2007'den Bugüne 84,230 Tavsiye, 26,379 Uzman ve 18,827 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sorunlar ve Tedavisi İçin Sistematik Düşünce Hatası (Sdh) Önemli de Nbf Neden Değildir
MAKALE #8502 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Mart 2012 | 4,299 Okuyucu
SDH: Sistematik Düşünce Hatası. Modern psikolojide bir kısım sorunların açıklamasında, özellikle de BDT adlı etkili bir tedavi prosedürünün oluşturulmasında üzerinde en çok durulan algılama ve düşünce hataları.

NBF: Adını benim koyduğum, günümüzde çok etkili olan bir yaşam felsefesi

NBF = NİYETİ BOZUK YAŞAM FELSEFESİ VE ÖNEMİ

Çoğu kişi felsefe deyince sadece geçmişten günümüze gelen, bir bölümü kitaplarda ele alınan hümanizm, varoluşçuluk, septisizm gibi bazı ekolleri anlar. Oysa günümüzde adı konulmamış ancak hemen hemen herkesi sarıp sarmalamış, üstelik de onlardan çok daha fazla tesir uyandırmış olan bir felsefe vardır. Bu felsefeye ben kısaca NBF yani “Niyeti Bozuk Felsefe” diyorum.

Bu felsefe dini ya da kültürel farklılıkları baz almaz. Bu felsefe her dinden, her ırktan, her kültürden kişiyi müridi olarak kabul eder. Yani bu felsefe global hedefleri olan bir felsefedir.

Bu adı - sanı bilinmeyen ancak herkesi kuşatmış bulunan felsefe insanların zihinlerini, algı ve anlam dünyalarını aşağıdaki şekillerde dönüşüme uğratmış; böylece kişileri hem mutsuz hem hastalıklı hale getirmek için önemli bir işlev görmüştür, görmektedir.

OYSA HER İKİSİ DE DÜŞÜNCE HATASIDIR

Uzun seneler değerlerin insan psikolojisindeki önemini yadsıyan, hala da bu faktörü hakkıyla kavrayabilmiş görünmeyen modern psikoloji sistematik düşünce hatalarını, örneğin aşırı abartma, kişileştirme, aşırı genelleme gibi yaygın düşünce hatalarını psikolojimiz için (özellikle de depresyon türü duygudurum sorunları için) birinci dereceden önemsemiş; ancak aşağıda arz edeceğim tarzdaki ve benzer nitelikteki bozuk düşünce, algı ve anlamlandırma süreçlerinin psikolojimiz üzerindeki rolünü büyük ölçüde es geçmiştir.

NBF’NİN BAZI SONUÇLARI

Bu niyeti bozuk felsefe öncelikle insanların geçmişle bağını koparmıştır. Bunun için kullandığı argüman, “Geçmiş geçmişte kalmıştır” klişesidir. Böylece geçmişten aldıkları ruhsal enerji irtibatını keserek kişileri önemli bir güç kaynağından mahrum bırakmıştır.

Oysa geçmiş kronolojik olarak mazide kalsa bile kişilerin ruh ve gönül dünyalarını değişik düzeylerde etkiler. Bunu en iyi İstanbul’da yaşayan yahut bu şehrimize giden kişiler bilir. İstanbul’da dolaşırken hissettiğimiz ve çoğumuzun “tuhaf bir his, garip bir maneviyat, büyüleyici” diye tarif ettiğimiz ruhi atmosfer geçmişin şimdiyi etkileyebildiğinin en önemli kanıtıdır.

Ruhumuzu yapayalnız bırakarak psikolojik direncimizi düşüren, böylece bizi psikolojik ve sosyal sorunlara açık – savunmasız hale getiren bu bozuk felsefenin iş bitirmek için kullandığı ikinci görüşü geleceğe ilişkindir. Bu felsefe gelecek için, “Gelecek yok, şimdi var” diyerek bizleri hedefsiz bir hale getirir. Hedefi olmayan bir geminin denizde amaçsızca dolaşacağı, en fazla esen rüzgara göre yol alacağı, sonunda da bir kaya kütlesine çarpıp batacağı çok iyi bilinir.

Bu bozuk felsefe insanların sığınarak güç buldukları, destek aldıkları manevi dünyalarına bile göz dikmiştir. Bu bozuk felsefenin inançla ilgili önermesi de şudur: “Allah vardır ancak bu bizi ilgilendirmez.” Oysa bu önerme, “Allah yoktur” demekten bile daha tutarsızdır. Çünkü Allah vardır demek de yoktur diye düşünmek de sonuç itibariyle bir inanç biçimidir ve doğru veya yanlış olmasına bakılmaksızın mazur ve makul görülebilir. Ancak Allah vardır ama bizi ilgilendirmez demek annem vardır ama beni ilgilendirmiyor demekten daha vahim, daha tuhaf bir inanç aşısıdır. Belki Allah yok diye düşünmek, akabinde de yokmuş gibi yaşamak en azından iç tutarlılığı olan bir süreçtir. Ancak hem var kabul edip hem yokmuş gibi yaşamayı salık vermek psikolojide bilişsel çelişki denilen ve derin iç çatışmalara düşüren bir algısal çarpıklık çeşididir.

Bu felsefenin en büyük sakıncalarından bir diğeri de kişiler ve insanlar arası ilişkilere dair söylemleri ve önermeleridir. Bu felsefe her yerde, “Gemisini yürüten kaptandır” sloganıyla dolaşır mesela. Bu önermeyi kullanan, zamanla bunun doğruluğuna inanmaya da başlayan kişiler kendilerini denizin ortasında yapayalnız hissederler. Gemilerini sadece kendilerinin yürütebileceklerini, aksi halde kimseden yardım göremeyerek kısa sürede batacaklarını düşünürler. Sonunda da gereksiz kaygı ve çatışma odaklı bir anlayışla sürekli stres içinde debelenerek yaşarlar.

Bu felsefenin algılarımızı körleştiren, akabinde de bizleri sorunlara yatkın hale getiren diğer önermelerinden bazıları da şunlardır:

Görmedim, duymadım, bilmiyorum: Bu şekilde davranmak tabiatımıza aykırıdır, dolayısı ile kişileri vicdani olarak rahatsız eder. Vicdani olarak rahatsız olmak bir kısım içsel kaynaklı, nevrotik nitelikli çatışmaların / kaygıların önemli nedenleri arasındadır.

Hayatını doyasıya yaşa: Bir diğer manası, “Hayata bir kere gelinmiştir, en güzel şekilde yaşanmalıdır” demek olan bu felsefi anlayış kişileri hayatın arzu edilen şekilde yaşanamadığı her olağan duruma karşı aşırı duyarlı hale getirir. Bu duyarlılık geçici nitelikli olumsuz dönemlerden bile gereğinden fazla etkilenmelere yol açar. Çünkü kişi her saniyesinden maksimum düzeyde haz alınması gereken ve hızla geçip giden bir yaşamda telafisiz kayıp manasına gelen dönemler yaşıyordur.

Özgüvenini yükselt: Özgüven artınca beyindeki bilgi artmadığı, azalınca da azalmadığı halde bu niyeti bozuk felsefe ve üzerine inşa edilmiş sakat psikoloji özgüveni başarının en önemli şartı sayar. Oysa başarı için bir duygu olan, bu sebeple sürekli değişkenlik arz eden özgüvene değil; doğru bir davranış kalıbına yani disiplinli çalışmaya ihtiyaç vardır. Özgüveni az ya da çok hiç fark etmez; disiplinli olarak çalışan herkes başarıya en az diğer kişiler kadar yakındır oysa.

“Başarıya ulaşmak için özgüvene gerek vardır” demek geminin hareketi için ne zaman ve ne yönden eseceği belli olmayan bir hava akımına / rüzgara ihtiyaç bulunmaktadır demeye benzer ki bu son derece ilkel bir algılamadır. Disiplin anlayışı ise dışarıdan kaynaklanan ve kontrol edilemeyen koşullara bağlı olmayan, gücünü – enerjisini dilediği anda içindeki motordan alan dizel motorlu vapur demektir.

Gerçek bu olduğu halde çoğu kişi günümüzde tamamen beyinsel bir işlev olan başarı için hiç alakası bulunmayan bir duyguyu (başarı bilişsel bir durum, özgüven ise duygusal bir yaşantıdır) artırma yönünde sonu belirsiz bir savaşın içine sokulmuştur. Oysaki bugün pek çok kişi özgüveni düşük olduğu halde başarılı olmuş; ancak sahip oldukları başarı ile özgüven sahibi olabilmişlerdir. Sözü edilen felsefe niyeti bozuk olduğu için işin bu yönünü ne görmek ne de göstermek ister.

Ayrıca söz konusu felsefe bu duyguyu yükseltmek gerekir diyerek egoist, şımarık, ayağı yere basmayan, burnu havada gezen, gerçeklikten kopmuş, kendini beğenmiş, artılarını gereğinden fazla abartmış, buna mukabil en az artıları kadar önemli olan eksilerini ise göremeyecek derecede körleşmiş, başkalarını küçümseyen, kibirli, tevazu yoksunu, saygısız, kaba, uçuk, hoppa bireyler yetişmesine yol açmıştır. Halbuki bu tür kişilik özellikleri neden oldukları tembellik, sabırsızlık, değişkenlik, hızlı ilgi kayması, keyif eksenli yaşama eğilimlerini artırma gibi olumsuz sonuçları nedeniyle başarıya özgüvenin azlığından yahut çokluğundan çok daha fazla -negatif- tesiri olan kazanımlardır.

VELHASILI

“Acıma acınacak hale düşersin, karışma işine gücüne bak, ye iç keyfine bak, saf olma kurnaz ol, cehennemin yolu iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir…” diye sıralayabileceğimiz diğer felsefi algılama ve anlamlandırma yanlışları en az kişisel nitelikli sistematik düşünce hataları kadar önemli düşünce bozukluklarıdır.

Modern psikolojinin; sistematik düşünce hatalarını pek çok ruhsal sorunun en önemli nedenlerinden biri, en önemlisi de bu sorunları tedavi eden çok önemli bir terapi tekniğinin (BDT) belkemiği olarak görürken bu yazıda anlatılmaya çalışılan felsefi nitelikli algılama ve anlamlandırma bozukluklarına da aynı derecede önem atfedeceği, böylece kişilere, "Bilişsel çelişki önemlidir" derken kendisi içine düştüğü daha derin bir zaaftan ve çelişkiden kurtulacağı günü merakla beklemekteyim.

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sorunlar ve Tedavisi İçin Sistematik Düşünce Hatası (Sdh) Önemli de Nbf Neden Değildir" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Cinsellikte Erkeklerin 10 Hatası Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,827 uzman makalesi arasında 'Sorunlar ve Tedavisi İçin Sistematik Düşünce Hatası (Sdh) Önemli de Nbf Neden Değildir' başlığıyla benzeşen toplam 45 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:27
Top