2007'den Bugüne 76,237 Tavsiye, 24,881 Uzman ve 17,105 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ruhsal Sorunlar ve Ruhsal Hastalıklar
MAKALE #9678 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Ekim 2012 | 3,755 Okuyucu
RUHSAL SORUNLAR HASTALIK DEĞİLSE İNSANLAR BOŞ YERE ACI MI ÇEKMELİDİR

HAYIR!

Psikiyatrideki sorunların hastalık olmadığını anlatan dizi yazılarım kısmi bir yanlış anlamaya da neden olmuş gibi gözüküyor. Kimi okuyucular, “Hocam hastalık yoksa bizi rahatsız eden bu durumlar normal mi, biz bunları çekelim mi yani” türünden sorular soruyorlar.

Hemen belirtmek gerekir ki kişiye rahatsızlık veren bir ruhsal durum sağlık veya hastalık olmak zorunda değildir. Yani, “Ya sağlık ya hastalık! Biri değilse mutlaka diğeri” gibi bir ikilem içinde olmamız gerekmiyor.

Ben psikoz (akıl ve düşünce hastalığı) dışındaki tüm ruhsal hallerin (özellikle duygu durum hallerinin) hastalık olmadığını, sadece (ve en fazla) “sorun” olarak tanımlanabileceğini söylüyorum.

Tıpkı ekonomik sorunlar, siyasal sorunlar, iletişimsel sorunlar, aile sorunları gibi. Görüyorsunuz ne çok sorun çeşidi var!

Demek ki tek sorun türü hastalık değil. Bir şeyin sorun olması onun illa ki hastalık olmasını, öyle kabul edilmesini gerektirmiyor. Her şey bir şeye evvela doğru teşhis koymakla başlıyor. Çünkü ardından gelecek olan tüm adımlar ona göre biçimleniyor. Siz ekonomik soruna hastalık derseniz üretimle değil; ilaca ulaşımı kolaylaştırmakla falan uğraşmak durumunda kalırsınız!

Evet, kişileri rahatsız eden her durum hastalık değildir. Kişiler pekala hastalık olmayan şeylerden de rahatsızlık duyabilirler. Mesela borca girmek, iftiraya uğramak, bir yere tayin gitmek, sevdikleri bir yakınlarını kaybetmek, aç kalmak, borç krizleri gibi durumlar da kişilerde gerek şiddet gerekse süre eksenli rahatsızlıklar yaratır. Borcu yüzünden uyku uyuyamayan kişilere nasıl ki “borç hastalığı” var denmiyor; uğradığı iftira nedeniyle ızdırap çeken kişi de “iftira bozukluğu” yaşıyor şeklinde değerlendirilmiyor; bu kişilerin en fazla zorlu bir süreçten geçtikleri ifade ediliyorsa ruhsal sorunlara da böyle yaklaşılmalıdır, onu anlatmaya çalışıyorum. Yani hastalık denilen ruhsal sorunlar hastalık değil; normal ancak zor dönemlerdir. Haliyle de tedavi ile değil (çünkü hastalık varsa tedavi vardır) en fazla psikososyal nitelikli destek ile yaklaşılmalıdır, onu söylemeye çalışıyorum.

“Kişiyi rahatsız eden bir durum var, öyleyse hastalık var” düz mantığı hastalık olmayan sorunlara alakasız tıbbi tedavileri gündeme getiriyor. Bu ise beklenilen düzeyde sonuç vermiyor. Bu yaklaşım açlık sorunu çeken birine su ile yardım etmeye benziyor. (Buna bir de psikiyatrinin vitamin noksanı olan kişilere protein yükleme garabetini ekleyin. Yani duygu, düşünce ve davranış eksenli hemen her soruna antidepresan ile yaklaşılması vahametini).

Açlık sorunu ancak tokluk durumuyla tedavi edilebilir; su ile değil! Aksi bir yaklaşım, “Öldürmeyen darbe güçlendirir” ilkesi gereğince kişileri hasta olduklarına inandırıyor, haliyle bir anda iyileşme beklentisi içine sokuyor. Bu gerçekleşmediği zaman içine girilen hatalı algı ve yanlış mücadele biçimi mevcut sorunları sahiden hastalık boyutuna vardıracak şekilde besliyor.

Ağzımdan çıkanı kulağım duyarak ve elimi vicdanıma koyarak iddia ediyorum: Mevcut ruhsal yardım uygulamaları insanları durup dururken hasta ediyor! Kanaatimce ruh sağlığımızı korumanın yolu mevcut psikiyatrik yardım uygulamalarından uzak durmaktan geçiyor.

İşte özünde tıbbi hastalık olmayan, en fazla psikososyal sorunlar diyebileceğimiz bir dizi ruhsal hallere hastalık gözüyle bakmak bir doku ve organ hastalığına yaklaşır gibi yaklaşmayı beraberinde getiriyor. Bu da mevcut sorunun doğasına aykırı düşüyor, fayda etmediği gibi söz konusu süreci beslemeye başlıyor. Çünkü bazı hallerde bir şey fayda etmiyorsa otomatik olarak zarar veriyor demektir. Bir namaz kişiyi Allah’a yaklaştırmıyorsa kesinlikle uzaklaştırıcı işlev görür! Çünkü gayri meşru tarik (yol) maksadının zıddına hizmet eder.

SONUÇ

Depresyon,

Anksiyete

Panik atak

Fobiler

Takıntılar başta olmak üzere bu gibi duygu durum ve kaygı bozuklukları diye bilinen sorunlar hastalık değildir.

Özünde öyle oldukları için değil; bize böyle öğretildiği için biz bunlara hastalık diyoruz. Öyle ezberletildiğimiz için, korku koşullamasına tabii tutulduğumuz için bunlardan korkuyoruz. Korkmak bu sorunlara yakalanma riskimizi artırıyor. Çünkü en ufak belirtilere bile gereğinden fazla duyarlı hale geliyoruz, getiriliyoruz.

Evvela korktuğumuz, korktuğumuz için kaçtığımız - kaçındığımız, kaçtığımız halde yakalandığımızda ise, ”Eyvah” diyor, bu sefer de kurtulmak için boğuşmak zorunda bırakılıyoruz. Hastalık olmayan bir sorunla boş yere boğuşmak ise bir süre sonra kendiliğinden sönecek olan bir ateşi durduk yere yellemek demektir. Yellemek ise ya ateşi körükler ya da sönmeyi geciktirir.

Oysa bunlar son derece olağan ruh halleridir; bir anomaliyle yahut patolojiyle alakalı hastalık durumları değildir. Doğası normaldir; bize olan rahatsız edici etkisi ise tamamen algılama bozukluklarımızla alakalıdır.

Bu sebeple en fazla bu noktayı düzeltecek destekleyici psikososyal yardım (çözümleyici tedavi değil) alınmalıdır. Bu evreler elbette ki zorlu yaşam evreleridir; ancak dediğim gibi, bu zorluktan kurtulmanın çaresi bunları hastalık olarak görmek, bıyıklarımızdan kurtulmak için onları yolma hatasına düşmek değildir.

Tekrar ediyorum:

Hastalık denildiğinde tedavi yani kurtulma çabası (mücadele / savaş) devreye giriyor. Oysa bu gibi zorlu ruh hallerinden kurtulma çabası ateşi yelleyici bir işlev görüyor, haliyle süreci besliyor. Çünkü beyinleri sürekli hastalık halleri ve iyileşme beklentisi üzerine kilitliyor. Böylece doğal düzelme eğilimine karşı direnç gelişmesine yol açıyor.

Dediğim gibi aç birisini su ile doyurmaya kalkışmak yardım ediyoruz duygusuna ve rehavete sebep olur; derken kişi su kaybından böbreklerini kaybeder, hatta ölür.

Büyük bir ateşi yellemek belki onu söndürebilir; ancak masum ve kendiliğinden sönecek olan ufacık bir ateşi yellemek ise onu da ha büyüterek gerçek yangınlara çevirir.

Ülkemizde ışıltılı ve cilalı ruhsal yardım ambalajı içinde olup biten işte tam da budur!

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruhsal Sorunlar ve Ruhsal Hastalıklar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,105 uzman makalesi arasında 'Ruhsal Sorunlar ve Ruhsal Hastalıklar' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ YENİBir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ YENİBu Yazıyı İyi Anla Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:34
Top