1997'den Bugüne 73,116 Tavsiye, 24,343 Uzman ve 16,572 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Aile İçi Şiddet: Çağın Çağdışı Sorunu
MAKALE #9834 © Yazan Güldane KAVGACI | Yayın Ekim 2012 | 2,701 Okuyucu
AİLE İÇİ ŞİDDET: ÇAĞIN ÇAĞDIŞI SORUNU

Kadına yönelik aile içi şiddet, erkekle kadın arasındaki eşit olmayan güç dengesine dayanan özel yaşam alanında gerçekleşen gizli tutulan ve tespit etmenin zor olduğu toplumsal bir sorundur.

Şiddet günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu ve insan hakları ihlali olarak kavramlaştırılıp kabul edilmektedir.

Kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddet kadınların ve çocukların daha güçsüz ve daha aşağı bir konumda olduğu, kökleri çok eski tarihlere dayanan ancak yeni yeni sorgulanmaya başlanan derin tarihsel inançtan beslenir.

Şiddet kökleri çok eskiye dayanan ataerkil ailede kadına yüklenen utanç ve suçluluk duygusu ile çok yakından ilgilidir. Bu yapılanma kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve ihmalin saklı tutulmasını buyurur. Bu da kadınların ve çocukların dünyasında açıklama ve saklama arasında bir gerilim oluşturarak onların duygusal ve sosyal sağlıklarını bozar.

Ayrıca sağlık görevlilerinin, polisin, jandarma, mahkemeler ve diğer toplumsal kurumlar ve akraba çevresinin bu konuda göstereceği belirsizlik şiddetin gizli tutulmasını besler.

Sağlık görevlerinin, polisin, jandarmanın bu konudaki özenli ve duyarlı davranışları şiddete uğrayan kadın ve çocukların sessiz kalmamasında çok ama çok önemlidir.

Ülkemizde şiddetin özellikle fiziksel ve cinsel şiddetin söze dökülmemesi üzerine adet gizli bir toplumsal anlaşma yapılmış gibi görünmektedir. Bu konu söz konusu olduğu zaman herkes birden bire sağır ve dilsiz kesiliverir. Çünkü söze dökmemek demek böyle bir toplumsal sorunu kayıtlara geçirmemek, bu durumu yok saymak demektir. Bu yok sayma tutumu şiddete zemin hazırlar ve bu sorunun çözümünü engeller.

Şiddetin çözümünü önleyen ve devam ettiren temel örüntü gizliliktir. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin en önemli nedenlerinden biri bu konuda yakın zamana kadar kesin tanımların yapılmamış olmasıdır. Diğer bir neden de şiddet gören kişinin nereye başvuracağı şiddeti dillendirmesi konusunda hangi süreçlerden geçeceği; sağlık görevlileri,polis, jandarma, ailesi ve yakın sosyal çevrenin ve ilgili diğer toplumsal kurumların nasıl bir tepki göstereceğinin belirsiz olmasıdır. En önemlisi de kişinin, güvenliği ve bakımının sağlanıp sağlanamayacağı konusundaki endişeleridir. Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi şiddeti önlemede ortak örüntü toplumsal bilinç ve duyarlılıktır.

Kadına yönelik aile içi şiddetin en önemlisi sonuçlarından biri çocuk istismarıdır. Çocuk istismarı kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığına dayanan aile içi şiddetin ikiz kardeşidir. Çünkü aile içi şiddetin hüküm sürdüğü aile ortamlarında çocuğa yönelik fiziksel, cinsel ve duygusal istismar ve ihmalin daha çok görüldüğü bilinen bir gerçektir.

Her zaman geçerli olmamakla birlikte eşinden şiddet gören bir anne aynı şekilde çocuklara da şiddet uygulamaya eğilim gösterir. Şiddet şiddete zemin hazırlar ve her türlü şiddetin sosyal bulaşıcılığı vardır. Demek ki çocuğa yönelik istismar ve ihmali önlemenin yollarından biri kadına yönelik toplumsal cinsiyet ayrımcılığına dayanan aile içi şiddetin önlenmesidir.

ŞİDDETİN DİNAMİĞİ

Şiddet uygulayan her suçlu mağdurun ve diğer seyircilerin hiçbir şey yapmamasını bekler. Bu da seyircilerin işine gelir. Çünkü insan doğası gereği kötü olmayanı duyma, görme ve konuşmanın evrensel çekiciliğine kapılır. Şiddet ise kötüdür. Toplumsal bir varlık olan insan, insan olmanın en yüksek mertebesine çıkabileceği gibi en aşağı mertebesine de inebilmektedir Belki de şiddeti görmemezlikten duymamazlıktan gelmenin nedeni insana bu en aşağı mertebeyi hatırlatmasındandır Gerçekten de şiddet insanı insan doğasındaki en kötü kötülük yapabilme kapasitesi ile yüzyüze getirir. Şiddet gören herkes diğerlerinden acının yükünü paylaşmasını bekler. Şiddet gören harekete geçme, ilgilenme bekler. Şiddet uygulayan sorumluluktan kaçma amacıyla görünmemeyi sağlamak için yani gizlilik için elinden gelen her şeyi yapar. Kısacası gizlilik ve sessizlik şiddet uygulayıcısının ilk ve en önemli savunma hattıdır. Şiddet uygulayıcısı bu amaçla düpedüz inkardan en ince ve kusursuz akılcılaştırmaya kadar her türlü argümanı en etkili bir biçimde ardarda sıraya dizer.

Aile içi kadına ve çocuğa yönelik şiddetin diğer bir gizleme şekli mahremiyet kisvesi altında saklamaktır. Aile mahremiyeti önemlidir. Ancak aile mahremiyeti ile aile içi şiddet aynı şey değildir. Aile mahremiyeti kavramı pratikte var olan şiddet gerçeğinin üzerini örtmek için kullanılmaktadır. Kısacası aile içi her türlü şiddetin önemli dinamiklerinden biride aile mahremiyeti altında gizlenmesidir.

Aile içi şiddetin hüküm sürdüğü ailelerde kadın ve çocuklar için ev bir hapishanedir. Çocuklar ebeveynlere bağımlılıkları nedeniyle tutsaktır. Kadınlar ise ekonomik, sosyal psikolojik yasal olarak tutsaktır.

Şiddet uygulayan kişiler kurbanlarını bir başka kişi, bilgi,maddi, yardım ve duygusal destek kaynağından mahrum etmeye çalışırlar. Çünkü bu kişiler şiddet görenin herhangi bir insani bağı kurduğu ve sürdürdüğü sürece kendi güçlerinin sınırlı kalacağını bilirler. Tecrit etme çok önemli şiddet dinamiklerinden bir diğeridir.

Şiddet ve istismar döngüsünün en acı ve aynı zamanda en belirginin dinamiği ise şiddet görenin bu tecrit koşullarında hayatını idame ettirebilmek için giderek şiddet uygulayana bağımlı hale gelmesidir. Yani insanlığı gardiyanın insafında aramaktan başka şansı yoktur.

ŞİDDETİN SOSYAL SONUÇLARI

Her türlü şiddet insanda bağ kurma, güven kontrol ve anlam duygusunu biçimlendiren olağan insan davranışını alt üst eder. Çünkü şiddet beyni ve zihni uyuşturur. Şiddet olağan insan algısını tahrip eder ve değiştirir.

Şiddet aile arkadaşlık, sevgi, saygı ve toplum bağlarını kırarak temel insan ilişkilerinde sorun yaratır. Kişiler arası ilişkileri biçimlendiren ve destekleyen kendilik yapısını paramparça eder. İnsanın var oluşuna anlam veren inanç sistemlerinin altını oyar, kişinin doğal ve toplumsal düzene olan inancını zedeler ve kişiyi varoluşsal bir kriz durumuna sokarak kişinin öz kontrolünü yok eder.

Bütün şiddet mağdurları öz benlikleri zarar gördüğü için acı çeker. Kendilerine, başkalarına ve topluma olan güvenlerini kaybederler. Aşağılanma, suçluluk ve çaresizlik deneyimleri kendilerine olan saygılarını kaybetmelerine neden olur.

Şiddete şiddet göreni onaylayan, koruyan kurban ile görüşmeciyi ortak bir zeminde birleştiren sosyal bir bağlam içinde yaklaşılmalıdır. Bu nedenle aile içi şiddeti durdurma toplumsal ve siyasi hareketin desteğine ihtiyaç duyar.

Şiddet deneyiminin başkaları ile paylaşılması toplumsal kabulün anlamlı bir dünya duygusunun oluşumu için bir ön koşuldur. Şiddetin önlenmesinde olumlu toplumsal desteğin önemi çok önemlidir. Çünkü şiddet gören insan ile toplum arasındaki gediğin onarılması ilk olarak aile içi şiddetin toplumsal duyarlılık ve kabulüne bağlıdır. Şiddeti kabul etme ve şiddeti tanzim etme şiddeti görenin düzen ve Adalet duygusunu yeniden inşa etmesi için zorunludur.

Şiddet bulaşıcıdır. Şiddet şiddete zemin hazırlar. Ayrıca şiddet nesiller arası kuşaktan kuşağa geçerek devam eder. Çünkü şiddet gören bir çocuk şiddet karşısında benliğinin parçalanmaması için ve hayatta kalabilmesi için şiddet uygulayan yetişkin ile özdeşim kurar. Bunun anlamı Büyüdüğünde onun da potansiyel bir şiddet uygulayıcısı olacağıdır.

Şiddet insanın psikolojik bağışıklama sistemini bozarak psikolojik rahatsızlıklara zemin hazırlar. Aileyi dağıtır Evlilik ilişkisini zehirler ve eşe olan güveni zedeler. Hatta yaralanmalara ve ölüme bile yol açabilir.

Toplumsal bir sorun olan aile içi şiddet günümüzde bir insan hakları ihlali ve halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir ve şiddetin yasal sonuçları vardır.

Şiddetin önlemesi ve tanzim edilesi insanın insana duyarlılığını, toplumsal ve siyasi desteğin varlığını ve iş birliğini zorunlu kılar. Unutulmamalıdır ki birşeyleri yapmanın birbirinden farklı pek çok şekli ve yolu vardır. Bu anlamda şiddet uygulayanlar kendi kendilerine yaptığım şey yapabileceğim en iyi şey midiye sormalıdırlar. Bu şiddetsiz bir yaşam için bir başlangıç bir çıkış yolu olabilir. Gerçekten yaptığınız şey yapabileceğiniz en iyi şey mi ?

Kaynaklar

1-Herman,judith.”Travma Ve İyileşme” Literatüryayınları.2007.

2-Başbakanlık Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele

Shu.Güldane KAVGACI
Aile Ve Evlilik Terapisti

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile İçi Şiddet: Çağın Çağdışı Sorunu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Güldane KAVGACI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Güldane KAVGACI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Güldane KAVGACI Fotoğraf
Güldane KAVGACI
İstanbul
Sosyal Hizmet Uzmanı
Psikoterapist, Aile ve Evlilik Terapisti,Cinsel Terapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi165 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Güldane KAVGACI'nın Makaleleri
► Şiddet Nedir? Aile İçi Şiddet Psk.Dilara KAZANCI
► Aile İçi Şiddet Psk.Özlem CAN
► Aile İçi Şiddet Psk.Burçak DEMİRKAN
► Aile İçi Çatışmalar ve Şiddet Psk.Cengiz TÜRKMEN
► Aile İçi Şiddet ve Dayak Psk.Başak DEMİRİZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,572 uzman makalesi arasında 'Aile İçi Şiddet: Çağın Çağdışı Sorunu' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Vajinismus Tedavisi Kasım 2013
► Boşanma ve Çocuk Kasım 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:13
Top