 2011 | 5,608 Okuyucu
İNSAN OLMAK = DİRENMEKTİR

İnsanın “eşrefi mahlukattır” dan tutun da “düşünen hayvandır” a varıncaya kadar pek çok tanımı yapılmıştır. Bu tanımların tamamına yakını tanımlayıcıların sahip olduğu inanç ve değerler dünyasından etkilenmiştir.

Bu tariflerde ifade edilenleri bir kenara koyacak olursak bence insan, direnen bir canlı olmanın en kısa yollu tarifidir. Evet insan direnen bir canlıdır. Peki neye ve nelere karşı direnen?

İNSAN ŞU YAŞAM YOLCULUĞUNDA NELERE KARŞI DİRENİR

İnsan her an nefsinin / egosunun fısıldadıklarına karşı direnir. "Hazır önüne gelmişken kaçırma oğlum, al rüşvetini de dön köşeni, şu kıza bak durma bas teklifini, bu arabayı al da at havanı" fısıltılarıyla her daim baş etme çabası içinde olur. Her baş etme uğraşısı bir çeşit direnme biçimidir. Bu direnme işinde bin kere başarılı olursa sorun yoktur ancak bir defasında yenik düştü mü ziyadesiyle vardır. Bin rakamı istediği kadar birden büyük olsun, bunun fazlaca bir ehemmiyeti olmaz. Bir dirençsizlik hali yol açtığı sonuçla insan nitelemesinin önüne hiç de sevimli olmayan bir çok sıfatı anında hak ettiriverir. Böylece başlangıçta eline bir kütle halinde verilmiş olan insanlık vasfından mühim bir parçasını kaybeder. Sonra da elinde kalanla yetinme işinin zorluğuna direnmeye başlar.

Sadece bu kadar mı? Elbette ki hayır…

İnsan ayrıca yaşamın muhtelif zorluklarına karşı direnir. Geçim derdine direnir, gelmişse kapıya seçim gürültüsüne ve yol açtığı strese direnir (ki bu en hafifidir). En çok da çevresinde gördüğü haksızlıklara direnir. Sosyal yaşamdaki yanlışlara, toplumsal hayatın içindeki bilumum bozukluklara direnir. Bunu en çok konuşarak, sızlanarak, kızarak, sık sık sinir küplerine binerek yapar.

İnsan sağlıklı kalmak için, hasta olmamak için direnir mesela. Sürekli yıkanır, her seferinde temiz şeyler tüketmeye çalışır. Pahalı olsa, zahmeti bulunsa bile her daim kaliteli ve dengeli beslenmenin gayretini vermeye uğraşır. Her uğraş aynı zamanda bir direnme faaliyetidir. Tüm bunlara rağmen hasta olursa da hastalıklara, ağrı ve sızılara direnmeye başlar bu sefer de.

Çocuk ise şayet anne ve babasının sorgulanmadan sürüp giden hatalı yaklaşımlarına, en çok da sırf doğrusu bu zannıyla yaşının üstünde şeyler beklenmesi hatasına direnir, daha ufacık olan yüreğiyle. Kadınsa eşinin artık eskisi gibi olmaması gerçeğinin yaşattığı hayal kırıklıklarına direnmek durumundadır. Erkekse de eşinin her şeyi kendisinden bekleme, kendisini yapışık ikizi gibi görme abartılı algısına karşı direnmek durumundadır.

İşçi ise patronunun kişisel kibir ve kaprislerine, patronsa onlarca işçinin sorunlarına ve bitip tükenmek bilmeyen isteklerine karşı, doyurdukça daha çok acıkan, daha çok kuvvetlenerek karşısına dikilen hayalci beklentilerine direnir.

Sadece savaşta kazanmak, düşmanı alt etmek için direnmekle kalmaz o. Barışta da sulhu korumak için direnir. (Direnme kavramı nedense hep bu savaş koşullarındaki anlamıyla meşhur olmuştur). Bu olgu tarih boyunca olduğu gibi hep bu şekilde sürer gider.

İnsan direnmesiz bir saniye bile geçiremez, mesela o her an zamana karşı direnir. Saçlarını tarar, tıraş olur, saç ektirir, sürekli makyaj yaptırır. Başkalarının kendisiyle ilgili algısının kötüye kaymaması için direnir böylece. Daha da olmadı estetik yaptırır, yaşlanmaya karşı direnmeye başlar bu sefer de.


Kış gelir soğuğa, yaz gelir sıcağa, duyguları kıpırdatan ilkbaharda dört duvar arasında akşama dek çalışmanın ruh daraltıcı tesirine, direnir. Sonbahar olur, yaklaşan kışın yakacak parasını denkleştirmenin, bunun için daha çok çalışmanın yoruculuğuna...

Okulda öğretmene, öğretmense talebesine, amir ise astına, memur ise üstüne direnir.

Memur ay sonuna kadar, işçi aybaşına dek direnir.

Seven kavuşana, ayrılan unutana kadar direnir.

Nişanlanan evlenene, yaşlanan çocuklarını everene kadar…

Giden dönene, gelen tekrar gidene kadar direnir.

Tüm bu direnmelerden beş dakika fırsat bulur da söyle bir köşede yalnız kalırsa şayet “oh be, hele şükür” diyemez; bu sefer de geçmişi bırakmaz yakasını. Zihninde üreyen keşkelere, “öyle değil de böyle mi yapsaydım acaba” tarzındaki gecikmiş iç sorgulamalarına, pişmanlıklarına direnir.

Her gece kafasını yastığa koyar. Artık direnmek değil, biraz zolsun dinlenmek ister. Bu sefer de yaptığı yanlışların ruh boğucu sıkıntılarına direnmek durumunda kalır. Sabah olur kalkar, işe güce koyulur; gün içinde ancak yapamadığı doğruların verdiği tuhaf ızdıraba direnmeye başlar bu sefer de.

Dinlediği laf acı çıkar direnir, beklediği yemek tuzlu olur direnir. Hava yağmurludur direnir, banka havalesi gecikir direnir. "Kocam az konuşuyor" diyen kadın kocasının derin suskunluğuna, "valla çenesi düşük" diyen koca karısının dırdırlarına karşı direnir.

Giderken direnir yolcu, gelirken direnir hala, kuzen ve ortanca oğlu.

Otururken direnir, konuşurken direnir. Susar, yine direnir. Zaten o yüzden dememişler midir ki “ağrısız (direnmesiz) baş mezarda gerek” diye.

HAYIR! DİRENMEK ASLINDA İNSANLAŞMA SÜRECİDİR

Direnmenin bir bölümü otomatikman, biz farkında olmadan gerçekleşir. Ancak bir bölümü de vardır ki o tarz direnme farkındalık başta olmak üzere yoğun emek, sağlam irade, tükenmez sabır, hiç şaşmaz bir dikkat ve kalıcı istikrar gerektirir, haliyle çok zordur. Bedeni olduğu kadar ruhu da yorar. Ancak direnmek her şeye rağmen soylu bir eylemdir. Çünkü direnmek bir bakıma insanlaşma serüvenidir. Direnme eylemi insan dediğimiz canlıları alemin “beşer” adlı bir türü iken alır, insan denilen yüksek seviyeye çıkarır, böylece eşrefi mahlukat haline dönüştürür. Bu süreçte her direnme eylemi sıcak beşer demirine vurulan güçlü bir insanlaşma tokmağı / darbesi gibidir. Onu adım adım insan şekline sokmaya çalışır.

Yine kişi direnebildiği kadar insan kalabilendir. Evet, trafikte dikkatli olabildiği sürece hayatta olabilmesi misali bu süreçte direnebildiği sürece insan kalabilendir. Direnme bittiği andan itibaren insanlıktan uzaklaşma, eski iki elli ve iki bacaklı beşer haline geri dönme süreci de başlamış demektir. Ki bu son, inanç kültürümüzde esfel-i safilin denilen ve hayvanlardan da aşağısı olarak tabir edilen derin bir çukurun seviyesine düşmek anlamına gelir. Maalesef ki bu korkunç evrimsel dönüş, direnmeyi terkle, kendimizi içimizdeki duygularla dışımızdaki koşulların akıntısına bırakmakla başlar. Ne acıdır ki bu başlama aslında acılı bir bitişin en gerçek adıdır.

(Sözü edilen bırakışın en dipteki nedeni zoru değil kolayı, zahmetli olanı değil de rahatı tercih etme eğilimimizdir. Oysa kolayda belki sadece rahatlık, ancak zorda psikososyal içerkli birçok yarar vardır.)

DİRENEN İNSAN, SAĞLAM İNSAN

Velhasılı yaşam tümüyle bir direnme faaliyetinin, insan da he daim direnmek zorunda olan bir canlının adıdır.

Bu kadar çok şeye, bu kadar yoğun direnmek büyük bir enerji, haliyle de direnç kaybı anlamına gelir. Hayatı doğumundan ölümüne kadar tümüyle direnmekten ibaret olan bir varlığın -bazı istisnalar dışında- ruhen ve bedenen sağlıklı kalabilmesi onun ne kadar sağlam bir canlı olduğunu, en önemlisi de ne denli usta bir el tarafından imal edildiğini gösterir.

DİRENEN İNSAN, İNSANLIK SAVAŞINI KAZANAN İNSAN

O halde insan, sürekli direnen, belki bir kaç muharebe kaybedebilen ancak yine de yaşam savaşını büyük ölçüde kazanan özel bir varlığın diğer adıdır denilse yanlış söylenilmiş olmaz.

Psikolog
İzzet Güllü
MDH
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İnsan Olmak = Direnmektir (Zorluklara Direnmek Bir İnsanlaşma Sürecidir)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Ankara'da Psikolog mu Arıyorsunuz?
■ Çocuk ve Ergen Danışmanlığı
■ Yetişkin Danışmanlığı
■ Aile Danışmanlığı
Hubic'ten herkese ücretsiz!
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Olmak, Sahip Olmak ve Anlam Sistemi Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 15,569 uzman makalesi arasında 'İnsan Olmak = Direnmektir (Zorluklara Direnmek Bir İnsanlaşma Sürecidir)' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Hatalı Başarı ve Motivasyon Algısı Üzerine ÇOK OKUNUYOR Haziran 2015
◊ Fetö Olayı Hakkında Psikososyal Analiz ÇOK OKUNUYOR Ağustos 2016
◊ Beş Dakkada Beşiktaş Nisan 2015
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:14
Top