2007'den Bugüne 77,144 Tavsiye, 25,055 Uzman ve 17,260 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Fobileriniz Hayatınızın Ne Kadarını Kaplıyor?
MAKALE #9449 © Yazan Psk.Vildan ÇELİK | Yayın Ağustos 2012 | 2,450 Okuyucu
FOBİLERİNİZ YAŞAMINIZIN NE KADARINI KAPLIYOR?

Korku duygusu, kişinin kendisini korumasını sağlayan bir duygudur. Organizma kendisini tehdit altında hissettiğinde bu duygu ortaya çıkar ve kişiyi varolan tehditten kurtarmaya çalışır. Örneğin, üzerinize doğru aniden ve hızla bir kamyon geldiğini düşünelim. Bunu farkettiği anda vücut derhal harekete geçer ve aniden sizi koşturur. Bu gerçek bir korkudur ve kişiyi tehlikeden korur. Eğer korku duygunuz olmazsa siz durumu anlayana kadar iş işten geçmiş olur.

Fakat korku, gerçek dışı sınırlara ulaştığında kişilerde işlevselliği kaybettirecek düzeye gelebilmektedir. Örneğin böcekten korkması nedeniyle hiçbir yeşillik alana giremeyen bir genç, hayatını böceksiz olduğuna inandığı evine hapsedebilir. Korkuların dozunu belirleyen temel nedenler arasında, bu şiddetli korkuların başlangıcında yaşananlar, kişinin bilişsel değerlendirmeleri, kişilik yapısı gibi daha pek çok unsur yer almaktadır. Örneğin travmatik bir an (aniden bir kedinin çocuğun\yetişkinin üzerine atlaması gibi) sonrasında o ana dair duyduğumuz şiddetli olumsuz duygular ve yaptığımız yanlış değerlendirmeler kişinin olayı tekrar yaşayacağına dair kaygı duymasına yol açmaktadır. Bu kaygı, korkulan obje veya durumdan kaçınmaya, kaçınma da korkunun artmasına neden olmaktadır. Bu durum kısır bir döngü halinde devam eder. Kişi korktukça daha çok kaçınır. Kaçınma arttıkça korkunun şiddeti de artar.

Korkuların literatür tanımında “fobi" kelimesi kullanılır. Fobi, en genel tanımı ile belirli bir nesne ya da duruma duyulan anormal korkudur (2). Fobiler psikiyatrik tanı kriterlerinde (ICD-10, DSM-IV) çeşitli şekilde sınıflandırılmışlardır. Örneğin agorafobi, kişinin bulunduğu çevrede tehlike anında kaçamayacağı inancının baskın olduğu bir korkudur. Sosyal fobi ise çoğunlukla beğenilmeyecek ve eleştirilecek olma ihtimalinin olduğu ortamlar ve durumlardan kaçınma ile belirgindir.

Özgül fobiler ise belli nesne veya duruma özgüdür. DSM-IV kriterlerine göre özgül fobi, sınırları belirli nesne ya da durumlardan belirgin ve devamlı bir şekilde korku duyma, fobik nesne veya durumlar ile karşılaşıldığında hemen her zaman aniden başlayan anksiyete tepkisinin ortaya çıkması şeklinde tanımlanır. Yine bu tanımlamaya göre yaşanan bu korku panik atağı şeklinde olabileceği gibi, korkunun gerçek dışı olduğuna dair inanç çocuklarda veya ergen ve erişkinlerde değişiklik göstermektedir. Çoğunlukla fobik uyarandan kaçınma vardır. Bu gerçek dışı korku veya kaçınma davranışı kişinin yaşamında işlevselliğini belirgin olarak bozmakta ve kişi korku duyacağı konusunda aşırı derecede sıkıntı duymaktadır (1).

Bu korkuların temel özelliği “gerçek dışı” şiddette olmalarıdır. Fobiler aynı zamanda çok çeşitlidir. Böcek fobisi, örümcek fobisi, köpek fobisi, yılan fobisi, enjeksiyon (iğne) fobisi, dişçi fobisi, tuvalet fobisi, deprem fobisi, kapalı alan fobisi, boğulma fobisi, uçuş fobisi, karanlık fobisi ve özellikle anaokulu çocuklarında görülen okul fobisi verilebilecek örnekler arasındadır. Agorafobi ve sosyal fobi de korkuya dair duyulan kaygı hayatın daha geniş alanını kaplamaktadır. Farklı olarak, özgül fobilerde bireyde korku sebebi olan uyaranın yokluğunda kişide herhangi bir korku veya sıkıntı olmamaktadır (2). Yani kişi uçağa binmeyecekse herhangi bir kaçınma davranışı göstermeyebilir veya herhangi bir korku duymayabilir.

Fobilerin ortaya çıkması konusunda her psikolojik (davranışçı, psikodinamik, bilişsel, varoluşsal) yaklaşım farklı nedenler öne sürse de çoğunluğu başlangıca odaklanmıştır. Kaygı ve fobiler üzerine yapılan çalışmalar en çok davranışsal paradigmalarla açıklanmaya çalışılmıştır (3). Çünkü bu kuramlarda, fobik unsura verilen ilk olumsuz tepkinin bir koşullanmaya sebep olduğu, bu koşullanmanın da kişinin o durum veya nesneden korkmasına yol açtığı ileri sürülmüştür. Fobilerin başlangıç hikayelerine baktığımızda pek çok fobinin stres verici bir olay (özellikle travmatik anılar) sonrasında ortaya çıktığı gözlenmiştir. Örneğin, bir trafik kazası sonrasında yolculuk yapamama, çocukken acılı bir enjeksiyon sonrasında iğne ve hatta doktorlardan kaçınma bir travma sonrasında gelişmiş fobilerdendir. Günümüzde yapılan pek çok akademik çalışma da fobilerin veya duyulan gerçek dışı korkuların geçmişteki travmalarla bağlantısı olduğunu göstermektedir (3,4,5). Bunlara “travma bağlantılı fobiler” denmektedir.

“Travma” en basit tanımı ile kişinin “baş edebileceği” potansiyeli aşan her şeydir. Literatür tanımı daha spesifik olsa da (3) , aslında travma kavramı çok çeşitlidir ve özellikle insanların sebep olduğu travmalar daha örtülü yaşanır. Örneğin depremde enkaz altında kalmakta, baba tarafından sürekli aşağılanmış olmak da bir çeşit travmadır. Fakat fobi gelişiminde her ikisinin de etkin olduğu düşünülmektedir.

Fobiler özellikle bazı bireylerde işlevsellikte ciddi kayıplara yol açmakta ve bu durum kişilerde depresyonu da beraberinde getirebilmektedir. Kişilerde aynı zamanda fobilerini gizleme eğilimi de gözlenmektedir. Örneğin, sürekli seyahat etmek zorunda olan bir iş adamı uçuş korkusu nedeniyle kendisini bulunduğu şehirde sabit tutmak zorunda kalmaktadır. Bunun olmaması ve yaşam kalitesinin düşmemesi için kişilerin fobilerle ilgili olarak mutlaka psikoterapi yardımı almaları gerekmektedir. Çünkü fobiler, psikoterapi ile çözüme kavuşurlar.

Öncelikle fobisi olan bireylerin bilmeleri gereken ilk şey fobilerden kurtulmanın mümkün olduğudur. Kişiler kaçındıkça ve çözüm için yardım almadıkça fobilerin hayatı kapladığı alan da genişlemekte ve bu durum kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir.

Fobilerin tedavisinde Bilişsel Davranışçı Terapi, Davranışçı Terapi ve EMDR başta olmak üzere Stratejik Terapi, Psikodinamik Terapi, Varoluşçu Terapi, Geştalt Terapi gibi pek çok metod kullanılmaktadır. Bunlar arasında pek çok araştırmada EMDR (Eye Movement Desencitization and Reproccessing) terapisi fobilerde en kısa sürede çözüme kavuşturan yöntem olarak kendisini göstermektedir (3,4). Özellikle travma bağlantılı belirtileri tedavi etmeyi amaçlayan EMDR, Shapiro tarafından oluşturulmuş bir terapidir. EDMR’de adaptif işlemleme süreci ile kişi de geçmiş anıların oluşturduğu rahatsızlık (travma sonrası stres bozukluğu, fobiler, kaygı bozuklukları gibi) ortadan kaldırılmaktadır (5). Günümüzde EMDR artık her türlü kaygı bozukluğunda kullanılmaktadır. Özellikle travma bağlantılı fobilerde oldukça etkilidir (5) ve çocuklarla da rahatlıkla çalışılmaktadır (4). Fobilerin hayatınızı yönetmemesi için bu sıkıntıyı yaşayan kişilerin yardım alması mükemmel bir adım olacaktır. Fobilerinizi yönetmeniz dileğiyle…

Uzm. Psk. Vildan Çelik

Yararlanılan Kaynaklar
1.Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı DSM-IV-TR . Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu.
2.Ruh Sağlığı ve Bozuklukları- Prof. Dr. Orhan Öztürk.
3.Ad De Jongh, Erik ten Broeke Treatment of Specifi c Phobias With EMDR, Journal of EMDR Practice and Research, Volume 1, Number 1, 2007.
4.Carlijn de Roos, Ad de Jongh. EMDR Treatment of Children and Adolescents With a Choking Phobia. Journal of EMDR Practice and Research, Volume 2, Number 3, 2008.
5.EMDR Treatment of Workplace Trauma, A Case Series, Christine Rost, Arne Hofmann, Kathleen Wheeler, Journal of EMDR Practice and Research, Volume 3, Number 2, 2009.

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Fobileriniz Hayatınızın Ne Kadarını Kaplıyor?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Vildan ÇELİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Vildan ÇELİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Vildan ÇELİK'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,260 uzman makalesi arasında 'Fobileriniz Hayatınızın Ne Kadarını Kaplıyor?' başlığıyla benzeşen toplam 4 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:05
Top