TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kim Korkar Evlilikten ?

Şanver YEREBAKAN Fotoğraf
Uzm.Psk.Şanver YEREBAKAN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi90 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 2338,

* Yayın Tarihi : 09-11-2012 - 23:47 (1419 gün önce),

* Ortalama Günde 1.65 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7197 , Kelime Sayısı : 945 , Boyut : 7.03 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Uzm.Psk.Şanver YEREBAKAN hakkında söyledikleri:
Şanver Bey ile ilk tanışmamız 2009 yılında aynı işyerinde çalışmamız sayesinde oldu. İş arkadaşlığımız zamanla onun çevresine hep pozitif bir enerji yayması, güleryüzlülüğü sayesinde güçlü bir dostluğa dönüştü. Ruh Sağlığı alanında çok başarılı olduğunu düşündüğüm bir meslektaşım olarak, güçlü analizleri, ince tespitleri ve takdire şayan tahlilleriyle hep dikkatimi çekmiştir. Psikolojik Yardıma ihtiyacı olan yakın çevreme gözüm kapalı tavsiye edebileceğim değerli bir Ruh Sağlığı Uzmanı, çevresinde sürekli olumlu bir etki bırakan değerli bir dost, iyi bir analizan olduğu için kendisine çok teşe... [DEVAMI..]
(Psk.Dnş.Tunahan UZUN, Sitemize Kayıtlı Profesyonel, 26-08-2012)

Çok yakın bir arkadaşımın tavsiyesiyle tanıştığım, yaklaşık 1 yıl süren ve biten terapiler sonucunda uzman desteğine ihtiyaç duyanlara şiddetle tavsiye edebileceğim, halihazırda aynı arkadaşıma danışmanlık yapmaya devam eden, alanına hakim, genç ve başarılı psikoterapisttir. Benimle ilgili çalışmalarında sistem şöyle işledi: Önce hikayemi dinledi. Sonra özet bir psikoloji eğitimini müteakip terapiler başladı. Seanslarda genel olarak ciddi, yeri geldiğinde esprilidir. Zaman zaman ödevler verir. Kendisinden çaktırmadan kopyaladığım taktikler sayesinde artık kendi kendime terapi yapabiliyorum.
(Ümit KAxx, Danışan, 22-12-2015)

Şanver Bey'le yaklaşık 1,5 sene önce psikolojik destek almaya karar vermem ve internetten yaptığım araştırma sonucu tanıştım. Bundan 1,5 sene önce şimdi olduğum yerden çok uzakta, neredeyse bitik bir haldeydim. Hayatından ve kendisinden nefret eden, madde bağımlılığı olan ve hayatını tehlikeye atarak heyecan arayan biriydim. Karşı cinsle olan ilişkilerimde, ailemle ve arkadaşlarımla olan ilişkilerimde ciddi sorunlar yaşıyordum. Şanver Bey'le yaklaşık 3 ay yoğun olarak haftada 2 gün çalıştık ve ben bağımlılıklarımdan kurtuldum. Şehir değiştirme kararı aldım ve yeni bir hayata adım attım. Bu sür... [DEVAMI..]
(Dilara E., Danışan, 23-08-2016)

Uzm.Psk.Şanver YEREBAKAN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
Kim Korkar Evlilikten ?

KİM KORKAR EVLİLİKTEN ?

Evlenmek; kimine göre Leyla’nın içinde yaşadığı bir cennet bahçesine kavuşmak, kimine göre ağzına bir parmak bal çalınan adamın kör kütük geçtiği köprünün sonundaki esaret adasında yaşamak , kimine göre de neslin devamını sağlamak-hayatı düzene sokmak-yalnızlığı gidermek gibi durumlardan dolayı eş aramaktır; çoğu zaman neden evlendiğini yıllar sonra anlamaktır.


Kişilerin ekonomik, sosyal, mesleki ve duygusal hayatlarında gerekli olgunluğu yakalamasıyla ortaya çıkan evlilik düşüncesi, toplumun biyopsikososyal döngüsüne katkı sunan en önemli dinamiklerdendir. Bu düşünce, öncelikle kişinin hayatını sonrasında da toplum yapısını derinden etkileyen değişimleri içinde barındırmajtadır. İşte tam bu noktada bazıları hazır olduğunu hissedip evlenmeye niyetlenirken bazıları da ya ertelediğini söylüyor ya da evlenmenin o kadar da iyi bir şey olmadığını ifade ediyor. Evlenmek istememenin kişisel yada toplumsal nedenselliğine baktığımızda birçok farklı durum görmek mümkündür. Ben bunlardan bir tanesi olan “özerkleşme” faktörü üzerine durmak istiyorum.


Özerkleşme; bebeklik döneminde yürümeyle başlayan ve tuvalet alışkanlığı kazandığımız 3-4 yaşlarına kadar devam eden süreçte, dünyayı tanıma ve keşfetme girişimleriyle kendini şekillendiren temel yaşam becerisidir. Sonrasında bu beceri, hayatı bir çok yönden kuşatan kişilik yapısının çekirdeğini oluşturur. Kişilik yapısının çekirdeğinde var olan özerklik kavramının çocuk gelişimindeki aşamaları üzerine araştırmalar yapan Margaret S. Mahler insan yavrusunun gelişimini 3 temel dönemde açıklar;

(0-2 ay) otistik dönem ( Kendi iç dünyasına ve beden algısına dönük olduğu dönem )
(2-6 ay) simbiyotik dönem ( Anneyle karşılıklı beslendiği ve füzyonun olduğu dönem)
(6-36 ay) ayrışma ve bireyleşme dönemi
- Ayrışma denemeleri (6-16 ay)
- Tekrar yakınlaşma (16-20 ay)
- Ayrışma ve bireyleşme (20-32 ay)

İki üç yaşlarından sonra merak duygusuyla dünyayı keşfe çıkan çocuğun belli sınırlar içerisinde dünyayla temas etmesi ve deneyimler yaşamasının desteklenmesi ile devam eden bir süreçtir özerkleşme. Özerkleşme çocuğa tercih yapma hakkı verdiği gibi yapmış olduğu tercihin sonuçlarına katlanma zorunluluğunu da ortaya koyar. Yaptığı davranışların sorumluluğunu üzerine almaya başlayan çocuk büyüdükçe hayatın sorumluluğunu alması gereken yaşa gelir. Artık o büyümüş olgunlaşmış, kendi hayatı adına kararlar veren ve verdiği kararlarla hayatını yaşamak zorunda olan bir insan olmuştur. Özerkleşen ve olgunlaşan kişi özgürce yaşamanın keyfini çıkarırken özgürlüğün bedeli olan sorumluluğun yükünü omuzlarında hissetmektedir.


Yetişkinlik dönemine kadar özerkleşme ve bireyleşmeyi güvenli bağlanma zemininde gerçekleştiren genç yetişkinler anne babasına yeterince bağlıyken, bağımlı durumda değillerdir. Bu durum genç yetişkinle anne babası arasındaki bağların zayıf olduğu ve birbirlerine yeterince destek olmadıkları anlamına gelmez, aksine kendinden ayrıştığını ve farklı bir birey olduğunu kabul eden anneyle çocuğu arasında ciddi bir sevgi ve güven bağı olduğunu fakat varoluşlarını birbirinin üzerine inşa edip işgalci davranmadıklarını gösterir. Çocuğuna yeni ve özgür bir dünya kurmasına izin veren annenin çocuğu da zamanı geldiğinde tüm sorumluluklarını üzerine alıp uygun bir eş tercihi yapacak ve kendi hayat sistemini yeniden yapılandıracaktır.

Ailesi onun için çok önemlidir, kendisi de ailesi için çok önemlidir ve hayatlarının sonuna kadar yardımlaşma dayanışma içinde olacaklardır. Çocuklarına temel güven duygusu içerisinde yeterli ilgi ve sevgiyi hissettirdikten sonra onları birey olarak kabul edip iradesine saygı göstermeyi becerebilen aileler, kendilerine bağımlı silik insanlar değil kendi ayakları üzerinde durabilen ve ailesine bağlı olan güçlü insanlar olmalarını sağlamış olurlar.

Özerkleşme sürecinde sorun yaşayan ve otuzlu yaşlarda olmasına rağmen hala annesinin dizinin dibinde oturup kendini “annesinin birtanesi“ olarak tanımlayanlar vardır çevremizde. Annesini, bireyleşme ve özerkleşmesinin önündeki bir engel olarak görmesine rağmen ondan kopacak kadar gücü yoktur. Anne, yere göğe sığdıramadığı oğluna denk bir gelin bulmanın zorluğundan bahsederken, oğlu da annenin yerine koyacak ve anne gibi onu besleyecek bir eş bulmanın imkansız olduğunu düşünür. Bir taraftan çocuğunu evlendirip onun bir aile olmasını isteyen anne bir taraftan da kendinden bağımsız olmasını kabul edemeyecek kadar çocuğuna bağımlıdır. Ayrışma sürecinde annenin gelinle yaşayacağı gerginlikler, annesinin güvenli limanından eşinin limanına yanaşmayı düşünen oğlunun bu aktarımı tam olarak gerçekleştirememesine sebep olacaktır. Bir yandan annesini bırakamadığı için eşi tarafından kendi olamamak ve anakuzusu olmakla suçlanacak diğer taraftan da eşine alışmaya çalışırken kılıbık olduğu, eşinin kontrolünde olduğu gibi ifadelerle eleştirilecektir.


Özerkleşme sürecini sağlıklı bir şekilde gerçekleştiren ya da hiç gerçekleştiremeyip ailesine bağımlı bir şekilde yaşayan kişilerin, evlilik kararını daha kolay verdikleri görünmektedir. Biri zaten kendi ayakları üzerinde durduğu için olgunlaşıp güçlenmiştir ve evlenmek onu sorumluluklardan dolayı zorlayacak bir süreç olsa da kaldıramayacağı bir yaşantı olmayacaktır. Bundan dolayı korku değil belki biraz zorluk yaşayacağını düşünecektir. Bağımlı yetişen kişiler ise evlilik kararından evlilik sürecinin planlanmasına ve gerçekleşen evliliğin ayakta durmasına kadar birçok sorumluluğu ailesine yüklemekte, kişi maddi manevi ailenin garantörlüğüne ihtiyaç duymaktadır. Bundan dolayı çocukluktan beri ihtiyaçları ailesi tarafından belli kurallar doğrultusunda karşılanmış olan kişi bu süreci ailesinin kurallarına göre oynadığı takdirde sıkıntı yaşamayacağını düşünecek ve evlilik ile ilgili ciddi korkular yaşamayacaktır.


Asıl sıkıntı, özerkleşme ve bireyleşme sürecini sağlıklı geçirmediği halde yaşamının belli bir döneminden sonra özgürlüğünü hisseden kişilerin evlenmeyi tekrar annenin kontrolü altına girmenin bir türevi olarak algılamasıdır. Evliliği, yıllardır mücadelesini verdiği özerkliğin ve bireyselliğin bitişi olarak görmesidir. Bu tip kişilerde evlenme korkusu ya da isteksizliği, henüz tam olarak kazanamadığı kimliğini kaybetme ve anne türevi olan birine teslim etme anlamına gelebilmektedir. Ya da doğru kişiyi arıyorum diyerek uzun yıllar evliliği erteleyenleri “ esaretinden yeni kurtulduğum anne/baba mın yerini almak isteyen kişilerle değil beni ben olduğum için tercih edecek, bireyselliğimi ve özerkliğimi önemseyerek kendim olabileceğim bir dünya da benimle yaşamak isteyecek birini arıyorum ” şeklinde anlayabiliriz.


O halde şunu söyleyebiliriz; ne tam anlamıyla kültürünü ( bağımlı kişilik yapısı, ataerkil yapı ) yaşayan insanlar ne de bireyleşme ve özerkleşme gibi biraz batı kültüründen gelen fakat olgunlaşmayı beraberinde getiren özelliklere sahip insanlar evlilik sürecinde çok fazla kaygılanmazken, gelenekçi bir yapıda büyüyen fakat sonrasın da bireyleşme ve özerkleşmesini tamamlamaya çalışan yani geçiş sürecinde olan insanlar ciddi düzeyde kaygılar yaşayabilmektedirler.


Şanver YEREBAKAN

Psikolojik Danışman- Psikoterapist

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Kim Korkar Evlilikten ?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Şanver YEREBAKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Zararları , Uzm.Tuğba DEMİRÖZ
  • Kullan-At Kültürü Ve Alışveriş Bağımlılığı , Tayfun DOĞAN
  • Ergenlerle İlgili Sıkça Sorulan Sorular , Gülçin DÖNMEZ FİDAN
  • İlişkilerdeki Büyük Tehlike! Ama Biz Severek Evlendik! , Nur GEZEK
  • Evliliği İyi Şeylerle Doyurmanın 10 Yolu , Ümit KARABULUT
  • Aile Ortamı Ve Çocuğa Etkisi , Uzm.Murat ÇAKIR
  • Kişilik Bozuklukları , Özgür TÖNBÜL
  • Depresyon , Uzm.Selin OYMAN
  • Yeni Moda Bilgisayarlar Ve Çocuk Gelişimindeki Etkileri , Uzm.Nilüfer ÖZKAN BUDAK
  • Stres Ve Stresle Baş Edebilme , Dr.Hüseyin DOĞAN
  • Karakter Ve Kişilik Oluşumunda Anne Sütünün Rolü , Dr.Hüseyin DOĞAN
  • Zihinsel Antrenman Ve Performans , Fahri ŞAHİN
  • Postpartum (Doğum Sonrası) Depresyonu Ve Tedavisi , Uzm.Gülcem YILDIRIM
  • Panik Atak İle Başa Çıkmanın 10 Altın Kuralı , Uzm.Sinem MALKOÇ
  • Cinsel Saldırı Ve Saldırganın Psikolojisi , Toğrul SALAMZADE
  • Cinsellik Ve Cinsel Gelişimin Çocuklar İle Konuşulması , Uzm.Uğur ÇAPULCUOĞLU
  • Ne Zaman, Nasıl, Kimden Psikolojik Destek Almalı? , Makbule UZUN ÇINAR
  • İlkokula Başlayan Çocuklar İçin Ailelere Öneriler , Uzm.Cenya KATALAN
  • Okula Adaptasyon Süreci , Uzm.İpek BERTAN
  • Sosyal Medya Aşkları Ve Psikoloji , Uzm.Rüveyda ÇELENK YILMAZ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    13:24
    Top