Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Öğrenilmiş Çaresizlik
MAKALE #8285 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Şubat 2012 | 3,604 Okuyucu
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Öğrenilmiş çaresizlik kavramı ilk kez Martin E. P. Seligman tarafından “bireyin kendisinin kontrol edemediği olumsuz olaylara maruz kalmasıyla ortaya çıkan çaresizlik duygusu ve motivasyonsuzluğu” tanımlamak için kullanılmıştır.

Öğrenilmiş çaresizlik, bir davranış ile bu davranışın sonucu arasında bir bağlantı olmadığını öğrenmesi sonucunda, bireyin benzer durumlarda gereken davranışı gösterememesi olarak tanımlanmaktadır. Bu modele göre birey, herhangi bir davranışta bulunurken yaptığı davranışın sonucunu kontrol edemediğini öğrendiği zaman, başka bir durumda olayın sonucunu kontrol edebileceği halde bir başarısızlık beklentisi içine girmekte ve başarmak/sonucu değiştirmek için gereken davranışları göstermemektedir. Bireyin yaşantıları sonucunda öğrendiği bu başarısızlık veya kendi davranışının sonucunu kontrol edememe beklentisi, bireylerin akademik, sosyal ve kişisel boyutlar gibi yaşamının birçok alanında başarısızlıklara yol açabilir. Sonucun kontrol edilebileceği durumlarda bile ortaya çıkan bu başarısızlık beklentisi “bilişsel bir hata” olarak değerlendirilmektedir.

Öğrenilmiş çaresizlik kuramına göre, davranış ile sonucu arasında bağlantı olmadığının öğrenilmesine bağlı olarak amaca yönelik davranış sürdürülememekte ve bir grup bilişsel, güdüsel, duygusal eksiklik ortaya çıkabilmektedir.

“Bilişsel yetersizlik” kendini kontrol algısının zayıflaması ile göstermektedir. Davranışlarıyla bir sonucu kontrol edemeyeceğini öğrenmesi, bireyin bu tür olaylar karşısında bir kontrol edememe beklentisi geliştirmesine yol açmaktadır. Bu beklenti ise, olayların kontrol edilmesi mümkün olsa bile bireyin kontrol edebilmek için gerekli olan davranışları öğrenmesini güçleştirmektedir. Başka bir deyişle, traumanın kontrol edilemez olduğuna ilişkin daha önceki öğrenme yaşantısının üstesinden gelmesi için gerekli yeni tepkileri öğrenememe durumu söz konusu olmaktadır.

“Güdüsel” alandaki yetersizlik, davranışa gerektiği kadar aktif olarak hazır olmama şeklinde kendini gösterir. Davranışlarıyla bir sonucu kontrol edemeyeceğini öğrenmesi bireyin güdülenmesinde bir azalma ortaya çıkartmakta ve birey ileride benzer durumlarda gereken davranışları yapmak için daha az hevesli olmakta, yeni başa çıkma tepkilerini deneme isteği, güdüsü azalmaktadır.

“Duygusal yetersizlik” otonom faaliyetlerdeki değişme ile kendini göstermektedir. Sonuçları kontrol edemeyen deneklerde kalp atışları ve kan basınçlarında görülen yükselme, titreme, kaygı, çöküntü ve depresyona benzeyen bir çaresizlik durumu gibi belirtiler bu tür bozukluğa örnek oluşturmaktadır.

Abramson ve arkadaşlarına göre, davranışlarıyla bir sonucu kontrol edemeyen bir bireyin öğrenilmiş çaresizlik tepkisi verip vermeyeceği, verirse bu tepkinin ne kadar genel ve ne kadar uzun süreli olacağı bireyin davranışlarıyla sonuçları kontrol edememe yaşantısına yaptığı “nedensel yüklemeler” tarafından belirlenmektedir. Öğrenilmiş çaresizliği en fazla ortaya çıkaran ve diğer ortamlara genellenmesini sağlayan nedensel yükleme türleri; içsel, değişmez ve genel olanlardır.

Seligman öğrenilmiş çaresizlikte çocukluk yaşantılarının önemli olduğuna inanmaktadır. Seligman’a göre, çaresizliğin yerleşmesindeki esas faktör çocuğun davranışları ile sonuç arasındaki zamandaşlıktır. Çocuk bir davranışta bulunduğu zaman çevrede hemen bir değişim oluşturabiliyorsa çocukta hakim olma duygusu gelişir. Davranış ve sonuç arasındaki ilişki zamandaş değilse, çocuk davranışta bulunmanın bir önem taşımadığına inanır ve çaresizlik duygusu gelişir. Gelişim sürecinde, sürekli olarak “başarısız” ve “yetersiz” olmakla yargılanan bir çocuk, bir süre sonra bunu kendisi de içselleştirmeye başlar ve çalışmaktan, çabalamaktan vazgeçer, çünkü elinden geleni yapsa da sonucun çaresiz ve kaçınılmaz bir biçimde “başarısızlık” ve “yetersizlik” olacağını düşünmeyi “öğrenmiştir”.

Çocukların ne kadar erken yaşta öğrenilmiş çaresizliği geliştirebilecekleri ya da bu sürecin nasıl geliştiği konusunda belirsizlikler bulunmaktadır. Çaresizlik davranış örüntüsünün geç çocukluk dönemine kadar ortaya çıkmayacağı biçimindeki bakış açısı uzun yıllar egemen olmuştur. Daha sonra yapılan çalışmalarla küçük çocuklarda da başarısızlık durumlarında çaresizlik davranışları ortaya çıkabildiği gösterilmiştir. Bu çaresizlik yaşantısı, duygusal, davranışsal, bilişsel yansımalarıyla başta depresyon olmak üzere psikiyatrik bozuklukların gelişimine yatkınlık yaratmakta ve süreğen fiziksel hastalıklarla çocuk ve ailenin baş etme becerilerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Seligman’ın çalışmaları sonraki yıllarda depresyonun nedenlerinin araştırılmasında oldukça yararlı bilgiler ortaya çıkarmıştır. Daha sonra yapılan araştırmalarda depresyonda olan bireylerin bir şekilde çaresizliği öğrendikleri için bunalım yaşadıkları görülmüştür.

Seligmana göre öğrenilmiş çaresizlik yaşantısından geçen deneklerde görülen stres karşısındaki pasif tutumlar ve öğrenme güçlükleri ile reaktif depresif kişilerde görülen pasif, isteksiz tutumlar ve öğrenme güçlükleri arasında bir benzerlik vardır. Reaktif depresif kişiler, geçmiş ya da yakın geçmişte davranışlarıyla belli bir sonucu kontrol edemediklerini öğrenmekte, bunun sonucu olarak depresyon tablosu ortaya çıkmakta ve benzer durumlarda herhangi bir tepkide bulunmamaktadırlar.

Olayların öngörülebilirliği ve kontrol edilebilirliği azaldığında kişi kendini güçsüz ve çaresiz hissetmektedir. Yani, kontrol dışında gelişen olaylar ya da üst üste karşılaşılan başarısızlıklar ve çözümsüzlükler karşısında, bir noktadan sonra pes etmekte, çabalamaktan vazgeçmektedir. “Öğrenilmiş çaresizlik” ile birlikte kişi, ne yaparsa yapsın, başaramayacağına ve sonucun mutlaka olumsuz olacağına inanmaktadır. Bu noktada bir kısırdöngü başlamaktadır; kişi, denemekten ve uğraşmaktan vazgeçtiği için, olumlu bir sonuca ulaşması ve bir şeyi başarması da olanaksız bir hale gelmektedir. Olumsuz sonuçlar ve başarısızlıklar, kişiyi daha da karamsar, mutsuz ve umutsuz hissettirmekte, motivasyonunu ve güvenini kırmakta ve bu da depresyona zemin hazırlamaktadır.

Depresif bireylerde, kendilerini çaresiz hissetme ve olaylar üzerinde çok az kontrollerinin olduğu duygusu sık rastlanan bir durumdur. Çok az kontrolü olduğu düşüncesi, kişiyi, durumunu düzeltecek, belki de hoşlandığı aktiviteleri ortaya çıkaracak şeyleri yapmaktan alıkoyar. Kendi durumunun kendisi ya da başkaları tarafından çözümlenemeyeceğini hisseder ve bu duygu sıklıkla intihar düşüncesi ya da davranışlarına yol açabilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Öğrenilmiş Çaresizlik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Dnş.Ertuğrul AKBAŞ
► Öğrenilmiş Çaresizlik Uzm.Psk.Saadet ELEVLİ
► Öğrenilmiş Çaresizlik Psk.Tuncay MATIR
► Öğrenilmiş Çaresizlik Yaşamak Psk.Dnş.Onur AKKOCA
► Öğrenilmiş İyimserlik Psk.Gözde EMİK AKSOY
► Öğrenilmiş Güçlülük Nedir? Dr.Psk.Dnş.Ayşe Devrim BURÇAK
► Çaresizlik Hissinden Arınma Psk.Filiz OLCAYTO
► Vajinismus: Çareli Çaresizlik Uzm.Psk.Dnş.Ümran ÖRKÜN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,478 uzman makalesi arasında 'Öğrenilmiş Çaresizlik' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Dinle !! Dinliyorum Mayıs 2016
► "Değer"Siz Misiniz, "Değersiz" Misiniz ??? ÇOK OKUNUYOR Nisan 2016
► Erteleme Obsesyonu Haziran 2015
► Mitomani Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:20
Top