2007'den Bugüne 84,905 Tavsiye, 26,559 Uzman ve 18,915 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınları
MAKALE #8187 © Yazan Psk.Ayşegül DENİZCİ | Yayın Ocak 2012 | 3,697 Okuyucu
Uygarlık tarihine kadının tarihi açısından bakıyorum da...

Neydi kırsalda kadının çilesi? Sabahtan akşama kadar karın tokluğuna çalışıp çabalayıp bir de üstüne kaba davranılmak mı? Çocukları üzerindeki emeğiyle doğru orantı var mıydı onların üzerindeki hakta?


Elinden avucundan zorla alınan yaşamını geri alıyor kadın şehirde. Madem çalışıyor, evini kurup çocuklarını da destek almadan büyütüyor o halde bir de üstüne kendisine kaba davranacak erkeği ve onun ailesini ne yapsın?


Kadının özgürleşmesinin yan etkisi, her özgürleşmede olduğu gibi- yalnızlaşmadır.


Girişimin siyasi olduğunun farkındayım ama daha iyi nasıl ifade edebileceğimi bulabilmek için uğraşıyorum hala. Kadının adını siyasetten çekip çıkarabilmek mümkün mü? Ben sanmıyorum. Üstelik artık feminizmden vaz geçilerek ya da başörterek vs ile de tarih geri sarılamaz.


Elde var yalnızlık. Özgür ama yalnız kadın!


Özgür ama yalnız kadın ne yapsın?


İyi haber; neyse ki bu bir geçiş dönemi. Yalnız kalan kadın, kendi haklarını öğrenip korumayı da bildikçe kendi sınırlarını koruduğu ilişkileri kurmayı da öğrenebiliyor.


İşte yaşamın en insanca kulvarına giriş de böyle gerçekleşiyor. Çünkü böylesi bir ilişkide korkular yerini özgürce paylaşımlara yol açan iletişimlere bırakıyor. İlişki destek ve dayanışmaya dönüşüyor.


İlk önce yalnız kadın kendi sınırlarının ve gücünün farkına varıyor. Kendisini nasıl ifade ediyor? Yeni tanıştığı bir erkeği tanımak için hangi adımları atıyor? Kendisini ona nasıl anlatıyor? Bu karşılıklı diyalog akışı, ilişkinin günlük kurulumunun sağlıklı iletişimi meselesidir. Başlangıç seviyesinde danışanlarımdan en sık duyduklarım arasında “bana bunu söylemekle acaba ne demek istedi” diye bana sormaları oluyor. Bunu o kişiden başka kim bilebilir ki? Falcılar bilemez! Astrologlar bilemez! Eş dost akraba bilemez! Danışanlarıma “neden bunu kendisine sormuyorsun?” diyorum. Onlar da bana; “ama o zaman benim hakkımda ne düşünür?” diyorlar. Bunu da yine o kişiden başkası asla bilemez. Ve adına sahici tanışma dediğimiz durum böylece yapılanabilir ancak. Ayrıca sizin hakkınızda ne düşüneceğini kontrol etmeye çalışmak yerine onunla birlikte kurduğunuz uyum alanlarını çoğaltmaya çalışmak daha doğru olmaz mı? Ve uyuşmazlığın keskin olduğu bölümler üzerine birlikte çalışmak sürdürülebilir bir ilişki adına kaçınılmaz değil midir?


Yalnızlığın getirdiği avantaj sorumlulukların azalması gibi dursa da, uyumlu biri olmaktan kaçınmak için de “yalnızlık” kullanışlı bir mağara olarak hizmetimizde.

Biz kadınlar kendi iletişim gücümüzü karmaşa yaratmak için gayet iyi bir şekilde kullanmaya açığızdır da iş kendimizle karşımızdaki arasındaki bağlanma dokularını işlemek için gereken gücün sorumluluğunu üstlenmek olduğunda kaçarız... Erkeğin iletişim beceriksizi olduğu mitine, falcılara, kankalara, kuaför salonlarına, hımm alışverişe!!!

Oysa ki durum gayet net ve kaçınmaya neden olacak bir durum yok ortada. Her birimiz kendi kişisel özelliklerimizle biricik varlıklarız ve sevilmek için yeterli donanımlarımız vardır. Uyum için gereken uzlaşmayı adım adım kurabilmek için HER AN diyaloga ihtiyacımız vardır. Diyaloğu gerekirse başlatmak, gerekirse öğretmek ve gerekirse sürdürmek “şehirli ama yalnız kadının” yeni gelişim alanıdır.

Yalnızlığın bir de kadın olsun erkek olsun tüm insanlar için geçerli olan felsefi boyutu var elbette. Yazımı, bunun üzerine düşünmeye açmak için ünlü Hintli düşünür Krishnamurti'nin yalnızlık üzerine sözlerine bırakıyorum.

"Yalnızlığı İzleyen Bir Gözlemci Var mı?


Zihnim yalnızlığı gözlemliyor ve ondan sakınıyor, kaçıyor. Ama ondan kaçmıyorsam bölünme, ayrım var mı, yalnızlığı gözlemleyen bir gözlemci var mı?


Yoksa sadece zihnin kendisinin boş ve yalnız olduğu bir yalnızlık hali mi var?Yalnızlık olduğunu bilen bir gözlemcinin varlığından sözetmiyorum. Bunu çok çabuk kavramak ve fazla söze dönüştürmemek önemli diye düşünüyorum.


Şimdi şöyle bir şey söylüyoruz; ben kıskanıyorum ve bundan kurtulmak istiyorum. o zaman gözlemci ve gözlenmlenen var demektir,gözlemci gözlemlenen seyden kurtulmak istiyor. İyi ama gözlemci gözlemlenen ile aynı değil mi?


Kıskançlığı yaratan zihnin kendisi, bu yüzden zihin kıskançlık ile ilgili hiçbir şey yapamaz.Böylece zihnim yalnızlığı gözlemler; düşünen yalnız olduğunun farkındadır.


Ama gözlemci yalnızlığı ile birlikte kaldığı ,onunla temas halinde olduğu,diğer bir deyişle ondan kaçmadığı ,onu yorumlamadığı, ve benzeri şeyler yapmadığı zaman ,gözlemci ve gözlemlenen arasında fark var mı? Yoksa sırf ,zihnin kendisinin boş ve yalnız olduğu tek bir hal mi var? zihnin kendisini boş olarak gözlemlemesinden söz etmiyoruz,zihnin kendisinin boş olduğunu söylüyoruz.


O zaman ,boş olduğunu ve ne denli çabalarla çabalasın bu boşluktan uzaklaşmanın yalnızca bir kaçış ,bir bağımlılık olduğunu fark eden zihin,bu bağımlılığı bir kenara itip sırf kendisi olabilir mi? Yani tam anlamıyla boş ,tam anlamıyla yalnız olabilir mi? Ve zihin bu halde olursa tüm bağımlılıklardan ,tüm bağlardan kurtuluş olmaz mı?"


Krishnamurti'nin düşünceleri üzerine psikoloji biliminin söyleye geldikleri de bir başka yazıya artık.


Sevgilerimle

Klinik Psikolog Ayşegül Denizci

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Ayşegül DENİZCİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Ayşegül DENİZCİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Ayşegül DENİZCİ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi4 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Ayşegül DENİZCİ'nin Makaleleri
► Yalnız Çocuklar PDF Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN
► Yalnız İnsan! Psk.Füsun BUDAK
► Yalnız İnsancık ve Yalnızlık Psikolojisi ÇOK OKUNUYOR Psk.Mesut KARTAL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,915 uzman makalesi arasında 'Kalabalık Şehirlerin Yalnız Kadınları' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► İlişki Sorunları Haziran 2011
► Ailemizin Direği Nisan 2011
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


22:45
Top