2007'den Bugüne 85,993 Tavsiye, 26,773 Uzman ve 19,109 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sağlam Adam Nasıl Hasta Edilir (Sağlıkta Analitik Eleştirinin Önemi ve Depresyona Çarpı Onla Son)
MAKALE #7797 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Kasım 2011 | 8,155 Okuyucu
SAĞLAM ADAM NASIL HASTA EDİLİR (SAĞLIKTA ANALİTİK ELEŞTİRİNİN ÖNEMİ VE DEPRESYONA ÇARPI ONLA SON)

BEYAZ DAHA ÇABUK KİRLENİR

Sanmayın ki mesleki uygulama sahasında her şey üzerimize giydiğimiz kar beyaz gömlekler kadar tertemizdir.

Gerek üzerimize giydiğimiz kumaştan gömlek, gerekse içine girdiğimiz mesleki "gömlek" zamanla kirlenebiliyor. Belki de bu doğal bir süreçtir. Ancak sorun bu gömleğin sürekli temiz kaldığını, hiç kirlenmediğini savunmak, bunda göz göre göre ısrar edebilmektir. Sırf rengine bakarak, "Bu tertemiz gömlek hiç kirli olur mu" diyebilmektir. Oysa en çabuk kirlenen renk beyazdır.

Bezden yapılma gömlek en azından mesai sonunda çıkarılıyor. Haliyle sağı solu görülebiliyor. Mesleki gömlek böyle değildir! Çoğu kişi bu meslekten dokunmuş gömleği üzerinden hiç çıkartmıyor, yaşamın tüm kıyılarında ve yirmi dört esasına göre sadece o mesleki gömlekle dolaşıyor. Haliyle sırtındaki kiri / lekeyi fazla göremiyor.

SERT ELEŞTİRİ KİŞİSEL BİR ASABİYET OLAYI DEĞİL, DUYARSIZLIK BARİYERİNİ KIRMA ÇABASIDIR

Oysa analitik değer taşıyan her eleştiri karanlıkta yolumuza tutulmuş bir dost ışığıdır. Eleştiri yapılamayan her yerde içten içe gerçekleşen hızlı bir çürüme görülür. Bundan hem hizmet edenler hem de hizmet alanlar olmak üzere herkes kaybeder. Ucunda insan sağlığı olduğu için bu alandaki eleştiri ve öneriler çok daha hayati bir öneme sahiptir.

Hemen belirtmek gerekir ki sert eleştiri hakaret değildir; bir eleştiri türüdür ve son derece normaldir. Esasında bu usül duyarsızlığın son derece kalın olan bariyerini parçalama çabasıdır. Bu nedenle duyarsızlığın kol gezdiği her yerde buna gerek vardır. Eleştirinin yumuşak yahut sert olması asıl meselenin önüne geçmemeli, işin özününün gözlerden kaçırılmasına neden olmamalıdır. Eleştirinin biçimi yapanın, ama eleştirilerdeki hususlar herkesin ortak sorunudur!

TEDAVİ EDİLMEYEN DEPRESYON İYİLEŞMEZ Mİ

Enteresandır, bir zaman gelir, herhangi bir iş yapılmazsa sanki bir çok şey olmayacakmış gibi garip bir algı ve kabul gelişir. Mesela bu mantık nedeniyle birçok kişi son dönemde, her ay düzenli olarak kadın doğum uzmanına gitmese sanki çocukları dünyaya gelmeyecekmiş gibi davranır. Buradakine benzer mantıktan nasibini almayan hangi alan kalmıştır ki bizimkisi kalsın!

Hep merak etmişimdir, bir depresyon hastalığı tedavi edilmese de iyileşmez mi?

Çoğu vakada tedavi için öngörülen 3 - 6 aylık süre tedavisiz geçse tüm depresyon hastaları sonunda patır patır ölür mü?

Henüz depresyon ilaçlarının imal edilmediği devirlerde serotin miktarı düşmüyor muydu? Tarihin bu ilaçsız geçen uzun dönemlerinde toplu salgınlar misali toplu ruhsal bunalımlar / kıyımlar mı yaşanıyordu?

En önemlisi de 3 - 6 ay bu hastalığın kendiliğinden iyileşebilmesi için bile kafi gelebilecek uzunlukta bir süre değil midir?

Bu durumda kişileri iyileştiren 6 ay boyunca alınan ilaçlar mıdır yoksa 6 aylık uzun zaman diliminin (ve haliyle bu zaman diliminde yaşanacak pek çok gelişmenin) bizatihi kendisi midir?

Yoksa bizler zamanın hakkını çalıyor, acımasızca sadece ilaçlara mı veriyoruz? Olmaz demeyin, bunu pekala yapabiliriz. Çünkü hak yeme konusunda biz insanoğlunun üzerine yoktur.

Bu tespitler depresyon hastalığı için söylenmiştir. Ancak benim asıl sözüm, tüm eleştirilerim her gündelik soruna depresyon denmesinedir. Yazımın bundan sonraki kısmı daha çok bu konuyla ilgilidir.

ZATEN GİDECEK OLAN BİR MİSAFİRİN BOŞ YERE KAHRINI ÇEKTİRMEK

İş, mesleki ve toplumsal alanda anlamlı düzeyde bir işlev kaybına yol açmamış, en az 3 - 5 aydan beri sürmemiş bir sorunu (ki böyle olmayan sorun zaten depresyon değildir) sırf adı sorun diye tedavi etmeye kalkışmak aslında bir süre sonra zaten geçecek olan bir sıkıntıyla boşu boşuna uğraşmak, bu sorunun illa ki tedavi edilmesi gereken bir tablo olduğu mesajını vererek kişilerin tüm beynini / enerjisini sorunları üzerine kilitlemek demektir. Her zihinsel kilitlenme hatası o sorun kaktüsünü besleyen sulu arazi işlevi görür.

OLMAYAN HASTALIĞI TEDAVİ UĞRAŞISI SAĞLAM ADAMI HASTA EDER

Olumsuz duygu durum ayrıdır, hastalık ayrıdır. Nefret olumsuz bir duygudur ancak hastalık değildir. Üzüntü de öyle. Söz konusu sağlıklı ancak olumsuz duygu durum sürecine bile hastalık muamelesi çekme hatası aslında duygularımızdaki doğal geri dönüşüm sürecini kilitleyerek geciktirmektir. Bu sadece bir - iki belirtiye bakma, adeta "Tamekse at sepete" diyerek aynı torbaya koyma işgüzarlığı işin içine göz göre göre iyileşmeye karşı direnç oluşturacak bir virüs sokmak, insanlara zaten gidecek olan bir misafirin boş yere kahrını çektirmektir.

HASTALIĞA İKNA TEKNİĞİ: "HERKES ÖMRÜNDE BİR KERE GEÇİRİYOR"

"Recep İvedik: 1" filmindeki bir sahne çok hoştur. Recep'in bulunduğu bir teknede dalgıç kıyafetli otel görevlisi yeni dalgıç adaylarına bilgi verir. Önce denizi ve çevreyi tanıtır haliyle. "Bu sularda tam 300 çeşit balık bulunur" der. Bu işi kafası almamış olacak ki bir anda celallenen Recep zaten öncesinden de yıldızının hiç barışmadığı dalma hocasına, "Say ulan" der. Beklemediği bu soru karşısında afallayan hoca komik bir el ve yüz hareketleriyle "lüfer 1, hamsi 2, istakoz 3..." diyerek saymaya başlar. En fazla sekiz - on balık sayınca tıkanır. Recep şöyle bir kabarır, "Hani üç yüz balık vardı ..." benzeri bir
cümle daha kurar ve bu son derece komik, bir o kadar da mesaj veren enstantane noktalanır.

Burada aslında bir çok konuyla ilgili çok ince bir mesaj vardır. Bu esasında Nasrettin hocanın "dünyanın merkezi şuan bulunduğum yerdir" sözüyle anlatılan gerçeğe de benzer. "İnanmıyorsanız ölçün" der, bilirsiniz. Bilir ki nasılsa ölçemeyecekler, dolayısı ile de zamanla bunu böyle kabul edip gidecekler.

Dünyada herkes ömründe en az bir kez depresyon geçirirmiş. Bu sinsi propagandaya, "Nereden biliyorsun, say ulan" diyecek bir Recep İvedik çıkmadı bugüne değin! Söyle gitsin, nasıl olsa zamanla inanır toplum! İnanmasa bile en azından açıkça inkar etmeye mecali kalmaz! Mantıklı olması gerekmez, tek yanlı yürütülen her telkin bir süre sonra hisleri narkoza uğratır nasıl olsa!

Dünyada herkesin ömründe en az bir defa içinden geçtiği söylenen negatif duygu durum yaşantısı gerçekten de depresyon mudur?

Bunu diyenler insani etkilenmelerle depresyon hastalığı arasındaki dağ gibi farkların ne kadar farkındadır?

"Herkes ömründe en az bir kere depresyon geçirmiştir" demek herkesin ömründe en az bir kere iş ve yaşam verimliliğinin -üstelik de öyle az falan değil, anlamlı düzeyde- düştüğü, günlerce, isteksizce evine kapandığı, bu dönemin de en az 3 - 6 ay sürdüğü bir süreç yaşamaları demektir. Herkesin en az 3 - 6 ay böyle bir yaşantı geçirdiğini düşünebilir miyiz?

Mesela sürekli hesap kitap yapan her inşaat mühendisi ömründe en az bir kere böyle bir 3 - 5 ay geçiriyorsa acaba kaç inşaatın hesaplaması hatalı çıkmış olabilir?

Bu hele de özel sektörde çalışanlar için daha büyük sorundur. Eğer bu bilgi doğru ise, iş verimi düştüğü için (düşmezse depresyon olmaz zaten, bu illet olduğum meledin esas kriteri budur) ömründe her özel sektör çalışanı en az bir defa işini kaybetmiş olmalıdır! Öyle ya üç - altı ay boyunca yarı ölmüş bir halde çalışanı kim tutar özel sektörde! Bu durumda girdiği özel sektörden emekli olan yığınla insana ne diyeceğiz! Depresyonu işe başlamadığı gençlik yıllarına ya da emekli olduğu döneme denk gelmiş mi!

İŞTE BU SONUÇ TAMAMEN PROPAGANDANIN GÜCÜDÜR

Bir zamanlar elde hiç bir somut bilgi olmadığı halde, sırf teoriye kanun meuamelesi çekerek, "İnsanlar maymundan geldi, atamız hayvandı" dediler. Bunu en çok bilim ambalajına sarılmış yoğun bir propagandayla yaptılar. Böylece insanlar arasındaki hayvani eğilimleri, mesela cinsel özgürlüğü, kaba şiddeti, sürekli birbirleriyle (tıpkı hayvan olan ataları gibi) boğuşmayı / savaşmayı; acımasız, vicdansız, çatışmacı olmayı meşrulaştırdılar.

"Doğadan öğrendik, bilim söylüyor, güçlü olan ayakta kalır" dediler. Kainattaki kirpi, kamlumbağa, sivri sinek,solucan, kanarya, ceylan, keklik gibi nice güçsüz canlının milyonlarca yıldır ayakta kaldığı en aleni gerçeğini bile gizlediler. (İnsan doğasını dizayn mühendisliği)

Şimdi de sıra depresyonda sanırım. Sanki, "Herkes ömründe bir kere geçiriyor" denilerek gündelik sıkıntılara bile depresyon gözüyle bakmamız, böylece ilaç almakta bir sakınca görmememiz isteniyor.
(Sağlık sektörünü dizayn mühendisliği)

ÇARPI ON: DEPRESYONA SON

Bu tekniği ve adını ben buldum. Hem de şimdi. Bir saniyede. Yoo çekinmeyin, özü ve mantığı bilimsel. Yani bilimsel bilgiyi uyarladım demek daha doğru. O yüzden sadece kabuğu bana ait. Size lazım olan kabuğu değil, özü. O halde sorun yok, uygulayabilirsiniz pekala.

Depresyon yahut o isim konulan her günlük sorun esasında adalet kavramını sadece mahkeme koridorlarında geçerli zannetmemizin, zamanla düşüncede adaleti yitirmemizin bir cezasıdır. Sorun düşüncedeki adaletsizlik ise çözüm düşüncede adaleti tekrar sağlamaktır. O halde böyle bir sorun yaşarken sıkıntınızı ne kadar anar ve düşünürseniz onun dışında kalan gerçeklerinizi 10 ile çarparak (çarpı on tekniği buradan alıyor adını) düşünün.

Bir "uyuyamıyorum" düşüncenize karşılık on kere "gözlerim görüyor" gerçeğini hatırlayın mesela.

Gün içinde iki kere dediğiniz "mutsuzum" sözüne karşılık aynı gün bitmeden yirmi defa "hiçbir ağrım sızım yok şükür" deyin. (Alerjiniz varsa "şükür" sözünü çıkarabilirsiniz, sonuç değişmez)

Yani aldığınız her zehirli düşünceye karşılık hemen onu tesirsiz kılacak yeterlilikte panzehir alın.

Yaşadıklarınıza bu minvalde tepki vermeyi belli bir süre sürdürün. Hatta depresyonunuz geçtiğinde bile bunu "bire bir" ilkesi şeklinde devam ettirin. Yani bir olumsuz düşünceye karşılık en az bir olumlu düşünceyi hatırlamak şeklinde. Ama sıcağı sıcağına tabi ki.

Sözgelimi, "Eşim asabi biri" sözünü der demez, "Ama o aynı zamanda merhametli biri"; "Eşim sinirli" der demez de, "Fakat o yardımsever bir eş" demek gibi.

Beynimiz özellikle son yüzyılda, içine çekildiğimiz sağlıksız yaşam felsefesi nedeniyle adeta nalıncı keseri gibi çalışıyor. Haliyle de ortaya bir sürü çarpık tahta ve kıymık parçası (depresyon ve benzeri sorunlar) çıkıyor.

Not 1: Bu yazımdaki ve benzer nitelikli diğer yazılarımdaki görüşlerimin / tespitlerimin dayandığı bilimsel dayanak, "Hastalık varsa tedavi vardır." temel ilkesidir. Eleştirim depresyonun hastalık olması gerçeğine değildir. "Hastalık yoksa bile tedavi vardır" noktasına gelmiş bulunan son derece tehlikeli anlayışadır." Çünkü bu sağlıkla hastalığın arasındaki kritik çizgiyi aşındırma süreci kişileri bile bile hasta olmaya zorlamaktır.

Not 2: "Hastalık tablosundaki gerekli tanı kriterlerini karşılayan, iş, mesleki ve toplumsal alanda işlev kaybına yol açan, belli bir zamandan beri görülen, özellikle de intihar düşüncelerini gündeme getirebilecek derecede ağır olan ruhsal çökkünlük halleri için uzman hekim kontrolü ile medikal ve psikolojik yardım almak gereklidir."

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sağlam Adam Nasıl Hasta Edilir (Sağlıkta Analitik Eleştirinin Önemi ve Depresyona Çarpı Onla Son)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Depresyon ile Nasıl Baş Edilir? Psk.Çiçek TARLA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,109 uzman makalesi arasında 'Sağlam Adam Nasıl Hasta Edilir (Sağlıkta Analitik Eleştirinin Önemi ve Depresyona Çarpı Onla Son)' başlığıyla benzeşen toplam 54 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:13
Top