2007'den Bugüne 80,886 Tavsiye, 25,753 Uzman ve 18,030 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Çocuklarda Korku ve Özgüven; Bir Vaka İncelemesi
MAKALE #8907 © Yazan Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK | Yayın Nisan 2012 | 16,880 Okuyucu
ÇOCUKLARDA KORKU ve ÖZGÜVEN; BİR VAKA İNCELEMESİ

9 yaşında olan M. üçüncü sınıfa geçmiş olmasına rağmen hala annesinin yanında yatıyordu. Annesine göre “bir erkek çocuk birinci sınıftan itibaren artık kendi odasında tek başına yatabilmeliydi”. Gece yatmadan önce M.’ye hikayeler okuyan annesi, çocuğu uyuyunca kendi odasına geçiyordu. Ama M. uyanır uyanmaz anne ve babasının yatak odasına geliyor ve kendi odasına dönmek istemiyordu. Bazı geceler anne ve babası kendi odasında yatması gerektiğini anlatsa da M. bu isteklerini şiddetle reddediyordu. Anne bir yerde okumuştu, kesin kararlı olacaktı, ayrılma tarihini önceden belirleyip M.’ye: “Bu yazın başında artık kendi odanda yatacaksın, bir ayın var ve kendini hazırla!” dedi.


Bunu söyledikten sonra M.’nin okuldaki başarısı hızla düşmeye başladı, öğretmeni dikkatinin çok sık dağıldığını, ödevlerde hatalar yaptığını ve daha da hırçınlaştığını söyledi. Evde ise daha içedönük olmaya başlayan M.’nin iştahı iyice kesilmeye başladı. Anneden “ayrılma” zamanı yaklaştıkça daha çok ağlar oldu.
İşler kötüye gidiyordu ve anne, babaya: “Bir uzmandan yardım alalım.” dedi, baba ise “Ne gerek var, bunun için psikologa mı gidilir, çocuktur, geçer!” dedi. Ama anne kararlıydı.

M.’nin Öyküsü

M.’den detaylı olarak alınan gelişim bilgileri ilginçti.
Ailenin ilk torunu olan M. doğumundan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü.
Anne ve diğerleri tarafından “aşırı korunan ve her istediği yapılan” bir çocuktu. Bir an olsun yanından ayrılmıyorlardı. Zaman zaman anneanneyle bile uyudu.
Anneanne ve babaannenin dışındaki zamanlarda ise çocuğun davranışları ve eğitimi konusunda anne ile baba sık sık fikir ayrılığı yaşıyorlardı.
Ama her zaman M.’nin istediği oluyordu.
Bu arada M. ismini dededen alıyordu, bu onun gücüne güç kattı.
Bir dediği iki edilmedi.
M. “Kral” gibiydi.
M. dört yaşında kreşe başladı. Ama ilk gün çok ağladı. Ertesi gün de ağladı. M. bir hafta boyunca ağlayarak gitti. Bazı sabahlar kahvaltı yapmak istemiyordu. Kreşin kurallarına uymakta çok zorlandı ve dönem sonuna doğru ancak alışabildi.
M. tek başına asansöre binemiyordu, tuvalete bile tek başına gitmeye çekiniyordu.
M. büyüdü ve ilköğretim birinci sınıfa başladı. Başlarda yine zorlansa da kreş gibi olmadı, bu sefer çabuk alıştı.
Evde kral olan M. sınıfta ise sessiz bir çocuktu ve anneye göre “hakkını arayamıyordu”.
M. derslerini hep anneyle yapmak istiyordu aksi takdirde ders çalışmak istemiyordu.

Ailenin Öyküsü

M.’nin “görünen” öyküsü şimdilik bu kadar. Bir de anne ve babanın öyküsüne bakalım.
Anne ve baba birbirlerine aşık olmuşlardı. Kısa bir flört döneminden sonra evlenmek istemişlerdi. Birbirlerine uymayan özellikleri vardı ama “Evlenince değişir (?)” düşüncesiyle bunu çok da önemsemediler. Aileleri “farklı” kültürel özelliklere sahipti. Nişan ve düğünlerde biraz sorun yaşansa da görkemli bir törenle evlendiler.
Anne A. titiz, detaycı, düzenli, mükemmeliyetçi ve kaygılı bir yapıya sahipti, Baba B. ise zaman zaman asabi, dağınık, cömert ve işe düşkün bir yapıya sahipti. Baba B. kendi aile şirketinde çalışıyordu. Maddi durumları iyiydi. Anne A. çalışmak istese de Baba B. bu durumu iyi karşılamadı yoksa “El ne der?”di. Olaylara bakış açıları çok farklıydı. Farklı olması normaldi ama bu farklılıklardan dolayı çok sık tartışıyorlardı. Hatta bir ara boşanmayı bile düşündüler. Derken Anne A. hamile olduğunu öğrendi, ailede bu durum sevinçle karşılandı. Onlara göre sorunlar “unutuldu (?)”. Hamilelik ve doğum süresince kök ailelerle daha çok birlikte oldular. Lohusalık döneminde ev hiç boş kalmadı. Özellikle anneanne ve babaanne bebeğin bakımı, beslenmesi ve yetiştirilmesi konusunda fikir ayrılıkları yaşıyorlardı:

Biri bebeği: “Kundaklayalım!” derken diğeri “Tuzlayalım!” diyordu, birisi “Aman öpmesinler mikrop kapar!” derken diğeri “Mikroba da alışacak!” diyordu. Bebeğin gazı konusunda bile tartışabiliyorlardı. Anlaştıkları tek nokta “nazar değmesi” ihtimaliydi.
Anne A. kayınvalidesinin “her şeye karıştığını ve bundan rahatsız olduğunu” söylerken Baba B. de “karısı ile annesinin arasında kalmaktan” sinirlenip, eşine patlıyordu. “Senin annen” “benim annem” tartışması hiç bitmiyordu.
Anne A. ailenin ikinci ve son çocuğuydu. A.’nın annesi “aman çocuğumun başına bir şey gelmesin” kaygısıyla davranırken, babası da çok eleştiren, kolay kolay beğenmeyen biriydi. Bunun sonucu olarak da Anne A. “kaygılı, hata yapmaktan, eleştirilmekten korkan mükemmeliyetçi” yönleri baskın biri oldu.
Baba B. ailenin üçüncü ve son; aynı zamanda tek erkek çocuğuydu. Baba B.’nin annesi “boyun eğici, fedakar” biri; babası da “otoriter, ilgisiz ve işkolik” biriydi. Baba B. de “asabi, işkolik, cömert ve babasıyla çok anlaşmazlık yaşayan” biri oldu.

İnceleme Teknikleri ve M. İle Yapılan İncelemenin Sonuçları

M. ile gerekli iletişim ve güven köprüsü kurulduktan sonra inceleme başladı. Resim ve hikayelerin bulunduğu testlerle (Children Apperception Test, Lussia Duss Psikanalitik Hikayeler Testi, Koppitz) yapılan inceleme aşamasında ilginç bilgilere ulaşıldı.

Korkunun Kaynağı

Terapist: Sence bu çocuğu neler mutlu eder?
M.: Oyun oynamak, çizgi filme bakmak bir de dondurma yemek.
Terapist: Peki bu çocuğu neler mutsuz eder?
M.: Oyun oynamamak.
Terapist: Başka?
M.: Gece yalnız uyumak.
Terapist: Peki bu çocuk yalnız kalınca ne hissediyor?
M.: Korkuyor.
Terapist: Ne olmasından korkuyor bu çocuk?
M.: Hırsızların gelmesinden!
Terapist: Bu çocuk daha önce hiç hırsız görmüş mü?
M.: Hayır görmemiş ama duymuş.
Terapist: Peki nasıl duymuş?
M.: Anneannesi anlatırken duymuş, komşusunun evine hırsız girmiş ve paralarını çalmış!
Terapist: M. Sence bu hırsız resimdeki çocuğa nasıl zarar verebilir?
M: Onu kaçırabilir!
Terapist: Peki çocuk bunu nerden duymuş?
M.: Çocuk üç-dört yaşındayken bir gün sitenin bahçesine inmek istemiş, annesi ona “İnersen, hırsızlar seni kaçırabilir” demiş.
Terapist: Peki çocuk ne yapmış?
M.: Çocuk çok kormuş ve inmemiş.
Terapist: Anladım, bu yüzden de çocuk gece anne ve babasıyla uyumak istiyor.
M.: Evet, annesi ve babası olursa yanında onu kaçıramazlar.

Kaybetme Korkusunun Kaynağı

Terapist:Bu çocuğu en çok ne üzer?
M.: Annesinin ağlaması.
Terapist: Peki çocuğun annesini ne ağlatır?
M.: Babasıyla tartışması,
Terapist: Onlar tartışırken çocuk ne yapıyor?
M.: Çocuk çok üzülüyor bir de korkuyor!
Terapist: Ne olacağından korkuyor?
M.: Annesinin gitmesinden.
Terapist: Çocuğun annesi neden gitsin ki?
M.: Tartışırlarken annesi “Gitsem de kurtulsam!” demiş
Terapist: Giderse ne olur?
M.: Çocuk annesiz kalır. Annesinin başına da bi’şey gelebilir.
Terapist: Ne gelebilir?
M.: Bilmem…

Güven Duygusunun Kaynağı

Terapist: M. sence bu çocuk kendini en çok nerede güvende hisseder?
M.: Evde.
Terapist: Evin her odasında kendini güvende hisseder mi?
M.: Annesi olursa hisseder.
Terapist: Peki evde tek başına kalabilir mi?
M.: Hayır, kalamaz.
Terapist: Çocuk kendini ne zaman güçlü hisseder?
M.: Babası ile oyun oynarken
Terapist: Babası ile her gün oynar mı?
M.: Hayır babası işte olduğu çok oynayamaz, işten yorgun gelir.
Terapist: Bu çocuk tek başına neler yapabilir?
M.: Resim yapabilir, çizgi film izleyebilir bir de oyun oynayabilir.
…
Sonuçlar:
  • Çocuk uzun süredir gece korkuları ve hırsız korkusu yaşamaktadır.
  • Anne ve babanın tartışmaları çocuğun onlara olan güven duygusunu zedelemiştir. Ayrıca bu tartışmalar çocuğun korkularını perçinlemiştir.
  • Çocuğun kendi güven alanı oluşmamıştır. Kreşe başlama travmatik bir şekilde olmuş çocukta “Ayrılma Anksiyetesi” (çocuğun evden ve anneden her ayrılışında yoğun kaygılar yaşaması) oluşmuştur.
  • Çocuk anne ve baba tarafından anlaşılmadığı gerekçesiyle "duygularını" gizleme eğilimindedir.
  • Yoğun kaygı okulda ve derste “Dikkat Eksikliğini” artırmıştır.
  • Anne ve baba “BİZ” olamamış, hep kendi “haklılıklarını” öne çıkaran bir iletişim içinde olarak problemlerini çözememişlerdir.
  • Çocuktan gelen “sinyalleri” görmeyerek, problem daha da büyümüş diğer bir tabirle “Gemi Su Almaya Başlamıştır”.
Netice;
Karı-kocada işlevsiz (yani problem çözemeyen) bir evlilik, çocukta ise ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ!

Kaynak: Şimşek, R. 2012. Eski Köye Yeni Adetler; Ben, Biz ve Çocuğa Dair. Alter yayınları. Ankara
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda Korku ve Özgüven; Bir Vaka İncelemesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ramazan ŞİMŞEK Fotoğraf
Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi205 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ramazan ŞİMŞEK'in Yazıları
► Çocuklarda Korku Uzm.Psk.Gonca RASLAYAN
► Korku Ama Korku Değil:Fobiler Psk.Dnş.Kemal TUNCER
► Çocuklarda Özgüven Psk.Hülya TURAN
► Çocuklarda Özgüven Uzm.Psk.Serdal GÜR
► Çocuklarda Özgüven Psk.Sevda ÖZBUCAK
► Çocuklarda Özgüven Gelişimi Psk.Dnş.Nuray BAŞTAN AYDIN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,030 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda Korku ve Özgüven; Bir Vaka İncelemesi' başlığıyla benzeşen toplam 21 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:09
Top