2007'den Bugüne 83,090 Tavsiye, 26,200 Uzman ve 18,426 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Ergenlikte Ruhsal Değişim
MAKALE #8623 © Yazan Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI | Yayın Mart 2012 | 14,939 Okuyucu
Gençlik delilikten bir şubedir. Çılgınlık ile delilik arasındaki ince çizgi önemlidir. Devletlerin, toplumların, ailelerin kırmızı çizgileri olduğu gibi bireyin de kırmızı çizgileri vardır. İşte, ergenlik tam da bu kırmızı çizgilerin belirlendiği ve oluştuğu dönemdir. Tabii kırmızı çizgilerle beraber beyaz ve siyah çizgilerde kesinlik kazanmaya başlar.
Ergenlikte ruhsal değişim adlı konuyu en iyi nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Konu hakkında genel bir bilgi, ergenle ebeveyn diyalogları, , bu dönem içerisindeki ergenlerin ruhsal durumlarını anlatan mektuplar ve günlüklerden oluşan bir makale hazırladım.
Ergenin özellikle bu dönemde sandığımızdan daha çok ilgiye, özene, yol göstericiye ve sevgiye ihtiyacı vardır. Ergeni yavru bir kuşa benzetecek olursak, anne kuşun ilk uçuşunda yavru kuşunun yanında olduğu gibi, o da kendi başına uçacak bile olsa, hiç olmazsa ilk uçuşlarında yanında birilerini arayacaktır. Bu dönem de kendisinin en yakınında olup kendisine yardımcı olanı gönülden sevecektir. İlerleyen dönemlerde bu sevgi, bağlılık halini alır ve çoğu kere ömür boyu sürer.

Bu dönemde ergen, hele hele sıcak ve mutlu bir aile ortamından mahrum büyüyen gençler, kendilerini bekleyen tehlikeleri göremezler. Onlarda mantıktan ziyade, his ve hayal hakimdir. Bir görüşte aşık olur, bir tatlı söze kanıverirler. Okudukları uydurma aşk romanlarına inanır, sevdiklerinin kendilerine zarar vereceğini hiç hesaba katmazlar. Vaatlerine aldanır, sadakat yemini ederler.

Ergen, o kadar çıkmazda ve çelişkidedir ki bu dönemde bunu en iyi bir örnek vererek açıklayalım. Mesela; bazen kızdırdığı veya sık sık kırdığı annesinin kucağına sığınmaya, dizlerine yatıp, başını şefkatle okşatmaya şiddetle gereksinim duyar. Annesi okşamaya başladığında da "Ben bebek miyim? Niye okşuyorsun?" der. Annesinin kırılacağını bile düşünmez.

Gençleri ailesi ile çatışmaya iten, onları her şeye itiraz eden bir isyancı durumuna düşüren, aile içi münasebetlerin zayıflığıdır. Örnek verecek olursak; büyük politikacıların, zengin iş adamlarının, hastası çok doktorların kısacası evine ayıracak zamanı olmayan bütün babaların çocukları ile arası açıktır. Babası saygı duyulan, partinin gözbebeği politikacıdır. Oğlu sırf onu küçük düşürmek için karşı partinin safına geçer. Babası zengin fabrikatördür, oğlu onun milyarlarına zarar vermek için kumarbaz olur. Bir gecede milyonlar kaybeder, önüne gelene borçlanır. Okuduğum bir kitaptaki on yaşında bir çocuğun, doktor babası hakkında arkadaşına söylediği bir söz kitabı okurken içimi burktu. Çocuk babası hakkında " Babamın vizite parası veren her yabancıya ayıracak bol zamanı var, fakat bana yok! " Çocuğun söyledikleri gerçekten doğruydu.
Kendi ergenliğimizi hatırlayalım, ergene karşı da ona göre davranalım derim. Bununla ilgili de büyük üstat Nasrettin Hoca'nın bir fıkrasına takıldım kaldım. Hoca merhum hayatta olsaydı acaba benim soruma cevap verebilir miydi diye de hala düşünürüm. Bir gün Nasrettin Hoca, damdan düştüğünde kendisine yapılan hekim getirme önerisini reddetmiş ve:
— Bana damdan düşen birisini getirin. Damdan düşenin halini damdan düşen bilir.
Hayatta olsaydı sevgili, hocamıza şu soruyu sorardım:
— Madem öyle hocam, tüm büyükler kendileri de ergenlik yaşadıkları halde neden ergenleri anlamıyorlar ve hep sorunlar yaşanıyor?
Yeni yetmeler, yetişkinlerin kusurlarını görmeye başlarlar. Kusurlarının birkaç yıl içinde yok olmayacağını bildiklerinden kusursuz yetişkinlerin dünyasında barınamayacaklarını düşünürler. Bu nedenle ebeveynlerinin kusurlarını görmek onlar için çok önemlidir.
Ana- babalarının kusurlarını gördükleri gibi onlardan, özellikle dışarıda utanç da duyarlar. Ergenin kurallarına göre genç, ana babayla değil evden uzaktaki dünyanın içinde olmalıdır. Bunun için ana babayla dış dünyayı, özellikle de arkadaşlarıyla hiçbir zaman bir araya getirmezler.

ERGENLİK ÇAĞINDAKİ KIZLAR

Ergenlik dönemine yeni girmiş kızların kendilerine güvenleri yoktur. Güvensiz oluşları zalimce davranmalarına yol açar. Arkadaşlarına duyduğu aşırı sevgi ve güvensizliğin bileşimi kötü davranıştır. Arkadaşlarını da genellikle erkeklerden seçerler. Çünkü onlarla arkadaşlık yapmanın daha kolay olduğu ve onların daha kabul edici olduklarını açıkça ifade ederler.

Kızlar, erkekler gibi bu dönemde psikolojik sorunlarını içlerine atmazlar, hemen dışa vururlar. Her şeyle kavga ederek evdeki sorunlarını başarılı bir biçimde çözerler.
Kızlar, duygularını anlatmada çok rahattırlar. Sözlü iletişim kurmada çok başarılıdırlar. Sürekli kavga eden bir kız çocuğu ana babalar için ortadan kaybolan bir erkek çocuğundan daha çok gerginlik kaynağı olur. Kız çocukların yeni yetmelik dönemleri evde çok daha gürültülü geçse de ana babalarından daha çok destek alırlar. Anne babalarını çok fazla önemsemezler. Bunu bir diyalogla gösterelim:
- Anne! Beni alışveriş merkezine götürebilir misin?
- Kendimi gerçekten iyi hissetmiyorum Ece.
- Ama defter almam gerekiyor.
- Köşedeki bakkaldan alsana.
- Orada benim istediğim defterden yok.
- İyi değilim, Ece. Anlamıyor musun?
- İyi de, o defter bana çok lazım!

ERGENLİK ÇAĞINDA ERKEKLER

Ergenlik döneminin başlamasıyla erkek çocuklar odalarına girer, kapıyı kapatır, müzik setlerini açar ve ergenlik döneminden sonra odadan çıkarlar. Ortalıkta kaybolmakta uzmanlaşırlar. Kısacası erkek çocuklar ana babalarından uzak durarak onlardan ayrılma sorunlarını çözerler. Kavga çıkmasın diye kendilerinden yapmaları istenenleri yapacaklarını söylerler ama bir yolunu bulup kaçarlar ve sözlerini yerine getirmezler.
- Hakan! Bulaşık makinesini boşaltır mısın?
- Tamam anne. Bir dakika.
Ve bir bakarsınız ki Hakan yok olmuş. Bunların yanında erkekler, kesinlikle özel yaşamlarını ebeveynleriyle paylaşmazlar. Bunun nedeni de yaşamlarının büyük bölümünü kapsayan cinselliktir.
Erkek çocuklar ağız dalaşı yapmazlar. Bu konuda pek deneyimleri yoktur. Baş edemeyeceklerini bildiklerinden yüzleşmeden kaçarlar. Ya dövüşecek ya da kaçacaklardır.
Evde çoğunlukla ikincisini yeğlerler. Kızgınlıklarını bazen duvarları yumruklayarak, bazen evden çıkarken kapıları çarparak gösterirler.
Bir diğer belirtisi de çok uyuşukturlar. Uyku hastalığına yakalandığını sanırız. Hiçbir şey yapmazlar, çok yavaştırlar.

MEKTUP VE GÜNLÜKLER

Ergen bir kızın mektubu…

"Hep boşluk! Havada yürüyorum. Duymuyorum, düşünmüyorum, düşünmek istemiyorum. Uyumak istiyorum, unutmak istiyorum, her şeye yeniden başlayabilmek istiyorum. Sevmek istiyor muyum bilmiyorum. Kokuyorum. Ne istediğimi bilmiyorum. Şu yazdıklarım hepsi de saçmalık belki, bilmiyorum! Gülemiyorum, kafam bomboş. Boş bakıyor, boş dinliyorum. Hiçbir şeyden zevk alamıyorum, kötüyüm. Kronik hastalar gibiyim. Dilim dolaşıyor, konuşmak yetmiyor, başladım mı hiç susmamak, ağlamak istiyorum. Hiçbir zaman tam ağlayamıyorum. Ağlamak her an boğazımda ama düğüm düğüm. Boş baktığımı hissediyorum. Hiç tanımadığım bir yere, hiç tanımadığım huzur içindeki insanların yanına gitmek istiyorum. "

Bir ergenin günlüğü…

"Sevgili defter!
Sana burada nokta koymak zorundayım. Bunu hiç istemezdim ama mecburum. Telefonlarımı dinleyen bazı meraklı kişiler yanılmıyorsam artık sana yazdıklarımı da okuyorlar. Bu, utanç verici bir şey. Adi ve basit bir hareket, zaten bu evde yaşadığım sürece hiçbir zaman kendime ait özel bir şeyim olmadı. Bu terbiyesizlikler bile beni yıldıramaz, acı çeksem de bağırıp çağırsam da eğer benim üzülmem onları mutlu ediyorsa hayatımın sonuna dek üzülmezdim. İnada inatsa, bu sürekli sinir ve gerilim savaşını ben kazanacağım. "

ERGENLİK DÖNEMİ SORUNLARINA AİT DÜŞÜNCELER (ERGENLERDEN)

"Ergenlik dönemine girerken kendimi bir takım duygular içinde hissediyordum. BU duygular, hırçınlık, alınganlık, sinirlilik ve sinirlenince bağırma, ters cevap verme şeklindeydi. Ergenlik döneminde yalnızlıktan hışlanıyordum. O dönemde sıkılgan biriydim. Günlük hayattaki ufak bir olay üzerine bile düşünüyordum. Sıkılgan oluşum, olaylara fazla önem verişim beni üzüyordu. Kendi kendime " Neden böyleyim? " diye soruyordum. Bu duygularımı hep yenmeye çalıştım. Kısaca duygularımla davranışlarım sürekli çatışma halindeydi. Bir de karşı cinsle kolaylıkla arkadaşlık kuramamak, onlardan çekinmek de beni huzursuz eden olaylardan biriydi. Ailem bana zamanında gereken cinsel bilgileri vermedi. Onun için ailemle bu konuda özgürce konuşamıyordum. "

"Henüz on beş yaşımdayım. Ölmek için çok erken. Hatta ölümden söz etmek için bile. Ama insan her şeye karşı hazırlıklı olmalı. Bunun düşünerek bu gece bu satırları yazmaya karar verdim. Her hangi bir kaza ya da normal yollardan veya intihar ederek ölürsem ki bunu hiç düşünmüyorum benim için manevi değeri çok büyük olan birkaç eşyanın kurulmasını istiyorum. Beni seven tüm sevdiklerim lütfen beni sık sık anın ve lütfen ağlamak yerine dua edin. Beni unutmayın, cennette buluşmak üzere!.."

"Ergenlik dönemine girerken çok çekingendim ve başkalarının benimle ilgili düşüncelerine çok önem verirdim. Bu durum hala devam ediyor. Etek giyemedim. Çünkü etek giymenin kadınlara özgü olduğunu düşünür ve eğer etek giyersem herkesin bana " Ne kadar kadınsı" diyeceğini sanıyordum. Yüksek topuklu ayakkabı giydiğim zaman da herkesin bana baktığını sanarak yürüyordum. Ayrıca, o dönemde kendimi beceriksiz hissederdim. Bir şey kırdığım zaman "Tamam ben salağım " derdim. Bugünlerde ise ölmekten, annemi babamı, kardeşlerimi kaybetmekten korkuyorum. Ama bu sık olmuyor. Yalnızca bazı geceler kafama takılıyor.

EBEVEYNLERİN ERGENE GÜVEN VERMESİ VE ARALARINDAKİ DİYALOGLA İLGİLİ

"On üç yaşındaki Arzu, ailenin tek kız çocuğudur. Babası çok ilgisiz olan Arzu anneyi kendisine model almış, onunla kendini özdeşleştirmiştir. Anne gibi konuşmak, onun gibi davranmak, hele matematik öğretmeni olan annesi kadar matematiği iyi bilmek en büyük arzusudur. Bir keresinde matematikte getirdiği zayıf not nedeniyle annesi ona: "Ne bu saçmalık" diye çıkışır. Ondan sonraki bir sabah Arzu, okula gitmek üzere arabadan inerken annesinin eline bir pusula sıkıştırır. Pusulada şöyle yazılıdır: "Anneciğim! Dün Fransızca'dan da zayıf aldım. Biliyorum, yine "saçmalık yaptın" diyeceksin. Sana söylemeye cesaret edemedim. Eve geldiğimde bu konuyu lütfen açma. "

BİR MODELDEN YOKSUN KALAN BİR GENCİN ZORLUKLARI…

"Hiç konuşmayan, kalktığı her derste de konuşmaması nedeniyle zayıf not alan A. , altıncı sınıf öğrencisi olup, babasını altı ay kadar önce yitirmiştir. Rehberlik kolu, sorununa çözüm aramak üzere A.'yla ilişki kurar ve konuşmasını sağlar. A., yaşam öyküsünü anlatırken altı ay önce yitirdiği babasının kendisi için çok iyi bir arkadaş olduğunu, onunla her konuda anlaştığını, her sorduğu soruya yanıt alabildiğini söyler. A., babasının ölümünden sonra tüm mutluluğunu yitirmiştir. Bir keresinde ödeviyle ilgili bir soruyu annesine yöneltmiş ve annesinin bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığını öğrenmiştir. A., kendisini tek anlayan ve eğiten kişinin babası olduğunu söylemektedir."
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ergenlikte Ruhsal Değişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     6 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Eyüp SARI Fotoğraf
Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI
İstanbul
Uzman Psikolojik Danışman
Çift Terapisti - Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi126 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI'nın Yazıları
► Farkındalık ve Değişim Elif HERGÜNER
► Değişim, Değişeyim Ama Nasıl? Psk.Gülşah BEŞTAV
► Değişim ve Gelişim Üzerine Psk.Dnş.Serkan YILDIRIM
► Milli Değişim Hareketi Psk.Dnş.M. Burak OLGUN
► Kendimizi Bulmak ve Değişim Psk.Dnş.İsmail SÖNMEZ
► Küreselleşme ve Eğitimde Değişim Süreci Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,426 uzman makalesi arasında 'Ergenlikte Ruhsal Değişim' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:54
Top