2007'den Bugüne 84,938 Tavsiye, 26,567 Uzman ve 18,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Anne-Çocuk Arasındaki Bağlanma İlişkisi ve Anaokuluna Başlama Yaşı
MAKALE #9332 © Yazan Uzm.Burcu KARAKAŞ | Yayın Temmuz 2012 | 4,811 Okuyucu
Anne-Çocuk Arasındaki Bağlanma İlişkisi ve Anaokuluna Başlama Yaşı

Yaşamın ilk üç yılında hayatın devamı için çocuk bakıma muhtaçtır. Her ihtiyaç duyduğunda ihtiyaçları giderilen (karnı acıktığında doyurulan, altı kirlendiğinde temizlenen, ağladığında sakinleştirilen) çocuk, “Beni bu dünyada koruyan ve seven birisi var, ben yalnız değilim, dünya güvenli bir yer ve ben güvendeyim, değerli ve özelim” duygusu yaşar.


Bağlanma, bebek ve anne arasında gelişen duygusal bağdır. Anne ile çocuk arasında sürekli bir şeklide, hassas, sıcak, koruyucu, kollayıcı, duyarlı, ihtiyaçları giderilebilir bir ilişki kurulduğunda, kurulan bu ilişkinin güven duygusu taşıdığı görülür. Temel ihtiyaçları duyarlılıkla, sıcak ve içten bir şeklide karşılanan çocuk, annesine güvenir ve bağlanmayı geliştirir. Böylelikle anne ile kurulan güvenli bağlanma ilişkisi çocuğun ileride kuracağı kişiler arası ilişkinin temelini oluşturması açısından da önemlidir.


J. Bowlby’a göre yaşlara göre bağlanma ilişkisine bakıldığında; bu dönemin bağlanma öncesi dönem, oluşmakta olan bağlanma ve kesin bağlanma dönemi olmak üzere üçe ayrıldığı görülür. *
*
Bağlanma Öncesi Dönem: Çocuğun doğumundan itibaren üç aya kadar olan dönemi kapsar. Bu dönemde bebeğin tepkileri seçime bağlı değildir. Herkese aynı şeklide tepki gösterir. Doğumdan hemen sonra bebekler insan sesleri dinlemekten ve insanların yüzlerine bakmaktan hoşlanırlar. Bebekler 5–6 haftalık olduklarında sosyal bir özellik olan gülümseme görülmeye başlar, bu gülümsemeler göz kontağı da içerir. Bowlby’a göre gülümseme bağlanmayı arttırır. Çünkü gülümseme, annenin bebeğine yakınlaşmasını arttırır. Bebeği gülümsediği zaman anne bebekle olmaktan mutluluk duyar ve o da bebeğine gülümseyerek aralarında bulunan sevgi ve bakım etkileşimi artar. Gülümseme kadar ağlama da anne bebek arasındaki yakınlıkla sonuçlanır. Bebeğin yardıma ihtiyacı olduğu sinyalini veren ağlama bir stres çağrısıdır ve annenin yakınlığı ile son bulur.

Oluşmakta Olan Bağlanma: Üç altı ay arası dönemi kapsar. Bowlby’a göre bu dönemde bebeğin sosyal tepkileri giderek seçici hal almaya başlar. Üç-altı ay arasında bebekler gülümsemelerinde ve agulamalarında daha seçici davranarak daha çok tanıdıkları kişilere gülümsemeye, agulamaya başlarlar. Bebekler bu dönemde ihtiyaçlarına en hızlı yanıt veren ve kendilerini en çok mutlu eden etkileşime girdikleri kişiye karşı en kuvvetli bağlanmayı oluştururlar. Giderek tanıdıkları ve tanımadıkları kişilere farklı tepkiler vermeye ve tanımadıkları kişilerle ve nesnelerle karşılaştıklarında endişe belirtileri sergilemeye başlarlar.

Kesin Bağlanma Dönemi: Altı aydan üç yaşına kadar olan dönemi kapsar. Altı aydan sonra yeni doğanın belli bir kişiye olan bağlılığı yoğun ve özel bir hal alır. Bebek annesi odayı terk edince ağlamaya başlar, ayrılık kaygısı sergilerler. Bu dönemde asıl bağlandığı yetişkin ortamdan uzaklaştığında tepki gösterirler. Bağlanmanın bu dönemine gelindiği zaman, anne ve bağlanma nesnesi arasındaki duygusal ve fiziksel ilişkiler düzenlenir. Bağlanma döneminin ilk aylarında anne bağlanma sisteminin dengelerini sağlama konusunda büyük sorumluluk taşır, çünkü çocuğun hareket etme ve etkileşimde bulunma becerisi kısıtlıdır.

Karşılıklı İlişkiler Dönemi: Üç yaşından çocukluğun sonuna kadar olan dönemi kapsar. İki ya da üç yaşına kadar bebekler bakıcılarıyla sadece aralarında belli bir yakınlığı sağlama ihtiyacı nedeniyle ilgilenirler. Örneğin iki yaşında bir çocuk anne ya da babasının gidişini anlamaz, sadece onlarla gitmek ister. *Çocuk üç yaşına geldiğinde anne-babanın yokluğunu anlayabilir ve onların yokluklarında onların yaptıklarını gözünde canlandırabilir. *Bu nedenle üç yaşından sonra anne-babanın evden gitmelerine katlanabilirler. Bu süreçte çocuklar güvenli temel tutumu pekiştirirler ve diğer kişilerle ilişkiye girerek güvenli tutumu başka kişilere transfer ederler.

Anne ile güvenli bağlanma ilişkisinin gerektiği biçimde kurulamaması halinde çocuğun gelişimi geriler hatta bazı alanlarda durur. İhtiyaçları zamanında karşılanmayan, birincil bakıcısı sık sık değişen, talepleri sıcak ve sevecen bir şekilde karşılanmayan çocukta bazı davranış problemleri gözlenir. Örneğin çocuk içine kapanır, çevresindekilere yokmuş gibi davranır, dış uyaranlara tepki vermez, konuşması geriler, uyku problemleri, kabızlık, öfke nöbetleri, inatlaşmalar yaşar, saçını-tırnağını kestirmek istemez.

Çocuğun kendisini koruyup kollayan ve bakımını yapan kişinin yokluğunda öz varlığını tehlikede hisseder ve bu durum ayrılma anksiyetesine (korkusuna) yol açar. Ayrılıkta görülen sıkıntı sadece anksiyete değildir; sevgi objesinin (anne) kaybı uzun sürerse depresyon da görülebilir. Her tehlikede sığındığı güvenli liman anne-babanın kendisini bırakıp gitme olasılığı çocuğu oldukça tedirgin eder, güvenini sarsar. Bu dönemde çocuğunun en büyük korkusu anne-babasından ayrı kalmak, kimsesiz-ortalıkta kalmaktır.


Üç yaşına doğru çocuk ayrılmanın geçici bir durum olduğunu anlayacak bilişsel olgunluğa ulaşır. Çocuk “annem gidebilir, gitse de geri gelir” şeklinde düşünmeye başladığında; yani annesinin yokluğunda onun var olduğunu ve geri geleceğini anladığında “anne devamlılığını” kazanmış olur. İşte bu bilişsel kazanım geliştiğinde ve çocuk kendi öz bakımını yapabilecek olgunluğa eriştiğinde anneden ayrıldığında hissettiği anksiyete azalır.


Çoğu çocuğun üç yaşana geldiğinde ayrılmanın geçici bir durum olduğunu anlayabilecek bilişsel olgunluğa ulaşması nedeniyle zorunlu bir hal olmadıkça üç yaşından önce anaokuluna başlaması önerilmemektedir. Belli bir süre ayrı kalmayı öğrenen, ayrılık anksiyetesi azalmış, temel gereksinimlerini konuşarak ya da jest ve mimikleri ile ifade edebilen, yürüme ve koşma gibi kaba motor becerileri gelişmiş, basit komutları algılayan (gel, otur, bekle vb) ve yerine getirebilen çocukların anaokuluna başlamaya hazır oldukları düşünülmektedir.


Okula başlama çocuk için çok uzamış ayrılığın ilkidir. Anaokuluna yeni başlayan çocuk, anne- babasından kısa süreli ayrı kalmaya katlanır. Buna rağmen okul başlangıcında çocukların % 80’i çeşitli derecelerde okula uyum (adaptasyon) güçlüğü çekerler. Uyum sorunun normal olduğu ve zamanla düzeleceği bilinmelidir. Okula başlama işi bir anda anne-babadan tam gün ayrı kalma şeklinde yapılmamalı, aşamalı olarak gerçekleştirilmelidir. Çocuğun okulda kaldığı süre ona hissettirilmeden arttırtmalıdır. Uyum sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan birisi de düzenli olarak çocuğu okula götürmektir. Çocuk ağlıyor, okula gitmek istemiyor diye anaokulu yerine alternatif sunmak, okula bir gün götürüp bir gün götürmemek çocuğun düzenini değiştirir ve sadece anaokulu döneminde değil, ilköğretim döneminde de sıkıntı yaratır.


Anaokuluna alışma döneminde anne-babaların sabırlı olması, tutarlı ve kararlı bir şeklide çocuklarını okula göndermeleri sayesinde çocuk yeni ortama uyum sağlayacak, öğretmeni ile güvenli ilişki kurabilecek ve akranları ile oyun oynayarak sosyalleşeceklerdir. Unutulmamalıdır ki okula devam etme, çocuğun kronik stresle ne kadar iyi başa çıkabildiğinin göstergesidir. Okula uyum aşamasında çocuğunuza ve kendinize zaman tanımalı, bu eğitimin gerekliliğine inanmalısınız.


Burcu KARAKAŞ

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı
Aile Danışmanı
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne-Çocuk Arasındaki Bağlanma İlişkisi ve Anaokuluna Başlama Yaşı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Burcu KARAKAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Burcu KARAKAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Burcu KARAKAŞ Fotoğraf
Uzm.Burcu KARAKAŞ
İzmir
Uzman Çocuk Gelişimi Ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi30 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Burcu KARAKAŞ'ın Makaleleri
► Anne Çocuk ve Bağlanma Sorunları Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,918 uzman makalesi arasında 'Anne-Çocuk Arasındaki Bağlanma İlişkisi ve Anaokuluna Başlama Yaşı' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuklar ve Gördükleri Korkulu Rüyalar ÇOK OKUNUYOR Temmuz 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:41
Top