1 yıllık evli çift, erkek yeterince sertleşemediği için cinsel ilişkiye girmedikleri şikayeti ile geldiler. Her ikisinin de ikinci evlilikleriydi. Kadın ilk evliliğini tutku ile sevdiği amcaoğlu ile yapmış, fakat yengesi oğlunu başkası ile evlendirmek istediği için 1 yıl sonra boşanmaya mecbur kalmıştı. Son derece konuşkan, sözünün nereye gittiğine dikkat etmeyen, sözleri ile kocasını mahcup eden bir yapısı vardı. Erkek ise görücü usulü yaptığı evlilikte karısına duyduğu sevgiye karşılık bulamamış ve aldatılmıştı. Yapı olarak sessiz, sakin, kısmi bedensel engeli olan, yumuşak huylu biriydi. İlk eşiyle birkaç kere ilişkiye girebildiğini ama ikinci eşi ile hiç ilişkiye giremediğini söylüyordu. İlk görüşmede kadın sık sık kocasının sözünü keserek, kendi algısı ile olayları anlatmaktaydı. Yalnız yapılan görüşmelerde kadın ilk eşine duyduğu aşkını, ikinci eşiyle onu kıyasladığını, ikinci eşini sürekli yerdiğini, onu aşağılayıp, olumsuz şekilde yargıladığını gösterirken; erkek yine kendine yönelik sorunlar, yetersizlikler ve olumsuz hatıralar tanımlamaktaydı. Erkek, çok küçük yaşlarda babasını kaybetmiş, bir gözü görmediği için ablalarına oyuncak olmuş, sürekli horlanmıştı. Yaşadığı çevrede sürekli arkadaşlıkları olamamış, gurupların kenarında tutulmuştu. Evliliklerinde sosyal roller alışılageldik modelin dışına çıkmış, erkek edilgen, kadın baskın karakter sergilenmekteydi. Öncelikle bu duruma dikkat çekildi, herkesin toplumsal beklentilere göre hareket etmesi, karşılıklı sevgi ve hoşgörünün öne çıkarılması, suçlamalardan ve aşağılamalardan vazgeçilmesi, cinselliğin haricinde başka paylaşımlara öncelikle önem vermeleri önerildi. Birlikte sofraya oturmak, sohbet etmek, evi toplamak, dışarıda gezinmek vb sosyal yapılanmanın öne çıkarılması sağlamaya çalışıldı. Bir sonraki görüşmede kadın kapıdan girer girmez, feryat figan biçimde hiçbir değişiklik olmadığını söylüyordu. Adam ise sessiz ve suçlu bir biçimde köşede oturuyordu. Yapılan incelemede ödevlerin yapılmadığı, eski eşlerin sürekli gündeme getirildiği, kadının aşağılama ve hakaretlerin sürdüğü, birlikte ortak hiçbir şey yapmadan, paylaşımlarını arttırmadan geldikleri anlaşıldı. Bu vaka, verilen ödevlere gereken önemi göstermediği için devam ettirilemedi. Çünkü, cinsel terapi, terapistin kaptanlığında ve eşlerin çabasıyla yürüyen bir gemi gibidir. Tayfalar üzerine düşen görevi yerine getirmezse, gemi yürümez. Bu vakada çok derin, dinamik sorunlardan dolayı, belki de yıllarca sürebilecek bir tedavi sürecine ihtiyaç vardı aslında. Eş desteğinin gerekliliği de göze alındığında kadın, tedaviyi engelleyici özelliklere sahipti. Bu çift, 1-2 görüşmede erkeğin sertleşeceği ve çiftleşmenin gerçekleşeceği inancı ile tedaviye gelmişlerdi. Bu sebeple ödevlerin önemini kavramak zor gelmişti.
Bu yazıya atıf yapmak için yazının internet adresine link verilmelidir. Yazı yazarının izni olmaksızın başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
* Yayın Tarihi : 04-11-2009 - 11:55 (934 gün önce),
* Ortalama Günde 0.52 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 2774, Kelime
Sayısı : 346, Boyut : 2.71
Kb.
Lütfen Dikkat :
Sitemizde yayınlanan mesleki anıların telif hakkı tamamen
yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı
olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir
yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle
başka mecralara aktarılamaz.
Bu metinden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya
"ERKEK VE İKTİDAR" başlıklı yazının tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Betül NAZLISÖZ'e aittir ve yazı, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) Mesleki Anılar Kütüphanesinde yayınlanmıştır. ibaresi eklenmelidir.
Bu ibare eklenmek şartıyla, yazıdan Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller
üye
sayfaları içinden, Mesleki Anılarınız bölümü altında, YENİ
ANI GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya
mmesleki anılarını ekleyebilirler.