2007'den Bugüne 85,383 Tavsiye, 26,671 Uzman ve 19,002 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Depresyonda Bilişsel Davranışçı Yaklaşım
MAKALE #8835 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Nisan 2012 | 6,484 Okuyucu
DEPRESYON

Depresyon, yorgunluk veya enerji kaybı, değersizlik ve suçluluk duygusu, konsantrasyon bozukluğu, kararsızlık, uyku bozukluğu, belirgin ilgi ve zevk azalması, kilo kaybı veya alımı, ölüm veya intihar düşünceleri, vb belirtilerin görüldüğü bir psikiyatrik bozukluktur.

Depresyonun tedavisinde ilaç tedavilerinin yanı sıra psikoterapilerin de önemli bir yeri vardır. Bilişsel-davranışçı tedavi yaklaşımı tek başına ya da ilaç tedavisi ile birlikte depresyonun tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Depresyonun tedavisi için geliştirilen, kısa süreli, şimdi-burada yönelimli, yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımı olan bilişsel–davranışçı terapide, danışanın terapiste başvurduğu sırada yaşamakta olduğu problemleri üzerinde durulup, işlevsel olmayan düşünce ve davranışları değiştirilmeye çalışılır. Tüm psikolojik bozuklukların altında yatan ortak mekanizmanın, kişinin ruhsal durumunu ve davranışlarını etkileyen çarpıtılmış ya da işlevsel olmayan düşüncelerinin olduğu; bu düşüncelerin gerçekçi bir şekilde yeniden değerlendirilip, değiştirilmesinin, duygularda ve davranışlarda düzelmelere (iyileşmelere) yol açacağı varsayılır. Daha kalıcı düzelmeler ise, danışanın işlevsel olmayan temel inançlarının değiştirilebilmesine bağlıdır.

Tedavide danışan kişi ile terapist çeşitli sorunları belirlemek ve anlamak için, iyileşmeyi hedef alan bir işbirliği içinde düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiler konusunda çalışırlar.

Depresyonun bilişsel modeline göre, çocukluk çağındaki deneyimler öğrenme yoluyla bazı temel düşünce, varsayım ve inanç sistemlerinin oluşmasına neden olur. Bu temel düşünce, inanç ve varsayımlar yapısal düzeyde kişinin şemalarını oluşturur. Bu şemalar ise yaşamın daha ileri dönemlerinde bireylerin kendileri ve yaşadıkları dünyaya ilişkin algı ve tutumlarını biçimlendirmekte ve değerlendirmekte kullanılır. Bireylerin kendi deneyimlerinden anlam çıkarmaları ve bunlara dayanarak geleceğe yönelik öngörülerde bulunmaları doğal, gerekli ve hatta yararlı işlevlerdir. Ancak, erken dönem yaşam deneyimleri sonucu oluşan şemalar katı, değişime dirençli ve yaşanmış deneyimlerle orantısız aşırılık özellikleri taşıdığında, uyum, üreticilik ve işlevsellikten uzak kalırlar.
Bireyler kendileri ve dış dünyayla ilgili verileri var olan şemaları aracılığıyla işlemektedirler. Depresyonda, bilgi ve verilerin işlenmesi sürecinde herkeste işlev gören çeşitli mekanizmalar olumsuz yönde ivme kazanır. Kişi depresyonda olduğunda bu düşünceleri abartılı ve yoğunlaşmıştır. Terapist ile depresyonda olan hastanın düşünce süreçleri arasında niteliksel değil niceliksel bir farklılık söz konusudur.
Depresyondaki şemaların içeriğinde ”değersizlik”, “yetersizlik”, “başarısızlık” ve “sevilmeme” gibi düşünce ve inançlar vardır. Beck’e göre bu tür şemalar işlevsel olmamakla birlikte tek başlarına depresyondan sorumlu olamazlar.

Depresyon, kişinin bilinçli olarak farkında olmadığı bu şemaların içeriğindeki varsayımları destekleyen bir yaşam olayı/olaylarının ardından gelişir. Bu varsayımlarla uyumlu yaşanan ve bu varsayımları destekleyen bir yaşam olayı sessiz durumdaki şemaları aktive eder. Bu şemaların aktive olup harekete geçmesi ise olumsuz otomatik düşüncelerin ortaya çıkmasına neden olur. Depresyonun klinik belirtilerini ortaya çıkaran bu olumsuz otomatik düşüncelerdir. Bu düşüncelerin olumsuz olarak değerlendirilmesinin nedeni hoş olmayan, rahatsız edici duygulara (üzüntü, suçluluk, kaygı gibi) neden olmalarındandır. Bir düşünce sürecinin ürünü değil aniden gelen düşünceler olduğu için de otomatik olarak adlandırılırlar. Otomatik düşünceler: Bilişsel düzeyde (kararsızlık, konsantre olamama, bellekte zayıflama), duygulanım düzeyinde (üzüntü, suçluluk, utanç, kaygı), davranış düzeyinde (etkinliklerde azalma, yavaşlama, daha önce zevk veren etkinliklerden geri çekilme, sosyal ilişkilerde azalma, sorunla başa çıkma/sorun çözme davranışlarında yetersizlik), fizik belirtiler düzeyinde (iştah ve cinsel istek kaybı, uyku bozukluğu) ve motivasyonel düzeyde (ilgi ve istek kaybı, durgunluk, kendine güvende azalma) belirtiler oluşturmaktadır.

Depresyonun bilişsel kuramında dört temel öge vardır. Bunlar :
1-Olumsuz üçlü (bilişsel üçlü): kendini, dünyayı, geleceği olumsuz algılama. Kişi kendisini başarısız ve değersiz, dış dünyayı düşmanca ve engellerle dolu, geleceği ise umutsuz olarak değerlendirmektedir.
2-Olumsuz düşüncelerin otomatik olarak ortaya çıkması
3- Bilgi işlemede ve algıda sistematik hataların olması
4-Temel işlevsel olmayan sayıltıların ortaya çıkması.
Bilişsel-davranışçı terapi bir problem çözme şekli olarak kavramlaştırılabilir. Depresif düşünme ise problemlerin çözümünü engeller. Tedavide amaç kişinin daha mantıklı düşünmesinin sağlanması değil, sorunlarına bilişsel-davranışçı stratejilerle çözüm bulunmasıdır. İlk hedef belirtilerin ortadan kaldırılmasıdır. Daha sonra belirtilerin ortadan kaldırılmasında kullanılan stratejiler depresif dönemlerin tekrarlanmasını önlemek için de kullanılır. Süre hastadan hastaya büyük değişiklik gösterse de, genel olarak ilk üç–dört hafta boyunca çift seans olmak üzere ortalama 20 seans önerilmektedir. Çok ileri vakalarda günlük 20 dakikalık seanslar uygun olabilir.

İlk görüşmede, hastayla iyi bir ilişki kurulması, o andaki sorunların değerlendirilmesi, amaçların belirlenmesi, tedavi rasyonelinin anlatılmasının ardından ilk tedavi hedefi belirlenerek tedaviye başlanır.

Diğer seansların içeriği:
  1. Geçen süre ile ilgili bilgiler, önceki görüşmenin geri-bildirimi ve ödevlerin gözden geçirilmesi yer alır. Ödevlerde sonuçlar, zorluklar ve ne öğrenildiği yer almalıdır.
  2. Gündemi belirleme
  3. Günün konusu
  4. Verilecek ödev ne, amacı ne, ne gibi zorluklar ortaya çıkabilir
  5. O seansla ilgili geri-bildirim alınması. Ne öğrendi, ne işine yaradı, ne üzdü, gibi.
Depresyon tedavisinde kullanılan bilişsel-davranışçı tedavi stratejileri 4 grupta özetlenebilir:
1-Davranışçı stratejiler: Aktivite, başarı ve hoşnutluğun kaydedilmesi, aktivitelerin planlanması, kademeli aktiviteler
2-Bilişsel stratejiler: Dikkati başka yöne çevirme/uzaklaştırmayla ilgili teknikler (Bir objeye odaklanma, duyumsal farkındalık, zihinsel egzersizler, hoş anı ve fantaziler, dikkat gerektiren aktiviteler, düşünceleri saymak, gibi)
3-Bilişsel-davranışçı stratejiler: Olumsuz otomatik düşüncelerin belirlenmesi, otomatik düşüncelerin sorgulanması, davranışsal denemelerin yapılması
4-Önleyici stratejiler: Varsayımların belirlenmesi, varsayımların sorgulanması, gerilemelerden yararlanılması, geleceğe hazırlanma.

DAVRANIŞÇI STRATEJİLER

Davranışçı stratejilerin amacı ruh halinin yükseltilebilmesine yardımcı olmaktır.

Aktivitelerin kaydedilmesi: Her gün yaptıklarını kaydetmesi istenir. Böylece somut olarak kişinin neler yaptığını görmek mümkündür. Bu kayıtlar, hastanın “hiçbir şey yapmıyorum “ şeklindeki düşüncesini test etmek amacıyla kullanılır. Gerçekten bir şey yapmıyorsa bunun neden kaynaklandığı araştırılır.
Kaydedilen bu aktivitelerin ayrıca başarı ve hoşnutluk açılarından değerlendirilmesi de istenebilir. Böyle bir derecelendirme hastanın aktivite ile duygu-durumu arasındaki ilişkiyi daha iyi görmesine olanak tanır.

Yeni aktivitelerin kaydedilmesi: Her günü bir önceki günden planlaması istenir. Yapılabilecek faaliyetleri somut bir biçimde görmek, kararsızlıkları önlemek, yapabildiklerini görmek kontrolü yeniden sağladığı duygusunu verir, hiçbir şey yapamıyorum düşüncesini çürütmesinde yardımcı olur.

Kademeli aktiviteler: Depresyonda iken kişi yapılacak işi gözünde büyütür ve kendisine büyük hedefler koyar. Sonra bunları yapamadığında da başarısız olduğundan söz eder. Bu nedenle, yeni aktivitelere yönlenirken yapılacak işin küçük adımlara bölünmesi başarı olasılığını arttıracaktır.

BİLİŞSEL STRATEJİLER

Depresyonda iken düşünceler stresi arttırmaktadır. Problem çözümüne yönelmeyen düşüncelerin durdurulması duyguların değişimine de yol açacağından hastaya bu düşünceleri durdurmayla ilgili tekniklerin öğretilmesi yararlı olacaktır. Düşüncelerin durdurulması özellikle hastanın henüz otomatik düşüncelere alternatif geliştirmeyi öğrenmediği, tedavinin başında çok yararlıdır.

Uzaklaştırma teknikleri:
Bir objeye odaklanma: Hastanın belli bir objeye odaklanması istenir. Nerede duruyor? Ne kadar büyük? Ne renk? Nasıl bir materyalden yapılmış? Kaç tane? Ne kadar? Ne işe yarar?
Duyumsal farkındalık: Hastadan çevresine tam olarak odaklanması istenir. Neler görüyorsun? Başka neler var? Nasıl sesler duyuyorsun? Nasıl kokuyor? Hangi renkler var? Vücudun nasıl duruyor? Nerede oturuyorsun? Giyeceklerini hissedebiliyor musun? Saçın nasıl? Ayakkabıların nasıl? Ağzında nasıl bir tat var? Nelere dokunuyorsun? gibi.
Zihinsel egzersizler: 1000 den geriye doğru 7’şer 7’şer saymak, belli bir harfle başlayan hayvanları saymak, yol tarif etmek, eşyaları saymak, vb.
Hoş anı ve fantaziler: Geçmişte yaşanan hoş anılar veya fanteziler olumsuz düşüncelerin durdurulması amacıyla kullanılabilir. Hoş anıları hatırlamak zor olabilir, ayrıca hoş anılar olumsuz anılara dönüştürülebilir.
Dikkat gerektiren aktiviteler: Hem bedeni hem vücudu meşgul eden aktiviteler tercih edilmelidir. Örneğin bulmaca, yap-boz, tenis oynamak, gibi. Fazla dikkat istemeyen aktiviteler diğerleriyle birlikte yapılabilir. Örneğin, ütü yaparken radyo dinlemek, gibi. Başlangıçta dikkati toplamak zor olduğu için bu aktiviteler kısa süreli olarak yapılabilir. Ancak pratik yaptıkça süre uzayacaktır.
Düşünceleri saymak: İçeriğine bakmaksızın olumsuz düşüncelerin sayılması. Bu bazen dezavantaj olabilir, çünkü olumsuz düşüncelerin sayısının artmasına yol açabilir.

BİLİŞSEL–DAVRANIŞÇI STRATEJİLER
Tedavide özellikle hastalara otomatik düşüncelerini tanıma, sorgulama ve deneme öğretilir. Terapist önce otomatik düşünceleri tanımayı seans içinde öğretmeli, sonra bununla ilgili ödevler vermelidir. Olumsuz duyguları fark edilip, bu duygulara yol açan durumun tanımlaması ve ardından da bununla ilişkili olumsuz düşüncelerin belirlenmesi amaçlanır. Olumsuz düşünceler tanımlandıktan sonra bu düşüncelere alternatif düşünce üretilmesi aşamasına geçilir. Olumsuz otomatik düşüncelere karşı daha gerçekçi ve yararlı alternatif düşünceleri ortaya çıkarmada iki yol vardır:
1-Otomatik düşüncelerin geçerliğini sözel olarak sorgulamak
2-Davranışsal denemeler planlayarak hastaların bunları denemeleri
Otomatik düşüncelere karşı alternatif geliştirilse bile duygular devam ediyorsa altta yatan sayıltıların ele alınması gerekir.

ÖNLEYİCİ STRATEJİLER

Bilişsel-davranışçı tedavinin son aşamasında işlevsel olmayan sayıltıların tanımlanması ve sorgulanması yer alır.
Beck ve arkadaşları işlevsel olmayan sayıltıları 3 temel grupta toplamışlardır Bunlar:
a)başarı (yüksek standartlar koyma, başarı ihtiyacı)
b)kabul edilme (sevilme ihtiyacı )
c) kontrol (olayları kontrol etme, güçlü olma ihtiyacı)
İşlevsel olmayan sayıltıların ortaya çıkarılması otomatik düşüncelerin ortaya çıkarılmasından daha zordur. Bu sayıltıların ortaya çıkarılmasında; Temalardan (Hastanın otomatik düşüncelerinde ortaya çıkan genel kurallar), mantık hatalarından, genel kendilik değerlendirmelerinden (Aptal, çocukça, zayıf, gibi sıfatların kullanılması), anılar/geçmiş yaşantılardan, aşırı olumlu duygulardan ve aşağı uzanan oklar (downward arrow) tekniğinden yararlanılabilir.

GERİLEMELER

Terapi sırasındaki gerilemelerin çok doğal olduğu ve her gerilemenin ilerlemek için iyi bir fırsat olduğu anlatılmalıdır.
Terapi sırasında kazandırılan becerilerle nüks riski de azaldığı için oldukça etkili bir tedavi seçeneği olduğu söylenebilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Depresyonda Bilişsel Davranışçı Yaklaşım" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İlkten ÇETİN Fotoğraf
Psk.İlkten ÇETİN
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi251 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,002 uzman makalesi arasında 'Depresyonda Bilişsel Davranışçı Yaklaşım' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşkın Psikolojisi Aralık 2011
► Kendini Açma Haziran 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:36
Top