2007'den Bugüne 83,942 Tavsiye, 26,337 Uzman ve 18,770 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bir Aşk Manifestosu (Aşk ve İlişkiler)
MAKALE #9874 © Yazan Psk.Burcu ATATÜR | Yayın Kasım 2012 | 3,751 Okuyucu
Aşkı kolaylıklar öldürdü…

AŞK! Binlerce yıldır milyonlarca defa tanımlanmış ve sonuçta ne olduğu, nasıl olduğu konusunda hemfikir olunamamış, tanımlar ötesi kavram.Yaradılışın itici gücü, insanın temel elementi, hayatın ta kendisi benim gözümde. Büyük bir sanatçı, büyük bir maceracı ve çok büyük bir savaşçı.


Aşktan bahsetmek kolay değil; aşkı sınıflandırmak, çeşitlemek, bölmek, çerçevelemek, etiketlemek ise akıl karı değil diye düşünürken fark ettim en temel gerçeği. Aşk insana dair her şey olabilir belki ama aşkın olmadığı tek bir şey vardır şu hayatta: “Aşk kolay değil!”


Neden geçmiş günler bu kadar cazip gelir bize hiç düşündünüz mü bilmem? Ne zaman nostaljik konuşmalar duysam çok saçma ve yersiz bulan biriyim ben. Eskiyi yâd etme merakım hiç olmadı. Ama bugün annemle yaptığımız sabah sohbeti esnasında onun anlattıklarında bu temel gerçeği tüm çarpıcılığıyla hissettim:


Eskiden ne kadar çok işimiz vardı dedi annem. Tüm gün koşuşturup durmaktan birbirimizle uğraşıp didişecek halimiz yoktu. Bir ütünün, kömürlerin ısıtılarak yapılmasını hatırlarım, dağ gibi bulaşıkların bazen su taşınarak tek tek yıkanmasını. Bebek bezlerinin yıkanıp kaynatılması, kekin kabarması için elle ( mikser değil ) dakikalarca ara vermeden çırpılması, uzaktaki sevdiğinin sesini duyabilmek için en az bir gün önceden randevu alınıp beklenmesi, fırının çalışması için gaz pompalanması, bunun gibi bugün aşırı derecede kolaylaştırılmış nice günlük işler, bize emek vermenin kıymetini öğretmişti diye anlattı.


Size de bazen her şey geçmişte daha değerliymiş gibi gelir mi? Teknoloji insan hayatını an be an kolaylaştıran bir lüks. Gitgide hareket ihtiyacımız azaltılıyor. Tek bir tuş, neler neler hallediyor. İnsanlar özellikle fizik gücüne duyulan ihtiyacı minimuma indirdi sayılır. Günlük hayatın her noktasındaki bu kolaylıklar, zora tahammülü de gün geçtikçe azalan insanın duygu dünyasını da olumsuz etkiliyor olabilir mi?


İkili ilişkilerin ve özellikle evlilik kurumunun dünya çapında zorlandığı zamanlar geçiriyoruz. Durum o kadar vahim bir hal aldı ki, neredeyse bir panik halinde bazı kilit cevaplar arıyoruz. Bu kadınlara erkeklere ne oldu da bu kadar “kolay” vazgeçer oldular? Ya da günlük hayat tüm keşmekeşine rağmen fazla mı hızlandı ve basitleşti? Beklemek ve sabretmek “out” oldu sanki. Hız ve haz ilkesi ise “in”? Her şeye çok daha kolay ve çok daha çabuk ulaşmak, ihtiyacımızdan çok fazlasına sahip olmak, aşırı çeşitlilik sebebiyle hiçbir şeye yeteri kadar odaklanamamak, son sürat akıp giden hayatımızda kontrolsüz savrulmalar yaşamamıza sebep oluyor. O kadar hızlı geçiyoruz ki yollardan, göz ucuyla fark ettiğimiz güzelliklerin hiçbirinin tadına varamıyoruz. O kadar çok seçenek var ki önümüzde hangisini denesek aklımızın diğerinde kalmasına engel olamıyoruz. O kadar vazgeçilebilir ve yeri doldurulabilir oldu ki her şey ve herkes, kayıplarımıza bile hak ettikleri hüznü hissedemiyoruz.


Keyfimiz bile eski keyif değil farkında mısınız? Onlar bile hormonlu sanki. Şişirilmiş, parlatılmış, renklendirilmiş ama içine baktığınızda ne tadı tat, ne aroması aroma. Hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yanlış. Dingin bir an bile fazla bize. Hız elimizden bu lüksü almış sanki. Acelemiz var, ne dinlenmelerimiz dinlendiriyor ne çalışmalarımız üretiyor. Koştura koştura bir hayat yaşıyor, nereye varacağımızı düşünmekten başımızı kaldırıp da geçtiğimiz yollara bakmıyoruz.


İnsan adaptasyon yeteneği en yüksek canlılardan fakat bu uyum becerimizin kurbanı oluyoruz. Farkındalık en moda terimlerden son yıllarda ancak herkes sahip olmadığı şeyden bahseder derler bizim oralarda. Neden acaba bu kadar dile düştü bu kelime dersiniz? Bırakın fark etmeyi, farkın bile ne olduğunu unuttuğumuzdan olabilir mi? Gitgide çeşitliliğin kendisi tekdüze bir hal aldı. Günümüz aklınıza gelebilecek her ürünün, en ucuzundan en pahalısına, onlarca alternatifi olmasını şart koşuyor. Biriciklik, özgünlük, orijinallik eskisi kadar kolay ulaşılamıyor. Bir kopyalama, çoğaltma, tekrarlama, sınırsızca üretme yüzyılındayız adeta. Hastalıklarımız bile istenmeyen çoğalmalar üzerine değil mi? Kontrolsüz büyümeler?


Aşktan bahsediyorduk, sıkıcı sosyolojik değerlendirmelerin içinde bulduk kendimizi demeyin. Aşk bulunmaz bu şartlarda! Başta aşkı kolaylıklar öldürdü dedim ama yanlış söyledim. Aşkı öldürmeye insan elinden çıkan hiçbirşeyin gücü yetmez. Aşk doğanın bir mucizesidir. Ancak doğa elinden çıkma bir güç olabilir. İnsan aşka tabi olur, aşka düşer, aşka teslim eder anca kendini. Aşk mutlaktır. İnsan onu ne yaratabilir, ne yok edebilir. Aşk ölmez, öldürülemez evet ama aşk kalmaz bu topraklarda. O ne kopyalanabilir, ne seri üretilebilir, ne kısayolu olabilir, ne basitleştirilebilir, ne programlanabilir ve ne de evcilleştirilebilir!


Ev tipi ekonomik aşk duydunuz mu hiç? Tarzınıza uygun zevkli ve kullanışlı aşk modeli gördünüz mü peki? Herhangi bir bedele, evinde, duvarına asabilen var mı?


Aşk onu küçümseyenlere acımaz. Aşka saygı duymazsanız, sizi etrafında barındırmaz. Ona üstün geldim zannedersiniz ama önünüzde okyanuslar durur, siz ise bir damla suya hasret gidersiniz.


Tabiat aşkın maddeleşmiş halidir. O coşkun enerji olmasa ne bir yaprak kımıldar ne tek bir tohum açar yeryüzünde. Bazen bir facia bazen de bir mucize oluşu bundandır. Hem yıkıcı hem yaratıcı yegâne güç belki de ondadır.


Aşk basite indirgenemez. Emeğin en büyüğünü, iradenin en güçlüsünü, adanmışlığın en gözü karasını bekler sizden. Hak edilmek ister. Teslim alacağı sağlam bir yürek gerekir ona ki içine coşkuyla dolsun. Yerleşeceği en hür zihni arar ki en güzel haliyle dışa vursun. Aşk ona teslim olana teslim eder kendini. Kaçamak bakana, ürkekçe dokunana değil tüm gücüyle tutana uzatır elini. Ateşinden korkmayana, acıdan kaçmayana, yolundan dönmeyene insaf eder anca. Yıktığı, yok ettiği egoları yeniden inşa ederek, içine kendinden katarak hem ateş hem buzla döver sevdalılarını. En keskin kılıçların en esnek şekilde, tutku ve kararlılıkla dövüldüğü gibi.


Günümüzün faydacı, ben merkezci, kendine odaklı, kendine hayran, emekleri küçümseyen, hıza tapan, hazzı ön plana alan, niceliği niteliğe yeğ tutan insanı, işte bu sebepten eline avucuna sığdıramaz, evinde barındıramaz aşkı.


Eski aşklar yok artık dediklerinde, eski insanlar yok esas diyesim gelir her zaman. O mangal gibi yürekler yok. Tüm varlığıyla aşka teslim olan, korkusuna yenik düşmeyen, büyük bedeller ödeyip anlık ödüllere bile razı olan o yüce ruhlar yok.


Her şeyin bir alternatifi, herkesin bir yedeği olan topraklarda aşkın da anca taklitleri var, ne tadıyla ne kokusuyla gerçeğinin silik bir gölgesi olmaktan öteye gidemeyen.


Daha önce de söyledim, yine söylüyorum: Bizler; İranlı şair Sadi Şirazi, “Aşka uçma kanatların yanar.” dediğinde “Aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar?” diye cevaplayan Mevlana’nın ve “Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?” diye tamamlayan Yunus Emre’nin torunlarıyız. Çoğu zaman fark edemesek de genlerimizde, aşka layık olduğu ilgiyi ve özeni gösterebilme, dolayısıyla onu tüm hücrelerimize kadar hissedebilme gücü var. Aşktan gelip, aşka gidiyoruz, tek ihtiyacımız bir an durup derin bir nefes almak. Tek bir saniye için baktığımızı görüp, duyduğumuzu dinleyebilmek… Gerisi kendiliğinden gelecektir eminim…


Ne diyor Ezgi’nin Günlüğü :


“Aşk hiç biter mi?

Hiç bir şey olmamış gibi,
Boşlukta kaybolup gider mi?
Aşk hiç biter mi?

Kalır adımızla,

Bir sokak duvarında,
Bir ağaç kabuğunda,
Bir takvim kenarında,
Kalır bir çiçekte,
Bir defter arasında,
Bir tırnak yarasında,
Bir dolmuş sırasında,
Kalır bir odada,
Bir yastık oyasında….

Aşk, bitmez….


Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bir Aşk Manifestosu (Aşk ve İlişkiler)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Burcu ATATÜR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Burcu ATATÜR'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Burcu ATATÜR'ün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,770 uzman makalesi arasında 'Bir Aşk Manifestosu (Aşk ve İlişkiler)' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kendin Olmak Kasım 2012
◊ İnsanlar Kötü mü? Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:16
Top