ZEKA ÖZÜRLÜ OLMADIĞI HALDE BİR ÖĞRENCİYİ OKUL DERSLERİNDE, ÖSS, OKS VE SBS GİBİ SINAVLARDA BAŞARISIZ YAPMA METODLARI
|
Başarısız bir öğrenmenin gerçekleşmesinde temel 4 unsur vardır: 1-Çalışma isteğiniz gelince oturun o isteğinizin geçmesini bekleyin.
2- Ders çalışıyorsanız hemen oturun, oturuyorsanız hemen yatın, yatıyorsanız çok derin bir uykuya dalın. Renkli rüyalar görün.
3-Bugünün işini yarına bırakın.
4-Aşağıdaki yazıları sakın okumayın!!!
Yok eğer başarılı olmak istiyorsanız, ona biz karışamayız demokrasi var. Sizin özgür iradenize kalmış...
Başarılı bir öğrenmenin gerçekleşmesinde iki ana unsur vardır.
1.Öğrencinin hem öğrenmesi hem de öğrendiklerini sınavda aktarabilmesi için psikolojik ve pedagojik olarak öğrenmeye ve sınavlara hazırlanmasıdır.
2.Öğrencinin öğrenilecek konuya çalışması:
Bunun içinde kastedilen;
Öğrencinin dersini dinlemesi,
Günlük tekrarlarını yapması,
Ödevlerini yapması,
Sınavlara hazırlanması,
Özetle bir öğrenci olarak sorumluluklarını yerine getirmesidir. Burada belirttiğimiz gibi psikolojik hazırlık iki aşamalıdır.
Yapılan bir araştırmaya göre ‘ Zihinsel bir problemi olmadığı halde okul başarısızlığı yaşayan öğrencilerin oranı %38 ‘ olarak bulunmuştur.
Bu da bize öğrenmenin gerçekleşmesinde psikolojik olarak hazır olmanın önemini gösterir. İkinci maddede belirtilen öğrenciye ait görevlerin gerçekleşmesinde de psikolojik olarak hazır olmak, yani öğrenmeye psikolojik ve pedagojik hazırlık şarttır.
Başarılı öğrenciler, verimli çalışabilen öğrenciler psikolojik olarak birinci aşamaya hazır olabilirler ancak öğrendiklerini ifade etme kısmında zorlanabilirler. O nedenle öğrenmede psikolojik destek öğrenme ve bilgilerini ifade edebilmesini gerektiren iki boyut olarak ele alınmalıdır.Yani ‘ ÖĞRENME PSİKOLOJİSİ ‘ ve ‘SINAV PSİKOLOJİSİ’ bir birinden ayrı unsurlardır.
Öğrenciler psikolojik ve pedagojik olarak öğrenmeye hazırlanmalıdır. Psikolojik ve pedagojik olarak yeterince güçlü olmadığı için okul ortamı ve diğer çevresel faktörler nedeniyle ya da ailesel olarak kaygılar taşıyan öğrenciler pasif psikoloji ya da gereksiz özel eğitim tedbirliliği nedeniyle zarar görebilir. Öğrencinin benliğine yapıştırılan tanı etiketleri öğrencilerin ileriki yaşamları boyunca söküp atamayacakları türdendir.
Oysa ki Matematik korkusu nedeniyle başarılı olamayan bir öğrenci belki de Matematik konusunda çok yetenekli olabilir. Ancak öğrenciye yapıştırılan bir ‘ öğrenme güçlüğü ‘ ya da ‘ dikkat eksikliği’ tanısı öğrencinin var olan yeteneğine hiçbir zaman ulaşamamasına neden olabilir.
Matematiğin bazı konuları soyut olduğu için ve öğrenci hayatına aktaramadığı için korku oluşturur. Matematik soyut düşünme yeteneği gerektirir ve çoğu gelişim basamağına uygun olmayan müfredatın verilmesi ( Ülkemizde olduğu gibi ) çocukta anksiyete yaratır.
Öğrenme güçlüğü, konsantrasyon bozukluğu, hafızada zayıflık, odaklanma … son zamanda moda terimler haline gelerek bir sektörün oluşmasına neden oldular. Bir kısım kişisel gelişim uzmanlarının öğrenciler ile yaptığı test sonuçlarına göre 10 öğrenciden dokuzunda hafıza ya da dikkat problemi var.
Ancak bir de işin şu yönü var ki; derslerine konsantre olamayan çocuklar TV dizilerine, bilgisayar oyunlarına, karmaşık ve hatta çok zor bilgisayar programlarına, futbol maçlarına rahatlıkla konsantre olabilmekte, öğrenebilmekte ve hatırlamakta zorluk çekmemektedirler. Burada anne ve babaların dikkatli ve uyanık olması, çocuklarına yapılan testlerin niteliğini araştırması, bu sorunların bahsedilen ölçüde sıklıkla yaşanmadığını bilmeler gerekir. Hızlı okuma, hafıza teknikleri vb. uygulamaları psikolojik ve pedagojik destekten ayrı tutmalıyız. Çünkü bahsi geçen yöntemlerin birer bilgi ve alıştırma tekniğidir, yardımcı ve geliştirici uygulamalardır. Gerek bahsi geçen gerekse de bahsi geçmeyen onlarca teknik ve uygulama bilgi ve becerisi edinilsin bu bilgi ve becerilerden faydalanılabilmesi için eğitimde psikolojik ve pedagojik desteğe ihtiyaç vardır. psikolojik ve pedagojik olarak hazır olmayan öğrenci her tür tekniği öğrenmeye ve kullanmaya kapalıdır.
Benzer bir durumda şöyledir, ’en iyi dershanelere yolladım, en iyi hocaları tuttum ama tüm bunlara rağmen çocuğum gene de başarısız - istediğim başarıya ulaşamıyor.’ Bu nokta da hatayı çocukta, aldığı teknikte veya eğitim aldığı kişi ya da kurumda aramaktan ziyade bu bilgi, teknik, çalışma ve öğrenme için psikolojik olarak hazır olup olmadığı olmalıdır. Psikolojik ve pedagojikolarak hazır olman bir öğrenci her tür tekniği öğrenmeye ve kullanmaya kapalıdır.
Bu konuda ana babaların iyi niyetli çabaları ve ısrarlı tutumları istenilen sonuçları vermeyecektir.
Tek başına öğrenciye verilen destek yeterli değildir. Aile eğitimi, sınavlara hazırlanan öğrenciler için ana ve babaların yapması gerekenleri içermektedir.
Psikolojik ve pedagojik destek sadece öğrenciye değil aileye de verilmelidir. Bazen hatta çoğu zaman çocuktan çok ailenin gerilim yaşadığını ve çocuk son derece sakin ve hazır bir durumda iken stresin aile tarafından kendisine bulaştırıldığını görebiliyoruz.
Bazı anne ve babaların okulların açılması ve sınavların yaklaşmasıyla öyle büyük bir gerilim içine giriyorlar ve öyle beklentiler geliştiriyorlar ki en sakin çocuğu bile çileden çıkararak başarısızlığa götürebiliyorlar.
Sevgili anne babalar; Çocuğunuza etiket yapıştırılmasına izin vermeyin. Çok basitçe çözümlenebilecek, biraz da çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemine bağlı olan dikkatsizlik, kendini derse verememe gibi durumları abartıp, bu durumu çocuğunuzun duyacağı şekilde çevrenizle paylaşmayın. Dikkat eksikliği ciddi bir sorundur ve kendini derse veremeyen, birkaç soruda hata yapan her öğrenci bu sorunu yaşıyor değildir.
Çocuklar ve gençler dikkatsizlik yapabilir, bildiği bir soruyu sınavda kaçırabilir, bazen sınıfta öğretmenini dinlemeyebilir. Burada ki en önemli nokta bu ‘bazen ’lerin her zaman ya da her zamana yakın olup olmadığıdır.
Böyle bir durumda anne ve baba olarak bir uzmandan edineceğiniz doğru yaklaşımları uygulayarak sorunu çözebilirsiniz. Yaşadığınız durumu bir psikolog ve pedagog ile görüşerek durumun normal sınırlar içerisinde olup olmadığını, gerçekten desteğe ihtiyacı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.
Zorlu dönemlerde çocukların bazen, anne babaların her zaman desteğe ihtiyacı vardır. Sınavlarda dikkat dağıtmada etkili özel teknikler !!!
Üniversiteye öğrenci seçme sınavı 180 sorudan oluşan 3 saatlik bir sınavdır. Üniversite sınavına giren öğrenci hem sayısı sürekli olarak artan 1,5-2..milyon öğrenci ile hem de 180 dakikayla yarışmak zorundadır. Ancak öğrencinin üç saat boyunca aralıksız aynı performansta soru çözmesi mümkün değildir.İnsan beyninin yapısı gereği en geç yarım saat sonra öğrencinin dikkati dağılmaya başlayacaktır. Aralıksız olarak üç saat boyunca dikkatini aynı yoğunlukta bir konuya vermeniz mümkün değildir. Bunun yanı sıra yoğun stres ve baskı fiziksel ve zihinsel enerjinizi hızla tüketmektedir.Sürekli, sonraki gelecek soruların ve bunlarla ilgili bilgilerin hatırlanması için yaşanan kaygıyı taşımak, bunu yanı sıra sizden sonuç bekleyen aile, çevre arkadaşların beklentisini boşa çıkartmamak,kendi geleceğiniz elinde tuttuğunuzu da düşündüğünüzde oluşan ağır psikolojik baskılar 3 saatlik bir maraton sırasında tüm enerji ve dikkatinizi vakumla çekilirmişçesine kaybetmenize neden olmakta.Burada kullanılan "maraton" ifadesi ile ilgili hemen bir araştırma örneğini vermek istiyorum.‘İsrail’deki Hebrew Üniversitesinden Psikolog Bretnitz, bir kaç grup İsrailli askerin kırk kilometre yürüttü, Ancak her gruba bu konuda faklı bilgi verilmişti. Bazı gruplar otuz kilometre yürüdükten sonra kendilerine on kilometre daha yürüyecekleri söylendi. Diğerlerine de altmış kilometre yürüyecekleri söylenmiş ama gerçekte yalnızca kırk kilometre yürütülmüşlerdi. Bazılarının kilometre taşlarını görmesine izin verilmiş, diğerlerinin ise kaç kilometre yürüdüklerini anlamaları engellenmişti. Bu deney sonucunda Breznitz, askerlerin kanındaki stres hormon düzeyinin gerçekte yürümüş oldukları uzaklığı yansıtmadığını bulmuştur. Başka bir değişle, bedenleri gerçekliğe değil, gerçeklik olarak kabul ettikleri şeye tepki göstermiştir.
Buna daha yakın hayatımızdan bir örnek vermek gerekir ise; birlikte sohbet etmekten hoşlandığınız bir kişi ile ilginizi çeken bir yerde çarşı, doğa gezisi, deniz kıyısında bir yürüyüş yolunda saatlerce yürüyerek ne kadar yol gittiğinizin farkına bile varmadan yürüyebilirken, zorunlu olarak yürümek zorunda kaldığınız kısa bir mesafenin de size saatler geçmiş gibi geldiğini sıklıkla görebilirsiniz. Burada psikolojik ve pedagojik olarak buna hazır olmak; konsantre olabilme, stersinizi makul bir düzeyde ve sınavdaki performansı istenilen seviyede tutabilmektir.
Dikkatin dağıldığını nasıl anlarsınız?
Sınav esnasında soruları sırasıyla çözmeye başladınız, 29. soruya geldiniz, daha önce benzerlerini onlarca defa çözdüğünüz ve çok iyi bildiğiniz bir konuda sorunun cevabı ile ilgili sıkıntı yaşıyorsunuz ya da anlamakta zorlanıyorsunuz. Dönüp yeniden okuyorsunuz, sonuç yine aynı. Demek oluyor ki dikkatiniz dağılmış bu durumda cevaplar iseniz yanlış yapma olasılığınız yüksek. Sınav dışında aynı soruyu bir çırpıda cevaplayabildiğinizi rahatlıkla görebilirsiniz.
Bu durumda soruları çözmeye çalışmanın devamında, dikkat toplanamadığı için üst üste gelen birkaç olumsuz soruda moral bozukluğu yaşanması ve panik durumunun ortaya çıkması olası hale gelir. Sınav stresi ve konsantrasyon bozukluğu birlikte sınavı bir kabusa dönüştürebilir.
Olası durum konsantrasyon bozulması ve strese bağlı olarak;
-Bildiklerinizin tümünü unutabilir, beyniniz boşalmış gibi olabilir,
-Tuvalete gitme ihtiyacı hissedebilirsiniz,
-Vücutta terleme, kasılma ve bayılacakmış hissi oluşabilir,
-Baş dönmesi, karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel durumlar oluşabilir,
-Bedende gerginlik,
-Hızlı nefes alıp verme,
-Kalp çarpıntısı,
-En ufak seslerin hareketlerin ve dış etkenlerin dikkati hemen dağıtması,
-Telaş ve panik durumu, Öğrencinin verdiği tüm bu tepkilerin aslında bir anlamı vardır. İnsanoğlunun belli dönemlerde kendi varlığını sürdürebilmek ve hayatta kalabilmek için geliştirdiği tehlikeler karşısında metabolizmayı hızla uyaracak, kana adrenalin pompalayarak kan basıncını arttırarak tehlike karşısında fiziksel olarak tehdit ile savaşabilecek ya da hızla kaçmasını sağlayacak enerji ve gücü vermektir. Yaşamı buna bağlıdır. Yaşanan sınavın yarattığı hayati önem bu mekanizmayı harekete geçirir.
Mevcut tehdit karşısın da ;
Öğrencinin soluk alıp verişi hızlanır, daha fazla oksijen bendene yollanması gerekir,
Beyne ve bedene giden kan basıncı artar,
Sindirim sitemi dolayısı ile yavaşlar ya da durur, bağırsak ve mesane adaleleri gevşer, dolayısı ile mide bulanması ve mide krampları hissedebilir.
Kana birlikte hızla karaciğer stoklarından alına seker hızla beyine taşınır ve beyin tarafından hızla alınan şeker ve oksijen adrenalin üretilmesi için kullanılır, hızlı nefes, kalp çarpıntısı yüksek adrenalin seviyesi ile birlikte panik ve heyecan durumu başlamıştır. Devamında kandaki şeker seviyesi düşer, ellerde ve ayaklar da boşalma ,dikkatin dağılması , beynimizin için boşalmış hissi hızla azalan kan şeker seviyesinin göstergesidir. Ve tekrar kan şekeri yükseltilmek için hızlı nefes alınır verilir, hızla kan pompalanır ve adrenalin üretilir ve bir kısır döngüye girilmiştir.
Stresin ve kaygının tamamen gereksiz olduğu anlaşılmamalıdır. Ne zaman stres faydalıdır ? Belli miktar ve dozda stres ve kaygı zihnin hazır bulunmasını, hatırlamanın kolaylaşmasını, öğrenmenin çabuklaşmasını ve daha yüksek enerji seviyelerinde çalışabilme gücünün oluşmasını sağlar. Doğru dozda olması gereklidir, herkes de belli dozda heyecan ve stres bulunur, yalnız bunun normal seviyeyi aşmaması ve ya kısa bir süre içerinde kendiliğinden yatışması gerekir.
Konsantre olabilme, dikkatini ve zihnini bir noktaya odaklayabilme, sakin kalabilme, kendine güven duyarak soruları yanıtlayabilme, zamanı doğru kullanılması, hızlı ve anlaşılır şekilde okuyabilme ve yorumlayabilme o ana kadar edinilen bilgi ve becerilerin, yapılan çalışma ve emeklerin sonuca dönmesinde önemli bir hale gelmiştir.
Sınavlara hazırlanırken neler yapmamalıyız?!!! Aşağıdaki taktikler sınav kazandırır sakın yapmayın!. Tembellik anayasasına zıttır.
Konsantrasyon geliştirme ve egzersizleri:
İlk şart konsantre olmaktır. En çok karşılaştığım sorulardan bir tanesi günde kaç saat çalışmam gereklidir? Sorusu olmaktadır. Oysa ki çalışılan saatin çok olmasından çok ne kadar verimli çalışıldığı önemlidir.3 saatlik bir çalışmanın yerine tam konsantre olarak 45 dakikalık yapacağınız çalışma çok daha verimli olacaktır. Yaptığınız işe kendiniz tamamen vererek odaklandığınızda ne kadar büyük bir kapasiteyi komuta eder hale geldiğinizi tahmin bile edemezsiniz. Zorunluluk olarak yapılan işler,
Rutin olarak yapılan işler,
Belli bir hedef ya da amaç olmaksızın yapılan işler,
Sonucunu görmeden ve gözümüzde canlandırmadan yapılan işler,
Kendimize güven duymayarak yaptığımız işler,
İnanmayarak ya da kızarak yaptığımız işler,
Kendi karar mekanizmamız dışında karara bağlanan işler,
Ne için, hangi sebeple yaptığımızı kendimize ikna etmediğimiz de,
Konsantre olma, odaklanma ve öğrenme güçlüğü yaşarız. Bu engellerin tek tek ele alınarak kişinin kendisinin bu soruları cevabını bulması bu sorunların büyük bir kısmının aşılmasını sağlayacaktır.
Bundan sonraki yapılacak çalışmalarda konsantrasyonun geliştirilmesinde basit birkaç öneri olarak
Siyah konsantrasyonu en çok arttıran renktir.
Lavanta kokusu dikkati en çok arttıran kokudur
Limon algılama yeteneğini arttırır,
Avakado, havuç, zencefil, kimyon ‘nun hafızayı güçlendirici hatırlamayı kolaylaştırıcı etkisi vardır.
Çalıştığınız ortamın dikkat dağıtan nesne ve objelerde uzak olması,
Her gün aynı saatte , aynı yerde çalışma alışkanlığı edinmeniz,
Belli bir çalışma sistematiği, index oluşturmanız.Yani çalışmalarınızı zihninizde bir haritaya yerleştirmeniz,
Unutma konusunda tekrar edilmeyen bilginin %80 ni geçici hafızadan belli bir süre sonra silineceğini unutmamak gerekir,
Önem derecelerine göre farklı renklerde kalemler kullanmanız,
Müzik ve televizyon gibi dış uyaranlardan uzak çalışmanız(illa müzik dinlemek istiyorsanız sırf bu amaç ile hazırlanmış konsantrasyonu arttıran özel müziklerden faydalanmanız)
Yaptığınız çalışmaları, yapmak istediğiniz şeyleri, amaçlarını çerçeveleri net bir şekilde çizilmiş kesin şekliyle hayalinizde canlandırmanız.Hatta resimlerini çizerek ya da edinerek görebileceğiniz bir yere asmanız ,
Ailenizin ve çevrenizin sizin üzerinizde stres ve baskı oluşturan uygulama ve yaklaşımlarına karşı uyanık ve dikkatli olmanız,
Uygulanabilecek çok basit birkaç yöntemdir.
Bunu dışındaki yöntemler bir uzmana eşliğinde yapılacak bilinç ve bilinçaltı çalışmaları sırasında uygulanacak süpervizör tekniklerdir.
Stres hakkında bilgi edinebilirsiniz Stresin ne dereceye kadar normal olduğunun, ne şekilde olumlu ve bize hizmet eder, ne şekilde de bize zarar verebilir bir mekanizma olduğunun anlatılması, fizyolojisi, işleyişi, ne kadar süre hangi yoğunlukta olabileceği ve ne kadar zaman içerinde hangi seviyeye gelmenin normal çizgi olacağı gibi çeşitli bilgiler edinilmelidir. Bilinçaltı ve bilincin birlikte çalışması için her iki kısmın da konuya hakim ve ne yapacağını biliyor olması önemlidir. İnsan zihni belirsizliği sevmez.
Psikolojik ve pedagojik olarak sınava hazırlık sürecinin tamamlanması:
Yazımızın ilk başında ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.
Sınav hakkında bilgi edinme ve planlamayı sağlamalısınız
Sınav ile ilgili teknik bilginin öğrenilmesi, mantık, zeka, bilgi, dikkat sorularının ağırlıkları, soruların ne şekillerde karşısınıza çıkabileceğini, nerelerde yanılabileceğinizi, nelere dikkat etmeniz gerektiğini, süresinizi nasıl değerlendireceğinizi, ayrıca mesleki rehberlik, yanlış kanı ve korkularınızı gidermenizi, hayati öneme sahip yerlerde nasıl dikkatini toplayacağınızı ve yapılabilecek hataları en aza nasıl indirgeye bileceğinizi öğrenmelisiniz.Yani işin Türkçesi tamamen "rehberlik danışmanlık" hizmeti almanız yerinde olacaktır.
NLP, hipnoz , hipnoterapi ve diğer bilinçaltı yöntemleri ve imgeleme teknikleri ile sınava hazır hale gelebilirsiniz
Hafızanın güçlendirilmesi,
Öğrenmenin çabuklaşması,
Algı filtrelerinin genişletilmesi,
Öğrenmede engel teşkil eden ön yargıların kaldırılması,
Özgüvenin geliştirilmesi,
Odaklanmanın sağlanması,
Zihinde hatırlatıcı bağlantıları oluşturulması,
Geçmişte öğrenilen ve yeni öğrenilen bilgilerin kullanılabilir hafızaya çağrılması hızlı ve doğru şekilde kullanımın gerçekleşmesi,
Panik ve heyecanın ortadan kalkmasını sağlayacak tetikleyici sistemlerin yerleştirilmesi,
Gevşemeyi çabuklaştıracak telkinlerin verilmesi,
Sınav süresince zihnin ve bedenin bu tempoyu gerçekleyecek enerji düzeyine getirilmesi ve bu süre zarfında en üst kapasitede tutulmasının sağlanması,
Kişinin gerçek potansiyelinin farkına varmasının sağlanması,
İnancın güçlendirilmesi,motivasyonun en üst seviyeye çıkarılması gibi teknikler kullanabilirsiniz.
At binenin, kılıç kuşananın, sınav ise her şeye rağmen "kedinin fareyi beklediği gibi" gözünü kırpmadan sınava etkili hazırlananın...
Ne diyelim anti-tembellik anayasasını uygulayanlar ermiş muradına, diğerleri ise hala "hayat fakültesinde" sürünmeye ve sevenlerini, ailelerini ve öğretmenlerini üzmeye devam ediyor...
|
|||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||||
|
|



