2007'den Bugüne 73,602 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,675 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuk İstismarı
MAKALE #7835 © Yazan Psk.Neslihan DURATEYMUR | Yayın Aralık 2011 | 3,697 Okuyucu
'Toplumun en çok koruma ve desteğine muhtaç kesimi olarak çocuğa (18 yaşın altındaki her bireye) karşı başka bir yetişkin, kendi ailesi, toplumu ve ülkesi tarafından çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyecek her türlü davranışın gerçekleştirilmesi, genel anlamda “çocuk istismarı” olarak adlandırılır.' Dünya sağlık örgütü çocuk istismarını bu şekilde tanımlamaktadır. Son yıllarda sıkça duyduğumuz ve her duyduğumuzda içimizi acıtan çocuk istismarı nedir ve neden artık bu kadar sık duyar olduk? Çocuk istismarı ile ilgili herkesin kafasını kurcalayan bu iki soru, konu ile ilgili olarak sıkça sorulan ve en önemli sorulardan sadece ikisidir. Çocuk istismarının ne yazık ki insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinmektedir. Ancak bu kavramın ortaya çıkışı 1960'lı yıllara rastlar. Önce Amerika'da sonra İngiltere'de ve sonra da tüm Avrupa'da çalışılmaya ve toplum tarafından bilinmeye başlanmıştır. Bir sorunun konuşulmaması, o sorun üzerine kafa yorulmaması, o sorunun olmadığı anlamına gelmez. Bu sadece üstünü örtmeye yarar ama sorun o örtünün altında çığ gibi büyümeye devam eder. Yani günümüzde artık çocuk istismarının sıkça konuşulur olması, bu sorunun hayatımızda yeni bir sorun olduğu anlamına gelmemektedir. Çocuk istismarı aslında eskiye göre çok da artış gösteren bir durum değil sadece artık daha kolay tanımlanabilen, toplum tarafından ve çocukla çalışılan bir çok alandaki pek çok uzman tarafından daha iyi bilinmeye ve anlaşılmaya başlanan bir sorundur.

Kişiliğimizin temellerinin çocuklukta atıldığını düşündüğümüzde, kuşkusuz ki ne kadar sağlıklı çocuklar yetiştirirsek o kadar sağlıklı bireyler olacaklardır. Ne yazık ki türü ne olursa olsun istismarın her türü çocukların ruhunda çok derin izler bırakır. Örneğin, cinselliğin ne demek olduğunu dahi bilmeyen küçük bir çocuğun cinsel istismara uğraması nedeniyle cinsellikle tanışması hiçbir şekilde telafi edilemeyecek bir durumdur. Bu nedenle çocukları, yapılan her türlü istismardan korumak için anne babalar başta olmak üzere toplumun her kesiminin bu konuda duyarlı olması ve üzerine düşeni yapması gerekmektedir. Bir çocuğun bir suçun mağduru olmasında veya bir çocuğun suça bulaşmasında toplumun her kesiminin, çocuğu yeterince koruyamaması ve önlem almaması nedeniyle payı bulunmaktadır. Bu nedenle gerek çocukla birebir çalışan meslek elemanlarının gerekse toplumun diğer kesimlerinin bu çok önemli konuda duyarlı ve bilgili olmaları gerekmektedir.


Çocuk İstismarı ve İhmalini Önleme Derneği’nin yakın bir zamanda yaptığı bölgesel araştırma sonuçlarına göre Türkiye'de çocukların yaklaşık % 35'i fiziksel istismara maruz kalmaktadır. Bu veri ışığında Türkiye’de her üç aileden birinin çocuğa fiziksel istismarda bulunduğu söylenebilir. Ne yazık ki toplum olarak çocuk eğitimde dayağı onaylayan ve kullanan bir toplumuz. Aslında çocuklarımızı hepimiz istismar ediyoruz. Kulağa pek de hoş gelmiyor değil mi? Ne yazık ki bu bir gerçek. Çocuklara uygulanan şiddet, fiziksel istismarın en başta gelen örneklerinden biridir. Bütün istismar türleri kendi içinde, duygusal istismarı da barındırdığını düşünürsek, çocuğa atılan tokatın çocuğun iki defa istismar edildiğinin kanıtıdır. Dayak toplumumuz tarafından kabul gören bir eğitim aracı olarak görülüyorsa da çocuklar üzerinde pek de etkili olduğu söylenemez.

Fiziksel istismar olarak tanımlanan durumun aslında bizim kültürümüzde çocuğu terbiye etmek amacı (!) ile atılan dayaktan daha fazlası olduğu, aşağıda fiziksel istismar tanımında daha iyi anlaşılacaktır. Ancak sadece dayağın bile çocuk üzerindeki olumsuz sonuçlarından bir kaç tanesine değinecek olursak öncelikle çocuğun
“iyi” ve “kötü” davranışı içsel olarak öğrenmesini engellemektedir.Çocukta öfke ve haksızlığa uğramışlık duygusu yaratmaktadır ve böylece dayağa sebep olan davranışı tekrarlama ihtimali daha da yüksek olmaktadır. Dayağa maruz kalmak, çocuklarda yapılan bir davranış sonrasında “bedelini ödedim” duygusu yaratmaktadır. Bu da daha sonra bedelini ödemeye razı olduğu çok daha olumsuz ve onaylanmayan davranışlarda bulunabilmesine sebep olur ve çocuk giderek dayağa karşı tolerans geliştirebilir. Bu da aslında dayağın olumsuz davranışı pekiştirmekten başka bir işe yaramadığını bize gösteriyor. Yukarıda sayılanlar dayağın sadece çocuğun gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği davranışlar üzerindeki etkileridir. Dayak sonucunda çocuktaki psikolojik ve fizyolojik etkiler de en az yukarıda saydıklarım kadar vahim olacaktır. Ancak çocuğunu döven pek çok anne ve babanın dayağın çocuk üzerindeki bu etkilerinden haberi bile yoktur. Çünkü kasıtlı olarak şiddet uygulayanların dışında hiçbir anne baba bilerek ve isteyerek çocuğuna bu kadar zarar vermek istemez. Bütün bunların bilgisizlikten kaynaklandığını düşünecek olursak, toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi gerektiği gerçeği bir kez daha karşımıza çıkmaktadır. Çünkü şiddet öğrenilen birşeydir ve iletişimi bu şekilde öğrenen çocuğun ileride iletişim yolu olarak şiddeti seçmesi kaçınılmaz olur.

Çocuk istismarını tam olarak anlamak için öncelikle istismar türleri, nedenleri, kimlerin risk altında olduğu ile ilgili temel konularda bilgi sahibi olmamızda fayda vardır. 3 tür çocuk istismarından bahsedebiliriz:

1-Fiziksel İstismar:

Fiziksel istismar, 18 yaşından küçük çocuk ya da gencin ana-babası ya da bakımından sorumlu kişiler tarafından sağlığına zarar verecek biçimde fiziksel hasara uğraması, yaralanması ya da yaralanma riski taşımasıdır. Bu hasar; elle ya da bir nesneyle vurularak, itilerek, sarsılarak, yakılarak ya da ısırılarak oluşabilmektedir. Yukarıda sayılan eylemler çocuğa bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilen 'kaza dışı' eylemler olarak nitelendirilebilmektedir.

Fiziksel istismar daha çok çocuğun ailesi ya da çocuğa bakmakta olan bakıcı tarafından uygulanır. Ailenin sosyo-kültürel düzeyinin düşük olması, ekonomik sıkıntı yaşaması, işsizlik, çok çocuk sahibi olması, anne-babanın küçük yaşta çocuk sahibi olması, çocuğun istenmeyen bir gebelik sonrasında dünyaya gelmiş olması, anne-babanın alkol ya da madde bağımlısı olması, çocuğun zihinsel engelli olması, çocuğa ve aileye ait risk etkenleri olarak sayılabilir. Aileler daha çok çocuklarını terbiye etmek amacıyla şiddet uygulama yoluna giderler.

Fiziksel istismar sadece bir tokat ile başlasada aslında dayaktan ve çocuğa atılan bir tokattan çok daha fazlasıdır. Çünkü fiziksel istismar çocuklarda fiziksel olarak kalıcı sakatlıklara, travmalara hatta ölümlere yol açabilmektedir. Çeşitli aletler ya da yanıcı, yakıcı maddeler kullarak çocuğa kasıtlı olarak uygulanan ve bir kazadan farklı olarak ortaya çıkan fiziksel istismar, çocuk üzerinde çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Bunun yanında çocuğun bilişsel ve zihinsel gelişimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Anne-babaları tarafından kabul görmeyen, desteklenmeyen ve özbenlik saygısı gelişmeyen bu çocuklarda saldırgan davranışlara sıkça rastlanır. Çocuğa uygulanan şiddet, çocuğun kendine güven geliştirmesini engelleyebileceği gibi, insanlara karşı da güven geliştirmesinde de zorluk yaşmasına neden olabilemektedir. Çocukluklarına şiddet uygulayan pek çok evebeynin de çocukluklarında şiddete maruz kaldığı bilinmektedir.

2-Cinsel İstismar:

Cinsel istismar, bir erişkin ya da kendisinden yaşça ya da gelişimsel olarak kendinden büyük bir çocuk tarafından cinsel doyum sağlanması amacıyla kullanılmasıdır. Cinsel istismar, çocuğun yanında cinsel içerikli konuşmalar yapılması ya da pornografik yayınların çocuğa gösterilmesi, çocuğa cinsel doyum sağlamak amacıyla dokunulması, cinsel organın gösterilmesi ( teşhircilik ) ya da çocukla cinsel ilişki kurulması şeklinde pek çok şekilde görülebilmektedir.

Çocuklara cinsel istismarda bulunan bireyler bilinenin aksine daha çok çocuğun yakınında, onu yakından tanıyan ya da takip eden kişiler tarafından gerçekleştirilebilmekte ve her sosyo-kültürel düzeydeki bireyler tarafından uygulanabilmektedir. Çocuklara uygulanan cinsel istismarın daha çok erkekler tarafından uygulandığı bilinse de, kadınlar tarafından da uygulanabilmektedir. Cinsel istismar vakalarında kız çocukları erkeklere oranla daha çok risk altındadır. Cinsel istismar, çoğu zaman çocuğun kendisini istismar eden kişi tarafından tehdit edilmesi ya da korkutulması sebebiyle uzun süre devam edebilir. Özellikle de aile içinde yaşanan (ensest), daha çok kız çocuklarına, çocuğun babası, ağabeyi, amcası, dayısı vs. tarafından uygulanan cinsel istismar yıllarca sürebilir. Çocuk kendisine istismarda bulunan kişiyi korumak amacıyla ya da kendisine inanılmayacağını düşündüğü için ve en önemlisi de istismar edilen kişi tarafından tehdit edildiği için bu olayı yıllarca saklayabilmektedir. Cinsel istismar, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve kırsalda yaşayan ailelerde, aile bireyleri tarafından da bilinmesine rağmen çoğu zaman görmezden gelinmekte ve saklanmaktadır. Bunun nedeni de ailenin geçiminin baba tarafından sağlanması ve bu durumun ortaya çıkmasından sonra ailenin geçimini sağlayacak kimsenin bulunmaması ya da toplum tarafından etiketlenme kaygısı olarak açıklanabilir.

Evde bir üvey babanın olması ve çocuğun öz babasının desteğinden ilgi ve sevgiden mahrum kalması, ailede annenin vefat etmesi, hasta olması ya da evi terk etmesi durumunda ailede rol karmaşasının yaşanması, evde annenin rolünü ve görevlerini kız çocuğunun üstlenmesi, ailede alkol madde kullanımı gibi nedenler aile içinde yaşanan cinsel istismarın nedenleri arasında sıralanabilir. Ancak istismar olayı aile ortamının dışında gerçekleşmiş ve bir başkası tarafından gerçekleştirilmişse, içine kapanık, fazla arkadaşı olmayan, sessiz, ailesi tarafından yeterli ilgi ve sevgi gösterilmeyen özgüveni düşük ya da zihinsel engeli olan çocukların risk altında olduğu söylenebilir. Çünkü bu özelliklere sahip çocukların yaşanan istismar olayını bir başkasına anlatamayacağı ve bu olayın açığa çıkmayacağı düşünülür.

Çocuğun gizlediği istismar öyküsü bir üçüncü şahıs tarafından görülmüş, farkedilmiş ya da çocuk tarafından açığa çıkarılmışsa, çocuk için zorlu bir süreç başlar. Aileden ve çevreden gelen tepkiler, çocuk tarafından istirmarcıya zarar verileceği düşüncesi ( özellikle de aileden biri ise ), çocukta şaşkınlığa ve özellikle de adli süreçte çocuğun ifadesini değiştirmesine neden olacağı için, olay açığa çıktıktan sonra çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiği ve ondan sonraki süreçte ne yapılması gerektiği konusunda çocuğun yakınlarının konu ile ilgili olarak bilgi sahibi olması eğer değilse bir uzmandan yardım alması, konunun hassas bir konu olması nedeniyle çok önemlidir. Cinsel istismar mağduru olan bir çocukta suçluluk ve çaresizlik duygusu en başta hissedilen duygulardır. Çocuk kendisinin yapmış olduğu bir hata nedeniyle böyle bir olayın başına geldiğini ve bu nedenle cezalandırıldığını düşünebilir. Bu nedenle yaşadığı olay ile ilgili olarak çocuğa yapılacak açıklamalar ve sonrasında karşı sergilenecek tutum hayati önem taşır.

Çocuğumuzun tabi ki her zaman yanında olmamız, onu korumamız mümkün değildir. Konu ile uzaktan yakından ilgili olan ya da istismar vakalarıyla çalışan pek çok kişinin ortak görüşü bu konuda çok fazla endişeli oldukları ancak çocuklarına da baskı yapmak istemedikleridir. Peki bu kadar hayati bir konuda biz ne yapacağız diye düşünebilirsiniz. Dışarıdan gelen tehlikeleri kontrol etmeniz mümkün olmadığı için, çocuğun kendisini koruması için ona önerilerde bulunabilir, insanlarla kurduğu yakın ilişkilerde daha dikkatli davranmasını sağlayabilirsiniz. Aşağıda verilen örneklerin yol gösterici olalcağını düşünmekteyim:

  • Çocuğunuza bedeninin bazı bölgelerinin ya da daha basit bir şekilde açıklayacak olursak mayo ile kapatılan bölgelerin özel olduğunu ve bu bölgelere kimsenin dokunmasına izin vermemesi gerektiğini anlatın.
  • Eğer bir yetişkin ya da bir başkası hoşuna gitmeyecek şekilde kendisine dokunuyorsa ona hayır demesi gerektiğini ve bu durumda ısrar ederse yardım istemesi gerektiğini anlatın.
  • Çocuğunuzla güvene dayalı bir ilişki geliştirin ve onu sizinle her türlü yaşantısını paylaşması için yüreklendirin. Yaşacağı herhangi olumsuz bir durumda kendisinin sorumlu ya da suçlu hissetse bile sizinle paylaşması, sizin olaylara müdehale etmenizi sağlayacaktır.
  • Çocuğa doğru yollardan gösterilen ilgi ve sevgi sonucunda, hangi tür davranışların sevgi ve yakın ilgi göstergesi olmadığını ayırt edebilecek ve istenmeyen bir davranışı daha kolay ayırt ederek, kendisini daha kolay koruyabilecektir. Bu nedenle çocuğa sevginizi gösterirken asla cimri davranmayın.
  • Cinsel istismar öyküsü çocuk tarafından açığa çıkarılmış ve aileye ya da bir başkasına anlatılmışsa insanların ilk tepkisi çoğu zaman bunun çocuğun hayal gücünün ürünü olduğunu düşünmek olur. Oysa asla unutulmaması gerekir ki cinsellik hakkında bilgi sahibi olmayan bir çocuğun bilmediği bir şey hakkında hayal ürünü olan bir hikaye anlatması pek mümkün değildir. Bu nedenle eğer çocuğunuz cinsellikle ilgili olarak yaşına uygun olmayan konuşmalara yapıyorsa, onu ciddiye almak ve bunun nedenlerini araştırmak gerekir.
3-Duygusal İstismar:

Duygusal istismar, çocuğun ruh sağlığını ve gelişimini bozan, reddetme, aşağılama, tehdit etme, suçlama, gibi söz ve davranışlara maruz kalmasıdır. Çocuğa uygulanan diğer istismar türlerinin hepsi de duygusal istismarı barındırır. Duygusal istismar, istismar türleri içinde en yaygın olanı aynı zamanda da en zor tanımlanabilenidir. Bunun nedeni duygusal istismarın çocuk üzerinde somut olarak tespit edebileceğimiz fiziksel bir iz bırakmamasıdır.

Çocuklara lakap takmak, tehdit etmek, arkadaşlarının ya da başkalarının yanında çocuğa küçük düşürücü davranışlarda bulunmak, çocuğun reddedilmesi, korkutulması, fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olmayan beklentilerde bulunulması, çocuklara uygulanan duygusal istismar olarak tanımlanabilir.

Duygusal istismar olarak değerlendirilebilecek ebeveyn davranışlarına birkaç örnek verecek olursak da çocuğun ebeveyn tarafından reddetmedilmesi, aşağılama, suça yöneltme, sosyal ilişkilerden çocuğu izole edip tek tip ilişkiye girmesini sağlamak, gözdağı vererek yıldırma, kendi çıkarı için kullanma vs. gibi ebeveynler tarafından çocuklar uygulanan bir takım davranışlar sayılabilir.

Duygusal istismarın çocuklar üzerindeki etkileri, depresyon, geri çekilme, düşük benlik saygısı, yüksek kaygı düzeyi, korku dolu olma, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimde gecikmeler, saldırganlık, kendine zarar verici davranışlar, uyku bozukluğu, yaşa ve gelişime uygun olmayan davranışlar, tıbbi temelli olmayan fiziksel şikayetler ve aşırı derecede bağımlı olma vb. sayılabilmektedir.

Annelerin çocuklarına 'bak artık senin annen olmam, ben de artık Ayşe'nin annesi olurum' gibi cümleler kurduklarını duyarız. Hatta çoğumuz bu gibi sözleri kendi annelerimizden de duymuşuzdur. Çocukların iç dünyalarının ve olayları algılama biçimlerinin büyüklerden çok daha farklı olduğunu düşündüğümüzde, ağzımızdan öylesine çıkan sözlerin, bu gibi durumlarda çocuklar tarafından tehdit olarak algılandığını ve aslında bunun da bir tür istismar olduğunu unutmamız gerekir. Çocuğun güven ortamında büyümesinin, onun bilişsel, zihinsel ve psiko-sosyal gelişimi için önemli olduğunu, çocuk eğitiminde çocuğu tehdit etmenin, korkutmanın ve ona baskı kurmanın yeri olmadığının bilinmesi gerekir. Duygusal istismar, ailenin çocuk eğitimi konusunda yeterli bilgi sahibi olmamasından kaynaklanabileceği gibi aile içinde ya da boşanmış eşler arasında çocuğun kişisel çıkarlara alet edilmesi, istenmeyen bir hamilelik sonucundan dünyaya gelen çocuğun reddedilmesi durumlarında ortaya çıkar. Çocuğun sorumluluk sahibi olmasını isteyen ve ondan yaşının üzerinde fiziksel ya da zihinsel çaba gerektiren sorumluluklar yerine getirmesini bekleyen anne-babalar da bu isteklerinin çocuğun gelişimi için faydalı olacağını düşünseler de çocuğun kendisine yüklenen, kendisinin kaldıramayacağı bu ağır yük karşısında ezileceğini bilmeleri gerekmektedir. Ülkemizde pek çok öğrenci her yıl çeşitli sınavlara hazırlanmaktadır. Özellikle aileler çocuklarının girdikleri bu sınavları bir yarış haline getirerek çocukları üzerinde baskı kurmaktadır. Ailelerinin bu beklentilerini yerine getiremeye çalışan çocukların, vakitlerinin büyük çoğunluğu dershanede, özel derste ya da ders çalışarak geçirmektedir. Kendilerine ait zamanları olmayan ve sosyal yaşantıları olmayan çocuklar ya da ergenler içinde bulundukları gelişim dönemleri doğrultusuna yaşamaları gerekenleri yaşayamamakta, akademik anlamda elde edecekleri becerileri ya da başarıları, sosyal yaşamlarında elde edemeyeceklerdir. Bu da ileride sosyal becerileri yeterince gelişmemiş, özgüveni olmayan, elde ettikleri başarılardan mutlu olamayan bireyler haline gelmelerine neden olacaktır.

İstismar türlerine çocuk ihmalini de ekleyebileceğimiz gibi ayrı bir kategoride düşünebiliriz. Çocuk istismarını, çocuğun bakımı ile yakından ilgilenenlerin ve yetişkinlerin yapmaması gereken davanışlar olarak düşünürsek, çocuk ihmalini de çocukla ilgili yerine getirilmesi gereken görevlerin yerine getirilmemesi olarak değerlendirebiliriz.

Çocuk İhmali, çocuğun beslenme, barınma, korunma, sevilme gibi temel fiziksel ve duygusal gereksinimlerinin çocuğa bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından karşılanmamasıdır. Çocuğun her türlü tehlikeye açık bir durumda olması, risk altında olması ve kendisine bakmakla yükümlü olan kişi tarafından korunamamasıdır.

İhmal olgusunu fiziksel ve duygusal ihmal olarak değerlendirirsek, duygusal ihmalin duygusal istismar gibi tespitinin daha zor olduğunu söyleyebiliriz. Adından da anlaşılacağı gibi duygusal ihmal, çocuğun duygusal açıdan ihmal gereksinim duyduğu ilgiyi, sevgiyi, şevkati çocuğa göstermemek, çocuğun ihtiyaçlarını ve çocuğu görmezden gelmektedir. Çocuklar doğduklarında anneleri ya da kendisine bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından daha çok korunur durumda iken büyüdükçe daha bağımsız hale gelirler. Ancak yine de onları takip etmek başına gelebilecek herhangi bir tehlike için korumak ve önlem almak durumunda kalırız. Işte bu önlemlerin alınmaması durumunda da çocuk çeşitli tehlikelere açık bir hale gelir. Sobanın üzerine duran bir çaydanlık, kapısı kilitlenmemiş bir bolkan kapısı, kapağı açık bırakılmış bir çamaşır suyu şişesi çocuğun hayatı için tehlikeli ve risklidir. Eğer bir çocuk sürekli ev kazaları şikayeti ile doktora baş vuruyorsa, bu durumda doktorun da durumu araştırması gerekmektedir. Bu nedenle özellikler sağlık personellerin istismar ve türleri hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Çocuğuna kasıtlı olarak zarar veren anne-babalar dışında hiç bir anne ya da baba çocuğuna bilerek ve isteyerek zarar vermez. Ancak kendi anne babalarımızdan öğrendiğimiz, doğru bildiğimiz yanlışlar, çocukların ruhsal açıdan örselenmelerine neden olmakta ve bazen geri dönüşü olmayan hasarlar bırakabilmektedir. Bu nedenle, her anne babanın istismar konusu ile ilgili mutlaka bilgi sahibi olması ve aynı zamanda çocuğunu da yaşına uygun bir şekilde bilgilendirmesi gerekmektedir. Benim başıma gelmez düşüncesi sadece olası bir olayı görmezden gelme düşüncesidir...
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk İstismarı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Neslihan DURATEYMUR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Neslihan DURATEYMUR'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Neslihan DURATEYMUR Fotoğraf
Psk.Neslihan DURATEYMUR
İçel (Mersin)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Neslihan DURATEYMUR'un Makaleleri
► Çocuk İstismarı Psk.Dnş.İdem TONOZ
► Çocuk İstismarı Uzm.Psk.Yasemin EYİGÜN KANTÜRK
► Çocuk İstismarı Psk.Burcu TÜRK
► Çocuk İhmal ve İstismarı Psk.Gizem HÜNERLİ
► Çocuk İhmal ve İstismarı Uzm.Psk.Dnş.Nilgün YAMANER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,675 uzman makalesi arasında 'Çocuk İstismarı' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:55
Top