2007'den Bugüne 82,002 Tavsiye, 25,999 Uzman ve 18,205 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Neden Öfkeleniriz? Öfkeyi Nasıl Yönetebiliriz?
MAKALE #9879 © Yazan Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN | Yayın Kasım 2012 | 3,963 Okuyucu
“Sık sık öfkeleniyorum. İncir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden ötürü... Sonra da kendime kızıyorum. Kendi kendime karar alıyorum kızmayacağım diye yine de başaramıyorum. Ne yapabilirim, bu huyumdan nasıl vazgeçebilirim?”

Bu ve buna benzer şikâyetlerle sıkça karşılaşırız. Neden öfkeleniriz peki? Kaynağını anlamak onunla baş etmeyi öğrenmenin de temelidir.

Öfkelenmenin -sinir hastalığı olan kısmını hariçte tutarsak- en temel sebebi, anlaşılmadığını hissetmek ve engellenmektir. Dinlenilmiyorsak, adamdan sayılmadığımız duygusuna kapılırız. Bu da kişide değersizlik duygusu uyandırır. Değersizlik hissine kapılan insan çeşitli tepkiler geliştirir. Bunlar; saldırganlık, sözlü hakaret, kendine zarar vermek, etrafa zarar vermek, darp, kaçınmak, kendi kendini sakinleştirerek olayı içte çözümlemek… Bu tepkilerin kimi ateşi daha çok körüklerken, kimi su gibi söndürür.
Neden herkesin öfke tepkisi farklıdır?

Bunun birçok nedeni sayılabilir. Yaşanılan çevre, alınan eğitim, uzun süre gözlemlenerek edinilen tutumlar vs. Ancak en önemlisi anne babamızdan edindiğimiz rol modeller yahut hatalı anne baba tutumlarıdır. Bu tutumlar şu şekilde özetlenebilir;

1-Miras Alınan Öfke


Anne babalar, kendi anne babalarından aldıkları eğitim ve terbiye modeli nedeniyle sorunları hükmederek ve baskı kurarak çözümlemeye çalışmaktadır. Dede ve nineden bu modelle yetişmiş kişiler anne baba olunca aynı tutumu kendi çocuklarında sergilerler. “Biz babadan böyle gördük” , “bizim zamanımızda nerde anne babasına karşı gelmek, hınk demeye korkardık” şeklinde yaklaşımlar her çocukta aynı tesiri uyandırmaz. Öncelikle anne babalar bu yanılgıdan kurtulmalıdırlar. Öfkemizin kaynağı eğer anne babamızdan aldığımız terbiye yöntemi ise ve biz bundan hoşnut değilsek, o zaman çeşitli öfke kontrol yöntemlerini ısrarla kullanmaya devam etmeliyiz. Ki bu yöntemler ateşten uzak durma, ortam değiştirme, ayakta isek oturma, oturuyorsak uzanma ve uyuma. Yine elini, yüzünü, ayaklarını su ile ıslatma şeklinde sıralanabilir.
Bir de sorunlara dair bakış açımızı değiştirerek de sıkça sinirlenmekten koruyabiliriz kendimizi. Kadının biri eşinin başına bir kova kül boca etmiş. Adam demiş ki “Allahım, ben günahlarıma karşılık senden ateş bekliyordum, şükürler olsun ki sen kül gönderdin”. Bir anlamda güldeki dikene değil, dikendeki güle odaklanmaktır bu...

2-Sorunları Acele İle Çözme İsteği


Bir kısım insanlar hedef odaklıdır. Akıllarına koydukları hedefe bir an evvel varmak isterler. Örneğin bir baba akşam evde ders çalışmayan çocuğuna o günle ilgili bir sohbet başlatıp konuyu yavaş yavaş derse getirip onu derse motive etmesi gerekirken, sert bir emir cümlesiyle; “hadi bakalım doooğru ders başına” demesi hemen her çocukta tepki ve öfke uyandırır. Çocuğumuzun yaşı ne olursa olsun iradesine yapılmış böyle bir baskı, ters tepkiyle cevabını bulur. Çocuk odasına çekilir ancak çalışmaz. Hani bir fıkra vardır ya; baba evladına zorla namaz kıldırmak istemiş. Çocuk da kılarım ama okumam demiş. İnsanın gönlüne girmeden, gönül dünyasına bir şeyler fısıldamadan baskıyla, zorlamayla hiçbir şey yaptıramazsınız. Ne diyordu büyük insan; “medenilere galebe ikna ile olur icbar (zorlama) ile değil.”

3- Konuşma Üslubundaki Hatalar


“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” demiştir bir dizesinde Yunus Emre. Öyle sözler vardır ki sahibini haklı iken haksız çıkarır, öyle de sözler var ki sahibi haksızken haklı olur. Bunu sağlayan en önemli unsur üsluptur. Yani konuşmanın şeklidir. Kızının evde ev işlerinde çok çalışmadığından şikâyetçi olan bir baba “su istiyorum, onu bile getirmiyor” demişti. Peki, suyu nasıl istiyorsunuz diye sorunca şaşırarak, “su nasıl istenir hocam, bana su getir! diyorum” demişti. “Bana su getir” cümlesi bir emir cümlesidir. Ben size aynı şekilde emrivaki konuşsam sizin de zorunuza gider ve dediğimi yapmazsınız. Bunun yerine “güzel kızım bana su getirir misin” deseniz sizce kızınız su getirmezlik yapar mı? Deyince “hocam ben o dilden anlamıyorum” demişti. Bu dilden anlamak zor değildir, sadece bir şeyi ifade etmeden önce bunu nasıl güzel ifade edebilirim sorusunu kişinin kendine sorması yeterlidir.

Hallac-ı Mansur görüşlerinden ötürü idama götürülürken halk ona tepki gösterip onu yuhalar ve taşlar. İçlerinden bir dostu olan Şiblî ise ona gül atar. Hallac-ı Mansur ona döner der ki; “Bize avamın attığı taş değil, dostların attığı gül incitti” der. Herhalde bu haliyle, gülü vermenin bile üslubu daha başka olmalı, daha zarif olmalı diyordu.
Şöyle düşünsenize; eşinize, size hiç hediye almadığı konusunda bir sitemde bulunuyorsunuz. Bir gün elinde bir hediyeyle geliyor ve “al işte istediğin hediye olsun, hadi bakalım bu muradına da nail oldun” derse mi hoşunuza gider, “uzun süre sana hediye almamış olabilirim ama bu sana dair sevgimden bir şeyler eksildiğinden değil. Ben seni hala çok seviyorum.” diyerek hediyeyi takdim etmesi mi?

Öfke uyandıran birçok meselede bir üslupsuzluk vardır denilebilir. “Üslubu beyan, ayniyle insan” diye çok güzel bir söz vardır. Bu sözden üslubun insanın insanlık kalitesini bildiren en önemli husus olduğunu anlayabiliriz.

4- Yerinde Konuşma Becerisinin Eksikliği


“İki şey akıl hafifliğini gösterir; susacağı yerde konuşmak, konuşacağı yerde susmak.”
Sadi

Yerinde konuşmayı ve susmayı bir arabanın gaz-fren dengesine benzetebiliriz. Kırmızı ışıkta, uçurumlu virajda gaza basmaya devam edersek kendi canımızdan da olabiliriz, başkasını da canından edebiliriz. Uzun tartışmalar yaşayarak aile danışmanlığımıza müracaat eden çiftlerde tartışma konularını ve şeklini irdeliyoruz. Çoğu zaman söylediklerinde kendisinin haklı olduğuna ve doğruları söylediğine ısrar eden eşler şu gerçeğin ayırdımına vardırmaya çalışıyoruz. Evet, her söylediğimiz doğru olmalı ancak her doğruyu her yerde söylemeye hakkımız yoktur. Örneğin; bir aile daveti tertiplemişsiniz, eşiniz de akşama kadar çalışıp çabalayarak yemeğini hazırlamış. Yemeklerin birinde tuz ayarı kaçırılmıştır. Şimdi adam misafirlerinin yanında “bu kadın da yaşlandı artık tuz ayarını tutturamıyor” derse yahut kadın o gün kocasının kendisine hiç yardım etmediğini misafirlerine aktarırsa her iki taraf da öfkelenir. Bu tarz tutumlar da sevginin giderek erimesine neden olur. Çocuğunun derslerinde yaşadığı problemleri arkadaşlarının, komşunun, akrabanın yanında zikretmek yine çocuğun size karşı muhabbetini azaltır, anne babasının kendisini anlamadığı ve değer vermediği duygusuna kapılır.

5- Ailenin Sabır ve İrade Yönetimi


Sevgi birlikteliğini resmi ve anlamlı hale getirmek için evlenen çiftler zamanla çocuk arzu ederler. Anne babanın zihnindeki bebek tasarımı bu süreçte çok önemli rol oynar. Öncelikle çiftin her ikisi de çocuğun varlığını arzuluyor ve özlüyor olması çok önemlidir. Bu yapılması gereken bir görev olarak algılanmamalıdır. Yeterli anne baba becerisine başlangıçta herkes sahip olmayabilir ancak baştaki olumlu niyet çok önemlidir. Olumlu niyetle birlikte çiftler zamanla ve kişisel eğitimle olgunlaşır ve gerekli anne babalık rollerini edinebilirler. Özlenmeden ve yeterince hazırlık yapılmadan dünyaya getirilen birçok çocuk maalesef yeterli ve hak ettiği sevgiyi anne babasından alamamaktadır. Çocuğu kendi özgürlüğüne tehdit olarak algılayan anne babalar onun ihtiyacını da tam görüp gözetemezler. Sabırsızlık ve acele içinde bir an evvel büyüyüp kendi ayakları üzerinde durmasını isterler. Dakikalarca ağlayan bebeğine zamanında memesini vermeyen, bu duruma âh eden, nereden doğurdum bunu ben daha büyümemişken, diyen vakalarla karşılaşıyoruz. Al şu memeyi de bir an evvel iç deyip bebeğini sarsarak veren anne, bebeğinin kişilik ve kendilik psikolojisine değersizlik duygularını aşılamaktadır. Bu değersizlik duygusuyla büyüyen bebek kendi ayakları üzerinde durmaya başlayıp özerk davranışlar sergilemeye başlayınca da ebeveyni tarafından şiddetle azarlanabilmekte hatta zaman zaman daha büyük cezalarla cezalandırılmaktadır. Bu örneklerin yanında çocuğunu özlemle bekleyen, ona dair güzel umutlar besleyen, ihtiyaçlarını zamanında karşılayabilen anne babalar çocuklarının davranışlarına daha sabırlı ve merhametkâr davranmaktadır. Olaylara körükle gitmeyen anne babalar bu tutuma muhatap olan çocuklarına da sabır ve iradeyi kullanmayı doğal olarak öğretmektedir. Yüreği geniş insan yetiştirmenin sırrı anne babaların çocuklarını yetiştirme tarzında saklıdır. Yani çocuğun hal ve hareketlerine baskıyla müdahale etmemek, ufak tefek hatalara kızgınlıkla ve öfke ile mukabelede bulunmamakta, saklıdır. Hiç mi kızmayacağız çocuğumuza? Tabi ki kızdığımız zamanlar olacaktır. Ancak kızarken adaleti ve merhameti unutmamak şartıyla… Söz gelimi sergilediği davranış zaten birçok çocukta da var olan doğal yaramazlıklarsa buna gereğinden fazla tepki vermek çocuğun da sabır ve tahammül gücünün dar kalmasına sebebiyet verir. Çabuk öfkelenen, sinir krizlerine giren, isteği yerine getirilmediğinde aşırı derecede sinirlenen, eşya kıran, arkadaşlarıyla mahallede, okulda arkadaşlarıyla geçinemeyen bir insan haline gelebilir. Bu konuda rehberliğe ve yardıma ihtiyacınızın olduğunu düşünüyorsanız bir psikolojik danışmana danışabilirsiniz.

Öfkelenmenin azı yarar çoğu zarardır. Birçok duyguda olduğu gibi… Tamamen kaldırıp atmak mümkün değildir. Zaten böyle bir durum insanın yaratılışına da terstir.
Evet, öfkelenin!
Ama haksızlığa,
Ama adaletsizliğe,
Ama sevgisizliğe,
Ama saygısızlığa,
Ama bencilliğe,
Ama kibire,
Ama düşmana…
Ama ama, yeterince ve gereğince…

Mehmet Akif Aydın
Uzman Psikolojik Danışman&Hipnoterapist

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Neden Öfkeleniriz? Öfkeyi Nasıl Yönetebiliriz?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN
İstanbul
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi76 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Mehmet Akif AYDIN'ın Yazıları
► Ne Yapmamız Gerektiği Söylediğinde Neden Öfkeleniriz? ÇOK OKUNUYOR Uzm.Psk.Emine ÖZDEMİR
► Çocuklarda Öfkeyi Nasıl Değerlendiriyoruz Psk.Dnş.Yasemin COŞGUN
► Öfkeyi Tanımak Psk.K.Esen EKİNCİ
► Öfkeyi Kötü Bilirdik Oysa Psk.Dnş.Yasemin COŞGUN
► Öfkeyi Kontrol Edebilme Becerisi… Psk.Canan SAYIOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,205 uzman makalesi arasında 'Neden Öfkeleniriz? Öfkeyi Nasıl Yönetebiliriz?' başlığıyla benzeşen toplam 44 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Yalnız Çocuklar PDF Kasım 2012
► Üstün Zekalı Çocuklar Kasım 2012
◊ Aile Şirketi Neden Batar Mayıs 2019
◊ Baba Oğul Psikolojisi Aralık 2018
◊ Bomba Bi Terapi Kasım 2016
◊ Haklılık Psikolojisi Kasım 2016
◊ Eziklik Psikolojisi ÇOK OKUNUYOR Kasım 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:01
Top