2007'den Bugüne 76,250 Tavsiye, 24,882 Uzman ve 17,106 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Yalnız Gezerin Düşleri 2.Gezinti- Jean-Jacques Rousseau (Yazı Dizisi 3) Ayrışma ve Buluşma İhtiyacı
MAKALE #8164 © Yazan Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ | Yayın Ocak 2012 | 2,862 Okuyucu
Rousseau’nun gezintisinin temel amacı; çevresindeki tüm insanlardan (diğerlerinden, ötekilerden) uzaklaşmaktır. Bunun için doğa gezintilerine çıkar. O, fiziksel uzaklığı, ötekilerin düşüncelerinden uzaklaşmak olarak yaşantılar. Görünürde sadece bedenen çıktığı gezintinin onda ben olmayandan ayrışma, ben ile buluşma şeklinde anlamlandırıldığını görürüz. Buluşma ihtiyacıyla güdülenen Rousseau, ihtiyacını doyurmak için öncelikle diğerlerinden uzaklaşır, ayrılır, ayrışır. Uzaklaşmayı şu şekilde anlatır: “Bu yalnızlık ve düşünme saatleri, günün, bütünüyle kendim olduğumu, bana yabancı düşüncelerden uzak olduğumu, doğa benim nasıl olmamı istediyse öyle olduğumu gerçekten söyleyebileceğim tek anlarıdır.” Bu anlarda o, zihnini akışa bırakmayı, bir tür serbest çağrışım diyebileceğimiz hal ile aklından, düşüncelerinden geçen her şeyi sansürsüzce kaleme almayı, akılını özgürleştirmeyi planlar; fakat ilerleyen cümlelerinde asıl isteğinin yaratıcı düşünmek olduğuna şahit oluruz. Geç kalmışlıktan yakınır, düş gücünün yeterli çalışmadığından ve yeni şeyler düşlemek yerine eski şeyleri anımsamasından, yalnızca anılarda yaşadığından. Onun geçmişinden ayrışmakta zorlandığı, anı yaşamak istediği, başaramadığı ve öz kaynaklarına ulaşabildiği zamanlara dönme özlemi içinde olduğunu görürüz. Ben ile buluşamasa da diğerlerinden ayrışmanın, bedenen de olsa doğada yalnız kalmanın dertlerini unutturduğundan, mutsuz anıları sildiğinden, inziva saatlerinin ona getirdiği kazançlardan bahseder. Şöyle der: “Kendimle karşı karşıya kalma alışkanlığım, sonunda bana dertlerimi duyumsatmaz oldu. Mutluluk kaynağının bizde bulunduğunu, mutlu olmasını bileni mutsuz kılmanın insanların elinde olmadığını, deneyimimle öğrendim.” Bu bilgiyi kendisini felakete sürüklemiş insanlara borçlu olduğunu, onlar olmasaydı kendisinde bulunan bu hazineleri bulup tanıyamayacağı yönünde bir çıkarım yapar. Rousseau’nun kendince iyi diye nitelendirdiği şeyleri ya da kazanımlarını bile diğerlerinin sayesinde kazandığı çoklukla cümlelerinde geçer; ama O, belki kazanım diyebileceğimiz şeyleri edinmeyi bile diğerlerinin düşmanca davranışlarına atfederken, aslen bunu kendi negatif duyguları (hırs, hınç, nefret, öfke…) altında söylediğinin inkarı içindedir.

Tüm bu içsel düşünceler eşliğinde gezintisini sürdüren Rousseau, gezintisi sırasında karşılaştığı ender rastlanan ot ve çiçekleri inceler. Gözlem ve incelemelerini kaleme alırken karşılaştığı ot ve çiçeklerden aldığı mutluluktan bahsederken evet tam da bahsederken karamsar düşüncelere ani bir geçiş yaptığı görülür. Kendi ifadesiyle “Ruhum henüz canlı duygularla dolu, beynim de artık, sıkıntılarla üzüntülerin doldurduğu birkaç çiçekle süslü olduğu halde, kendimi masum ve talihsiz bir ömrün sonunda görüyordum. Yalnız ve yalnız bırakılmış olduğum için yaşlılığın soğuk havasını duymaya başladığım gibi, sönmeye yüz tutan imgelemim yalnızlık evrenini gönlüme göre tasarlanmış imgelerle şenlendirmez olmuştu. “ diyerek kendine sorar: "Bu dünyada ne suç işledim?"


Kendine yönelttiği bu sorunun cevabını verme girişiminde yansıtma, inkar, çarpıtma, mantığa bürüme… gibi bir çok savunma mekanizmasının devreye girdiği, paronayak düşünüş şeklinin hakim olduğu göze çarpar:


“Yaşamak için doğmuştum, yaşamadan ölüyorum. “


“Sanırım kusur bende değil.”


“Beni Yaradan’a, yapmama fırsat verilmeyen iyilikleri sunamazsam da, hiç değilse engellenen iyi niyetlerimi, katışıksız ama etkili olmaktan alıkonmuş duygularımı ve insanların aşağılamasına karşı sarsılmaz bir sabrı sunabilirim.“


“Ruhumun, gençliğimden beri; olgunluk dönemimde insan toplumundan beni çıkardıklarından beri ve yaşamımın sonuna kadar çekileceğim yalnızlık köşemdeki saldırılarını gözden geçiriyordum. “


Gezintisinden dönerken bir kaza geçirir. Bu kaza onu başına niye gelmiştir? Niye o gün gelmiştir? Düşünceleriyle kendimi çağırmıştır ya da alacağı bir ders var mıdır bilmem ama arabanın ardından hızla gelen köpeğin ona çarpması sonucu başının üzerine düşerek ciddi yaralar alır. Ayıldığında yaşadıklarını şöyle anlatır: “Gece oluyordu. Önce gökyüzünü gördüm; sonra da birkaç yıldızı ve yeşillikleri... Bu ilk duygu bana pek tatlı geldi. Benliğimi, henüz bu izlenimin sayesinde duyumsuyordum. Yaşama kavuşuyor ve zayıf varlığımla gördüğüm bütün eşyayı doldurduğumu sanıyordum. Kendimi olduğum gibi yaşadığım saniyeye bıraktığımdan, hiçbir şey anımsamıyordum; kimliğimi de ayırt edemiyor; kim olduğumu, nerede bulunduğumu bilmiyordum. Ne acı duyuyordum, ne de korku ya da kaygı. Akan kanıma bir derenin akması gibi bakıyor, bu kanın benim olduğunu düşünmüyordum. Bütün benliğimde öyle nefis bir dinginlik duyuyordum ki, onu anımsadıkça, insanlarca bilinen zevklerin hiçbirine benzetemeyeceğimi düşünüyorum. Bana nerede oturduğumu sordular; söyleyemedim. Sonunda hangi ülkede, hangi kentte ve mahallede yaşadığımı sormak zorunda kaldılar; bu da benim kim olduğumu anlamalarına yardım etmedi. Oradan ayrılıp Paris'in ana caddelerine varıncaya dek, nerede oturduğumu ve adımı anımsayamadım. Hâlâ epey kan tükürdüğüm halde, yaramı ya da acısını duymaksızın kolayca eve doğru yürüdüm ve uğradığım kaza dışında başka bir olayla karşılaşmaksızın odama girdim. Geceyi, durumumu pek de duyumsamaksızın geçirdim.”


Kaza öncesinde olduğu gibi kazadan sonra karşılaştıklarına da kuşku ve korktuğuyla yaklaştığı görülür. O, insanlara karşı şüphecidir be sebeple kaza haberini alan bazı kişilerden gelen ilgi ve yardım tekliflerini bu şüphecilikle reddeder. Aynı şekilde, kitabında Ruosseau’dan övgüyle bahseden kadın yazarın ziyaretini ve kitabını da yapay, içtenlikten uzak, çıkarcı bulur. Şöyle der:” Konuğum gittikten sonra yeniden okudum ve yazılış biçimine bakınca, yazarın hem ziyaretleriyle yaltaklanmalarının hem de önsözdeki övgülerin nedenlerini anladım. Bütün bunlardaki amacın, okurlar açısından notu bana mal ettirmek ve yayımlandığı koşullar içinde neden olabileceği suçlamayı benim üzerime çevirmekten başka bir şey olmadığını gördüm.” Onun insanlardan her daim zarar gelecek tavrı belki de hezeyanı içinde olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ile ilgilidir. Kendine dair söylentileri araştırır. Rastladığı söylentilerde kendine dair kullandığı tanımlamalar saldırıya uğrayan taraf, ezilen, horlanan, hırpalanan, kurban… olsa da yazdıklarının hezeyanlı düşünce, büyüklenme içerikleriyle dolu olduğu göze çarpar. Ona göre, kazanın söylentisi çok fazla çarpıtılarak; hatta öldüğü söylenerek Paris’e yayılır. Onun araştırarak öğrendiği başka bir söylenti de öldüğü için el yazmalarını bastırmak için para toplanması söylentisidir. O bu söylentiyi şöyle yorumlar: “Evimde bulunacak yapıtlarımın karalamalarını yayımlamak için para toplamaya başlamışlar. Anladım ki, ölümümden sonra benim yazdığım öne sürülmek istenen birçok yazı elde hazır bulunduruluyormuş; çünkü keşfedilebilecek gerçek yazılarımı bastırma düşüncesinin ortaya çıkabileceğini düşünmek, aklı başında bir adamın on beş yıllık deneyimden sonra, yapamayacağı bir budalalıktı.” Ciddi bir paronaya içinde, sanrılı düşüncelerinin çok sağlam olduğu görülmektedir. Tüm algıları aynı noktaya çıkmaktadır. Herkes kumpas peşinde; hatta Tanrı bile. “Aralarında ilişki olmayan bu kadar olayın bir araya gelmesi; yazgı bunu özellikle yapmış gibi, en amansız düşmanlarımın şansıydı. Hepsinin devleti yönetenler, kamuoyuna yol gösterenler, beni gizliden gizliye çekemeyenler arasından seçilmiş ve elbirliğine katılan saygıdeğer insanlardan olmaları, bana öyle olağanüstü göründü ki, bunu rastlantı diye yorumlamak olanaksızdı. Bana karşı olan bu anlaşmaya katılmayan bir tek kişi ya da herhangi bir olay çıksaydı, hemen sonuçsuz kalırdı. Ama bu insanların amacına; isteklerin, yazgının, sonuçların, dönüşümlerin hepsi yardım etti; bu mucizeli elbirliği Tanrı'nın başarılmasını istediği bir şeydi. Dünkü ve bugünkü gözlemlerim bu kanımı o derece onaylıyor ki, şimdiye dek ancak insanların kötülüğünden doğduğu kanısına vardığım durumları, Tanrı'nın nedenine aklımızın ermediği buyruklarından biri diye görmekten kendimi alamıyorum. Tanrı adaletlidir. O, çekmemi istiyor, ama suçsuz olduğumu biliyor. İşte güvenim buradan gelmekte; yüreğim ve aklım, aldanmadığımı ilân ediyorlar. Bırakalım talih ve insanlar istediklerini yapsınlar; ses çıkarmaksızın çekmeyi öğrenelim; her şey sonunda dünyanın düzeni içinde eriyip gidecek: benim sıram da er geç gelecektir. “
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yalnız Gezerin Düşleri 2.Gezinti- Jean-Jacques Rousseau (Yazı Dizisi 3) Ayrışma ve Buluşma İhtiyacı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tuğba DEMİRÖZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
İstanbul
Uzman Psikolog
Uzman Psikolog,Yetişkin Terapisti, Aile-Evlilik Danışmanı,Çocuk-Ergen Terapisi-,Hipnoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi243 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün Yazıları
► Ayrışma-Bireyleşme Uzm.Psk.Dnş.Zeynep ANAFOROĞLU BIKMAZ
► Ergenlikte Ayrışma-Bireyleşme Uzm.Psk.Gülderen KILIÇ
► Çocukların Düşleri Psk.Dnş.Onur AKKOCA
► Televizyon Dizisi Bağımlılığı Uzm.Psk.Füsun BUDAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,106 uzman makalesi arasında 'Yalnız Gezerin Düşleri 2.Gezinti- Jean-Jacques Rousseau (Yazı Dizisi 3) Ayrışma ve Buluşma İhtiyacı' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Manüplasyon Ocak 2017
► Empati Kasım 2016
◊ Kıyamet Senaryoları Temmuz 2013
◊ Ticari Zeka Haziran 2013
◊ Hey Tuğba Naber? Nisan 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:57
Top