2007'den Bugüne 80,906 Tavsiye, 25,754 Uzman ve 18,028 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Özgüveni Olmayan Çocuk Motive Olamaz
MAKALE #8802 © Yazan Psk.Bilge AYGÜN | Yayın Nisan 2012 | 4,113 Okuyucu
Özgüven, kişinin kendine olan inancı ve kendi hakkındaki olumlu düşünceleri ile açıklanabilir. Eğer hakkımızdaki düşünceler çoğunlukla olumluysa, kendimizi seviyorsak, kendimizdeki eksiklikleri de hoşgörü ile karşılayabiliyor ve yeni bir atılımda bulunmak gerektiğinde “ben bunu yapabilirim” inancıyla hareket edebiliyorsak temel özgüvenin oluştuğundan bahsedebiliriz.

Özgüvenin kazandırılması diğer becerilerin kazandırılmasından çok farklı bir yol gerektirir. Özgüven doğumla birlikte kazanılmaya başlar.Gelişim devam ettiği sürece de devam eder. Özgüvenin temeli ailede atılır.Diğer becerilerin aksine özgüven bilişsel düzeyde öğretilemez. Anlatarak,anlaşmalarla v.b. yollarla özgüven sınırlı bir zamanda verilemez. Tüm yaşamın geneline yansıyacak anne-baba (aslında çevredeki herkes, öğretmen, aile büyükleri v.s.) tutumları özgüvenin şekillenmesinde en güçlü rolü oynar. Bu nedenle çocuğun güvenli davranışları duruma ve zamana göre değişiklik gösterebilir. Bazı durumlarda kendinden emin olan çocuk bazı ortamlarda ise güvensiz davranabilir.



Özgüven Nasıl Oluşur


Koşulsuz sevgi ve kabul


Sevgi karşılık beklemeden, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın verilir. Sadece çocuğumuz olduğu için, olduğu gibi onu kabul etmek,kişilik özelliklerine saygı duymak, hatalıyken, ona kızgın olduğunuz zamanlarda bile sevildiğini ona hissettirebilmek koşulsuz sevginin gereğidir. Her çocuk olduğu gibi kabul edilmek ve sevgiyi her an yaşamak ister.


Koşulsuz sevgi kadarönemli olan ve çoğunlukla anne-babaların atladığı bir diğer konu da çocuğu olduğu gibi kabul edebilmektir. Bir çok anne baba çocuk yetiştirirken, kendi hayallerindeki çocuğu inşa etmeye çalışır.Oysaki her çocuğun kendine özgü bir doğası vardır. Bu özgünlük içinde çocuklar kabul görmek isterler. Anne-babaların ve eğitimcilerin müdahale alanları çok sivrilen özelliklere, çocuğun çevresine uyumunu güçleştiren davranışlara dönük olmalıdır. Bu müdahale bile top yekun çocuğu değiştirmek amacıyla yapılmamalıdır. Sadece o özelliğinin biraz daha yumuşatılması için yönlendirme şeklinde hedeflenmelidir. Örn: kendini göstermeyi sevmeyen, sessiz olmayı tercih eden çocuğu sürekli konuşan, sürekli söz alan, talepkâr biri haline getirmeye çalışmanın bir anlamı yoktur. Veya öfke kontrolünde zorlanan bir çocuğu öfkelenmeyen, sakin biri haline döndürmeye çalışmak onun doğasına aykırı olacağından böyle bir çaba başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Ne yapılabilir diye düşünüldüğünde ilk örnekteki çocuk ihtiyaçlarını dile getiren, fikrini yeri geldiğinde söyleyebilen, hakkına sahip çıkabilen biri olması için desteklenirken ikinci örnekteki çocuğa öfke duygusunu ifade edebileceği farklı ve kabul edilebilir alternatif davranışlar öğretilebilir.


Çocuğu tamamen değiştirmeye çalışmanın iki önemli sakıncası vardır:
1-Çocuk bu denli büyük bir değişim talebine direnç gösterir.Bu direnç yetişkin-çocuk arasında şiddetli çatışmalara neden olur.
2-“Seni bu halinle sevmiyorum. Keşke daha farklı biri olsaydın.” mesajını verir. Bu mesaj çocuğun özgüveninin gelişmesini engellediği gibi olumsuz benlik algısını arttırır.
Oysa her çocuk kendi özellikleriyle güzeldir. Çocuk eğitiminde çocukların kendi deneyimlerini yaşamalarına ve kendilerini ortaya koyabilmelerine fırsat verebilmek gerekir. Ancak bu yolla güvenli, mutlu,kendisi olmaktan memnun çocuklar yetiştirebiliriz.



Çocuğun ihtiyaçlarının zamanında karşılanması


Doğduğumuz andan itibaren çevremizden bize gelen mesajları alır ve değerlendiririz. Yeni doğan bir bebeğin kendini değerli hissedebilmesi için ihtiyaçlarının zamanında karşılanması gerekir. Acıktığında karnı doyurulan, altını kirlettiğinde temizlenen, anne sıcaklığı ve ilgisini gören bebekler kendilerini önemli hissederler. Gelişimin her aşamasında çocuğun ihtiyaçlarının önemsenmesi ve giderilmesi gerekir. Bu nedenle her anne babanın çocuk gelişimi ve çocuğun gelişimsel olarak nelere ihtiyacının olduğuna ilişkin temel bilgilere sahip olması önemlidir. Örn: Bebeğin yürümeye başlamasıyla beraber ön plandaki ihtiyacı ilgi duyduğu çevreyi keşfetmektir. Bu dönemde çok meraklı olan çocuk engellenmediği durumlarda özgürce yaşadığı çevreyi kendi deneyimleri ile keşfetmeye çalışır. Her adımda, her deneyimde yeni bilgiler edinen çocuk çevresine hakim olmaya da başlar. Bu dönemde “Dur! Sen yapamazsın.”,“Ben seni yerine yaparım.” sözleriyle engellenen çocuk da bir süre sonra “Ben yapamam.” düşüncesini geliştirir. Çocukların bir çoğu yeni şeyler öğrenmek için istekli olmaktan ve yeni şeyler için denemeler yapmaktan vazgeçmeye bu dönemde alışmaya başlarlar. Son derece iyi niyetli ve sadece çocuğu korumaya yönelik bu çabanın sonucunda çocuğun tüm hayatı etkilenebilir.

Kıyaslamamak



Kardeş, arkadaş ya da akran fark etmez başka birisi ile kıyaslanmak çocuğa “Senden memnun değilim, diğer çocuk gibi olsaydın daha mutlu olurdum.” mesajını verir. Bu mesaj çocukta direkt olumsuz benlik algısı geliştirir. Başka bir çocuğun örnek olarak gösterilmesi de kıyaslama davranışıdır. Burada da çocuk ebeveynin ne demek istediğini hemen anlar; “Onun gibi olsaydın keşke, onun sahip olduğu özelliklere sahip olmanı istiyorum.” Bu yaklaşım çocukta başka biri gibi olma arzusunu ortaya çıkartsa bile-ki böyle bir sonuç ister miyiz?-onun özgüvenini zedeleyecektir. Belki kendi olmayı bir tarafa bırakıp başkaları tarafından beğenilen biri olmaya çalışacaktır.


Olumlu yönlerini vurgulamak, pozitif geri bildirim


Çocuğun konuşulanları anlaması ve çevresiyle iletişim kurmaya başlaması, çevreden gelen mesajları daha bilinçli olarak değerlendirmesini de sağlar. Bu dönemden itibaren yaptıkları ile ilgili verilen geri bildirimleri hiç atlamadan değerlendirir ve kendisi ile ilgili fikirleri hızla oluşur.Davranışları veya düşünceleri beğenilmeyen, çok katı şekilde eleştirilen çocuk,çevresini mutlu edemediğinde kendini başarısız ve değersiz algılar. Davranışlarım ve fikirlerim kötü, öyleyse bende kötüyüm der. Bu nedenle çocuğun yaptığı şeyler hakkında geri bildirimde bulunurken özenli davranmak yine anne-babayadüşer. Buradan çocuğun yaptığı her şeyi beğenmemiz gerektiği anlaşılmamalıdır. Olumsuz davranışlar, ya da başarısız denemeler için elbette ki gerçekçi bilgiler vermek gerekir. Önemli olan çocuğun kendisi için yapılan eleştirilerin sadece davranışına yönelik olduğunu anlayabilmesidir. Dikkatsizliği nedeniyle evdeki eşyalara zarar veren çocuğa, söz dinlemeyen çocuğa “Seni sevmiyorum o zaman.”, “Kötü çocuk!”, “Her zaman böyle yaramazsın.” gibi olumsuz genel geribildirimler vermek yerine sadece o ana ait davranışına ve davranışının sebep olduğu duruma yönelik geri bildirim vermek önemlidir. “Odanı toplamadığın zamanlarda çok yoruluyorum, eşyalarını kaybediyorsun.”, “Oyun odası dışında top oynaman eşyalarımıza zarar verdi. Bu konuda seni uyardığım halde beni dinlememiş olduğun için sana kızgınım.” Çocuklar ancak bu şekilde söyleneni ve söylenmek isteneni doğru olarak algılarlar.


Olumlu ya da olumsuz geri bildirim verirken dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır:


Olumlu geri bildirim verirken:


Abartmayın: Yapılan iyi davranışın ya da başarılı bir işin olumlu geri dönüşünü yaşamak hem çocuk için hem de anne-baba için ne kadar da güzeldir. Ancak sevinçle ve heyecanla abartılı övgüler gerçeği yansıtmadığında bazı sorunlar yaşanabilir. Sürekli aynı büyüklükte övgü beklemek, ufak tefek güzel sözlerin yeterli bulunmaması, sık sık övülme isteği,her davranış sonrasında övgü beklemek, bunu bulamadığında kendini kötü ve yetersiz hissetmek, benzer davranışı çevresindeki herkesten beklemek (öğretmen,arkadaş v.b.) gibi sıkıntılar yaşanabilir.


Yeri geldiğinde: Sürekli çocuklarımızı övmek zorunda değiliz. İçten bir tebrik çocuğu daha fazla tatmin eder. Mecburiyetten verilen övgüleri çocuklar hemen anlarlar. Ayrıca çok sık övgü alan çocuk için övgü almak bir süre sonra değerini yitirir.


Olumsuz geri bildirim verirken:


Sadece davranışa yönelik olumsuz geribildirim verilmeli: “Bu davranışından dolayı sana kızgınım. Sorumsuzca hareket ettiğin için zamanında randevumuza yetişemedik.Biliyorum çok sık olmuyor ama bugün seni çok uyardığım halde hiçbir şey yapmamış olman beni hayal kırıklığına uğrattı.” gibi.


Mükemmeliyetçi beklentiler içinde olunmamalı: Çocukların hata yapmaya hakları vardır. Hatta onların bu konuda yetişkinlerden daha fazla hakkı vardır. Oysa bazı yetişkinler çocukların yaptığı hatalara karşı son derece tahammülsüz yaklaşabilirler. Sık tekrarlanan olumsuz davranış ile ilgili elbette çocukla konuşmak, bunun nedenlerini araştırmak gerekir. Ancak arada bir yapılan yanlışlar karşısında aynı tutumu sergilememeliyiz. Bu şekilde davranan ebeveynler çocuğa çok büyük bir haksızlık yapmış olurlar. Parça bütünden farklıdır. Değerlendirme yaparken çocuğun genelde neler yapıyor olduğuna odaklanmak rahatlatıcıdır. Çoğunlukla iyiniyetli çabalarını gördüğümüz çocuklarımızın yanlış davranışları karşısında onlara yol gösterici olmak yeterli olur. Aksi takdirde hem özgüven gelişimini zedelemiş oluruz hem de kaygıları yoğun yaşayan bir çocuk yetiştirmiş oluruz.

Sonucu değil, süreci görebilmek: Hayatımızın ilk yıllarını hatırlayabiliyor muyuz? Bilemiyorum. Şöyle bir zamanda yolculuk yaptığımızı düşünelim; bugün bizim için çok kolay becerileri öğrenirken ne çok çaba gösterdiğimizi, tekrar tekrar birçok denemeler yaptığımızı hatırlayabiliyor muyuz? “Olmadı yeniden.”, “Daha iyisi olabilirdi.” bakışları… Aslında biraz düşündüğümüzde bir bir aklımıza gelir. Şimdi benzer yaşantıları çocuğunuzun deneyimlediği gerçeği yanı başımızdayken, hakkımız var mı onlara “Yine yapamadın!” demeye, istediğim gibi olmamış bakışı atmaya, yeter artık ne zaman öğreneceksin soruları sormaya? Sonuç istediğimiz gibi olmasa da minik bedenleri, kocaman yürekleriyle denemeler yapan çocuğumuzun her denemesini yürekten tebrik etmekten daha anlamlı bir şey olamaz sanırım.



Unutmayalım!


Söz konusu olan çocuk yetiştirmek olduğunda bir çok şey kolay değildir. Bazen çocuğumuzu sadece çaba göstermeye ikna edebilmek için sabırlı olmak gerekir. Sonuç istediğimiz gibi olmasa da gayretinden dolayı onu tebrik etmek, bir sonraki deneme için çocuğumuza cesaret verecektir. Çabalarının fark edilmediğini gören çocuk yeniden denemek istemeyebilir.

Unutmayalım ki:

Küçük adımlar büyük değişimleri beraberinde getirir.

Kendi kararlarını verebilmesi yönünde yönlendirmek: Her yaşın kendine has bazı sorumlulukları olduğu gibi her yaşta çocuğun kendi ile ilgili bazı konularda seçim hakkı da vardır. 2 yaşında hangi oyunu oynamayı istediğini, hangi oyuncağını daha fazla sevdiğini söyleyebilmek, 3 yaşında iki kıyafet arasında seçim yapmak… gibi.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Özgüveni Olmayan Çocuk Motive Olamaz" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Bilge AYGÜN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Bilge AYGÜN'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bilge AYGÜN Fotoğraf
Psk.Bilge AYGÜN
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Bilge AYGÜN'ün Yazıları
► Özgüveni Yüksek Çocuk Yetiştirmek Uzm.Psk.Gülşah ÖZTÜRK ERTEN
► Başarısızlığa Motive Olanlar Psk.Şenel KARAMAN
► Mümkün Olmayan Mükemmellik Uzm.Psk.Dnş.Hasan Ali GÖNCÜ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,028 uzman makalesi arasında 'Özgüveni Olmayan Çocuk Motive Olamaz' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Baba Çocuk İlişkisi Mart 2017
► Davranış Tabloları Mart 2010
► Motivasyonun Gücü Ekim 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:02
Top