2007'den Bugüne 84,636 Tavsiye, 26,464 Uzman ve 18,848 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kürtaj Tartışması: İstisnalar Kaide Olmaz Ancak Yok da Sayılmaz
MAKALE #9102 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Haziran 2012 | 3,607 Okuyucu
KÜRTAJ: İSTİSNALAR KAİDE OLMAZ ANCAK YOK DA SAYILMAZ

Kürtaja karşı olmanın altındaki temel motivasyon bu işin vicdanlara hitap etmesi ve dini açıdan günah olabilmesi ihtimalidir. İhtimalidir diyorum çünkü bu eylemi haram sayanlar olabildiği gibi mazur gören din adamları da vardır!

Vicdani açıdan

İnsan ruhu asla yalan söylemez. Siz hiç cenazede gülen birisini gördünüz mü! Öyleyse kürtaj olmuş anaların uzun süre psikolojik yıkım yaşamaları başta olmak üzere bir dizi psikolojik süreç gösteriyor ki bu iş vicdanen doğru değil! İnsan vicdanı bu olguyu kabul etmiyor, bazı tepkilerle de bunu dışarı vuruyor. Görelim, anlayalım, iyi düşünelim diye.

Buradan çıkan sonuç şu:

Bu iş vicdanları yaralıyor, demek ki bu işle ilgili bir dizi adımların atılması, kararların alınması, bu işin bazı prensiplere bağlanması kaçınılmaz! “Bu mesele sadece anne – babanın rızasına bırakılsın” demek meseleye bireysel eş seçimi yahut beyaz eşya alımındaki kişisel tercih gibi bakmak olur ki bu mantık indirgemeci ve materyalist bir anlayıştır.

Dini açıdan bakarsak

Dinde Allah sünnetullah gereği orta yolu öneriyor. “Vasat ümmet” diyor. Yine, “Dinde aşırıya gitmeyin” ayeti, “Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz” ve, Haksız yere insan öldürmek” tanımları da aynı gerçeği işaret ediyor. Yani ne siyahı ne beyazı, her zaman ve her işte ortasını. Hatta dinde bile! Düşünün ki bir din kendisinde bile aşırıya gidilmemesini emrediyor!

Dikkat ediniz: “Yemeyiniz, içmeyiniz” de denmiyor, sınırsızca, sorumsuzca tüketin, çünkü bu iş sizin özgürlüğünüzde de denilmiyor; sadece israf etmeyin deniyor, “ortayı, makulü” esas alan bir ölçü konuluyor.

Aynı şekilde, “İnsan öldürmeyiniz” yerine, “Haksız yere insan öldürmeyin” tanımı kullanılıyor. Demek ki insan öldürmenin bile haklı mazeretleri var dine göre. Zaten modern hukuk kararlarına göre de bu böyledir! Malum, şiddet gören kadınların kendilerini korumak adına eşlerini öldürmeleri son dönemdeki mahkeme içtihatları neticesinde beraatla sonlanıyor.

Ortaya çıkan sonuç

"Demek ki bu iş evvela vicdani bir iş, o sebeple bireysel hak ve özgürlük meselesi" demekle işin içinden çıkamayız. O halde salatalığın ölçüleri bile belli kaidelere - prensiplere bağlanılan bir dünyada (gelişmiş ülkelerde) böylesi hayati bir konu hakkında bir dizi düzenleme getirmek kaçınılmazdır!

Tecavüz mağdurlarına ne diyeceğiz mantığındaki hata

Kürtaja taraftar olanlar tecavüz gibi spesifik durumları nazara vererek bu işin dileyen herkes için meşru olması sonucuna vararak mantıksal çıkarım hatası yapıyorlar. Çünkü istisnalardan hareketle genel bir sonuca varıyorlar. Her işin istisnası vardır, lakin istisnalar kaideyi bozmaz! Bahsettiğim üzere dinde domuz eti yemenin, yalan söylemenin, hatta adam öldürme işinin bile istisnası vardır! Buradan yalan söylemek ve domuz eti yemek helaldir sonucu kuşkusuz ki çıkarılamaz!

Buradan şu anlaşılıyor:

“Biz istemiyoruz, 4 çocuk fazla” diyerek dördüncüyü kürtajla almak dinen haksız yere öldürmek eylemi olsa gerektir. Ancak tecavüz vb. olaylar sonrası görülen istenmeyen doğumlarda ise en fazla istisnai bir durum söz konusu olabilir. Bu çocuklara devletin sahip çıkması bakım noktasında elbette ki çözüm olabilir ancak annenin bir çocuğunun yaşadığını bilmesi ama ona sahip çıkıp çıkamama noktasında arada kalması vb. durumlar anne için ömür boyu ızdırab (travma) kaynağı olabilir. Diğer yandan bu istisnai – özel durumlar dinimizdeki, “Haksız yere cana kıymayınız” şeklinde verdiği ölçüyle ne derece barışıyor, burada ne derece haklılık payı var, buna elbette ki din adamlarımız karar vermelidir.

Her toplumda, “Ben dini ölçü almam” diyenler çıkabilir. Bu dün de olmuştur, bugün de vardır, yarın da olacaktır.

Ancak insanların bireysel davranışları içinde yaşadıkları toplumlardan etkilenir. Kimse cam bir faunusun içinde yaşamaz. Ayrıca ülkeyi yönetenlerin kural koyarken, yasa çıkarırken vs. dayanak aldıkları görüşleri mutlaka içinde dinin de olduğu belli psikososyal ve kültürel kaynaklardan etkilenir. Çünkü insan materyalistlerin sandığı gibi sadece doku ve organ yığını bir hayvansı değildir. Batı kural koyarken batılı değerlerden, doğu da sahip olduğu kültürel ve sosyal değerlerden esinlenir.

İktidar karar vermeye muktedir olandır

Muhafazakar bir hükümet muhafazakar bir anlayış güdebilir, buna uygun bir dizi düzenleme getirebilir. Solcu veya başka bir hükümetin sol veya sosyalist değerler güderek sosyal ve işçi hakları odaklı bazı işler yapması ne kadar normal ise sağ bir hükümet için de bu böyledir.

Sol bir anlayış hayat felsefesi gereği bu işe şiddetle karşı çıkabilir, ancak çok çalışır, bir gün iktidara gelir, o zaman bu işi hukuken serbest bırakabilir. O güne değin pek tabi ki muhalefet edecek, olmuyorsa sabredecektir! Demokrasiler ayrıca tahammül rejimleridir. Uzlaşma kültürü adı altında çaktırmadan azınlığın görüşlerinin çoğunluğa dayatıldığı bir kültür değildir demokrasiler. "Yerim muhalefet dahi olsa görüşlerim illaki iktidarda olsun" demek demokratik seçim savaşında cephede kaybedenlerin masada kazanma taktiğidir.

Sonuç

Siyasi ve yasal durum ne olursa olsun içimizdeki şaşmaz mahkeme olan vicdanlar ruhsal yıkım eşiğinde ürettiği psikolojik buhranlarla kişileri,“ Bu iş doğal değil, dolayısı ile doğru da değil” diyerek uyarmaya her zaman olduğu üzere yine devam edecektir.

Dünya hayatı, “O görüş seninkiydi, bu da benimki” çatışmasıyla dün olduğu gibi bugün de, yarın da sürekli bir sürtüşme halinde sürüp gidecektir.

Nihai karar alıcılarla da bizzat eylemi hayata geçirenlerle de ilgili kararı yüce yaratıcı yarın huzuru mahşerde şaşmaz bir hükümle elbette ki verecektir.

Ak koyun kara koyun o gün yüzde yüz isabetle mutlaka ama mutlaka belli olacaktır.

O halde bizler çoğulcu ve demokratik toplumlarda düşünce ve anlayış çeşitliliğinin kaçınılmaz olduğunu, haliyle hiçbir uygulamanın herkesi yüzde yüz memnun edemeyeceğini, bu sistemin adının “demokrasi” yani çoğulculuk rejimi olduğunu bilerek yaşamaya devam edeceğiz.

Günümüzde doğum kontrol hapları, kondom gibi elli çeşit önleyici yöntem varken bir insanın daha doğarken canına mal olacak hataları işlemeye mecbur olmadığımızı, ufacık bir itina ile bu sorunları daha doğmadan önleyebileceğimizi bileceğiz. “Paramız var, bu işi yapan doktor da bulduk” diyerek işin kolayına kaçmaya gerek olmadığını anlayacağız!

Kürtaja mantıki dayanak olarak ileri sürülen “tecavüz” gibi istisnai durumlara ilişkin tedbirleri de en az kürtaj kadar önemseyerek alacak, bu zorba ve vahşi işin cezai yaptırımlarını artıracağız.

Gerekirse dinde özel durumlar için günaha bile icazet verildiğini (yalan, domuz eti, hatta insan öldürme vb) bilerek sadece istisna durumlar için farklı bir uygulama yapılabileceğini göz önüne alacağız. Mesela bu konuda kadın, psikolog, din hocasından oluşan komisyonlar kurabilir, kişilere düşünmek için zaman tanınabilir, ilgili kişiler dini ve psikolojik yönden tam ve makul bir şekilde hazırlandığında bu istisnai uygulamalar hayata geçirilebilir.

Ne ifrat ne tefrit, vasat yol… ilkesini hatırlayacağız. Kürtaj hakkında da aynı şekilde ne hiçbir istisnası yokmuş, her halükarda aynı şeymiş deme ifrat hatasına düşecek ne de tecavüzü kastederek bir istisnadan hareketle genel (meşrulaştırıcı) sonuçlar çıkarma tefrit noktasına kayacağız. Her meselede olduğu üzere itidalde kalacak, vasat yolu takip edeceğiz. Ancak böyle esas gerçeği, asıl doğruyu bulacağız. Böylece istisnaların kaide olmasına da yok sayılmasına da sebep olmayacak, birileri daha doğmamış ceninlere kıyarken bizler de aynı şeyi bu türden ölçülere yapmamış olacağız.

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kürtaj Tartışması: İstisnalar Kaide Olmaz Ancak Yok da Sayılmaz" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Kürtaj ve Psikolojik Yönleri Psk.Nilüfer ŞİŞMAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,848 uzman makalesi arasında 'Kürtaj Tartışması: İstisnalar Kaide Olmaz Ancak Yok da Sayılmaz' başlığıyla benzeşen toplam 38 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


15:45
Top