2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Astımlı Çocuklara Psikolojik Yaklaşım
MAKALE #7787 © Yazan Dr.Melda ALANTAR | Yayın Kasım 2011 | 4,406 Okuyucu
Astım nefes darlığı, hışıltı ve göğüs sıkışması ile ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Astımın kelime anlamı zorlu solunumdur. Dünyada çocuk yaş grubunda astım sıklığı % 7-11 arasındadır. Türkiye’de yapılan araştırmalar çocuklarda astım sıklığının % 2,2-9,8 arasında olduğunu göstermektedir. Astım yetişkinlere oranla çocuklarda daha yoğun olarak görülür ve genellikle üç yaşına kadar teşhis edilir. Astımı konu alan araştırma sonuçları hastalığın giderek daha yaygın ve ciddi hale geldiğini göstermektedir. 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde on sekiz yaşın altında 6,1 milyon çocuğun astımlı olduğu ve 14.6 milyon okul günü devamsızlık yaşandığı saptanmıştır.



Astım ağır ilaç kullanmaya, sıklıkla acil servise başvurmaya, hastanede kalmaya ve bazen ölümlere neden olmaktadır. Astımın çocukların fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişimleri üzerinde olumsuz etkisi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar astımlı çocuk ve ergenlerin davranış sorunları, psikolojik uyumsuzluk, endişe, depresyon, akademik başarısızlık gibi sorunlar yaşadıklarını ortaya koymaktadır.



Astımın yaygınlığı ve ciddiyeti cinsiyet, ırk, sosyal ve ekonomik özelliklere göre değişmektedir. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Afrika kökenli Amerikalı çocuklarda, düşük gelir düzeyindeki ev ortamlarında yaşayanlarda astım vakalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada sokak çocuklarında % 39,8oranında astım saptanmıştır. Bronşların aşırı duyarlılığı astımlıların büyük kısmında görülen ve kalıtımla ilgisi olan bir durumdur.
Çocukluk döneminde astımın ortaya çıkışında, fizyolojik etmenlerin yanı sıra ailenin duygusal özellikleri ve astımla başa çıkma becerileri de önem kazanmaktadır.

Astımlı Çocuk ve Yakınlarının Bilgilendirilmesi


Astımla baş etmenin ilk koşulu hastalıkla ilgili bilgi sahibi olmaktır. Açık iletişim önemlidir. Kronik hastalığın etkisi tüm aile bireyleri tarafından dürüstçe konuşulmalıdır. Çocuklara yaşlarına uygun bilgi verilmelidir. Küçük çocuklara yönelik astımı konu alan hikaye kitapları okunabilir. İlköğretim çağındaki öğrencilere ise solunum yolları, ciğerler gibi astımın etkilediği organlar ve işlevleri hakkında bilgi verilebilir. Bilgilendirilmedikleri taktirde, hastalığa neyin yol açtığı gibi bazı soruları kendileri yanıtlar ve bu durumdan dolayı kendilerini suçlayabilirler.



Astım tanısı konulan çocuğun kendisi, aile bireyleri, okul çağında ise öğretmeni doktorun önerileri, ilaç kullanımı, ilaçların yan etkileri, astım krizinin belirtileri, solunum yollarının daralma düzeyini ölçen aletin ( peak flow meter ) kullanımı, kaçınılması gereken tetikleyici etmenler,astım krizi sırasında çocuktan beklenilen davranışlar, krizleri önleme veya baş etme teknikleri, tıbbi müdahale gerektiğinde yapılması gerekenler hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar.


Astımlı çocuklara kendi bakımlarına ilişkin konularda sorumluluk verildiğinde yaşamları hakkında söz sahibi olduklarını hissederler. Örneğin küçük çocuklara hangi bardakla ilaçlarını içecekleri veya pijamalarını giydikten önce mi veya sonra mı ilaçlarını alacakları konusunda seçme hakkı tanınabilir. Ergenler ise tedavi ve eğitimsel kararlar sürecinde etkin üye olarak kabul edilmelidir.

Astımlı Çocuğun Hastalıkla Baş Etme Becerileri


Astım müdahalesinin odak noktası çocuğa hastalıkla baş etme becerilerini öğretmektir. Her astımlı çocuğun hastalıkla başa çıkma planı olmalıdır. Bu plan anne-baba ve diğer aile üyelerinin yanı sıra okul hemşerisi, sınıf/ branş öğretmenleri, servis şoförleri v.b. çocuğun hayatında yer alan tüm bireyler tarafından uygulanmalıdır. Böylelikle çocuk sıklıkla hastaneye gitmenin üzerinde yaratacağı olumsuz psikolojik etkiden de korunmuş olur. Yazılı olarak hazırlanan planda astım ataklarını engelleme, atakların tedavisi,ciddi nöbetlerde izlenecek süreçler yer almalıdır. Astımlı çocuk öksürme, göğüs sıkışması gibi krizin uyarıcı belirtilerine karşı dikkatli olması konusunda bilgilendirilmelidir. Yedi yaşından itibaren çocuklar peak flow metreyi kullanarak üç alanı içeren ”Astım Eylem Planı” oluşturabilirler:
  • Yeşil Alan : %80-%100 arasındaki değerler çocuğun olağan tedavisine devam etmesini gerektirir.
  • Sarı Alan : %70-79 arasındaki değerlerde doktora danışılarak tedavinin değiştirilmesini gerektirir.
  • Kırmızı Alan : %70’in altındaki değerler astım acil durumudur ve aile doktorla iletişime geçmelidir.
Krizle başa çıkma aşaması üç basamaktan oluşur; gevşeme, sıcak sulu gıda alınması, ilaçların belirtildiği gibi kullanılması. Krizin erken belirtileri ortaya çıktığında, çocuk etkinliği bırakıp oturmalı ve en az on dakika dinlenmelidir. Bu süreçte gevşeme tekniklerinin kullanılması çocuğa yardımcı olur. Sıcak sulu gıda alması solunum yollarının gevşemesini sağlar. Belirtildiği şekilde ilaç alınır. Tüm önlemler çocuğu rahatlatmazsa, anne-baba doktora danışmalıdır. Çocuk nefes almakta ve konuşmakta zorlanıyorsa, dudak ve tırnakları morarıyorsa acil tıbbi müdahale gerekebilir.
Yapılan bir araştırmada ”Astım Eylem Planı”’ ile hastalığı izleyerek denetleyen ailelerde hastanelerin acil servislerini gereksiz yere ziyaret etme sıklığının düştüğü saptanmıştır.

Tetikleyici Faktörler

Astım krizine neden olan tetikleyici etmenler hastalık hikâyesini irdeleyen, deri testi yapan hekim tarafından belirlenir ve çocuktan çocuğa değişebilir. Bazı tetikleyici faktörler toz, çayır ve ağaç polenleri, akarlar ve hayvan tüyleri gibi alerjenler, sigara dumanı, kirli-soğuk hava gibi iritanlar, egzersiz, solunum yolları enfeksiyonları, bazı ilaçlar, duygusal tepkiler ( aşırı ağlama veya gülme gibi) olarak belirlenmektedir.
Tetikleyici etmenler saptandıktan sonra çocuğa kaçınması gereken durumlar örnekler verilerek anlatılmalıdır. Yaşam boyu uygulaması gereken düzenleme ve diyetler hakkında doğru olarak bilgilendirilmeli, gelecekte kısıtlamaların kalkacağına dair gerçekçi olmayan yorumlardan kaçınılmalıdır. Akarlardan kaçınmak için yatak odalarından halıların kaldırılması, sıklıkla temizlik yapılması, tüylü-yünlü oyuncakların kaldırılması,yatak takımlarının haftada bir kez 60 derecenin üzerinde yıkanması önerilmektedir. Şeker, çikolata gibi çocuklar tarafından sevilen gıdaların yasaklanması halinde, çekici diğer gıda seçenekleri sunulmalıdır. Aile bireyleri astımlı çocuğa kendileri de dokunan gıdaları tüketmeyerek veya sigara içmeyerek destek olmalıdırlar.



Egzersize bağlı astımda çocuk spordan önce önerilen tıbbi süreçlere uymalıdır. Astımlı çocuk sportif etkinliklerden tümüyle uzak tutulmamalı, düzenli olarak yürüyüş, bisiklete binme gibi hafif sporlarla uğraşmalıdır.Astım tedavisinin ana amaçlarından biri çocuğun yaşıtlarının yaptığı fiziksel etkinliklere katılmasını sağlamaktır. Yaşamını spor yaparak kazanan pek çok astım hastası sporcunun bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Krizleri önlemek için ilaçlar önerildiği şekilde almalıdır. Astım krizinden sonra,çocuğun durumu düzelirse olağan günlük etkinliklere devam etmelidir.

Aile İlişkilerinin Astım Üzerindeki Etkileri

Sağlıklı aile ilişkileri, aile sisteminde var olan ve süreklilik gösteren adetler astımlı çocukları koruyucu işlev üstlenmektedirler. Anne-babanın sohbet, oyun, birlikte yemek yeme gibi ailece yapılan etkinliklere katılımları, güçlü ebeveyn-çocuk bağı astımlı çocuklarda rastlanan endişe ve depresyonun azalmasına yol açmaktadır. Aile hayatında mutlu ve huzurlu ortamların yaratılması hastalığın seyrini dolaylı olarak etkilemektedir. Yapılan araştırmalar üzücü yaşam olaylarının yarattığı stresin ardından yeni astım krizlerinin oluştuğunu ortaya koymaktadır. Astım sonucu ölen çocukları konu alan incelemelerde aile içinde karmaşa ve huzursuzluk, depresyon, umutsuzluk,çaresizlik gibi duyguların yoğun olarak yaşandığı görülmektedir.



Astım kalıtımla ilgisi olan bir durumdur. Aile soy ağacı incelendiğinde alerjik hastalıkların ortaya çıkışında genetik yatkınlık söz konusudur. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu hastalıklar, ailenin değiştirilmesi mümkün olmayan kaderine bağlanmamalıdır. Tedavi sürecinde gelişen tıbbi imkânların yanı sıra kuşaklar boyu hastalıkla mücadele, bilgi ve deneyim birikimi ailenin astımla başa çıkma becerilerinin gelişmesine neden olur.
Astımın psikolojik olarak tedavisinde hastalıkla baş etmeye yönelik psiko-eğitimsel programlara ve aile dinamiklerini irdeleyen aile terapisi çalışmalarına önem verilmelidir.

Astımlı Çocuk ile Diğer Kardeşlerin İlişkisi


Ana-Babaya Düşen Görevler

Kronik hastalık tanısının aile üzerinde önemli etkisi vardır. Diğer çocuklar hasta kardeşe tanınan zaman, ilgi, maddi ve psikolojik desteğin artmasıyla değişen günlük hayat ve yaşam tarzına alışmak zorunda kalırlar. Ailedeki diğer çocukların yeni duruma uyum sağlamaları önemlidir çünkü astımlı kardeşe gösterecekleri tepki öz-kavramlarının gelişmesini etkileyecektir. Hasta olmayan kardeşlerin astımlı çocuğa yönelik duygu ve düşünceleri ona alıştıkça ve yaşları ilerledikçe zaman içinde değişir. Örneğinokul öncesi çağ çocukları korku duyarlar. Çocuğun yaşının küçük olması durumu anlamasını zorlaştırır. Okul dönemi çocukları arkadaşlarının kardeşleri ile astımlı kardeşlerinin arasındaki farkı görünce utanabilirler. Ergenler gelecekte üstlenecekleri sorumluluklar ve giderlerin karşılanmasına yönelik endişe duyabilirler.



Kronik hastalığı olan çocuğun kardeşlerinin karşılaşacağı bir diğer sorun da hasta kardeşe öfke duydukları için kendilerini suçlu hissetmeleridir. Sağlıklı çocuk aynı rahatsızlığı yaşayacağı endişesini taşır ve hasta olmadığı için suçluluk duyabilir. Bu durumda başarılı olmayı hak etmediğini düşünerek çaba göstermez ve okulda sorunlar yaşayabilir.


Diğer kardeşler astımlı kardeşlerini sevmelerine karşın,anne-babanın ona fazla zaman ayırdığını düşünerek kıskanabilirler. Onların dikkatlerini çekmek için uygun olmayan davranışlar sergilerler. Ebeveynler diğer kardeşlerin astımlı kardeşe yönelttiği tüm duyguları anlayışla karşılayarak paylaşmalıdırlar. Pek çok çocuk hislerini okul veya aile ortamında ifade etmez. Oysaki çocuklar duygularını ortaya koymaya ihtiyaç duyarlar. Ana-babanın onların hislerine duydukları saygı, öfke ve kıskançlık gibi duyguların yok olmasına neden olur. Yetişkinler çocukluk yıllarında kendi kardeşlerine hissettikleri öfkeyi konu alan olaylardan söz edebilirler. Ebeveyn ve çocukların bazen çaresizlik, öfke, üzüntü, endişe, suçluluk duygularına kapılmaları olağandır. Ancak bu duyguların tedaviyi aksatmalarına fırsat tanınmamalıdır.


Kronik hastalığı olan bir kardeşe sahip olmanın sağladığı yararlar da vardır. Bunlar zor ve olağandışı durumlara mizah duygusuyla yaklaşabilme, hoşgörü, sabır, esneklik, fedakârlık ve olgunluk gösterme, bir başkasının duygularını anlayıp paylaşmak, sorumluluk üstlenme gibi yeteneklerin gelişmesidir. Bu özellikleri sergileyen kardeşler ebeveynler tarafından övgüyle desteklenmelidir.


Anne-baba hasta olmayan çocukla da beraber zaman geçirebilmek için plan yapmalı, katıldığı etkinlikler, geleceğe ilişkin hayalleri ve başarıları hakkında onunla konuşmalıdır.
Evle ilgili görevler tüm aile bireyleri tarafından paylaşılmalı sadece sağlıklı çocuğun sorumluluğu olarak görülmemelidir. Kronik hastalığı olan çocuk aile üyelerinden biriyle takım oluşturarak kendisine düşen işleri yerine getirebilir.



Özellikle çocuklar büyüdükçe aile içinde maddi sorunlar daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Açık ve dürüst iletişim önemlidir. Öncelikler belirlendikten sonra tatil planları veya serbest zaman değerlendirme etkinlikleri hakkında karar verilmelidir. Kronik hastalığı olan çocuğa ileride nasıl bakılacağı gibi geleceğe ilişkin endişeler aile içinde konuşulmalı, ilgili merkezler ve/veya aile avukatı ile sorun ele alınmalıdır.
Genellikle ana-babalar kronik hastalığı olan çocuklarına ilişkin gerçekleştirilemeyen beklentileri, diğer çocuklarına yöneltirler. Bu beklentiler gerçekçi değilse, strese yol açar. Bazı çocuklar hasta kardeşe sahip olmanın acı ve üzüntüsüyle onun bakımını üstlenirler veya okulda başarılı olmak için olağanüstü çaba harcarlar. Ebeveynler her çocuğun farklı yetenek ve özelliklere sahip olduğu gerçeğini unutmamalıdırlar. Yetişkinler aile hayatının olağan şekilde devam etmesi için fırsatlar yaratmalıdırlar, örneğin eve misafir davet etmek, sportif etkinliklere katılmak, tatile çıkmak gibi.



Anne-baba çocuğun bakımıyla ilgili tüm insanlarla yakın ilişki kurmalı, soru sormak, uzmanlar tarafından verilen bilginin tekrar edilmesini istemek gibi konularda çekingen davranmamalıdır.


Aileler sorun ve deneyimlerini paylaşabilecekleri kişilerle tanışmak için okul veya hekimden yardım isteyerek astımlı diğer hastaların yakınlarıyla ilişki kurabilirler. Yakın çevre ve akrabalardan oluşan destek gruplarının yardımlarıyla kronik hastalığın neden olduğu olumsuz duygulardan uzaklaşarak güç kazanırlar.

Astımlı Çocuk ve Okul Ortamı

Okula giden astımlı çocuğun yakınları öğretmene hastalık ve tedavi hakkında bilgi vermelidir. Bir öğretmen için öğrencisinin neler yaşadığını bilmek önemlidir. Astım çocuğun okula devamını % 7 oranında etkilemektedir. Çocuğun okuldaki gelişim ve başarısı hastalık nedeniyle etkileniyorsa,okulun sağlayabileceği hizmetlerden örneğin hastane ve/veya evde özel öğretmen desteği, psikolojik danışmanlık v.b. yararlanılmalıdır. Anne-baba okul idaresi ve rehberlik servisiyle ilişkiye geçmeli, program değişiklikleri, acil durumlar, ders ve ödevlerin telafi edilmesi gibi konuları içeren yazılı plan oluşturulmalıdır. Okul psikologu çocuğun uyum sağlaması konusunda yardımcı olur ve astım krizinin etkisini azaltacak gevşeme teknikleri ile okul ortamında doğrudan müdahalede bulunabilir.

Kronik bir hastalık olan astımın yaşam boyu sürdüğü gerçeği göz önünde bulundurulmalı, astımlı çocuğun tedavisinde uzman doktorların yanı sıra çocuk ve aileleri psikolojik açıdan destekleyecek pedagog /psikolojik danışman ve psikologlara da yer verilmelidir.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Astımlı Çocuklara Psikolojik Yaklaşım" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Melda ALANTAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Melda ALANTAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Melda ALANTAR Fotoğraf
Dr.Melda ALANTAR
İstanbul
Doktor Pedagog
Pedagog Dr.
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Melda ALANTAR'ın Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'Astımlı Çocuklara Psikolojik Yaklaşım' başlığıyla benzeşen toplam 49 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Asperger Sendromu Ocak 2013
► Evlat Edinilen Çocuklar Eylül 2011
► Spor ve Çocuklar Mayıs 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:23
Top