TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



TRANSFERANS VE DİRENCİN GÖLGESİNDE DANIŞANIN KENDİNİ AÇMA DAVRANIŞI

Vahap YORGUN Fotoğraf
Psk.Dnş.Vahap YORGUN
İzmir
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com ÜyesiKütüphanemizde Yayınlanan 1 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları Kayıtlı
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 3132,

* Yayın Tarihi : 10-04-2012 - 10:49 (869 gün önce),

* Ortalama Günde 3.60 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 21574 , Kelime Sayısı : 2729 , Boyut : 21.07 Kb.
TRANSFERANS VE DİRENCİN GÖLGESİNDE DANIŞANIN KENDİNİ AÇMA DAVRANIŞI

ÖZET

Transferans ve direnç, grupla psikolojik danışmada terapötik oluşumu ve sürecin ilerlemesini engelleyen iki faktördür. Terapötik süreçle işbirliği yapmamak ve bir başka üyenin gelişimini bloke etmek olarak tanımlanan direnç (Ohlsen, 1970), Redl (1948, akt. Ohlsen, 1970) tarafından da değişime gösterilen kaçınılmaz tepki olarak değerlendirilmiştir. Grupla psikolojik danışmada, sürecin ilerlemesini sağlamak için ele alınması gereken bir diğer olgu, transferans olgusudur (Ohlsen, 1970). Transferans, bir üyenin psikolojik danışmanı ya da herhangi bir grup üyesini kendi yaşamındaki önemli birine benzetmesi ve benzetilen kişiye, bu benzetme temelinde davranmasıdır (Ohlsen, 1970). Bitirilmemiş işlerin bir yansıması olarak değerlendirilebilecek olan transferans, Patterson’un (1959) ifade ettiği gibi bir direnç yaratabilir. Transferans ve direnç fenomenleri, bireyin açık ve bilinçli bir biçimde, belli birilerine bireysel ve özel bilgilerini sunduğu iletişimler anlamında kullanılan kendini açma davranışını engelleyebilir, sınırlayabilir veya kendini çok fazla açmasına yol açabilir (Culbert, 1968). Bu makalede, grup üyelerinin yaşadığı transferans ve direncin onların kendini açma davranışlarını nasıl ve ne derece etkilediği tartışılmıştır.

ANAHTAR SÖZCÜKLER: Transferans, direnç, kendini açma, ilişkinin şimdi ve buradalığı

GİRİŞ


Grupla psikolojik danışma, kişilerarası ilişkilerin geliştirilmesini hedefleyen, üyelerin duygu, değer ve tutumlarının üzerinde durulduğu, ayrıca her bir üyenin davranışsal amacının gerçekleştirilmesinin sağlanmaya çabalandığı, bu alanda yetişen bir psikolojik danışman tarafından yürütülen profesyonel terapötik bir yardım etme sürecidir (Voltan-Acar, 2008:4). Tanım incelendiğinde, grupla psikolojik danışmanın a) profesyonel terapötik yardımı sunan lider, b) yardım alan üyeler, c) üyelerin duygu, değer ve tutumları anlamında içerik ve d) bunların hepsini kapsayan süreç bileşenlerinden oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu bileşenler, tam olarak oluşmadığı zaman, örneğin üyelerden biri veya birkaçı duygu, değer ve tutumları ile ilgili kendini açmadığı zaman, b ve c bileşenlerinin tam olarak oluşmaması, grupta bir tıkanıklık ve gerginlik yaşanabilir ve bu gerginlik etkili bir biçimde ele alınmadığında grubun ilerleyişi ve sonuçları bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Bir başka deyişle, terapötik güçlerin oluşmadığı grupla psikolojik danışma evrelerinde, direnç ve transferans en sık verilen tepkilerdir.

Grupla psikolojik danışma ortamında, birey kendisi için özel olan konuları başkaları ile paylaşmak durumundadır. Bunu nasıl yapacağını bilemeyeceği gibi anlatacaklarına karşılık gruptan nasıl bir tepki alacağının kuşkusu ile kendini açma konusunda tereddüt yaşayabilir (Voltan-Acar, 2008). Sürecin henüz erken dönemlerinde ortaya çıkan direnç, danışanın gruba duyduğu doğal “güvensizliğin” bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Bu durum, doğal olarak psikolojik danışma sürecinin seyrini yavaşlatır ve danışanın ihtiyaç duyduğu değişimin gerçekleşmesi ertelenir. Redl (1948, akt. Ohlsen, 1970), bu ertelemeyi danışanın değiştirmeye çalıştığı davranışlarının kendini koruma / devam ettirme eğilimi taşımasından kaynaklanan ikili duygu (ambivalans) olarak ele almıştır.
Direncin bir başka formu da transferanstır. Transferans, danışanın grup liderine veya diğer üyelere, kendi geçmiş yaşantısında önemli diğerlerine yönelik beslediği duyguları yüklemesidir. Bir başka deyişle, bitirilmemiş işlerini ve yaşayamadığı olumlu ve olumsuz duygularını psikolojik danışmana ya da diğer danışanlara aktarması transferans kavramının özünü oluşturur (Voltan-Acar, 2008).

Ancak, transferans objesi gerçek olmadığından, daha doğrusu sadece benzetilen olduğundan, transferans yaşayan ile obje arasında çatışmalar ortaya çıkabilir veya terapötik olmayan iletişim örüntüleri oluşabilir. Bu durumda gerginlik hisseden danışan, kendini uygun biçimde ve derecede açmaktan kaçınabilir ki bu da gelişimi engelleyen eden bir sonuçtur.

Oysaki danışanın içgörü veya farkındalık kazanabilmesi için geçirmiş olduğu yaşantılara hâlihazırda verdiği duygusal, düşünsel ve davranışsal tepkileri diğer üyelerle paylaşması sine qua non bir özellik arz etmektedir. Benzer şekilde Bloch ve Crouch (1985) da, kendini açma davranışının temel amacının, öz-farkındalığı arttırmak ve dolayısıyla otantik birey olmaya doğru adım atmak olduğunu vurgulamıştır. Grupla psikolojik danışmada kendini açma, danışanın bireysel malzemesini grup üyelerine doğrudan iletmesidir. Sonuç olarak, direnç ve direncin bir başka türü olarak kabul edilebilecek olan transferans olgusunun danışanı, kendisi ile ilgili bilgileri paylaşmaktan ve bu paylaşımın bir sonucu olarak da farkındalık düzeyini yükseltmekten alıkoyabileceği, psikolojik danışma sürecinde akılda tutulması gereken önemli bir gerçektir.

Direnç

Daha önce de belirtildiği gibi grupla psikolojik danışmada direnç, terapötik süreçle işbirliği yapmamak ve bir başka üyenin gelişimini engellemek olarak açıklanmıştır (Ohlsen, 1970). Direnç kavramı ile kuramsallaştırılan yaşantılar, danışanın sergilediği çeşitli davranışlarda görülebilir. Bu davranışlar (Ohlsen ve ark., 1988);
- Psikolojik danışmalara geç gelmek için bahaneler bulma
- Oturumları kaçırma,
- Problemler hakkında konuşmaktan kaçınma
- Davranışsal amaç belirlememe
- Kendisine yardım edilip edilmeyeceğini sorgulama
- Geçmiş yaşantılar hakkında konuşma
- Öğüt isteme
- Başkaları hakkında konuşma
- Diğer üyeleri koruma
- Öğüt verme
- Seçici sessizlikler
- Grupta güveni sorgulama şeklinde listelenebilir.

Ayrıca, grupta direnci arttıran ve otomatik olarak üyelerin kendilerini açmalarını kısıtlayan ya da engelleyen başka nedenler de mevcuttur. Voltan-Acar (1986), bu nedenleri şöyle sıralamaktadır: üye sayısının fazlalığı, grubun zorunlu olarak oluşturulması, üyelerin sosyal ilişki içerisinde olmaları, cinsiyet oransızlığı ve yaş ranjı. Kısacası, direnç danışanın gelişiminin durmasında rol oynayan ve farklı birçok nedenden kaynaklanıp yine farklı birçok davranış şeklinde gözlemlenebilen bir süreçtir.

Transferans

Grup ortamında transferans, herhangi bir grup üyesinin geçmişte kendisini olumlu veya olumsuz etkileyen bir kişiye karşı hissettiklerini, bitirilmemiş işlerini ve ifade edemediği duygularını bir başka grup üyesine ya da psikolojik danışmana aktarması olarak tanımlanmıştır (Voltan-Acar, 2008). Kavramın ilginç özelliği, transferans yaşayan üyenin transferans objesine gerçekten de hissettiği gibi davranmasıdır. Sosyal mikrokozmos gerçeğinden hareketle, danışan gerçek hayatta yakın ilişki içerisinde bulunduğu insanlara karşı ne tür duygular besliyorsa, transferans objesi konumundaki üyeye yönelik de aynı / benzer duyguları yaşar (Voltan-Acar, 2008; Corey, 2000). Locke (1961) bu durumu şu metafor aracılığı ile son derece net bir biçimde açıklar: Bu günün grubu, dünün ailesi haline gelir (Akt. Corey, 2000). Sosyal mikrokozmos ile ilişkinin şimdi ve buradalığı ilişkisini Voltan-Acar (1988:47-48) son derece yalın bir şekilde ifade etmiştir: “Grup içinde 'üyelerin birbirlerine karşı tutumları, davranışları, onların dış dünyadaki kişilerle olan davranış örüntülerinin bir yansımasıdır. Bir başka deyişle, bireylerin grup içindeki etkileşimi, kişiler arası ilişkilerinin bir göstergesidir. Bu nedenle grup bireylerinin bir "küçük dünyası" dır.”

Psikanalitik yaklaşımda transferansın oluşumu istenen bir durumdur. Zira üzerinde çalışılacak olan terapötik malzeme transferans aracılığı ile açığa çıkar. Kauff (2009), bu süreci, içsel psikolojik işleyiş ile dışsal gerçeklik arasındaki etkileşim olarak tanımlamıştır. Diğer yaklaşımlar ise, transferansın oluşmasını özellikle istememekle beraber, oluştuğunda fark edilerek başa çıkılmasını göz ardı edilmemesi gereken terapötik bir girişim olarak değerlendirirler (Voltan-Acar, 2008; Ohlsen, 1970; Glatzer, 1965). Dahası, bazı araştırmacılara göre her ne kadar Psikanalitik bir kavram olsa da analitik olmayan kuramlar açısından da transferans terapi sürecinde son derece önemli bir rol oynar (Rhoads ve Feather, 1972; Ryan ve Gizynski, 1971). Farrell (1962) de transferansın temel bir terapötik deneyim olduğunu ve grup üyeleri arasındaki transferans tepkilerinin grubun terapötik kültürünü oluşturduğunu vurgulamıştır.
Terapistin ya da psikolojik danışmanın, transferans tepkisini fark etmek için kullanabileceği kriterler şu şekilde listelenebilir:

- Yoğunluk: tepkinin şiddeti ile olay tutarlı değildir.
- Uygun olmamak: tepkinin irrasyonel yapısı
- Israr: psikolojik danışmanın gerçek davranışına rağmen danışanın duygularının ısrar etme eğilimi
- Değişkenlik: duyguları tetikleyen değişken olaylar
- Ambivalans: psikolojik danışmana karşı hem olumlu hem de olumsuz duygular yaşamak.

Cortesao (1974, akt., Gazda, 1982) ve Leal (1968, akt., Gazda, 1982), bireyin içsel çatışmalarından kurtulmanın temel aracı olması gereken transferans sürecinin, olası her çözümü engelleyebilecek kadar güçlü bir dirence yol açabileceğini ifade etmiştir. Zira geçmişin derinliklerinde saklı duran acı verici anılar ve yarım kalmış yaşantılar, gerçek objesini hatırlatan bir benzer bulduğunda tekrar gün ışığına çıkmakta ve danışana kendini dayatır.


Özetle, transferans grupla psikolojik danışmada üyelerin birbirine ya da lidere karşı gerçek hayatlarında yer alan önemli kişilere karşı hissettikleri duyguları yüklemesi olarak tanımlanabilir. Bu yükleme, danışanların grup içerisindeki davranışlarını şekillendirebilmekte ve danışanın sürece katılımını zedeleyebilir.

Kendini Açma


Kendini açma, grupla psikolojik danışma veya grup terapisinin ilerlemesi açısından temel olarak kabul edilir (Corey ve Corey, 2006; Yalom ve Leszcz, 2005). Gazda (1982), karmaşık ve çok-boyutlu bir yapıya sahip olan kendini açma davranışının, grubun türü, grup atmosferi ve sunulacak içerik gibi faktörlerden etkilendiğini ve grup dinamiğine olumlu ya da olumsuz katkıda bulunabileceğini ileri sürmüştür. Dahası bu faktörler ve grupta terapötik etkileşim ile kendini açma davranışı arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur.

Egan (1970, akt. Ekebaş, 1994) kendini açma davranışını iki kategoride incelemiştir. Buna göre, bireyin geçmiş yaşantılarını “orada ve o zaman” dili ile anlattığı iletişim sahte bir kendini açma (pseudo-self-disclosure) davranışıdır ve bireyler arasında yakın ilişkinin kurulmasına katkıda bulunmaz. Grupla psikolojik danışmada bu tür ilişkilerin direnç ve transferansın etkisiyle kurulamaması, grupta oluşması gereken güven ve bizlik duygusunun inşasını sekteye uğratır. Grup üyeleri arasında bizlik ve güven duygusunun oluşmasına katkıda bulunacak olan kendini açma, ikinci tip kendini açma davranışıdır. İkinci tip kendini açma davranışında yaşantılar “şimdi ve burada” dili ile anlatılır. Bu tip kendini açma davranışı bireyler arasında yakınlığı ve karşılıklı etkileşimi oluşturabilir.
Jourard (1981) bireyler arasındaki yakınlığın önkoşulu olarak kendini açma davranışına vurgulayarak başka insanlarla açık bir biçimde iletişim kurmanın diğer insanları da aynı davranışta bulunmaya sevk edeceğini ifade etmiştir. Başka insanlarla açık bir biçimde iletişim kurmak da, grup terapisinde / grupla psikolojik danışmada istenen ve beklenen üyeler arasındaki etkileşime temel hazırlar.

Transferans ve Direncin Gölgesinde Kendini Açma


Danışanın kendini açmasını engellediklerinden dolayı direnç ve transferans olguları ilk etapta, terapötik süreci engelleyici bir rol oynarlar. Voltan-Acar (2008) çok konuşan ya da hiç konuşmayan danışanın bu davranışının bir direnç belirtisi olduğunu belirtmiştir. Araştırmacılar, danışanın sahip olduğu yüksek direnç düzeyinin, olumsuz terapi sonuçları ve erken sonlandırma ile ilişkisini bulmuştur (Gomez-Schwartz, 1978; Tennen, Rohrbaugh, Press, ve White, 1981; Baekeland ve Lundwall, 1975; Chamberlain, Patterson, Reid, Kavanagh, ve Forgatch, 1984; Kirtner ve Cartwright, 1958; Paradise ve Wilder, 1979; Tracey, 1986). Bu bağlamda, direnç olgusunun danışanların kendini açma davranışlarını olumsuz etkilediği söylenebilir.

Psikolojik danışma ya da terapide danışanın rolü, yaşantılarını olabildiğince açık ve özgür bir biçimde ifade etmek için gündelik dili kullanmasıdır (Greenson, 1967; Patton ve Meara, 1992, akt. Mahalik, 1994; Uribe, 1988). Direnç, bu rolün yerine getirilmesini engeller. Bir başka deyişle, direnç konuşmaya karşıdır (Breuer ve Freud, 1895/1955, akt. Mahalik, 1994) ve bilginin paylaşılmasında başarısızlık yaşanmasına yol açar (Sack, 1988). Kendini açmada yaşanan bu başarısızlık, değişimi de bloke eder. Direnç, bir başka anlamda, değişime duyulan korkudan dolayı danışanın statükoyu devam ettirme arzusudur (Chamberlain ve Baldwin, 1989, akt. Mahalik, 1994; Otani, 1989; Uribe, 1988).

Benzer şekilde transferans da başaçıkılmadığı taktirde, grupta kendini açmayı engelleyen bir faktördür. Transferans yaşayan üyenin algıları, transferansa dayalıdır ve bu yüzden gerçek etkileşimlerin kurulmasını önler ki bu da grubun verimliliğini düşürebilir (Voltan-Acar, 2008). Transferansa dayalı algılar, geçmiş yaşantıların ve bunlardan kaynaklanan bitirilmemiş işlerin etkisiyle üyeyi “orada-onunla” konumunda tutar. Bu durumda danışan, içinde bulunduğu grup gerçekliğini yeterince yaşayamaz ve yansıtamaz çünkü Voltan-Acar (2008)’in de belirttiği gibi transferans yaşayan ile transferans objesinin gerçekliği birbirinden farkıdır.

Danışanın kendini açması, psikoterapinin gerekli ve hayati bir bileşenidir (Corsini ve Wedding, 1995; Stricker, 2003). Grupta kendini açmanın; grup içindeki bireyler arası anlamlı ilişkilerin biçimlendirilmesi için gerekli koşullardan birisi olduğu söylenebilir. Yalom’a (2002) göre grupta kendini açma davranışı arttıkça tüm üyelerin katılımı, sorumluluğu ve birbirlerine karşı yükümlülüğü artar. Daha önce de belirtildiği gibi kendini açma, grupla psikolojik danışma veya grup terapisinin ilerlemesi açısından bir temel kabul edilirken; direnç ve transferans, bu sürecin ilerlemesini yavaşlatır (Hill ve O’Brien, 1999; Yalom ve Leszcz, 2005).

Transferans ve Dirence Karşılık İlişkinin Şimdi ve Buradalığı

Psikolojik danışmanın, grupta oluşan transferans ve direnç ile terapötik bir biçimde başaçıkması gerektiği daha önce de vurgulanmıştı. Dolayısıyla oluştuğu anda bu güçlerin farkına varmak, başaçıkmanın ilk adımıdır. Bu noktada psikolojik danışman, sadece üyelerin değil kendisinin de direnç ve transferansa karşı verdiği tepkileri gözden geçirmek durumundadır. Aksi takdirde, kendisi grubun bir üyesinden çok, grup-dışında-biri konumuna düşer. Corey ve Corey (2006), dirence dönük tepkilerini grupla paylaşan liderin aynı zamanda, çatışmalarla doğrudan başaçıkma modeli sunduğunu belirtmiştir. Dahası, eleştiri ve suçlama olmaksızın dürüst bir biçimde duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi grup üyeleri için mükemmel bir model oluşturabilir (Barrett ve Berman, 2001). Bu bağlamda, psikolojik danışmanın danışanla kendi ilişkisi üzerinde de durması, transferans ve direnç konusunda farkındalığı arttırıcı bir rol oynayabilir. Bunu yaparken psikolojik danışman, şu ifadeleri kullanabilir (Voltan-Acar, 1988/2006):

- Şu anda bana nasıl davrandın?
- Şu anda seninle benim aramda neler geçiyor?
- Bana olumlu duygularını iletiyordun oysa yüzün asıldı.

Duygu ve düşüncelerin ifade edilmesi, akla ilişkinin şimdi ve buradalığını getirir. Şimdi ve burada olmak, sevgi, nefret, kıskançlık vb. duygular oluştuğunda bunları farkına varmak ve ifade etmektir. Tersi ise, bunları engellemek ve ifade etmekten kaçınmaktır (Naar, 1987; akt., Voltan-Acar ve Gülderer, 2006).

Yukarıda belirtilen duygular, danışanın geçmişte bitirilmemiş işlerinden, ifade edilmemiş duygularından kaynaklanır ve psikolojik danışma süreci içerisinde transferans veya direnç şeklinde ortaya çıkar. Bu noktada, grup lideri olarak psikolojik danışmanın rolü, üyeler arasındaki etkileşimlerin yani “matriks”in farkında olmak (Voltan-Acar ve Gülderer, 2006) ve bu etkileşimlerde saklı olan transferans ve direnç bulaşmalarını yakalayarak üyelere fark ettirmektir. Psikolojik danışmana verilen bu rolün amacı, transferans objesi konumundaki üyenin hangi özelliklerinden dolayı böyle bir yüklemeye maruz kaldığının açığa çıkarılmasıdır. Dolayısıyla, iletişim transferans yaşayan üye – önemli diğeri, yani ben-o, ilişkisinden çıkıp ben-sen ilişkisine evrilir (Voltan Acar, 2006).

Transferans ve transferans olgusundan kaynaklanan dirençle başa çıkmada, ilişkinin şimdi ve buradalığının kullanıldığı bir grupla psikolojik danışma örneği aşağıda verilmiştir. Onbir kişiden oluşan (3 erkek, 8 kız) birey merkezli bir grup yaşantısında danışan Betül 6. oturuma gelinmiş olmasına rağmen kendini açmamış ve diğer üyelerle kendisiyle ilgili sınırlı ve yüzeysel bilgiler paylaşmıştır. Oturumun başlangıcında grup lideri olan Nilüfer Voltan-Acar tur atma tekniğini kullanarak üyelerin o hafta hangi konuda konuşmak istediklerini tespit etmeye çalışmıştır.

Lider: Bu hafta kendinizle ilgili neler getirmek istersiniz?
Üyelerden bazıları, konuşmak istediklerini paylaşırlar ve sıra Betül’e gelir.
Betül: Ben kendimi bu grupta rahat hissetmediğimi farkettim.
Lider: Tamam o zaman bunun üzerinde durabiliriz. Şimdi lütfen her üyeye teker teker bak ve o üyeyle ilgili neler hissettiğini, o üyenin varlığından dolayı bu grupta kendini rahat hissedip hissetmediğini söyler misin?
Danışan, sırayla her üyeye bakar ve duygularını ifade eder. Grup üyelerinden Faruk ve Onur’un varlığından rahatsızlık duyduğunu ve kendini açmak istemediğini belirtir. Bunun üzerine lider Onur ve Faruk’u biraraya alır ve yanlarına da birer boş sandalye koyar.
Lider: Şimdi Faruk ve Onur’a bak ve şu anda neler hissettiğini söyle. Onur ve Faruk’un hangi özellikleri, sana rahatsızlık veriyor? Bu kişileri yaşantında kimlere benzetiyorsun?
Betül: Ailesi ve eşi ile yaşadıklarından dolayı Onur’u ağabeyime benzettim. Ağabeyim de benzer sıkıntılar yaşadı ve bir süre bizimle görüşemedi. Faruk da bana lise öğretmenlerimden birini hatırlattı. Hem ağabeyime hem de öğretmenime içime atıp söyleyemediğim şeyler var.
Lider: Paylaşmak ister misin bunları?
Betül: Hayır. Henüz hazır olduğumu hissetmiyorum.
Sürecin ilerleyen kısımlarında lider, danışanın transferans yaşadığı Onur’un kendi ağabeyi olmadığını, ağabeyinin boş sandalyede oturduğunu; Faruk’un da lise öğretmeni olmadığını ve lise öğretmeninin de boş sandalyede oturduğunu ifade ederek transferans objesi ile gerçek kişiyi birbirinden ayırarak danışanın algılarını gerçekçi bir temele oturtmaya çalışmıştır.

Bir grupla psikolojik danışma oturumundan alınan bu kesit analiz edildiğinde, danışanın iki üyeye karşı transferans yaşadığı ve bunun yarattığı direncin etkisiyle kendini açmadığı anlaşılmıştır. Lider, ilişkinin şimdi ve buradalığını kullanarak, danışanın o anda hangi üyeye karşı neler hissettiğini anlamasını sağlayıp kendini rahat hissetmemesinin nedenlerini farketmesine yardımcı olmuştur. Danışan, sosyal makrokozmosta bitirilmemiş işlerini ve ifade edilmemiş duygularını sosyal mikrokozmosa yani gruba taşımıştır ki bu grup süreci açısından beklenen bir durumdur.

Özetle, psikolojik danışman grupta ortaya çıkan transferans olgusunu sağlıklı bir şekilde ele aldığında, danışanın geçmiş yaşantılarındaki boşluklardan, bitirilmemişliklerinden kaynaklanan ancak bugünkü yaşantılarının niteliğini olumsuz anlamda etkileyen algı ve davranışlarının, gerçekle daha uyumlu hale gelmesi konusunda ona yardım edebilir. İlişkinin şimdi ve buradalığı ilkesinden hareketle gerçekleştirilecek uygulamalar, hem bireysel hem de grupsal ölçekte kazanımlar yaratabilir. Diğer bir deyişle, transferansla terapötik bir biçimde başaçıkılması, transferans yaşayan üyenin farkındalığını arttırdığı gibi diğer üyelerin de grubun bir problemi çözebilecek potansiyele sahip olduğuna dair olumlu bir algı geliştirmelerini sağlayabilir. Bu gelişmeler, grupta güven duygusunun oluşumunu ve direncin kırılmasını tetikler (Voltan Acar, 2008).

SONUÇ

Gerek bireysel gerekse grupla psikolojik danışmada kendini açma, yani özel bilgilerin danışmanla ve diğer grup üyeleri ile paylaşılması, etkileşimin başlaması ve terapötik iletişimin tesis edilmesi açısından önemli olmaktan öte bir zorunluluktur. Beklenen değişimin önkoşulu da terapötik etkileşimdir.

Kendini açma davranışını kısıtlayan ya da bloke eden direnç ve transferans olguları, grup sürecinde olumsuz güçler olarak değerlendirilse de açığa çıkmaları gerçek ve samimi etkileşimlerin başladığına işarettir ve bu yönüyle paradoksal olarak terapötik güç olarak değerlendirilebilir mi sorusuna yanıt aranabilir. Zira terapötik bir biçimde baş edildiklerinde son derece kıymetli psikolojik malzemeler ortaya çıkmaktadır ki zaten psikolojik danışma ortaya çıkan bu materyalin işlenmesinden başka bir şey değildir.
Sonuç olarak, danışanların kısıtlı ve normalden çok kendini açma örüntülerinin psikolojik danışman tarafından göz ardı edilmemesi ve danışanın bununla yüzleştirilmesi, değişim ateşini yakacak kıvılcımın çakılması anlamına gelir. Kısıtlı veya normalden çok kendini açmanın bir direnç veya transferans etkisi olabileceğini unutmaması gereken psikolojik danışmanın, bunlarla başaçıkma konusunda gerekli becerileri taşıması ve uygun başa çıkma stratejileri repertuarına sahip olması gerekir. Bu yeterlilikler, sürecin terapötik bir özellik kazanması ve danışanların öz-farkındalıklarını arttırarak psikolojik danışmadan yararlanmalarını sağlamak için zamanı geldiğinde kullanılacak hazinelerdir.

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"TRANSFERANS VE DİRENCİN GÖLGESİNDE DANIŞANIN KENDİNİ AÇMA DAVRANIŞI" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Vahap YORGUN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Psk.Dnş.Vahap YORGUN Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
Henüz yok
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Nevrotik Ve Borderline Kişilik Örgütlenmeleri , Reyhan Nuray DUMAN
  • Düşünmek Nasıl Öğrenilir? , İlkten ÇETİN
  • Psikiyatri Ve Bonzai İlişkisi , İzzet GÜLLÜ
  • Bölme Savunma Mekanizması Ve Ruhsal Gelişim , Ümit AKÇAKAYA
  • Evlilikte Uyum , Reyhan Nuray DUMAN
  • Sınav Kaygısı İle Başetme Yöntemleri , Taylan ÖZKUZUCU
  • Bir İsteği Gerçekleştirmek,ya Da İçimizde Boğma Sorunu , İlkten ÇETİN
  • Başarma Güdüsü , İlkten ÇETİN
  • "Ruh Bilimi" Olarak Geçen Ancak "Ruh" U İncelemeyen Psikoloji , Ümit AKÇAKAYA
  • Gerçek İnanç Mı Yoksa “bağlanma” Dan Kaynaklı Bir İhtiyaç Mı? , Ümit AKÇAKAYA
  • Hep Yeninin Peşinde Koşmak Yerine , Bu Günkü Durumundan Ve Elde Olanlardan Yararlanmak , İlkten ÇETİN
  • Çözüm Odaklı Yaklaşım/Büyük Adımlar Küçük Adımlardan Oluşur. , Mehmet Enver BAYATLI
  • Gerçek Sevgi Tüm Alternatiflerimizin Önüne Geçer , Ümit AKÇAKAYA
  • Güncel Olayları Süzmeğe Yarayan Bir Taslağa Sahip Olmanın Yararları , İlkten ÇETİN
  • Aileler İçin Etkili İletişim: Kendimizi Nasıl İfade Edelim , Ural NADİR
  • İlk Gece Korkusu , Kamil DAYI
  • “hayatta En Acıklı Şey, Bir İnsanın Problemin Kendinden Kaynaklandığını Görememesidir.” , Ümit AKÇAKAYA
  • Sabır , İlkten ÇETİN
  • Aileler İçin Etkili İletişim: Etkin Dinleme Becerileri , Ural NADİR
  • Çocuk Ve Ergenlerde Sosyal Fobi , Gözde ÖZÇİÇEK KALA
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    23:59
    Top