2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Çocuk Psikolojisinde Disiplin ve Sınırlar
MAKALE #7881 © Yazan Uzm.Psk.Nalan EYİN | Yayın Aralık 2011 | 5,904 Okuyucu
Çocuk Psikolojisinde Disiplin ve Sınırlar

Teyzem bir ressam. Gözüne değeni, ruhundan kattığı güzelliklerle tuvallere yansıtıyor. En son aşamada ise, bu tuvalin paspartulanması ve çerçevelenmesi işlemlerine geçiliyor. Bugün yaptığı resimlerden birini incelerken, bende bambaşka bir çağrışım zinciri oluştu. Acaba, gerçek hayatta da böyle değil miydi? Bir eylemi, bir insanı güzel kılmak için onda biraz serbest alan (resimdeki paspartu) ve bulunduğu toplum normlarına uygun bir yaşam sürebilmesi için de sınırları (resimdeki çerçevesi) olması gerekmiyor muydu?


Dünyaya geldiği andan itibaren, zengin bir uyaranlar dizisiyle karşılaşan çocuk; yaradılışındaki gaye ile keşfetmeye, öğrenmeye, tecrübe etmeye çalışacaktır. Bu süre zarfında onu öğrenme gereksinimini engellemeden sınırlar çizebilmek de ebeveyn olmanın sorumlulukları arasındadır.


Neden sınırlar koymalıyız? Nasıl sınırlar koymalıyız? Koyduğumuz sınırları nasıl korumalıyız? Ve bu sınırları ebeveyn sınırları olmaktan çıkartıp, bizzat çocuğun ergenlik ve erişkinlik döneminde kendi çizeceği sınırlara ne zaman dönüştüreceğiz?

Neden sınırlar koymalıyız
; çünkü yaşam keşfedilecek güzellikleri barındırdığı kadar tehlikeleri de barındırmaktadır. Bıçağın keskin oluşu, camın keskinliği, ateşin yakabileceği, örtbas edilen bir hatanın, ileride büyük bir yanlışa dönüşebileceği gibi gibi geniş bir yelpaze uzanmaktadır önümüzde. Eskiler, bir musibet bin nasihatten daha öğreticidir diye boşuna dememişlerdir. Soba sıcak diye ikaz edilen çocuk için, bu etiket zihninde havada kalan, soyut, neden kendini koruması gerektiği henüz anlaşılamamış bir tehlikedir. Ben de elimde çocukluğumdan kalma izden bilirim; elini bir sobada cızlatıp, ateşin tehlikeli olduğunu öğrenen çocuk sayısı herhalde az değildir.

Sınırlar, öncelikle emniyet için konulmalıdır.
Çocuğun yaşam alanını kısıtlamak için değil. Eskiden ülkemizde de bulunan ama şu anda hizmet vermeyen bir mağazanın güvenlikle ilgili olarak satışa sunduğu çok güzel bir ürün yelpazesi vardı. Örneğin, masa ve benzeri sivri köşeli eşyaların uç kısımlarına takılması için yuvarlatılmış silikonize köşelikler, prizlerin iç kısmını örtecek kapaklar, çekmece ve dolap kilitleri, merdiven önlerine konulacak oyuncak görünümlü çitler bunlardan aklıma gelenleri. Daha önceki bir yazımda da değindiğim gibi, yaklaşık olarak yedi yaşından önce çocuklar muhakeme anlamında henüz gelişimlerini tamamlamadıkları için, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etmekte zorlandıkları gibi, neyin güvenli neyin tehlikeli olduğunu da ayırt etmekte zorlanacaklardır. Özellikle de 3 yaş civarında gelişen omnipotans( tüm güçlülük) duygusu çocukların tehlikeye en fazla açık kalacağı zamanlar dilimini kapsamaktadır. Tümgüçlülük, kişinin her şeyi yapabileceğine olan inancı şeklinde tarif edilebilir. Bundan yıllar evvel, izlediği Spiderman çizgi filmindeki gibi, uçabileceğine inandığı için balkondan atlayarak vefat eden bir çocuğun gazete haberlerine yansıyan görüntüsü hala aklımdadır.


Sınırlar, çocukların uygun davranış kalıplarına yönlendirilmesi ve bunların pekiştirilmesi için konulmalıdır.
İletişim kaynaklarımız arasında sözlü iletişim daha baskın gibi anlaşılıyor olsa da; aslında beden dili ve eylemlerimizin sözlü iletişim kadar etkin olduğu artık bilinen bir bilimsel gerçektir. O halde, çocuklarımız söylediklerimize mi yaptıklarımıza mı daha fazla dikkat edecek ve model alacaklar? ”Benim dediğimi yap, yaptığımı yapma.” Çifte standarttır ve çocuklar bunu ayırt edebilecek nörolojik donanıma sahiplerdir. Sadece söyleyerek değil, çocuklarımızın kazanmasını istediğimiz davranışların ilk uygulayıcısı da olmalıyız. “Evladım kitap oku” diyen bir baba, kendisi kitap okumuyorsa, çocuğuna bu davranışı nasıl kazandıracaktır.

Öğrenmenin ilk basamağı taklittir, oyunlar da aslında bir bakıma bu noktadan türemiştir. Çocuk özdeşim kurduğu kişiyi model alır ve onu taklit etmeye başlar. Her sabah uyandığında pijamalarını çıkarıp, elini yüzünü yıkayan, dişlerini fırçalayan ebeveynlerin çocukları da gördüğünü tatbik etmeye başlayacaktır. Bir davranışın oluşması için, bir rol modeli; pekişmesi için ise desteklenmesi, takdir edilmesi gerekmektedir. Bu konu bana, eski bir Çin diyalektini hatırlattı. Günün birinde bir köye, çok ünlü bir Çinli Filozof gelmiş. Geldiğini duyan herkes kapısına gitmiş. Bir kadın, Çinli filozofun yanına gidip,” Ben çocuğumun terbiyesine, eğitimine ne zaman başlamalıyım?” diye sormuş. Çinli Hocanın verdiği cevapta gizli bir mesaj saklıymış: “Çocuğunuzun doğmasına ne kadar zaman var?” Kadın şaşırmış, “Hocam, benim çocuğum şu an 4-5 yaşında.” Çinli filozof heyecanla kadını kapıya doğru sürmüş: “O halde ne işin var burada, çabuk dön evine zaten çok geç kalmışsın!” demiş. Bir Çin Atasözüdür bu; “Çocuğun Eğitimi, çocuğun doğumundan yirmi yıl önce başlar.”


Demek ki, sınırlar ilk olarak anne babanın sınırlarıyla başlamaktadır. Bizler yetişkin olarak kendi sınırlarımızı, çocuklarımızda görmeyi arzu ettiğimiz sınırlar şeklinde oluşturmuş olmalıyız.


Koyduğumuz sınırları nasıl korumalıyız?
Sınırları adlandırabilmek kolay, peki ya sürekliliğini sağlayabilmek? Mantığına inanmadığınız bir kuralı ne kadar süre uygulayabilirsiniz? Sınırları oluşturma maksadımız neydi, öncelikle çocuklarımızı tehlikelerden koruyabilmek ve içinde yaşanılan toplum normlarına uygun, çevresiyle uyumlu, başka bireyler tarafından kabul ve takdir edilen bireyler yetiştirmek. Demek ki, belirlediğimiz sınırları bu bakış açısıyla değerlendirmeye tabii tutacağız. Çocuğumuzun aynı sınırları benimseyebilmesi için, rol modeli olacak kişilerin aynı kaidelerle yaşıyor olmasını sağlayacağız. Ve pekişmesi için, çocuğumuzu manevi ödüllerle destekleyeceğiz. Ve sınırların uygulanması konusunda zafiyete yer vermeyeceğiz. Bir çocuğun gözünde anne babayı güvenilir kılan şeylerden birisi de, ebeveynlerin tutumlarındaki istikrardır. Bugün yasak dediğiniz şeye yarın izin veriyorsanız; çocuk için bir kaos yaratıyorsunuz demektir. İnsan ise doğası gereği, ceza verici, acı verici şeylerden kaçınan ve hazza yönelen bir varlıktır. Sınırların delinmesi, artık onları değersiz hale getirir ve çocuk zaman zaman uygulanan zaman zaman uygulanmayan sınırları, haz verici olup olmaması bakımından değerlendirir.


Bu sınırları ebeveyn sınırları olmaktan çıkartıp, bizzat çocuğun ergenlik ve erişkinlik döneminde kendi çizeceği sınırlara ne zaman dönüştüreceğiz?
Buraya kadar paylaşım yaptığım konuda dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama aslında hep dış denetime bağlı sınırlardan bahsetmiş olduk. Yani anne-baba, öğretmen ve diğer büyükler tarafından oluşturulan ve uygulanması aşamasında da bu dış denetime bağlı olan sınırlar. Dış denetim, yaşamın ilk yılları için kaçınılmaz olsa da, bir çocuğun yaşamına uzamsal boyutta baktığımızda esas hedefimiz, çocuklarımıza iç-denetim kazandırabilmektir. Bebeklikten itibaren attığımız her adım, kazandırdığımız her davranış modeli ve pekiştirdiğimiz tutumları ile çocuğumuzun artık inisiyatif kullanabilen, bir başkasının fikir ve yönlendirmesine bağımlı kalmadan kendi kararlarını verebilen, seçim yapabilen, seçimlerinin sorumluluğunu alabilen ve olası sonuçlarını muhakeme edebilen yani kısaca çocuğumuzun iç denetim kazanarak sınırlarını idamesi amaçlanmaktadır.

Çocuk yetiştirmek, avucunuzda tuttuğunuz bir yumurtaya benzer. Çok sıkarsanız, yumurta kırılır ve parmaklarınızın arasından akar. Çok serbest bırakırsanız, elinizden düşer ziyan olur. Tıpkı bir yumurtayı tutar gibi, kırılmasına neden olacak kadar sıkmadan ve düşmesine neden olacak kadar gevşek tutmadan onu avucumuzda kavrayacağız.


NLP ilkelerinden birisi “
Her davranışın altında iyi niyet yatar” ilkesidir. Bugün çocuklarını aşırı denetim altında tutan ya da özgür yetişmesi için çok serbest bırakan ailelerle görüşecek olursanız, her birinin ardında aynı iyi niyetin yattığını görürsünüz. Ancak niyetimiz, sebep olunan davranışın sonuçlarını her zaman karşılayamamaktadır.

Yıllar evvel bana başvuran bir danışanım, tıp fakültesi öğrencisiydi. Ve hayatındaki en büyük zorluk, inisiyatif kullanamama, seçim yapamama problemiydi. Aile bireyleri ile yapılan görüşmeler sonucunda; kontrol mekanizmasını sımsıkı elinde tutan bir baba figürü ortaya çıkmıştı. Bu öğrenci, şahsi cep harçlığıyla babasından izin almadan kalem bile almasına müsaade edilmeyen, hukuk gözünde 18 yaşını doldurmuş reşit bir birey ama babasının gözünde hiçbir kararı kendi başına alamayan, sanki babasının inorganik bir uzantısı şeklinde yorumlanıyordu. Genç danışanımın içinde bulunduğu durum o kadar kötüleşmişti ki, artık hiçbir kararı tek başına alamıyor ve okula dahi gidemiyordu. Babanın kendini savunurken yaptığı açıklama bugün bile capcanlı duruyor zihnimde. “Hocam, tabii kontrol edeceğiz. Serbest bıraksaydım da satanist mi olsaydı…” Evet, her davranışın altında, o kişiye özgü bir iyi niyet vardır ancak; niyet bazen maksadını açan ve genç bir insanın kişilik gelişimini böyle kısırlaştıran ve gelişimi baltalayan davranışlara da yol açabiliyor.


Bizler bu dünyada sonsuza kadar yaşamayacağız ve çocuklarımızı her an koruyamayacağız. İşte bu yüzden, bizlerden sonra çocuklarımızın kendi ayakları üzerinde durabilen, seçim yapabilen, muhakeme edebilen, toplumsal normlarla örtüşen davranış kalıplarını hayatının bir parçası haline getirerek sorumluluk sahibi bireyler olabilmeleri için; niyetimize uygun sınırlar oluşturmalı; bu sınırları bizzat kendi yaşantımıza adapte edebilmeli, tutumlarımızda ve kararlarımızda istikrarlı ve son olarak sözlerimizle olduğu kadar davranışlarımızla da çocuklarımıza birer rol modeli olabilmemiz temennisiyle…


Uzm.Psikolog Nalan EYİN
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Psikolojisinde Disiplin ve Sınırlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Nalan EYİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Nalan EYİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nalan EYİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Nalan EYİN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Nalan EYİN'in Yazıları
► Çocuk Psikolojisinde Renklerin Önemi ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Filiz OKUŞ TEZEL
► Çocuk Eğitiminde Sınırlar Psk.Nazan PARLAK
► Çocuk ve Disiplin Psk.Nail TÜRKDİL
► Çocuk ve Disiplin Psk.Dnş.Nuray ÖZBEN AVŞAR
► Çocuk ve Disiplin Psk.Dnş.Nevin BAKIRCI
► Çocuk ve Disiplin Psk.Eda GÖKDUMAN
► Çocuk, Disiplin ve Yöntemler Psk.Duygu KARAKULAK TAKVİM
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'Çocuk Psikolojisinde Disiplin ve Sınırlar' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Pilot Olmak İstiyorum? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
► Liderlik Becerileri Haziran 2019
◊ Kadınlar Neden Seksten Korkarlar? ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2019
◊ Cinsel Beyin Ocak 2019
◊ Yalnızlığa Dair Mayıs 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:29
Top