2007'den Bugüne 82,023 Tavsiye, 26,004 Uzman ve 18,216 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Ebeveyn Tutumları ve Çocukların Problem Davranışları Arasındaki İlişki
MAKALE #8707 © Yazan Psk.Deniz BOZTEPELİ | Yayın Mart 2012 | 7,132 Okuyucu
ÖZET

Bu araştırma, ebeveyn tutumlarıyla çocukların problem davranışları arasındaki ilişkiyi incelemek üzere planlanmıştır. Araştırmaya 4-6yaş arasında tek çocuk sahibi 26 anne 26 baba olmak üzere 52 ebeveyn katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla CBCL (Achenbach ve Edelbroch)ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (Şendil ve Demir, 2007) kullanılmıştır. Ebeveyn tutumlarıyla çocukların problem davranışları arasındaki puan ortalamalarının değişip değişmediğini hesaplamak için t testi uygulanmıştır. Araştırmada çocuğun problem davranışları içselleştirme ve dışsallaştırma olarak adlandırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre anne ve babaların izin verici,koruyucu tutumları ile çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranışları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak anne ve babanın demokratik tutumu arttıkça çocukların dışsallaştırma davranışında azalma görülmüştür. Otoriter tutumu benimseyen anne ve babaların çocukları ile dışsallaştırma ve içselleştirme davranışları arasında ise anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca çocukların cinsiyetlerinde içselleştirme puanları cinsiyete göre farklılaşırken dışsallaştırma davranışının puanlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Araştırmanın sonuçları, ilgili literatür ışığı ve gelecekteki araştırmalar açısından tartışılmıştır.

Çocuğun benlik kavramı, yetişkinlerin ona yönelttikleri tutumların bir yansımasıdır (Yavuzer, 2005). Benlik kavramının içine çocuğun problem davranışları da girmektedir. Çocuk yetiştirme tutumları toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılıklar gösterdiği gibi, aynı toplumdaki aileler arasında da farklılıklar gösterebilir (Şendil, 2003). Anne babanın çocukla ilişkisi üzerine yapılan birçok araştırma, anne babanın çocukla olan etkileşiminin, çocuğun fiziksel, duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimi ile kişiliğinin yapı taşlarının oluşturduğunu göstermiştir (Şendil,2003). Ebeveyn tutumlarının birçok kaynakta farklı sınıflandırıldığı görülmektedir. Sınıflamalar aynı yazarın farklı yıllardaki kaynaklarında bile değişmektedir.Yavuzer (2005), ebeveyn tutumlarını şöyle sınıflandırıyor: Baskıcı- otoriter tutum, destekleyici-yetkili ve güvenilir tutum, gevşek tutum, aşırı korumacı tutum, tutarsız ve kararsız tutum. Bu sınıflandırmadaki ebeveyn tutumlarının genel olarak ne kastettiğini anlamak için Yavuzer (2005)’in açıklamasına başvurulmalıdır:


Baskıcı-Otoriter Tutum: Baskıcı ebeveyn, çocuklarının davranışlarını, hiç esnemeyen, mutlak ölçütlere göre biçimlendirme, denetleme ve yargılama eğilimdedir. Baskıcı ve itaat odaklı bu tür ebeveyn tutumunda,ana-babanın, kısıtlayıcı ve cezalandırıcı bir yol izlediği, çocuklarına kendi kurallarına uymaları ve saygılı olmaları konusunda uyardıkları görülür. Çocuğun istek ve gereksinimlerini dikkate almaz. Disiplin aracı olarak cezayı kullanır.

Destekleyici-Yetkili ve Güvenilir Tutum: Bu tür ebeveyn yaklaşımında, ana-baba çocuklarını destekler ama bunun yanında sınırlarını koymayı da ihmal etmez ve onların hareketlerini kontrol eder.Ebeveyn ile çocuk arasında sözel iletişim kanalları açıktır.

Çocuğuyla bire bir ilişki içindeyken ona karşı ilgilidir ve ona aktif dinleme uygular. Destekleyici tutum, yakınlık ve ilgi göstermek, sözle ve dokunarak sevgi belirtmek, ortak faaliyetlerde bulunmak anlamını taşır.

Gevşek Tutum:
İhmalkar ve aşırı hoşgörülü olmak üzere iki farklı boyut içerir: İhmalkar ebeveyn, çocuğun yaşamıyla ilgili değildir.Bu ana- babalar için “kendi sosyal yaşamları”, çocuklarından daha önemlidir.Aşırı hoşgörülü yaklaşım içerisinde olanlar, çocuklarının karşısında teslim olan, onların ısrarlı isteklerini yerine getiren, onları şımartan, onlara fazlasıyla özgürlük tanıyan, kolaylıkla boyun eğen, yumuşak başlı ve tutarsız davranan, çok aşırı boyutlarda çocuklarını ihmal eden ve terk-edebilen Ana babalardır. Görünürde çocuğuyla çok ilgili olan bu ana-babalar, çocukları üzerinde çok başarısız bir kontrol sergilemekte ve az sayıda talepte bulunmaktadır.

Aşırı Korumacı Tutum
: Ana-babanın aşırı koruması,çocuğa gereğinden fazla kontrol ve özen gösterilmesi anlamına gelir.Bebekleştirme, aşırı korumacı yaklaşımın tipik özelliğidir. Annenin çocukla iç geçmiş beraberliği, çocukta bir anne bağımlılığın oluşmasına neden olabilir.

Tutarsız ve Kararsız Tutum: Ana-babanın kararsız ve tutarsız tutumu, neyin uygun davranış olduğu konusunda çocuğu ikileme düşürür.Aynı davranışı yüzünden ana-baba tarafından bir keresinde ödüllendirilir, bir keresinde cezalandırılırsa ya da bir
davranış, anne tarafından farklı, baba tarafından farklı değerlendirilirse, çocuk hangi davranışın uygun olduğunu belirleyemez.

Bu tutumları gösteren ebeveynlerin çocuklarının problem davranışları arasındaki ilişkiyi ölçerken bu problem davranışları tanımlamak gerekir. Bu problem davranışlar ise cbcl ölçeğinde içselleştirme ve dışsallaştırma şeklinde ayrılır. İçselleştirme grubunu sosyal içe çekilme,somatik yakınmalar, anksiyete / depresyon; Dışsallaştırma Grubunu ise suça yönelik davranışlar ve saldırgan davranışlar gibi alt testlerin toplamı oluşturur. Ayrıca her iki gruba da girmeyen sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları alt testleri de ölçekte yer almaktadır (Acenbach,1991).

İçselleştirme davranışlarından anksiyete; korku, endişe, gerginlik gibi subjektif olarak hissedilen duygudur ve şahsiyetinin bütünlüğünün tehdit edildiği herhangi bir durumda ortaya çıkar (Kozacıoğlu,1986).

Dışsallaştırma davranışlarından saldırganlık; çocuğun güvenlik, mutluluk ya da başka bir gereksiniminin şekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın bir başka şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması,tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler şeklinde sözel saldırılarda bulunmasıdır (cocukpsikolojisi.net).

Otoriter tutumla yetiştirilen çocuklar, güvensiz,kaygılı, içe kapanık, hayal kırıklığına uğradıklarında düşmanca davranabilen,otoritenin olmadığı durumlarda kurallara aykırı davranan, kendilerinden güçsüz olanlara saldırgan davranış sergileyen çocuklardır. Özellikle erkek çocuklarında yüksek düzeyde öfke, kızlarda ise bağımlı olma gözlenmektedir (Şendil ve Balkan,2005). Baskı altında büyüyen çocuklarda, genellikle
isyankar vaziyet alışlarla birlikte, aşağılık duygusu da gelişebilir (Yavuzer,2001).Yavuzer (2001) suçlulukla ilgili yaptığı araştırmada, suçlu gençlerin evden kaçmalarına, yani bir anlamda anti-sosyal davranışa ilk adımlarına atmaları naneden olan en büyük etkenin (%59) baba baskısı olduğu görülür.

Çaplı’ya göre (1977); aşırı baskı ve disiplin tutumu ile yetiştirilen çocuklarda genel olarak iki tepki görülür. Bunlardan biri,çocuğun sinmesi, içine kapanması aşırı derecede duygusal ve söz dinler görünmesidir. Öteki ise, açıkça karşı koymak ve her türlü otoriteye başkaldırmak şeklinde kendini gösterir. Kimi çocuklarda ise her iki davranışa da rastlanabilir (akt: Turaşlı, N. )

Destekleyici-yetkili ve güvenilir tutum yani demokratik tutumla yetiştirilen çocukların temel güven duyguları gelişmiş,bağımsız, düşüncelerini serbestçe söyleyebilen, girişimci, kendine ve diğer insanlara saygılı, toplumsal uyumu olan çocuklar oldukları araştırmalarda ortaya konmuştur (Şendil ve Balkan, 2005).

Gevşek tutumla büyüyen çocuklar kurallara uyum sağlayamazlar ve toplumun vermediği hakları kendilerine tanımaya kalkışırlar (Yavuzer,2001). Bu tutumla büyüyen çocuklar, başarı kazanması için gereken sabra, iç denetime sahip değillerdir (Şendil ve Balkan, 2005).

Koruyucu tutumla büyüyen çocuk sosyal ilişkilerinde başarısız, bağımlı bir birey olacaktır (Yavuzer, 2001). Bu çocuklar girişimci olmayan, kendilerine güvensiz,daima başkasının desteğini arayan, sosyal ilişkilerde edilgen ve belirli beceriler yönünden yaşıtlarından daha yavaş gelişmiş çocuklardır (Şendil ve Balkan, 2005).
Koruyucu ebeveyn tutumuna sahip olan çocuk, kendini gruba kabul ettirmek için, zaman zaman toplumdışı ve isyankar davranışlara başvurabilir. “14 yaşındaki
oğullarının büyük tuvalet temizliğini yapan ana-baba; bize çocuklarının yalan söylemesi ve geceleri otomobil aynalarını çalması sebebiyle başvurmuştur” (Yavuzer, 2005).
Okul öncesi dönemde çocuğun sürekli etkileşim içinde olduğu yetişkinlerle olan iletişimi ve onların çocuğa karşı tutumları çocuğun davranışlarının biçimlenmesinde çok önemli bir rol oynar (Erkan ve Durmuş, 2007).Ebeveyninden tutarsız tutum gören çocukta bazı iç çatışmaların,huzursuzlukların, ardından da dengesiz ve tutarsız bir yapının oluşumuna sebep olabilir (Yavuzer, 2001).

Ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumlarında onların yaş, öğrenim durumu ve maddi kazancının etkili olduğunu düşünerek sosyoekonomik seviyeye de dikkat etmek gerekmektedir.

Yavuzer (2001)’e göre, ailenin sosyo-ekonomik koşulları, aile hayatının ruh sağlığını etkilediği gibi, çocuğun kişiliğini de etkiler. Suça yönelik davranış gösteren çocuğun ev koşullarının ilki ve en belirgin olanı, ailenin parasal durumudur. İstatistiksel veriler, çocuk suçluluğuyla yoksulluk ve onun getirdiği koşullar arasında dikkate değer bir ilişkinin bulunduğunu ve bu ilişkinin de önemli ölçüde yüksek olduğu görülmektedir
Ebeveyn tutumları, problem davranışlar ve tutumların davranışlar üzerine etkisi değerlendirilip, projenin amacını ebeveynlerin tutumları ile çocuklarının problem davranışları arasında ilişkisi olarak belirlemek mümkündür.

YÖNTEM


Katılımcılar/Denekler


Araştırmaya İstanbul’da 16 kişi alt, 20 kişi orta ve16 kişi üst sosyo-ekonomik seviyeden olmak üzere toplam 52 ebeveyn katılmıştır. Ebeveynlerin 40’ına anaokulları aracılığıyla ulaşılmıştır. 12 kişi Özel Bahçelievler Cemre Anaokulundan, 8 kişi Özel Bahar Anaokulundan, 8 kişi Özel Bilgin Anaokulundan ve 12 kişi Özel Ensar Eğitim Kurumları Anaokulundan seçilip, 12 kişi anaokulları dışından bulunmuştur. ET֒ den net sonuçlar almak için ebeveynlerin tek çocuk sahibi olmalarına dikkat edilmiştir. Ebeveynlerin 26’sı kadın 26’sıerkek olup, kadınların yaş ortalaması 29,6 erkeklerin yaş ortalaması ise 33,4tür.

Tablo 1 ve tablo 2’deebeveynlerin eğitim ve ekonomik durumları gösterilmiştir.

Tablo 1: Anne Ve Baba Eğitim Durumu


Anne N


% Anne


Baba N


% Baba



İlkokul


6


23.1


5


19.2



Ortaokul


2


7.7


4


15.4



Lise


8


30.8


7


26.9



Üniversite


8


30.8


8


30.8



Yüksek lisans


2


7.7


1


3.8



Doktora


0


0


1


3.8



Toplam


26


100


26


100




Tablo2: Anne Baba Ekonomik Durumu

Ekonomik durum

N


%


Düşük


16


30.8


Orta


20


38.5


İyi


16


30.8


Toplam


52


100




Kullanılan Araçlar


Bilgi Formu: Bilgi formunda ebeveynlerin yaşı, eğitim durumu, ekonomik durumları gibi araştırmada kullanılacak bilgiler vardır.

Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ): Karabulut Demir ve Şendil (2007) tarafından 2-6 yaş arasında çocuklara sahip olan ebeveynlerin çocuk yetiştirme davranışlarını ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. 4 alt boyut (demokratik, otoriter, aşırı koruyucu,izin verici) ve 46 maddeden oluşmaktadır.

Demokratik Boyut (17 madde): Çocuğun ayrı bir kişi olduğunu kabul etmeyi, bağımsız bir kişilik geliştirmesini ve fikirlerini açıkça ifade etmesini teşvik etmeyi içerir (Madde numaraları:2,5,6,7,10,13,14,15,18,20,23,25,29,36,37,38,42).

Otoriter Boyut (11 madde): Çocuğun ayrı bir birey olduğu kabulü yoktur, tersine ebeveynin çocuğun sahibi olduğu anlayışı hakimdir. Tek yönü iletişim, baskı, kurallara
koşulsuz itaat, sözel ve fiziksel ceza gibi konuları içerir (Madde numaraları: 3,9,11,19,26,27,32,35,39,40,45).

Aşırı Koruyucu Boyut (9 madde): Çocuğun kendi başına yetemeyeceği, bu nedenle sürekli korunması gerektiği inancı hakimdir. Uygun olmayan müdahaleleri, aşırı
kontrolü, çocuğa sorumluluk vermekten kaçınmayı içerir (Madde numaraları:4,8,12,16,21,22,28,41,46) .

İzin Verici Boyut (9 madde): Çocuğun her yaptığını hoş karşılama, çok fazla özgürlük tanıma ve çocuğu şımartma gibi konuları içerir(Madde numaraları: 1,17,24,30,31,33,34,43,44).

Hazırlanan ölçek Likert Tarzı’ndadır. Oluşturulan maddeler davranış biçimleri şeklindedir ve her bir davranış biçiminin karşısında sıklık oranlarına göre farklılaşan 5 seçenek bulunmaktadır (her zaman böyledir, çoğunlukla böyledir, bazen böyledir, nadiren böyledir ve hiçbir zaman böyle değildir). Böylece soru maddelerini yanıtlayan anne-babaların,bahis edilen davranışı ne sıklıkta yaptıklarını ifade etmeleri sağlanmıştır. Her madde için bu seçeneklerden biri işaretlenmektedir. Maddelerin puanlanmasında “her zaman böyledir” 5, “hiçbir zaman böyle değildir” ise 1 puanalır; yüksek puan almak o boyutun temsil ettiği davranış şeklini benimsemek anlamına gelmektedir. Her boyuttan alınan puanlar ayrı ayrı hesaplanarak her boyut için bir puan elde edilmektedir.
Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme Ölçeği(ÇDDÖ):Orijinal adı “Child Behavior Checklist For Ages. Achenbach ve Edelbroch (Acenbach,1991) tarafından4-18 yaş arası çocuk ve gençlerin yeterlik alanları ve davranış problemlerini değerlendirmek üzere geliştirilmiştir. Ölçek, annelere, babalara ve öğretmenlere uygulanabilmektedir. Türkiye’de kullanılan psikolojik testleri tanıttığı kitabında Öner
(Öner, 1997) ölçeğin, Türkçe’ye ilk çevirisi ve güvenilirlik çalışmasının, Akçakın ve Savaşır tarafından, 1981 formu baz alınarak yapıldığını ve çalışmada kullanılan 1991 formunun, Erol ve Kılıç tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve uyarlamasının yapıldığını belirtmiştir. Farklılıklar ve benzerlikler, 1983 çeviri formuyla sürekliliğini sağlayabilmek
için karşılaştırarak, gözden geçirilmiştir. Testin test-tekrar-test güvenilirlik çalışmasından elde edilen puanlar toplam yeterlik puan korelasyonunda .78, toplam problem korelasyonunda ise .84’tür.

Ölçeğin iki bölümü bulunmaktadır. İlk bölüm,“Etkinlik”, “Sosyallik” ve “Okul” alt ölçeklerini kapsayan Sosyal Yeterlik bölümüdür. Ölçeğin ikinci bölümü ise çocuk ve gençlerde görülen davranış ve duygusal sorunları tanımlayan 113 maddeden oluşmaktadır. Bu maddeler çeşitli alt ölçekler içinde gruplanmıştır. Ölçekten İçselleştirme (sosyal içe çekilme,somatik yakınmalar, anksiyete/depresyon) ve Dışsallaştırma (suça yönelik davranışlar, saldırgan davranışlar) gibi iki ayrı davranış belirti puanı elde edilir. Ayrıca her iki gruba da girmeyen Sosyal Sorunlar, Düşünce Sorunları ve Dikkat Sorunları alt testleri de ölçekte yer almaktadır.

İşlem

Ölçeklerin uygulanması amacıyla dört faklı anaokulu ile görüşülerek uygulama için yetkililerden izin alınmıştır. Çocukların dosyalarına bakarak ebeveynler sosyoekonomik seviyeye göre sınıflandırılmış ve ebeveynlere ulaşılarak araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Katılmak istemeyenler uygulamaya alınmamıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden ebeveynlere ETÖ ve CBCL ölçekleri uygulanmıştır. Ayrıca anaokulları dışında anaokuluna gitmeyen 4- 6 yaş arası tek çocuk sahibi olan ebeveynlere de ulaşılmıştır.

BULGULAR


Ebeveyn tutumları ve çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranış problemleri arasındaki ilişki korelasyon analizi ile yordanmaya çalışılmıştır. Bulunan sonuçlar tablo3 ve tablo 4’te gösterilmiştir.

Tablo 3: Anne Tutumları Ve Çocuğun İçselleştirme Ve Dışsallaştırma Problemleri

Cbcl içselleştirme


Cbcl dışsallaştırma

Etö otoriter tutum N
Korelasyon

26

.412
26
.564
Etö demokratik tutum N
Korelasyon

26

.242

26

.504
Etö izin verici tutum N
Korelasyon

26

.132
26
.008
Etö koruyucu tutum N
Korelasyon

26

.382
26
.269

Yapılan korelasyon analiziyle demokratik anne tutumu ve çocuğun dışsallaştırma davranış problemleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p< 0,01).


Yani annenin demokratik tutumu arttıkça çocuğun dışsallaştırma davranışı azalmaktadır. Annenin otoriter tutumu ve çocuğun dışsallaştırma davranışı arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p< 0,01). Yani annenin otoriter tutum puanı arttıkça çocuğun dışsallaştırma davranışı azalmaktadır. Annenin izin verici, koruyucu tutumları ve çocuğun dışsallaştırma davranışı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

Çocukların içselleştirme davranışı ile anne tutumları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır ( p>0.01 ve p>0.05).

Tablo 4: Baba Tutumları Ve Çocuğun İçselleştirme Ve Dışsallaştırma Problemleri

Cbcl İçselleştirme


Cbcl Dışsallaştırma

Etö otoriter tutum N
Korelasyon
26
.524
26
.659
Etö demokratik tutum N
Korelasyon

26

.477
26
.577
Etö izin verici tutum N
Korelasyon

26

.277
26
.212
Etö koruyucu tutum N
Korelasyon

26

.353
26
.350

Yapılan korelasyon analizi sonucunda babanın otoriter tutumu ve çocuğun dışsallaştırma davranışı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (p< 0.01). Babanın otoriter tutum puanı arttıkça çocuğun dışsallaştırma davranışı da artmaktadır. Babanın demokratik tutumu ve çocuğun dışsallaştırma davranış puanları arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p< 0.01). Bu durum babanın demokratik tutumu arttığında çocuğunda dışsallaştırma davranışının azalacağını göstermektedir. Son olarak da babanın izin verici ve koruyucu tutumlarıyla çocuğun dışsallaştırma davranışı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Yani babanın izin verici ya da koruyucu tutuma sahip olması çocuğun dışsallaştırma davranışı üzerinde bir etki yaratmadığı bulunmuştur.

Babanın otoriter tutumu ve çocuğun içselleştirme davranışı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p> 0.01). Babanın otoriter tutum puanı arttıkça çocuğun içselleştirme davranışı da artmaktadır. Babanın demokratik tutumu ve çocuğun içselleştirme davranışı arasında ise düşük düzeyde anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur ( p> 0.05). Babanın izin verici ve koruyucu tutumuyla çocuğun dışsallaştırma davranışı arasında ise anlamlı bir fark yoktur. Yani babanın izin verici ya da koruyucu tutuma sahip olması çocuğun içselleştirme davranışı üzerinde bir etki yaratmadığı bulunmuştur.

Tablo 5 tet test kullanılarak çocuğun cinsiyeti ile ebeveyn tutumunun karşılaştırılmasından elde edilen sonuçlar gösterilmiştir. Tablo 4 te yine t test kullanılarak çocuğun cinsiyeti ve içselleştirme-dışsallaştırma davranış puanlarının karşılaştırılması sonucu elde edilen puanlar gösterilmiştir.

Tablo 5:Çocuğun Cinsiyeti İle Ebeveyn Tutumunun Karşılaştırılması


Bebeğin cinsiyeti

N
x
Etö otoriter tutum
Kız
Erkek
22
30
25.36
24.87
Etö demokratik tutum
Kız
Erkek
22
30
68.77
67.70
Etö izin verici tutum
Kız
Erkek
22
30
21.68
22.47
Etö aşırı koruyucu
Kız
Erkek
22
30
32.27
32.33

T testi kullanılarak çocukların cinsiyetleri ile ebeveynlerin tutumları arasındaki ilişkiye bakıldığında tutumların cinsiyete göre önemli derecede farklılaşmadığı görülmüştür. Etö ile ölçülen otoriter,demokratik, izin verici ve aşırı koruyucu tutumlardan alınan puanlar çocukların kız ve erkek olmasına göre değişmemektedir.

Tablo 6:Çocuğun cinsiyeti ile içselleştirme–dışsallaştırma davranış puanlarının karşılaştırılması

Bebeğin cinsiyeti

N
x
Cbcl içselleştirme problemi
Kız
Erkek
22
30
8.86
11.10
Cbcl dışsallaştırma problemi
Kız
Erkek
22
30
14.50
12.73

Çocukların cinsiyetlerinin içselleştirme ve dışsallaştırma davranışlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı T test kullanılarak incelenmiştir. İçselleştirme puanlarına bakıldığında erkeklerin puanlarının ortalamalarının 11.10, kızların puanlarının

ortalamalarının ise 8.86 olduğu görülmüştür. Yani içselleştirme puanları cinsiyete göre farklılaşmaktadır. Dışsallaştırma davranışları puanlarına bakıldığı zaman cinsiyete göre farklılık görülmemektedir. Kızların puan ortalamaları 14.50 iken erkeklerin puan ortalamaları 12.73 tür. Bu durum bize cinsiyetle dışsallaştırma davranışı puanları arasında anlamlı bir fark olmadığını gösterir.

TARTIŞMA


Ebeveyn tutumları ve çocuklarının problem davranışları arasındaki ilişkiye bakılan bu araştırmada, problem davranışlar içselleştirme ve dışsallaştırma olarak adlandırılmıştır. Bu konuyla ilgili daha önceden yapılan çalışmalar anne baba tutumlarıyla çocukların davranışları arasında sıkı bir bağlantı olduğunu göstermektedir (Bayraktar ve ark., 1998).Bu çalışmada otoriter tutumu gösteren annelerin, çocuklarının dışsallaştırma davranışı göstermediği bulunmuştur. Babaların ise otoriter tutum puanı arttıkça çocuğun dışsallaştırma davranışı artmaktadır. Ayrıca babanın otoriter tutum puanı arttıkça çocuğun içselleştirme davranışı da artmaktadır. Yapılan çalışmalar ise aşırı baskıcı sert davranan, cezalandıran, şartlı sevgi sunan,reddeden davranışlar sergileyen otoriter anne babaların bu davranışlara maruz kalan çocuklarında anksiyete, korku, saldırganlık gibi olumsuz davranışlar saptamışlardır (Bayraktar ve ark., 1998). Otoriter tutumla yetişen çocuklarda duygu (öfke ve kızgınlık ) ve düşüncelerini kolay ifade edemeyen çocuklar ortaya çıkmaktadır (Şendil, 2003). Ayrıca bu tutum altında büyütülen çocuklarda, düşünmeksizin itaat ve bağımlılık davranışlarının yanı sıra güvensizlik, kavga, tartışma ve saldırganlığa yatkınlık, duygularda kararsızlık, bencillik, başkalarını suçlama eğilimi, çekingenlik ve utangaçlık özellikleri taşıyan bir kişilik gelişmektedir (Rice, 1997). Çalışmamızda babaların otoriter tutumlarının dışsallaştırmanın öğelerinden saldırganlıkla olan ilişkisi bu literatürle desteklenmektedir. Ancak annelerin otoriter tutumları ile saldırganlık davranışı arasındaki ilişki önceden yapılan çalışmalara ters düşmektedir. Bu durum ülkemizdeki toplumsal yapıdan kaynaklanabilir. Babaların otorite figürü olması ve annelerin otoriteyi babaya bırakması durumu söz konusudur. Annelerin otoriter tutumları, çocuklar üzerinde babalarınki kadar etkili olmamaktadır. Bu durum annelerin gösterdiği otoriter tutumların çocuklarının dışsallaştırma davranışlarına etkisi olmamasını açıklamaktadır.


Çalışmamızda bulunan diğer bir sonuç ise annenin demokratik tutumunun artmasıyla çocuğun dışsallaştırma davranışının azalmasıdır. Aynı durum babalar için de geçerlidir. Demokratik tutumla yetişen çocuk kendine güvenen ve saygılı sınırlarını bilen sorumluk sahibi, aktif, etkin ve girişken, kendi duygu ve düşünce ve duygularını sonuna kadar savunabilen,kendisi ile barışık kendisini ve başkalarını sevebilen, özgüveni yüksek, açık fikirli ve bağımsızlığına ve özgürlüğüne düşkün kişilik özelliklerine sahip olmaktadır(Arı, 2006). Çocuk demokratik tutumla yetiştiriliyorsa; kendini değerli ve kişisel hakları olan bir insan olarak görecektir. Anne babaları ile karşılıklı etkileşimde alıp vermeyle ilgili bir model oluşturacağı için,ilişkilerde olgunlaşmayı ve arkadaşlarıyla etkileşime girmeyi öğrenecektir.Böylece sosyal yönden uyumlu bir çocuk olacaktır (Şendil, 2005). Daha önceden yapılan bu çalışmalar ile çalışmamızın desteklendiği görülmektedir.
Araştırmamıza göre, annelerin ve babaların izin verici, koruyucu tutumları ile çocukların dışsallaştırma davranışları arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Çocukların içselleştirme davranışları ile babaların izin verici ve koruyucu tutumları; annelerinde tüm tutumları arasında ilişki bulunmamaktadır. İzin verici aile tutumunda çocuklar asi, kendine düşkün, saldırgan, tepkisel toplumsal beceriler konusunda yetersiz oldukları ortaya çıkmıştır. İzin verici ailede disiplin azaldığında toplumsal saldırganlık ortaya çıkar (Özgüven, 2001). Çünkü genelde böyle bir tutuma sahip olan annelerin çocukları yeteri kadar iç denetime ve disipline asla sahip olamaz. Çalışmamızda ise izin verici ve koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların içselleştirme ve dışsallaştırma davranışları arasında ilişki bulunmaması Özgüven’in açıklamaları ile ters düşmektedir. Bunun sebebi ise örneklem grubumuzun sayısının az olmasından ve geniş bir alana yayılamamamızdan kaynaklanabilir. 26 çocuk yani 26 anne ve 26 baba olmak üzere 52 kişiye ulaşılmıştır. Az kişiye ulaşılmış olmasından dolayı tutumların problem davranışları arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Daha fazla bir örneklem grubuna ulaşılmış olsaydı bu fark rahatlıkla görülebilirdi. Şu da belirtilmelidir ki araştırmada ebeveynlere anaokulu aracılığı işe ulaşılmıştır. Ebeveynler anaokuluna geldikleri zaman araştırmanın mahiyeti ve nerede kullanılacağı söylenmiş olsada, çocukların öğretmenlerinin de belki bu sonuçları okuyabileceğini düşünerek ölçeklere çok samimi cevap vermemiş olabilirler. Çünkü öğretmenlerin, velilerin çocuklarına karşı tutumunu öğrenmiş olma durumunda çocuklarına karşı davranışlarının değişebileceğini düşünmüş olabilirler. Bu sebepten dolayı anlamlı bir fark bulunmamış olabilir.

Test analizi sonuçlarına bakıldığında ebeveyn tutumlarının çocukların cinsiyetine göre anlamlı derecede farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak bu sonuç Seavey ve arkadaşları ile Lamb’ın araştırma sonuçlarıyla zıtlık göstermektedir. Lamb (1977)’ a göre babalar cinsiyete göre farklı davranmaktadır ( akt: Öner ve Yılmaz, 2001). Seavey ve arkadaşları (1975) ise cinsiyet tipleriyle ilgili yaptıkları bir çalışmada,yetişkinlere çocuğun cinsiyetini bazen yanlış söyleyerek bebeğe karşı davranışlarını incelemişlerdir. Çalışmanın sonunda yetişkinlerin bebeğin gerçek özelliklerinden çok, erkek ve dişiler konusundaki ön kavramlarına göre tepki verdiğini bulmuşlardır ( akt: Onur, B., çev., 2004). Bu iki çalışmanın sonuçları ve bizim çalışmamızın sonuçlarının birbirini tutmaması farklı kültür özelliklerinden kaynaklanıyor olabilir. Nitekim Aksoy (2005) da kültürel farklılıkların ailelerin ebeveynlik rollerini,çocuk yetiştirme tutumlarındaki uygulama, stil ve inançlarını etkileyeceğini ifade etmektedir. Ayrıca bulduğumuz sonuçlar, ebeveynlerin yaptıklarını söyledikleriyle yaptıklarının bazen birbirini tutmamasından kaynaklanabilir. Ebeveynler davranışları yerine ideal gördükleri davranışı da ifade ediyor olabilirler.Zucherman, Barrett ve Braigel (1960) ‘in çalışmasında da ebeveynlerin beyanlarının her zaman davranışlarını yansıtmadığı vurgulanmaktadır ( akt: Öner ve Yılmaz, 2001).

T testi analiziyle elde edilen diğer bir sonuca bakıldığında kızların içselleştirme puan ortalamalarının erkeklere göre anlamlı derecede daha düşük olduğu görülmüştür. Dışsallaştırma davranış puanlarına bakıldığında ise erkekler vekızlar arasında anlamlı bir fark görülmemesine karşın erkeklerin puan ortalamalarının daha düşük olduğu görülmüştür. Bu sonuçları Türk toplumu açısından düşündüğümüzde tam tersi sonuçlar çıkması olasıdır. Ancak bu farklılık bir değişimin habercisi olabilir. Şöyle ki ; Kağıtçıbaşı (1983)’ a göre, Türkiye geleneksellikten modernliğe doğru bir geçiş durumundadır ( akt; Öner ve yılmaz,2001). Öner ve Yılmaz (2001), bu duruma bağlı olarak Vonderlippe (1999) ‘ın belirttiği "geleneksel çocuk yetiştirme değerleri olarak bilinen pasiflik ve itaat'in" arka plana geçip, eğitimsel yetkinlik için gerekli olan yeni ihtiyaçlara doğru bir geçiş süreci yaşamasını beklemektedir. Ancak bu değişimi doğrulamak için bu konuda yapılan başka araştırmalar tarafından da aynı sonuçların bulunması gerekmektedir.

KAYNAKÇA


· Arı,R.,Şahin , Z.(2006).Farklı Anne Baba Tutumlarının Çocukların Psikososyal


Temelli Problem Çözme Becerilerine Etkisinin İncelenmesi. www.sosyalbil.selcuk.edu.tr/sosyalbil.selcuk.edu.tr/sosyal-mak/makaleler.


· Bayraktar ,R .(1998) .Demokratik Tutumun Önemi . Okul ve Aile Dergisi 6(1) : 41-43.


· Çocukta Saldırganlık. (b.t.). 9 Kasım 2007, www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&SID=26

· Durmuşoğlu, M.C. ; Erkan, S. (2007). Avrupa Birliği Sürecinde Okul Öncesi Eğitimin Geleceği Sempozyumu,27-30 Haziran 2006 Kıbrıs. İstanbul: YA-PA.
· Gardiner,H.& Gander,M.(2004).Çocuk veErgen Gelişimi .(B.Onur,Çev.)Ankara : İmge Kitabevi .( Orijinal çalışma basım tarihi 1993)
· Karabulut Demir, ve Şendil, G. (2007). Ebeveyn Tutum Ölçeği.
· Kozacıoğlu, G. (1986). Çocukların Anksiyete Düzeyleri İle Annelerin Tutumları Arasındaki İlişki.İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi.
· Öner, B. ve Yılmaz, S. (2001). Anne Ve Baba Gözüyle “ Çocuk Eğitimi “ Bir Sosyal Temsil Ön Çalışması. Kriz Dergisi 9(1): 39-46
· Şendil, G. (2003). Çocuk, Ergen ve Anne-Baba. İstanbul: Çantay.
· Şendil, G. ve Balkan, İ. (2005). Anne Baba Olmak. İstanbul: Morpa yay.
· Spanier, G.B. (1976). Dyadic Adjustment Scale.
· Turaşlı, N.K. (26 Ekim 2007). Yaygın Çocuk Yetiştirme Biçimleri Ve Çocuk Üzerindeki Etkileri. www.maltepe.edu.tr/haberler/rehberliksunular/rehberlik/nalan.doc
· Yavuzer, H. (2001). Ana-Baba ve Çocuk (14.Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.
· Yavuzer, H. (2001). Çocuk ve Suç (10. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi
· Yavuzer, H.(2005). Çocuğu Tanımak ve Anlamak (5. Baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.
· Yavuzer, H.(2005). Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi

Ayşe Erce - Deniz Boztepeli - Serra Ağırakça - Zeynep Derin
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ebeveyn Tutumları ve Çocukların Problem Davranışları Arasındaki İlişki" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Deniz BOZTEPELİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Deniz BOZTEPELİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Deniz BOZTEPELİ'nin Makaleleri
► Ebeveyn Tutumları Uzm.Psk.M.Enes İMERT
► Ergenlikte Ebeveyn Tutumları PDF Uzm.Psk.Hatice ÇETİNKAYA ŞAHİN
► Karne ve Ebeveyn Tutumları Uzm.Psk.Hatice ÇETİNKAYA ŞAHİN
► Farklı Ebeveyn Tutumları Uzm.Psk.Melisa KÜÇÜK DEDEOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,216 uzman makalesi arasında 'Ebeveyn Tutumları ve Çocukların Problem Davranışları Arasındaki İlişki' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:11
Top